Meclis’te “Ülkücüler bunu yemez” polemiği

Bu haber 13 Aralık 2013 - 15:35 'de eklendi ve 936 kez görüntülendi.

MHP Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz’ın, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’a yemin ettiği gün söz hakkını devretmesi, MHP’li ve AKP’li milletvekilleri arasında gerginliğe neden oldu.

yazir81522b325

Ulaştırma Denizcilik ve Habercilik Bakanlığı ile Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2014 bütçelerinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerinde grubu adına konuşmak üzere kürsüye gelen MHP’li Korkmaz, AKP Çorum Milletvekili Salim Uslu’nun, söz hakkını Balbay’a devrettiği için kendisi hakkında “tweet” attığını söyledi.

Korkmaz’ın konuşması şu şekilde:

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum ve sözlerimin başında 2014 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini niyaz ediyorum.

Konuşmama geçmeden önce bir hususu sizlerle, paylaşmak istiyorum, kıymetli Meclisimizle. Meclis İdare Amiri Sayın Salim Uslu Bey’in burada olmasını da memnuniyetle karşıladım. Benimle ilgili bir tweet atmış arkadaşlar. Bütçenin, liderlerin konuşmuş olduğu, ilk günü söz hakkımı Sayın Mustafa Balbay’a devretmiş olmamdan dolayı -hakikaten bu nezaketi alkışlamak yerine- beni âdeta eleştiren ve kendi seçmenimiz önünde zor duruma düşürmeye çalışan -kendince- bir tweet atmış.

Kim bu Salim Uslu? Bu, Salim Uslu arkadaşımız Meclis İdare Amiri yani burada bir sıkıntı olduğu zaman ağırbaşlılığıyla, nezaketiyle olaylara el koyup herkesi sükûnete davet edecek adam.

Efendim, Milliyetçi Hareket Partisinin tavrını aslında bütün Meclis burada anladı ama Sayın Uslu ben size bir kez daha özel olarak anlatayım, burada galiba bir anlama sıkıntınız var, özel olarak anlatayım ben size.

Adalet ve Kalkınma Partisi ve BDP’nin sözde Kürdistan’ı kurma girişimine karşı Milliyetçi Hareket Partisi “Artık bu sözün bittiği yerdir.” anlamında ilk gün konuşmama kararı aldı ve ben de bu konuşmama kararına istinaden konuşmadım.

Bu konuşma hakkımı da dört yıl dokuz ay özgürlüğünden mahrum edilmiş -hukuksuz ve bunun iki buçuk yılı -senin gibi, benim gibi seçilmiş bir milletvekili olarak- kendisine bu kürsüden söz hakkı verilmemiş Sayın Mustafa Balbay’a devrettim.

Devletin bütünlüğü, cumhuriyetin temel kazanımları ve milletin birliği hususunda ortak paydası olan, ister Adalet ve Kalkınma Partisinden ister Cumhuriyet Halk Partisinden, hangi arkadaşımız olsa ben yine bu konuşma hakkımı devrederim çünkü bu bir nezaket duruşudur. Sayın Uslu…

Tabii, nezaket duruşudur derken belki de hata ediyorum arkadaşlar, Sayın Salim Uslu’yla “nezaket” kelimesini yan yana getiriyorum. Hâlbuki kendisi, Mecliste aynen kendisi gibi seçilmiş bir milletvekiline saldırarak Meclis kayıtlarına, Türk siyasi tarihine girmiş bir insandır. O yüzden, belki de şöyle demem lazım, sözümü şöyle bağlamam lazım: Sayın Uslu, sen kim nezaket kim!

Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; böyle bir giriş yapmak zorunda kaldığım için gerçekten üzgünüm.

Tekrar saygıyla selamlıyorum ve Meclisin mehabetine uygun bir biçimde, inşallah, Meclis idare amirlerine kavuşmamızı niyaz ediyorum.

Eğri oturup doğru konuşalım kıymetli arkadaşlar. Hazırladığınız bütçe tasarısı AKP Hükûmetinin sesinin, nefesinin tükendiğinin ve ringe havlu attığının ilanıdır. Sattınız, savdınız, cumhuriyet hükûmetlerinin birikimini âdeta bir mirasyedi gibi har vurup harman savurdunuz. Deniz tükenmiştir beyler. Bu yüzden, bu bütçe ülkemizin ve milletimizin önünü açan, dertlere deva olan bir bütçe değildir. Ağır bir mali disiplin bütçesiyle milletin karşısına çıkıyorsunuz. Size ve çevrenize, yakın çevrenize sevdanın yolları, millete kurşunlar.

“Ülkeyi zenginleştiriyoruz, millî geliri artırıyoruz.” diyerek, milleti avutarak bugünlere geldiniz. Evet, bir zenginlikten bahsetmek mümkünse olsa olsa yakın çevrenizde oluşturduğunuz saadet zincirinden bahsedilebilir. Milletin çoğunluğu soruyor değerli milletvekilleri: “Madem ülke zenginleşiyor, bahsettiğiniz bu zenginlik içerisinde bizim payımız nerede?” Bugüne kadar bu talepleri hep “az sonra” diye ertelediniz ve çoğunluğu sizlere oy vermiş kitlelerin hakkını vermediniz. Tertemiz oylarıyla sizleri iktidara taşıyan işçinin, köylünün, emeklinin, esnafın ve diğer sosyal kesimlerin hakkının üstüne âdeta bir çizik atarcasına inkâr ettiniz. Vatandaşın mihnet ve sıkıntıları üzerine inşa ettiğiniz siyasetiniz duvara dayanmıştır ve bu acziniz bu bütçeyle gün yüzüne çıkmıştır.

Bütçenin bütün yükü dar gelirliler üzerindedir. Bütçe rakamları söylüyor bunu, ben değil. Toplam tahminî gelir vergisi 107 milyar, çalışanlardan kesilecek gelir vergisi 67 milyar. Bunun anlamı, toplam gelir vergisinin yüzde 63’ü ücretli çalışanlardan ve sabit gelirlilerden alınacak. Bugün, üretilen mal ve hizmetlerin yüzde 95’i ülkemizin en zengini olan yüzde 5’ine, yüzde 5’i de nüfusun yüzde 95’ini oluşturan orta hâlli ve fakir kesimlere gidiyor. Nimeti dağıtmada böyle. Peki, külfeti dağıtmada yani vergi toplamada nasıl? Tam tersi. Fakir ve orta hâlli kesimlerden toplanan vergi zenginlerden toplanan verginin katbekat üzerinde. Zengin ve fakir arasındaki fark tam 8 kat. Ballı kaymak tabakasında oturduğunuz için diğer tabakaları, aşağıdaki tabakaları görmüyorsunuz değerli AKP milletvekilleri. İşte, yarattığınız ekonomik mucizenin vatandaşın cebine yansıması böyle.

“Adımız Adalet ve Kalkınma Partisi” diyorsunuz ama refahı dağıtmaya gelince birden kurt adam hâline dönüşüyorsunuz. İnsanlar soruyor: “Nerede bu adalet?” Milletin sırtına binerek kendinizi taşıtıyorsunuz. Nerede bu milletin iktidarı ve nerede onun iradesine saygı?

Türkiye bugün enflasyon oranına kıyasla -bakın, tekrar ediyorum, enflasyon oranına kıyasla- en pahalı faizi ödeyerek borçlanmaktadır. Ee borçlanmayıp ne yapacaksınız? Mecbur. Çünkü ekonomik politikanızın ana ekseninde borcu borç alarak kapatmak var. Bakalım, nereye kadar idare edeceksiniz. Milletin parası ile içeride ve dışarıda yüksek faizlerle borçlanarak hâlen daha faiz lobisini zengin etmeye devam ediyorsunuz. Bizzat Başbakan söyledi bunları, ben değil “Faiz lobisi bizim zamanımızda 5 kat zengin oldu.” diye. Canavarı büyüttünüz, şimdi önüne ne atarsanız atın doymuyor. Bu söz sonrasında ekonomi politikalarınız değişti mi? Hayır. Aynısıyla devam. Bunun anlamı, faiz lobisini zengin etmeye devam ediyoruz demek. Tüm cumhuriyet hükûmetlerinin gerçekleştirdiği ortalama kalkınma hızını bile gerçekleştiremeyen, faiz lobisine ve yabancı sermayeye beşer beşer, kendi insanına çeyreği bile çok gören bir Hükûmet olarak tarihteki yerinizi aldınız bile.

Rahmetli Erbakan Hoca’nın mektep kaçaklarına dediği gibi “Sizi gidi faizciler sizi.”

Çalışma hayatında oluşturduğunuz yandaş, sarı sendika ve meslek kuruluşlarıyla da kitleleri bastırıyor ve çalışan yerine sendika ağalarıyla anlaşıp gül gibi geçinip gidiyorsunuz. Çalışanları bu sendikalara üye olmaya zorlayan Hükûmet, uygulamaları ile ve sarı sendikaları ile efendim, koruyor, kalkındırıyor. Onlar da Hükûmete diyet borcunu, Hükûmetin zulüm politikaların susarak, görmezlikten gelerek ödüyorlar, “Emret Başbakanım” dizisini oynuyorlar.

Kasım kasım kasılan bir Başbakanımız var. “IMF’ye 5 milyar dolar, Mısır’a 2 milyar dolar, hatta Kızılderililere bile 200 bin dolar verdik.” diyor.

Sayın Başbakan, ülkemizde 4 milyon öğrencisinin 400 binine yurt imkânı sunuyorsun, parayı siyasi hırsların için sağa sola dağıtırken millete soruyor musun? Bir taraftan yurt yok, diğer taraftan “Kız erkek niye aynı yurtta kalıyor?” diye soruyorsun. Sen seçenek sundun da millet mi kabul etmedi? Bu dağıttığın paralarla mesela yurt meselesini tamamen çözebileceğini kimse sana söylemiyor mu? Senin şu yaptığın, alın teriyle kazanan aile parasını malum yerlerde, malum şahısların göbeğine para yapıştıranlara benzemiyor mu?

Bu para, milletin parası, millet muhtaç ama Sayın Başbakan milletin parasıyla ulufe dağıtıyor.

Değerli milletvekilleri, 2014 yılında memur maaşlarına sadece 123 lira zam yapılması kararlaştırılmıştır. Son bir yılda ise sadece zorunlu harcamalardaki artış, dikkat edin, 186,5 liradır.

Sayın Hükûmet, bütçeniz, bırakın refahtan pay vermeyi, memur için mevcudu bile korumayı başaramamıştır. Yani AKP yönetiminde geçen her geçen yıl bir öncekine rahmet okutmaktadır, çalışan, üreten insanlar her geçen yılı özlemektedir.

Nüfusun, rakamlara attırdığınız taklalara rağmen, yüzde 16,3’ü sürekli yoksulluk içinde yaşıyor, diğer yüzde 16’sı da sınırda yani nüfusun üçte 1’i yoksul. Kaba bir hesaplama ile bu, 25 milyon insana tekabül ediyor. “Yoksul” diyorum, belki bunun ne anlama geldiğini son zamanlarda unutmuş olabilirsiniz ama Türkiye’deki hanelerin yüzde 62’sinin 1.200 liranın altında bir gelirle yaşadığını söylersem vahameti bir nebze anlatmış olurum. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı ayda 1.050 lira.

Başbakanın çok sevdiği simit hesabından gidelim. “3 çocuk” diyor Başbakan, anne, baba, 5 kişi. 3 öğün ve her öğün katıksız, sadece bir simit ve bir çay ile karnını doyurduğunu hesap edelim. Aylık masrafı, evet arkadaşlar, 1.080 lira. Sayın Başbakanın dün söylediği miktar “800 lira asgari ücret var.” diyor. Yani Başbakanın burada farklı bir hesap çıkarması ya rakamları bilmediğini ya da koskoca Meclisi aldatmaya yönelik bir beyan olduğunu üzülerek burada belirtmek durumundayım.

1,4 liraya çıktı simit. 1 lira da çay üzerine koyarsanız… Hâlâ nasıl bir ekonomik mucizeden  bahsedebilirsiniz arkadaşlar?

Bu zenginlik kimin cebinde? Artık kafanızı kumdan çıkarın. İşçi, köylü, memur, emekli, esnaf aç. “Kişi başına geliri 10 bin dolara çıkardık.” sözü yoksul kitleler için hiçbir şey ifade etmiyor. Söyledikçe devlete düşman kazandırıyorsunuz. Bu ülkede kişi başına 10 bin doların görüldüğü hanelerdeki nüfusun oranı sadece yüzde 1,2.

Bu uyarıları dikkate alın arkadaşlar. Hoşunuza gitmeyebilir ama Allah rızası için, söylediğimiz her şey mi yanlış, yaptığımız her uyarı mı kötü niyetli? Ağzınızı “2002” diye açıyorsunuz, yapılanlara teşekkür etmenizden vazgeçtik ama bu kadar inkârcı olmanın karşılığı Türkçemizde nedir hepiniz çok iyi biliyorsunuz.

2002’ye göre hanelerin yoksulluğunu, borcunu da artırdığını söylesenize. Sonra “2002’de şöyle oldu, 2002’de böyle oldu.” Bugün övündüğünüz her şeyin temeli 2002 öncesi hükûmetin izlediği politikalarla atıldı. Hızlı Tren de, Marmaray da, bankacılık ve finans alanında alınan tedbirler de vesaire, vesaire. Siz bırakın bunları idame ettirmeyi, 2002’de devraldığınız tabloları kötüleştirdiğinizi ve sürekli aç biilaç kesimler yarattığını da söyleyin millete.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidara gelirken, seçim öncesinde, millete verdiği birçok söz vardı, onların hemen hemen tamamını unuttu. AKP’nin şu anda bu sözleri niye unuttuğuna dair millete verebileceği, söyleyebileceği hiçbir mazereti yok. Tek başına iktidar, kaynak kullanımında, kadroları belirlemede ve istediği yasaları çıkarmada hiçbir engeli yok. Yapın öyleyse, eğer niyetiniz varsa, becerebiliyorsa yapın. Unuttuğunuz sözlerinizden birisi de “Adil ve liyakate dayanan bir personel sistemi kuracağız.” sözüdür. Bu, 2002 Acil Eylem Planı’nızda vardır. Bu sözünüze istinaden kamu çalışanları AKP’ye büyük destek vermiştir. On bir yılsonunda gelinen nokta şudur: Tüm kamu görevlilerini kapsayan, hizmeti odağına alan, adalet ve liyakat esaslarına dayanan bir reform yapmayı becerememiştir. Devlet memurunu kendi siyasi emelleri doğrultusunda kullanabilmek için memurluk kavramının içini boşaltmış ve çeşitli adlar altında güvencesiz personel istihdamına yönelmiştir. Bu yöntemle çalışanların geneline daha az ücret ödemenin ya da kendisine yakın olan insanlara daha fazla ücret ödemenin yolunu açmıştır. Kamuya personel alınması ya da çıkarılması, tayin ve terfileri seçim kazanma ve iktidarı sürdürme aracı olarak kullanılmıştır. Çıkartılan personel kanunları objektif kriterlerle değil, ıslah amaçlarıyla değil, yandaşları koruma, kollama ve siyasi hedefler doğrultusunda yapılmıştır. Kamu personeli bu yüzden mutsuzdur, gergindir ve yaptığı işten asla tatmin duymamaktadır.

Sayın AKP milletvekilleri “Her şey güllük gülistanlık.” diyorsunuz, inşallah öyle olsun, biz yanılalım amasosyal kesimlerin ferdayı figanı âlemi kaplamışken siz mi rüya âlemindesiniz, onlar mı kendilerine yapılanları inkâr ediyorlar? Soruyorum: Çoluğunun çocuğunun karnını doyurmaktan başka gayesi olmayan, “Anasını da alsın gitsin.” dediğiniz çiftçimizin hepsi mi yalancı? Ağlıyorlar. “Borçtan dolayı insan içine çıkamaz hâle geldik, gittikçe borçlanıyoruz.” diyorlar. Bunlar sizlere oy verdi değerli Hükûmet.

Hani vatandaşın derdiyle dertleniyor, kimsesizlerin kimi oluyordunuz ya, evlatlarınıza koca koca gemi, milletin evlatlarına kuşyemi. Memura 2014 için öngördüğünüz zammı söyledim. Artık zekât kabul eder hâle geldi memur. Görmüyor musunuz? Emekli gözü yaşlı, ay sonunu getiremiyor, sılayırahimden vazgeçti, konu komşu ve akrabayı görmeyi ahrete bıraktı; gözünün önünde türlü fedakârlıklarla yetiştirdiği evladı işsiz konumunda. Önceden “Evladım oku, bir meslek sahibi ol.” deniyor idi, şimdi o çocuk üniversite okuyor, iş yok; master yapıyor, iş yok; doktora yapıyor, iş yok. Kim çözecek bu meseleyi? Esnaf ar belasına dükkânını açıyor, kapatıyor. “Önümde çocuğum var, yarın kızımı evlendireceğim, oğluma kız isteyeceğim, konu komşu ne der?” düşüncesiyle efendim, dükkânını açıp kapatıyor.

Bu sosyal kesimler bu sıkıntı içerisindeyken yapmış olduğunuz bu bütçe, milletin üzerine daha çok yükler getirmektedir. Bu yüzden bu bütçeye “hayır” oyu vereceğimizi bildiriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“ÜLKÜCÜLER BUNU YEMEZ”

“Siz kim, nezaket kim?” diyerek sataşma olduğunu belirtip söz alan AKP Çorum Milletvekili Salim Usluise, “Doğrusu ben böyle bir açıklamayı yapma fırsatı verdiğim için bana teşekkür edeceğini zannediyordum. Ancak tam tersi, bize nezaket dersi vermeye kalktı Sayın Korkmaz. Evet, ben bir tweet attım. Burada yapılan değiş tokuş işini herhâlde ülkücüler yemezler, bedel ödemiş ülkücüler dedim” dedi. Bu sözler üzerine MHP sıralarından Uslu’ya tepkiler yükseldi.

SEN KENDİNİ NE ZANNEDİYORSUN! FİTNECİ!

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, “Sen hangi hakla ülkücüler üzerinden konuşma yapıyorsun! Sen kendini ne zannediyorsun! Fitneci!” diyerek tepki gösterdi. Uslu’nun “Bakın, Yusufiyeli ülkücüler, bütün bu olanı biteni değerlendiriyorlar; bir.” sözlerine Vural, “Sen ne anlarsın Yusufiyeli ülkücülerden! Sen ısrarla git PKK’yla yaptığın iş birliğini anlat!” karşılığını verdi. “Nasıl izin vermiyorsunuz! Siz kimsiniz, ülkücülük kim!” diyen Uslu’ya MHP sıralarından tepkiler devam etti. Uslu’nun “Söz hakkınızı devrettiğiniz sayın Balbay, bildiğiniz gibi gazetesinde genç subaylar rahatsız diyerek millî iradeye nezaketsizlik yapmış ve bundan dolayı yargılanan birisidir” sözlerine ise CHP sıralarından tepki geldi.

“ÜLKÜCÜLERE DÜŞMAN BİRİ ÜLKÜCÜLER ÜZERİNDEN SİYASET YAPMASI HAKARETTİR”

Vural da “Sen haddini bileceksin! Sen mütedeyyin insanları fişleyenlerle ilgili hesabı ver!” dedi. Protestolar arasında Uslu konuşmasını bitirdi. Daha sonra Uslu, “Bakın, bu ‘sarı sendika’ dediğiniz sendikalar AK Parti’den önce de vardı, bundan sonra da var olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Vural, “Ülkücü harekete düşman birilerinin ülkücüler üzerinden siyaset yapması hakarettir ve dolayısıyla da ondan dolayı söz istiyoruz. Ülkücülere düşman, milliyetçilere düşman bir zihniyetin ülkücüler üzerinden siyaset yapması bize hakarettir” diye konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments