Yeniçeri: Anayasa Mahkemesi, Vermesi Gereken Kararı Verdi

Bu haber 11 Nisan 2014 - 21:54 'de eklendi ve 571 kez görüntülendi.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Anayasa Mahkemesi’nin, HSYK’nın yapısında değişiklik öngören kanunun kısmi iptal kararına ilişkin, “Anayasa Mahkemesi, vermesi gereken kararı vermiştir. Aksi karar vermesi durumunda kendi amacını ve kuruluş felsefesine aykırı hareket etmiş olacaktı” dedi.

yazir86259b325

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Amerikan basınında, Suriye’de kullanılan sarin gazıyla ilgili “Türkiye’nin rolü olduğuna” ilişkin bazı haberlerin yer aldığını hatırlattı.

Bütün bu iddiaların ABD’li ve Türk yetkililer tarafından yalanlandığını, ancak bu yalanlamanın yeterli olmadığını ifade eden Yeniçeri, “Bu konuda Türkiye büyük bir zan altında bırakılmış oluyor. Bu iddia sahipleriyle gerçek kanıt ve veriler kullanarak mücadele etmek gerekir” diye konuştu.

Yeniçri konuşmasını şöyle sürdürdü:

Tayyip Erdoğan’ı ya da Türkiye’yi Kim Dinliyor?

Almanya’da yayımlanan “Der NSA Komplex” adlı kitapta yer alan ve gizli belgelere dayandırılan iddiaya göre, NSA’in hakkında en yoğun istihbarat faaliyeti yürüttüğü ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.

NSA’in eski çalışanı Edward Snowden’ın sızdırdığı gizli belgelerin ayrıntılarına yer verilen kitapta, Türk siyasi liderlerinin iletişimlerinin, NSA’in “en yüksek ikinci grupta” yürütülen istihbarat faaliyetleri kapsamında dinlendiği ileri sürüldü.

En yüksek ikinci düzeyde yapılan dinlemeler, NSA belgelerinde “Amerikan Başkanı’nın çok yüksek istihbarat öncelikleri” olarak nitelendiriliyor. Bu istihbarat bilgileri Beyaz Saray’a sunuluyor.

Snowden’ın sızdırdığı belgeler arasında bulunan “Ulusal İstihbarat Öncelikleri Çerçevesi” adlı 9 Nisan 2013 tarihli belgeye göre, NSA yürüttüğü dinleme faaliyetlerinde 32 farklı alana yoğunlaşıyor. Bu alanlar arasında “liderlerin niyetleri”, “dış politika hedefleri”, “uluslararası ticaret”, “ekonomik istikrar”, “askeri ve sivil altyapı”, “terörizm” gibi başlıklar bulunuyor.
Yeniçeri: Anayasa Mahkemesi’ne Saygı Duymayana Halk Saygı Duymaz

2010 yılına ait bir NSA belgesinde, AB’nin Washington ve New York temsilciliklerinin yanı sıra Türkiye, Fransa, Yunanistan ve İtalya büyükelçilikleri de NSA’in istihbarat ve gizli dinleme faaliyetlerinin hedefinde bulunduğu belirtiliyor. Belgeye göre, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı, ülkedeki 28 büyükelçilik ve diplomatik temsilciliği dinliyor.

AKP hükümetinin ve Tayyip Erdoğan’ın bu vahim iddialar karşısında sessiz kalması da düşündürücüdür.

Tayyip Erdoğan özelinde Türkiye, ABD tarafından dinleniyorsa bu durum Türkiye açısından bir milli güvenlik sorunudur. İktidarın bu konunun üzerine gitmemesi, kamuoyunu tatmin edici bir biçimde aydınlatmamış olması düşündürücüdür.

Genelkurmay Eski Başkanı Işık Koşaner’in en mahrem mahalde yaptığı konuşmanın servis edilmesi, Dışişleri Bakanlığında yapılan toplantının kayıt edilerek yayınlanmasının bu dinlenmelerinin sonucu olup/olmadığı da bir muammadır. Genelkurmay GES Komutanı Tuğgeneral Münir Erten’in konuşmalarının Kuzey Irak’taki operasyonun başlamasına 2 gün kala dinlenip servis edilmesi dikkat çekicidir.

Bütün bunlar acilen izah edilmesi gereken hususlardır. AKP hükümetinin bu konuda derhal açıklama yapması gerekmektedir.

Bu arada şunu da belirtmeliyiz ki GES’in MİT’e devri ile TSK’nın kontrespiyonaj konularındaki geri kalmışlığı daha da derinleşmiştir.

Gelinen aşamada Türkiye’de ayyuka çıkmış stratejik mekanizmaları dinleyenlerin paralel yapı ya da köstebekle denilerek geçiştirilmesi doğru değildir. Yasadışı dinleme, gözleme ve görüntüleme sorunu Türkiye’deki yapılardan ibaret değildir.

Bu bağlamda Edward Snowden’ın Türk siyasi liderlerinin iletişimlerinin, NSA’in “en yüksek ikinci grupta”yürütülen istihbarat faaliyetleri kapsamında dinlendiği iddiası ciddiye alınmalıdır.

Suriye ve Sarin Gazı Meselesi

Amerikalı gazeteci Seymour M. Hersh, Kimyasal saldırın Esad değil, muhalif Nusra militanları tarafından yapıldığını, Türkiye’nin direkt olarak bu işin içinde olduğunu ve Obama yönetiminin her şeyi bildiğini söyledi.

Hersh, Türkiye’yi ağır zan altında bırakan haberin kulaktan dolma bilgilere değil, Amerikan istihbarat raporuna dayandığını iddia etti.

Hersh, 4 Nisan günü London Review of Books’ta yayınlanan haberinde, 21 Ağustos 2013’te Şam’ın doğusundaki Guta banliyösünde meydana gelen kimyasal silah saldırısının, Suriye rejimi tarafından değil,ABD’yi Suriye’ye karşı savaşa sürüklemek amacıyla Türkiye tarafından El Kaide’ye bağlı El Nusra Cephesi’ne yaptırıldığı iddia edilmişti.

Bu iddiaya mantıklı gerekçeler üretenlerin sayısı da az değildir.

AKP hükümeti Suriye’ye müdahale için defalarca çağrıda bulundu. Bunlardan bazıları şunlardır: 12 Nisan 2012’de Suriye’de seken kurşunlarla Kilis’te bir polis yaralandığında NATO müdahaleye çağrıldı. 3 Ekim 2012’de Akçakale’ye top mermisi düştüğünde, Suriyeliler 22 Haziran 2012’de bir Türk uçağının düşürdüğünde, Suriyeli göçmen sayısı 100 bini aştığında da AKP hükümeti NATO’yu müdahaleye çağırmıştı. Her defasında NATO bu çağrıya hayır cevabını vermişti.

Avam Kamarası ağustos sonunda Başbakan Cameron’a Suriye’ye müdahale izni vermeyince, Rusların kimyasal silahları denetimli yok edilmesi planını Obama kabul ediyor. Askeri müdahale yanlısı tutumunu açıkça koruyan Türkiye yalnız kalıyor.

Obama’nın Suriye’ye yönelik hava saldırısını ertelemesi, Esad güçlerinin savaşta hakim konuma geçmesi karşısında Erdoğan hükümetinin ABD’yi müdahale etmeye zorlayacak bir provokasyon düzenlediği ya da düzenlettiği iddiası var.

Bilindiği gibi Obama, ‘Eğer kimyasal kullanırlarsa bu bizim kırmızı çizgimiz olur’ demişti. İstihbarat kaynaklarının Hersh’e “Obama’nın kırmızı çizgisinin aşılabilmesi için Erdoğan’ın adamlarınca hazırlanan gizli bir eylem olduğunu artık biliyoruz” dediği iddia ediliyor.

Malum kaynaklar “Erdoğan’ın sarin gazı saldırısındaki rolüne ilişkin bildiklerimizi açıklarsak sonucu felaket olur” dediğini de yazıyor.

Bütün bu iddialar ABD’li ve Türk yetkililer tarafından yalanlanıyor. Ancak bu yalanlama yeterli değildir. Bu konuda Türkiye büyük bir zan altında bırakılmış oluyor. Ayrıca bu tür bir iddianın şu sıralarda dile getirilmesi ve gündemde tutulması da üzerinde durulması gerekin ciddi bir durumdur. İktidar yetkilileri işin bu yanını sürekli ıskalıyor.

Bütün bu iddiaları yalanlayarak geçiştirmek mümkün değildir. Bu iddia sahipleriyle gerçek kanıt ve veriler kullanarak mücadele etmek gerekir. Onların iddialarını anlamsız kılacak çalışmaların derhal devreye sokulması gerekmektedir.

Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin ABD/İsrail istihbarat servisler tarafından ayrı ayrı dinlendiğinigöstermektedir. Telekulak iddialarının bir de bu zaviyeden ele alınması doğru olacaktır.

Yeni Ermeni Tasarısı ve Türkiye

Ermeni ‘soykırımı’ iddialarının tanınması için Türkiye’ye çağrı yapılmasını öngören tasarı, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde kabul edildi. Senato Genel Kurulu’nun gündemine getirilmesi muhtemel tasarının kabul edilse bile bağlayıcı özelliği bulunmuyor.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını destekleyen bir karar tasarısını onayladı.

Komiteye, başkanı Robert Menendez’in sunduğu tasarı, 5’e karşı 12 senatörün oyuyla geçti.

Ermeni lobisinin güçlü destekçilerinden Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat senatör Robert Menendez ve Cumhuriyetçi Parti Illinois senatörü Mark Kirk tarafından sunulan tasarı, ABD Başkanı’na 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanıması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün akşam ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile telefonda görüştü. Davutoğlu, Ermeni soykırımı iddialarının yıldönümü olan 24 Nisan öncesi Türkiye’nin kaygılarını Kerry’ye iletti. Davutoğlu, “24 Nisan öncesi lobiler harekete geçer, rahatsız edici girişimler olabilir. Amerikan yönetiminin bizi rahatsız edecek bir tutum göstermeyeceği ümidini taşıyoruz” demiş.

AKP hükümeti ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesinin Türk Milletini “soykırımcı” ilan etmeye yönelik girişimini etkisizleştirmek için elinden geleni yapmalıdır. ABD’deki Türkiye karşıtı saldırı, Türkiye’deki güncel tartışmaların gölgesi altında kalmamalıdır. Davutoğlu, konuyu telefon diplomasisinin ötesinde ele almalı ve bu yeni girişim püskürtülmelidir.

Mısır’da Darbecilerin İhvan-ı Müslim Mensupları İçin Verdiği 528 İdam!

AKP iktidarının Mısır’da meydana gelen askeri darbe sonrası takındığı tavır, Türkiye’nin Mısır hükümeti üzerindeki özgül ağırlığını sıfırlamıştır. Tayyip Erdoğan’ın retorik ve miting diplomasisi Mısır ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkileri koparmıştır. Türkiye’nin Suriye ve İsrail ile birlikte Mısır’da da büyükelçiliği yoktur. Bu bakımdan Mısır’da darbecilerin kurduğu siyasi mahkemelerde verilen 528 idam kararı konusunda Türkiye hükümetinin Mısır yönetimi üzerinde hiçbir etkisi kalmamıştır.

TBMM’deki siyasi partilerin Mısır’daki sözde mahkemenin verdiği kitlesel idam kararları konusunda takındığı ortak tutum sevindiricidir. Ancak yeterli değildir. AKP hükümeti uluslararası kuruluşlar ve ABD nezdinde bu konuda harekete geçmelidir. 2 günde 528 idam kararı veren bu mahkemenin kararının uygulanmaması için gereken her şey yapılmalıdır. Konu sessiz diplomasi boyutunun ötesinde ele alınmalıdır.

Anayasa Mahkemesi, vermesi gereken kararı vermiştir

Gazetecilerin sorusuna da yanıtlayan Yeniçeri, Anayasa Mahkemesi’nin HSYK Kanunu’nun bazı hükümlerinin iptal etmesiyle ilgili bir soru üzerine, şunları söyledi:

“Anayasa Mahkemesi, vermesi gereken kararı vermiştir. Aksi karar vermesi durumunda kendi amacını ve kuruluş felsefesine aykırı hare etmiş olacaktı. Biz hukukçu değiliz ama getirilen düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu açık, net, alenen ortadaydı. Bunu ifade ettik, üzerine gittik. Ancak Bir AKPli çıktı ‘bu Meclis’in Anayasa aykırı yasa yapma hakkı da vardır’ dedi. Bugün getirilen MİT yasası da anayasaya, temel hak ve özgürlüklere aykırıdır. Bu da gidecek mahkemeden dönecek.

Cumhurbaşkanı’nın bu yasayı onaylaması da ibret vericidir. Ankara’dan bir noteri alıp Çankaya’ya çıkaralım, nasıl olsa her geleni imzalıyor Cumhurbaşkanı. Aranızdaki ikili ilişkileri bozmamak için ülkenin hukuk düzenini bozuyorsunuz. Siz orada niye varsınız sayın Cumhurbaşkanı?”

Herhangi bir MHP’linin böyle şizofren yapıyla ilişki kurması kabul edilemez

Yeniçeri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran kişinin, kamera görüntülerinde el sıkıştığı kişinin MHP Elmadağ adayı olduğuna ilişkin bir soruyu yanıtlarken, “Herhangi bir MHP’linin böyle şizofren yapıyla ilişki kurması kabul edilemez. Tanıdık olması anlamında el sıkışma olmuş olabilir. Belki önümüzdeki süreçte Cumhurbaşkanı seçimi dolayısıyla oluşacak bir ortak iradeyi sabote etmeyi yönelik de ifade edilmiş olabilir” dedi.

haberiniz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments