ADALET VE HAKİKAT

Efendi Barutçu

BİZİM ÇOCUKLAR

Asena Kınacı Moral

KARADENİZ’DE SULAR ISINIYOR

Bu haber 10 Nisan 2014 - 21:10 'de eklendi ve 810 kez görüntülendi.

Karadeniz’de sular sıcak ve hareketli. Kırım’ın gaspından sonra Ukrayna’nın doğusu dolaylı da olsa Rus işgalinde. Türk Boğazları’ nda emperyalist, girdiği her yerde hır çıkaran bir ülke olan A.B.D savaş gemileri cirit atıyor. Sanki atlar tepişiyor, birbirlerini eziyor, arada birkaç tekme de bize geliyor; Türk menfaatlerini zedeliyor, zora sokuyor. 
     Kırım’da duyup dinlediğim iddianın beni üzdüğünü bilsem de,  doğru olduğuna kesinlikle inanıyorum. Akyar’da (Sivastopol) üslenen Rus Karadeniz Filosu komuta kademesi amiralleri: Karadeniz bir Rus iç denizidir, diyorlar. Bizi, biz Türkleri bu konuda, denizde rakip olarak görmüyorlar. “Kırım’a hakim olan Karadeniz’e ve bölgeye hakim olur” diye düşünüyorlar. Boğazlar dışında kapalı bir deniz olan Karadeniz bi şekilde nehirlerle bağlantılı su yolları ile Baltık Denizine bağlansa bile o su yolları yetersiz, Rus menfaatleri ve emperyalist ideallerini karşılamıyor.
     Asırlardır bu bölgede, bu sularda bilhassa İstanbul Boğazı çıkışı ve birkaç Türk limanında kuzey komşumuzla kapıştık, zor anlar yaşadık. Şimdi gene 1990’lar öncesine doğru yönelen pusula Rusların bu denize hükmettiğini gösteriyor. 
    Bizi Karadeniz’in her zerresi ilgilendirir. Ancak Kırım’ın ise Anadolu halkında başka bir gönül bağı, unutulmaz asırlara dayanan hatıraları vardır. Üç buçuk asra yakın Osmanlı idaresinde kalmış sonrada kaybedilmiştir. Geride katliam, sürgün ve soykırım zulmünden arda bir avuç Kırım Tatar Türkü kalmıştır. Onlar o topraklarda tutunmaya çalışıyor. Mayıs 1944 J.Stalin sürgününden geri dönenler de şimdilerde tekrar tırnaklarını takma çabasında.  Öyle hazin ki, tekrar başa dönme korkusu yaşıyorlar.
    Mart 2014’te, Rusya – Ukrayna çatışması zirve yaptı. Karadeniz’deki gelişmeler Türk menfaatleri açısından kötü oldu. Düzmece bir referandumla Kırım Yarımadası Ukrayna’dan koparıldı. Her yıl ödenen 93 milyon dolarlık kira bedeli, 21 Nisan 2010’da Harkov Antlaşması ile 2042’ye kadar uzatılmıştı. Karşılığında Rus Karadeniz Filosu Akyar (Sivastopol) Deniz Üssünü, Feodisa Limanı’nı ve Nikolaev Tersanesi’ni kullanacaktı. Ruslar Mart 2014’te sözleşmeyi tek taraflı iptal ettiler. Çünkü ana üs Akyar gasp edildi.    .
   Karadeniz’de 61 parça gemisi olan Ukrayna’nın 51 savaş gemisi ve yardımcı savaş gemisine zorla el kondu. Ukrayna Askeri ve Siyasi Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Dimitri Timchuk bu konuda en kötü günün 25 Mart 2014 gecesi olduğunu Rus güçlerinin daha limanda Ukrayna Donanması’nı hareketsiz bıraktığını, teslim aldığını beyan etti.  Bu savunmasız, donanması zapt edilmiş, ekonomisi ve enerjide Moskova’ya bağımlı zayıf bir Ukrayna kolayca Rus pençesine düşüyor, düştü.
RUSLAR KIRIM TATARLARINI KANDIRIYOR
      Hâlâ Avrupa Birliği ülkeleri ve A.B.D den cılız, yaptırım gücü olmayan, içi boş, blöf kokan konuşmalar, nutuklar ve bildiriler gelmeye devam ediyor. Yeni çar Vlademir Putin, Kırım’ı aldı, zapt etti ve Rus topraklarına kattı. Bizim etkisiz, fazla dikkate alınmayan iktidar yetkililerin konuşmaları ise Ruslar tarafından fazla önemsenmedi.
   Başbakan V.Putin  Kırım Tararları’nın lideri Mustafa Cemiloğlu ile görüştü. Bu aldatmaca bir Rus politikasıydı, hepsi o kadar. Beyler, Kırım Türkiye’yi Avrupalılardan ve Amerikalılar dan çok daha farklı ilgilendiriyor. Orada bir Türk topluluğu yaşıyor, yaşam mücadelesi veriyor. Ve tek tutunabileceği dal, güvenebileceği ülke biziz.
    Ruslar bir aldatmaca içine girip Kırım Tatarları’na başbakan yardımcılığı ve oluşturulacak yeni Kırım Parlamentosunda %20 sandalye vereceklerini vaat ettiler. Ancak Kırım otonom ve federal bir yapıda idare edilirse bu şartlar geçerli olabilirdi. Şu anda yarımada Rusya’ya bağlandı ve artık o sözler statü değiştiği için geçersiz. Tabi yanılmayı ne kadar isterim!
     Mart 2014 boyunca dünya dikkatle takip etti, herkes gördü ki Karadeniz’in kalbi Kırım bir Rus pençesiyle koparılıp alındı. Ukrayna’nın 51 gemisi gasp edildi, para birimi grivni Nisan ayı başlarında yerini rubleye bıraktı. Türkiye’de, İstanbul sokaklarında çoğu milli değerleri hiç bilmeyen, tanımayan insan hakları sevdalıları çıkıp da: “Ey Ruslar ne yapıyorsunuz, bu gasp, işgal bu çağda olur mu?” diyemeyen Allahın kulları, toplumsal kuruluşlar suskundu; süt dökmüş veya seçimlerde trafolara girmiş kediler gibiydiler. Ve hatta birkaç gazete ve onların köşe yazarları bir Amerikan fırkateyninin Karadeniz’e çıkacağını bunun suçmuş gibi bir anlatımla yazıyorlardı. Farz edin ki 3 Amerikan, 3 Fransız ve hatta olmaz ya 3 de Çin askeri gemisi Karadeniz’ e çıksa, bayrak göstermekten başka ne yapabilirler? Hiçbir şey, evet Rusları mı caydıracaklar, Kırım’dan çıkmalarını mı sağlayacaklar? Açık veya gizli bir Rus sempatizanlığının önce yayılmaya, sonrada tutunmaya çalıştığını görmeliyiz.
   Dün, bugün ve halen dünyanın çeşitli yerlerini kana bulayan, Irak’ı perişan edip sonra çekilen Amerikan Emperyalizmi’nin Karadeniz’de Rus izdüşümü yaşanıyor. Bugün bunu canlı yayında seyrediyoruz. Yeni Rus Emperyalizmi asırlarca 13 defa Osmanlı ile harp ederek geçen dönemleri aratmayacağa benziyor. Bu çağda bu kadarını yapabiliyor.
   Ukrayna’nın doğusunda yaşayan halkı Moskova kışkırtıyor, militanları ile yıldırıyor ve Rusya’ya iltihak ettirmek istiyor. Bu bölgenin büyük şehirleri Harkov, Lugansk ve Donetsk’te sokaklar hareketli, halk huzursuz. Rus yanlıları gemi azıya almış devlet dairelerine Rus bayrakları çekiyorlar. Ukrayna’nın batısında açık veya gizli bir Rus hakimiyeti var. Karadeniz’in Azak Bölgesi’nde Rus hududu boyunca Rus tankları giriş için bekliyor. Rus olsam ne yalan söyleyeyim reyimi V.Putin’e verirdim; Karadeniz bölgesinde Rus hakimiyetine imzasını attı.
BAŞARILI BİR DIŞİŞLERİ BAKANI
     Bizi sevmeyen, Türk kelimesini antipatik bulan bir dışişleri bakanı var: Sergey Lavrov Bazen açık, bazen gizli konuşurken tehdit ediyor. 2014 Soçi Kış Olimpiyatları için 6 Şubat 2014’te U.SS.Taylor fırkateyni İstanbul Boğazı’ından Karadeniz’e giriş yaptı. Doğu Karadeniz’de  Soçi açıklarında seyretti. 6 gün sonra 12 Şubat’ta Samsun Limanı’nda yakıt ikmali yaparken karaya oturdu.
    1936 Montrö Boğazlar antlaşmasına göre Karadeniz de kıyısı olmayan bir ülkenin askeri gemisi bu sularda 21 günden fazla kalamaz. Ayrıca bu Amerikan fırkateyninin Türkiye ile de bir ilgisi yoktu. Karaya oturan fırkateyn 7 Mart’ta çekilerek Türk boğazlarından Ege’ye çıkarıldı.
   Kuzey komşumuz bizimle hem iyi geçinmek istiyor, hem de Batı ile olan bağlarımızdan dolayı rahatsız. Güçlü Rus Dışişleri Bakanı 3 Nisan 2014’te Moskova’da Kazakistan Dışişleri Bakanı Yerlan İdrisof’u ağırlarken konuyu bize getirdi. “…Son dönemde Türkiye Boğazlar üzerinden Karadeniz’e açılan Amerikan savaş gemilerinin burada bulunan sürekli antlaşmalara aykırı biçimde ..” konuşması bu şekilde devam ediyordu. Sonrada ardından Montrö Boğazlar sözleşmesine aykırı davranıldığı gerekçesi ile Türkiye’ye nota verildi. Ve Türkiye antlaşmalara uyduğunu bildiren karşı bir nota ile suçlamaları reddetti
     Karadeniz’e çıkan herhangi bir ülke savaş gemisinin İngiliz, Amerikan, Alman hangi ülke  olursa olsun biz; “ Hadi 21 gün doldu Karadeniz’i terk et” diyebilir miyiz veya “Ne hakla, hangi yetki ile” deriz? Giriş, çıkışlar dışında bizi ilgilendirmez. Burada Rus baskısı var. “Bize niye hesap soruyorsun” diyen, diyebilen toplum kuruluşları var mı, hadi Rusları kınayan gösteriler yapın, neredesiniz? Böyle giderse 60-70 sene içinde bölgede Türk – Rus kapışması kaçınılmaz olacak. Bazı uzmanlar böyle düşünüyor.
      Biraz eskilere gidersek 1832-33’te İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasına 15 bin Rus askerinin Hünkâr İskelesi Antlaşması ile zorlukla çıkarıldığı günler gerilerde kaldı. 7 Ağustos 1946 birinci ve 27 Eylül 1946’da İkinci Rus Boğazlar notası, J.Stalin’in: “Türk Boğazları’nı beraber savunma – ortak olma – gizli el koyma” baskısı Türkiye’yi sarsmıştı. Kötü günlermiş, gerilerde kaldı ama benzerleri başka başka şekillerde zuhur ediyor. Rus Kızıl Ordusu’na ve onun kalıntılarına ağıt yakanları bu millet sevmez.
     Dünyanın değişik bölgeleri Amerika’nın, Karadeniz’in kuzeyi Ukrayna ise Rus Emperyalizminin pençesinde inliyor. Kötü gidişat bize de, bizim Türk Dünyası’nın incisi Kırım Tatarları’na kadar uzanıyor. İktidar daha tutarlı, onların haklarını savunan bir politika izleyebilir. Çünkü gönlümüz Akyar’da (Sivastopol), Akmescit’te (Simperepol). Gidişat kötü, Karadeniz’de sular ısınıyor…      10 Nisan 2014

Babür Hüseyin ÖZBEK
Babür Hüseyin ÖZBEKhozbek44@yahoo.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments
mahmutbey araç kiralamabaşakşehir evden eve nakliyat