Ruhsar Demirel: Nereye gideceğini bilmeyenin hangi yoldan gittiğinin önemi yoktur

Bu haber 12 Haziran 2014 - 23:16 'de eklendi ve 780 kez görüntülendi.

Ruhsar Demirel: “Şiddeti teşvik etmek, şiddete arka çıkmak, başkalarının bahçesini karıştırmak aynı bir bumerang gibi ve bu bumerang bugün Türk toplumunu tehdit ederken yönetmelik çerçevesinde çalıştığını imza altına alan bir İçişleri Bakanıyla nereye kadar bu gemi yolculuk yapar, onu bilemiyorum.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Dr. Ruhsar Demirel, 592 sıra sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 60’ıncı maddesi hakkında MHP grubunun verdiği önerge üzerine TBMM’de bir konuşma yaptı.
 
Ruhsar Demirel, bu cezaların caydırıcı olmayacağını ifade etti. Demirel, herkesin, bu tasarının çocukların cinsel istismarı, tacizi, tecavüzüyle ilgili olduğunu düşündüğünü dile getirerek, “Oysa bu tasarı, uyuşturucuyla mücadeleden Yargıtay’daki düzenlemelere, borçlar hukukundan harçlarla ilgili konulara, bölge idare mahkemelerinin yapıları, teşkilat düzenlemelerine varana kadar ne ararsanız bulunan, aynı deprem çadırı gibi, herkesin koşuştuğu her tür şeyin bulunduğu bir torba kanun. 104 maddelik bu tasarıda 5 madde çocukların cinsel istismarıyla ilgili ve siz bu maddeleri bile bile sanki kanun yalnızca çocuklarla ilgili çıkıyormuş gibi reklam yaptınız” diye konuştu.
 
Demirel’in konuşması şu şekilde:
 
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili kanunun 60’ıncı maddesi hakkında parti grubumuzun verdiği önergeyle ilgili konuşmak istiyorum ve daha sonrasında da önergemize desteklerinizi bekliyoruz.
  
Tabii, birçoğunuzun malumu olduğu üzere “Nereye gideceğini bilmeyenin hangi yoldan gittiğinin önemi yoktur.” der Alice Harikalar Diyarında. Ülkemizde kendini bu harikalar diyarında hisseden kaç kişi kaldı bilmiyorum ama kanunu hazırlayan, kaleme alanlar hâlâ nereye gideceklerini bilmediklerinden, muhtelif yollar deniyorlar ama bu yolların hepsi çıkmaza varıyor. 
  
Daha önceki maddelerde de söyledim, istatistiklerle de ifade ettim, cezayı artırmak suçu azaltmıyor. Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dan yola çıkarak söyledim, kanun yayınlanmadan önce 98 bin olan aile içi şiddet, kanun yayınlandıktan sonra 153 bin olmuş. Tabii, benim bu verdiğim rakamlar çok güncel olmayabilir. Mesela çocuğa karşı cinsel istismarla ilgili birkaç rakam vermek istiyorum: 2010 yılında 5.400, 2011 yılında kabaca 6.100, 2012 yılında 7.385 çocuk, yani giderek artan sayıda çocuk cinsel istismara uğramış. Belki bu rakamların daha detaylıları sizde vardır, ben o konuya pek vâkıf değilim çünkü. 
  
Bir, Sayın Bakanın önergesini ben size burada okumak istiyorum. İçişleri Bakanına bir önerge verdim, Sayın Bakandan şunu rica ettim: Kadın sivil toplum kuruluşlarının ülkemizdeki sayısı, bunların kamu yararına çalışanlarının hangileri olduğunu ve bunların kuruluş faaliyetlerinin alanları nedir ve neler yapıyorsunuz diye böyle bir istatistiki bilgi istediğimde İçişleri Bakanı sıfatı taşıyan şahıs şöyle bir cevap verdi -metin şu kadar, göstereyim- diyor ki: “Kadın konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarına yönetmelik çerçevesinde destek veriyoruz. Bilgi ve gereğini arz ederim.” İçişleri Bakanı diye imza atmış. Sayın Bakan, yönetmelik dışında hareket etme şansınız yok, siz bir İçişleri Bakanısınız. Verdiğiniz bu cevabın altına attığınız imzadan hicap duymanız gerekir. Eğer siz İçişleri Bakanı sıfatıyla zaten yönetmelikler haricinde bir iş yapıyorsanız size değil bakan, hiçbir şey denmeyip yalnızca “boş bakan” denilebilir. Hoş, ülkenin bugün geldiği durum itibarıyla galiba da öyle yapıyorsunuz. O sebeple diyorum, elimizdeki veriler çok güncel olmayabilir ama 2010’dan 2012 yılı sonuna kadar edinilen verilere bakıldığında çocuk ihmal ve istismarında artış var. 
  
Peki, bütün bunlar olurken ülkemizde çıkan bütün o artan cezalarla birlikte, kanun yapma faaliyetleriniz sonucunda ne olmuş diye tekrar bir baktığınızda, son beş yılda genel asayişte yüzde 7’lik bir artış var. Ama bu asayiş vakalarında, asayişi bozucu vakalarda sorunu, olayı çözme anlamında emniyet verilerine baktığınızda çözme oranları çok düşmüş ve dolayısıyla ülkemizde giderek artan suçluluk oranıyla beraber,çocukların da tabiatıyla suça karışma sayıları ve oranları artmış. Son, 2013 yılı itibarıyla, gazetelerden edindiğimiz bilgiye göre -çünkü az önce de söyledim, İçişleri Bakanı nezdinde “Yönetmelikler çerçevesinde işlem yapıyoruz.” diye verilmiş bir istatistiki talebimize cevap var- mağdur çocuk sayısı ülkemizde 185 bini geçmiş. Az önce de söyledim, tekrar söylüyorum: Şiddeti teşvik etmek, şiddete arka çıkmak, başkalarının bahçesini karıştırmak aynı bir bumerang gibi ve bu bumerang bugün Türk toplumunu tehdit ederken yönetmelik çerçevesinde çalıştığını imza altına alan bir İçişleri Bakanıyla nereye kadar bu gemi yolculuk yapar, onu bilemiyorum. Ama tekrar söylüyorum, ne yöne gideceğini bilmeyen insanların hangi yoldan gittiklerinin hiç önemi yoktur. Ama herkes şunu bilmeli: Bu millet birlik ve beraberlik içinde selamete erişecektir çünkü millet olmak zaten tam da böyle bir şeydir, anı bohçalarımızda biriktirdiğimiz ortak değerlerimizle hâlde uzlaşmadır ve bu milletin uzlaşma isteği çok fazla. Kim ne kadar kışkırtırsa kışkırtsın, kim hangi bumerangı fırlatırsa fırlatsın, o bumeranglar bir gün bunu yapanların kendi boynuna da takılacaktır, hiç kimsenin şüphesi olmasın. 
  
Saygılar sunuyorum. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments