ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Biriz ve birlikteyiz.

Bu haber 24 Mart 2014 - 19:27 'de eklendi ve 617 kez görüntülendi.

bahceli-den-basbakana-ya-kacacaksin-ya-da-5824181_8680_o

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Biriz ve birlikteyiz. Öyle olmalıyız. Değişik siyasi partilere oy vermiş olabiliriz. Bu siyasi partiler, vatandaşlarımızın dünya görüşlerine göre kurulmuş olan siyasi kurumlardır. Hepsinin varlığına saygı duymalıyız. Ama öyle bir zaman gelir, Türkiye, iç ve dış bir tehdit ve tehlikenin altına girerse Türkiye’nin milli dokusu zedelenirse bin yıllık kardeşliği sarsılırsa o zaman hep beraber düşünmeliyiz” dedi.

Mersin’de seçmenlere hitap eden MHP Lideri Bahçeli, Başbakan’a, “Yolsuzluğu kapatamazsın. Ya kaçacaksın ya da Yüce Divan’a gideceksin.” dedi.

“HER YOLU DENİYOR”

Seçim çalışmaları kapsamında Mersin’in Silifke ilçesinde seçmenlere hitap eden Bahçeli, Başbakan Erdoğan‘ın, yolsuzluk ve rüşvetin üstünü örtmek için her yolu denediğini aktardı.

“YA KAÇACAKSIN YA DA…”

Başbakan’a ‘sen bittin’ diye seslenen Bahçeli, “17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun savcılık iddianamesini Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ele geçirilmesi ve yeniden dizayn edilmesinin ardından hakimlik reddediyor. Demek ki bir korku var, bir gerçek ortada. Bunun üstünü örtmek için ‘bana komplo kurdular, montaj yaptılar…’ Yetmiyor, adalet ve yargıyı da eline geçirerek her yoldaki kendisine engel olan unsurları ayıklatmaya çalışıyor. Demek ki Türkiye’de yolsuzluk ve rüşvet gerçeği var. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ne yaparsan yap halka mal olmuş bir konu yargı ile temizlenmediği sürece, senin aklanma paklanma siyasette var olma şansın yok. Sen artık bittin, senin siyasi ömrün bitti. Ya kaçacaksın ya da yüce divana gideceksin. Bu demokrasi içerisinde olmalı. Milli irade sorunları çözmeli.” diye konuştu.

“AK PARTİ’DEN DESTEĞİNİZİ ÇEKİN, GİDİŞAT GİDİŞAT DEĞİL”

30 Mart’ta belediye başkanlarının seçileceğini, bunun yanında iktidarı da uyaracağını dile getiren Bahçeli, “Gelecekteki siyasi şekillenmenin yol izini belirleyecektir bu seçim. AKP’ye oy veren vatandaşlarım artık desteğinizi çekin, bu gidişat gidişat değil. Recep Tayyip Erdoğan kimseyi dinlemez hale geldi. Onun danışmanlığını yapan aklı uçuklar dahi etrafını boşaltıyor. Bunun işrete artık gidici olmaktır. Sandığa gitmeliyiz irademizi ortaya koymalıyız.” ifadelerini kullandı.

“SANDIĞA GİDİN” MESAJI

18 – 25 yaş arası 10 milyon 36 bin genç seçmen bulunduğunu aktaran MHPlideri şunları söyledi: “Milletimizin geleceği sizsiziz. Önünüzde bazı gelişmelerden çıkartacağınız işaretlerle birlikte ya sandık var, ya sokak var. Sandıkla sokak arasında gidip gelme yapmayın, tercihiniz sandık olmalı. Sokak kirlidir, kanlıdır, tahrikler oradadır, ajan, provokatörler oradadır. Oraya yönelmeyiniz, sandığa gidin. Sokak yerine sandığa yönelin, yatanı kaldırıp iktidar yapın, iktidarı da havada 3 takla attırıp yere çakın. Bir takım çatışmaların içine giderek esnafı camdan kendinizi candan etmeyin. Eline taş almışsın esnafın camına vuruyorsun ne oluyor yani. Bunlar yol değil. 3 günde biri polisimiz olmak üzere 3 evladımız hayatını kaybetti. Çocukları sokaklara dökmek isteyenler, gençleri tahrik etmeyin, sizinkilerin çoğu Amerika’da okuyor bunun biliyor millet.”

Mersin’in Silifke ilçesinde Belediye Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap eden Bahçeli, 30 Mart seçimlerinin önemine işaret etti.

Bu seçimde oy vermek kadar oylara sahip çıkmanın da önemli olduğunu ifade eden Bahçeli, özellikle gençlerin, oy verme işlemleri sırasında yaşlılara hürmet ederek yardımcı olmalarını, oy sayımı sırasında da “kurt gözlerini” açarak dikkatli olmalarını istedi.
AK Parti’ye oy vermiş vatandaşlara seslenen Bahçeli, şöyle konuştu:
“Gelir seviyeniz arttıysa, hayat pahalılığından kurtulmuşsanız, çocuklarınız işe yerleşebilmiş, yuvalarını kurabilmiş midir? Esnaf kardeşimiz, çiftçi kardeşimiz, karşı karşıya kaldığı ve kendisini bitiren, tüketen siyasi ve ekonomik olaylar karşısında şu an rahatlamış mıdır? Eğer bunları olumlu karşılayarak cevaplandırıyorlarsa, sayın Başbakanla beraber ‘birlikte yürüyelim’ şarkısını söyleyerek yollarına devam edebilirler. Ama bu böyle değilse o zaman başta Adalet Ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş kardeşlerim, geçen sure içerisinde bazı olayları hep beraber değerlendirelim. Bu sıkıntıları aşamayan bir siyasi iktidar, bu sorunlarınızı çözemeyen bir siyasi iktidar, durup dururken bu aziz milleti 36 etnik gruba hangi amaçla ayırmaya çalışır? Bu siyasi iktidar, okullarımızda çocuklarımızın andını niye kaldırır? Bu siyasi iktidar, ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünü niye dağda, bayırda, parkta her tarafta kazıyıp, silmeye çalışır? Bu siyasi iktidar, bazı kuruluşlarımızın önündeki ‘TC’ ifadesini yani Türkiye Cumhuriyetini sime talimatını niçin verir? Ama sıkıştığı zaman, zora düştüğü zaman, ‘Ben Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyım’ demeye utanmıyorsun da şuradaki Ziraat Bankası’nın üzerindeki TC’yi sildiriyorsun. Bu ülkenin üniter yapısını, bu ülkenin toprak bütünlüğünü, milli devlet yapısını, anlayışını tahrip etmekle kime hizmet ediyorsun?”
Türkiye’de Başbakan’ın, televizyonları ermine aldığını, şimdi yargıyı kuşattığını, siyasallaştırdığını savunan Bahçeli, bunların hepsinin bir amacı olduğunu, 17 Aralık’tan itibaren gerçek niyetin ortaya çıktığını söyledi.
Bahçeli, şöyle devam etti:
“Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Biriz ve birlikteyiz. Öyle olmalıyız. Değişik siyasi partilere oy vermiş olabiliriz. Bu siyasi partiler, vatandaşlarımızın dünya görüşlerine göre kurulmuş olan siyasi kurumlardır. Hepsinin varlığına saygı duymalıyız. Ama öyle bir zaman gelir, Türkiye, iç ve dış bir tehdit ve tehlikenin altına girerse Türkiye’nin milli dokusu zedelenirse bin yıllık kardeşliği sarsılırsa o zaman hep beraber düşünmeliyiz. ‘Nereye gidiyoruz, kim götürüyor, niçin götürüyor’ sorularını da sormak ve cevaplarını bulmak gerekmektedir. Şu an Sayın Başbakan’a Silifke’den sesleniyorum. Her gün kalkıyorsun, dinlenmeden bahsediyorsun. ve dinlenmeler üzerine bazı aşırı ifadeler kullanıyorsun. Siyasi kültürümüze yakışmayan kavramlarla bazılarını suçluyorsun. Siyasi partilere hakaret ediyorsun. Şimdi bunları yapıyorsun da bazı konuları niye saklıyorsun?”
Çözüm süreci –
Diyarbakır’da 2014 yılının “özerklik yılı ilan edildiğini” ileri süren Bahçeli, şunları söyledi:
“Buradan sesleniyorum. Sayın Başbakan, Oslo’da başlayıp, İmralı canisiyle adada buluşup Ankara’ya kadar gelen, Diyarbakır’a uğrayan ve Kandil’de düğümlenen bir müzakere sürecini açıklayabilir misin? Bu müzakerede neyi konuştun? Ne söz verdin, ne söz aldın? Bu konunun hiç üzerinde durabiliyor musun? AKP’li kardeşlerim, milletvekilleri geldiğinde, parti yöneticileri geldiğinde, Başbakanla karşılaştığınızda bir sorun bakalım, bu Oslo hikayesi nedir? Bu İmralı canisiyle muhabbetin nedir senin? 2014 yılında Diyarbakır’da özerklik yılı ilan ediliyor. İki Nevruz Bayramı arasında Öcalan denen hainin mektupları, Türk bayrağının sallanmadığı bir yerde okunuyor. Sen iki devleti kurmaya adım atmışsın. Birisini Öcalan inşa ediyor, birisini de sen aklınca inşa etmeye çalışıyorsun. Bunların hepsinin sorusu bulunmadığı sürece bu iktidar ülkemizde istikrar sağlayamaz. Ülkemizde barışı sağlayamaz. Huzuru sağlayamaz. Hele hele bazı gelişmeler vardır ki, bunlar cumhuriyet tarihinde siyasi iktidarların utanç günü olmuştur. Bunlardan bir tanesi, 17 Aralık olayıdır. Adalet Ve Kalkınma Partisi için yüz karasıdır. Türk millet için de kara bir gündür. 11 yıldan bu yana ülkeyi yönetiyorsunuz. Sosyal ve ekonomik sorunları bir türlü çözüme kavuşturamıyorsunuz.”
17 Aralık operasyonları –
“17 Aralık operasyonu ile adı geçen 4 bakan için neden gereğinin yapılmadığını” soran Bahçeli, operasyonlardan sonra kamuoyuna yansıyan olaylarla ilgili şunları kaydetti:
“Buradaki aziz vatandaşlarım, bugüne kadar ayakkabı kutusuyla Amerikan Doları arasında bir ilişki kurabilir miydiniz? Çocuğunuza ayakkabı aldınız. Kutunun içerisine koydular. Eve getirdiler. Baktık ki yeni bir ayakkabı gelmiş, babanıza teşekkür ediyorsunuz, elini öpüyorsunuz, o gün giymiyorsunuz. Akşam yastığınızın yanına koyuyorsunuz. Sabaha kadar aklınızda ayakkabı. Sabahleyin de kalkıp giyiyorsunuz. Peki kutusu hiç aklınıza gelir mi? Kutuya ne koymayı düşünürsünüz? Eğer kış günüyse sobaya atar, evi ısıtırsınız, başka ne yaparsınız. Fakat bu AKP yöneticilerinin bir özel ayakkabı kutusu merakı var. Bunun içerisine dolar koyuyorlar.
İran’dan bir şarlatan Uşak gelmiş, 29 yaşında. 4 tane bakanla tanışmış, 4 bakanın çocuğunu avucunun içine almış, onlar üzerinden babalarına yolsuzluk ve rüşvet yaptırmak suretiyle Türkiye’yi soyup soğana çeviriyor. Kara para aklıyor. Altın kaçakçılığı yaptırıyor ve İstanbul’da boğazda villalarıyla çok lüks bir hayat sürüyor. Öbür taraftan bu 4 bakan neyin nesi. Bu 4 bakan AK dediğin partinin hükumetindeki 4 bakan. Sağdan soldan sipariş üzerine gelmiş 4 bakan değil. Niye gereğini yapmıyorsun.”
MHP’nin oy pusulasındaki yeri
MHP’nin 30 Mart seçimlerinde oy pusulasındaki yerinin sonda olduğunu anımsatan Bahçeli, “Üç hilal, pusulanın sonuna niye çıktı? Bunun bir anlamı olsa gerek diyeceksiniz. Anlamı nedir diye araştırdığınızda aklınıza bir şey gelecek. Diyeceksiniz ki; ‘en son ümidim Milliyetçi Hareket sensin’ diyeceksiniz.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments