ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

Devlet Bahçeli TBMM’Sİ 23 Nisan Özel Oturumunda Konuştu

Bu haber 23 Nisan 2014 - 17:05 'de eklendi ve 584 kez görüntülendi.

15567_1

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli TBMM Özel Oturumu’nda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebetiyle bir konuşma yaptı
Sayın Başkan,

Değerli Milletvekilleri,

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 94’ncü kuruluş yıldönümü

münasebetiyle bu özel birleşimde biraraya gelmiş bulunuyoruz.

Sözlerimin başında sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen aziz

vatandaşlarımızı saygılarımla selamlıyorum.

94 yıllık bir maziden süzülerek gelen Gazi Meclisimizin kutlu hatıralarını

sevinç, dua ve hürmetle yâd ediyoruz.

Bu aziz millet eserinin, bu yüksek demokrasi mabedinin anlamı ve

özellikleri üzerine tekraren ve samimiyetle düşünüyoruz.

TBMM, her şeyden önce Türk milletine duyulan sevgi ve saygının eşsiz bir

tezahürü, çok kıymetli bir ürünüdür.

Milli iradeye sadakatin, milli egemenliğe bağlılığın, meşruiyete verilen

önemin çok açık, çok net kanıtıdır.

Büyük Millet Meclisi’nin açılması dönemin şartlarını dikkate aldığımızda

destansı bir atılım, kararlı bir adımdır.

Milletimiz kendi geleceğine bizatihi kendisinin yön vereceğini 23 Nisan

1920 itibariyle göstermiş, temsilcileri eliyle tüm dünyaya duyurmuştur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle ifade edecek olursak; Büyük

Millet Meclisi, bizi yaşatmamak isteyenlere karşı yaşamak hakkımızı müdafaa

etmek üzere toplanmıştır.

Çorak, bakımsız ve kerpiç evli Ankara’nın göbeğinde bağımsızlığımızın

rotası şekillenmiş, istikbalimizin haritası çizilmiştir.

23 Nisan 1920, Mondros’taki aldatmaya ve işgal planlarına en etkili

cevaptır.

23 Nisan 1920, boğaza demirleyerek toplarını devrin başkentine çeviren

şımarıklığa ve cüretkârlığa rest çeken, isyan ve itiraz eden milli direniştir.

23 Nisan 1920, asırlarca vatan topraklarının istilasını hedefleyen, Türk’süz

Anadolu özlemiyle yanıp tutuşan vesayetçi ve sömürgeci güçlere en kalıcı

mesaj, en tutarlı duruştur.

Devletini kurmadan Meclisi’ni açacak kadar cesaret ve öngörü sahibi

olan Türk milleti, TBMM vasıtasıyla köleliğe meydan okumuş, tutsaklığa

başkaldırmıştır.

Acı ve ıstırap verici geri çekilmeleri durdurabilmek, yeni bir atılganlığa,

yeni bir dirilişe ve yeniden bir başlangıca hevesle ortam açmak için Ankara’nın

kutlu bağrında bağımsızlık hedefine odaklanılmış, milletin sinesi tek yol olarak

kabullenilmiştir.

23 Nisan 1920 Cuma günü Ankara Hacıbayramı Veli Camii’nde kılınan

Cuma Namazı’nın hemen ardından Kuran Tilavetleriyle, Salavat-ı Şeriflerle,

Hatm-i Şeriflerle ve büyük umutlarla İlk Meclis’in kapısı aralanmıştır.

Ulus’taki taş binaya milletimizin bütün özlemleri, bütün hayalleri yansımış,

adeta ete kemiğe bürünmüştür.

Bağımlı yaşamayı, parya olmayı, onursuzca yürümeyi aklının ucundan dahi

geçirmeyen millet evlatları Ankara’da tek vücut haline gelmiştir.

Esareti reddeden, şuna buna boyun eğmektense ölmeyi tercih eden

milliyetçi-vatansever yürekler yurdumuzun dört bir yanından Ankara’ya akın

etmiştir.

İlk Meclis’in açılış konuşmasını en yaşlı üye sıfatıyla yapan ve aynı

zamanda Maarif Müdürlüğü’nden emekli olan Sinop Mebusu Şerif Bey’in şu

sözleri aslında her şeyi tümüyle gözler önüne sermektedir:

“Tam bağımsızlık ile yaşamak kararlılığında olan ezelden beri hür ve

bağımsız yaşayan milletimiz bu esaretini kesin ve kararlı bir biçimde reddetmiş

ve derhal vekillerini toplamaya başlayarak Yüce Meclisini vücuda getirmiştir.”

Büyük Millet Meclis’i; içinden çıkıp vekâletini üstlendiği milletinin

tercümanı ve sözcüsü olarak beklentileri çok iyi şekilde seslendirmiştir.

Savaş şartlarının ağırlığına rağmen, ilk Meclis demokrasinin erdemine,

katılım ve çoğulculuğun önemine inanmıştır.

Aynı zamanda bu kutlu çatı kurtuluş mücadelesinin sevk ve idare merkezi

olarak Gazilik unvanına layık görülmüştür.

Toprakları istila edilmiş, ordusu dağıtılmış, insanı yorgun, yoksul ve bitkin

düşmüş bir ülkenin, bir milletin demokrasiye bağlı kalarak, Meclis’i açık tutarak

varlık mücadelesine atıldığı tarihte çok ender görülen bir gerçektir.

Bu açıdan TBMM, yalnızca meşruiyetini ve iradesini milletten alan

kurumsal bir yapı değil, aynı zamanda büyük Türk milletinin yaşama, var olma,

bağımsızlık ve özgürlük coşkusunun temsil edildiği milli ruhun ta kendisidir.

Değerli Milletvekilleri,

Bu toprakları vatan yapan ecdadımızdan devraldığımız ve omuzlarımıza

yüklenen görevlerin ne denli ağır olduğunu çok iyi biliyoruz.

Bilmeyenlere hatırlatırım ki, üstlendiğimiz vazifeyi yerine getirmek için

ihtiyacımız olan cesaret ve ilham tarihimizin şanlı sayfalarında fazlasıyla

yazılıdır.

Birinci Meclis’te görev alan vekillerin geçmişle gelecek arasındaki

bağı sorumluluk bilinciyle ve büyük bir özveriyle kurduğunu tartışmasız

söyleyebiliriz.

İçlerinden Meclis-i Mebusan’dan gelen sayıca kalabalık bir grup vardı.

İçlerinde toplumun her kesiminden, vatanımızın her yöresinden, sosyal ve

ekonomik hayatın her veçhesinden çıkıp gelenler bulunuyordu.

Buna rağmen İlk Meclis Türkiye Cumhuriyeti’nin harcını karmış,

temellerini kazmış, duvarlarını örmüştür.

Azımsanmayacak farklılıklar bulunmasına rağmen, aralarından vatan ve

millet konularında hiçbir farklı ve aykırı ses çıkmamıştır.

Birinci Meclis bu sayede, yıllarca süren savaşlarla, bitmeyen kayıplarla,

kesilmeyen baskı ve dayatmalarla içten içe çürüyen, eriyen ve çözülen

İmparatorluğumuzdan ulus-devlet çıkarmayı başarmıştır.

√ İsli gaz lambaları ışığında kaleme alınan kararlara kardeşliğin

√ Taş binadaki odaların soğuğu inanç ve sevda ateşiyle kırılmıştır.

çıkmayan mürekkebi damlamıştır.

√ Telgraf masalarında, tahta sıralarda, dar koridorlarda hep birlikte

√ Sabahlara kadar süren, ayaz geceleri yaran ateşli toplantılarda şeref ve

Biz İlk Meclis’e bakınca etnik koalisyonu, 36’nın birde buluşmasını değil,

Türk milletini görüyoruz, onun yüksek haslet ve emanetlerini fark ediyoruz.

Biz İlk Meclis’e bakınca mecburen bir araya gelmiş, yerel aidiyetleri

kolektif ruha dökme gayesine yabancı kalmış yapay bir kalabalık değil, Türk

milletinin bekası için peşinen kefene sarılan gerçek istiklal kahramanlarını

görüyoruz.

Ve elbette biz ilk Meclis’e bakınca Türk milliyetçiliğinin yüksek erdem ve

başarısını fark ediyoruz.

Herkese de TBMM’ne bu nazarla yaklaşmasını tavsiye ediyorum.

Demokrasi dışında, milli egemenlik haricinde başka yol ve mecra

arayanları Meclis’in anlam ve mesajları üzerine kararlıca tefekkür etmeye davet

ediyorum.

kurtuluşun, kutlu günlerin düşü kurulmuştur.

namus müdafaasına ortaklaşa ant içilmiştir.

Sayın Başkan,

Değerli Milletvekilleri,

Bu vesile ile sevgili çocuklarımızın ve bugünün kendilerine ithaf edildiği

dünyadaki bütün çocukların bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.

Gerçek ve kalıcı barış, huzur, mutluluk ve kardeşlik diliyorum.

Bu kutlu Meclis’i emanet eden büyük Atatürk’e, dava arkadaşlarına, İlk

Meclis’in muhterem üyelerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bugün

hayatta olmayan aziz mensuplarına şükran duygularımla Cenab-ı Allah’tan

rahmet diliyorum.

Konuşmama son verirken sizleri ve aziz milletimizi saygılarımla

selamlıyor, TBMM’nin 94’nci yıldönümünün kutlu olmasını diliyorum.

ulkucuhaber.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments