ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4787
EURO
10,0636
ALTIN
493,82
BIST
1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Cuma Sıcak
38°C
Cumartesi Gök Gürültülü
30°C
Pazar Gök Gürültülü
32°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
33°C
Volkan Yaşar BERBER (*) Tarihte papazların iç ve dış işlerimize karışmaları Haçlı Seferlerine kadar dayanır. Rusyanın İstanbul sefiri General Nikola İgnatyef, II. Mahmut devrinde Yunan isyanında Rusçarı I. Aleksandra yardım ettiği için astırılan Patrik Grigoryos’un  bir mektubundan bahsediyor. ”Türkleri maddeden ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler, çok sabırlı ve...
Safter Tanık  “Osmanlı; 17. Yüzyılda, düşünce-bilim alanında durgunluğa girdi, sistem-kurumlarını geliştiremedi, çağın değişim-gelişimine ayak uyduramadı.”.  “Osmanlı’da, Aristokrat sınıfı yoktur. Kapıkulu vardır. Bu; hem hanedanın, hem de Osmanlı Devleti’nin uzun ömürlü olmasını sağladı. Ancak; XVII. yüzyıldan itibaren, sağlıklı bir yaşamı olmadı.”.   Aristokratik Monarşiden Mutlak Monarşiye  Osmanlı; Fatih Kanunnamesine kadar, Büyük Selçuklu...
Fuat Yılmazer     Türklerde toprak namustur inancı hâkim bir inançtır. Son yıllarda ona uymayan davranışlar sergilense de bu inanç Türk insanının genlerinde olan ve hiç unutulmayacak bir imandır. Toprak vatandır, vatan İstiklal ve istikbalinizin özgürce haykırıldığı yerdir. Toprak vatandır, vatan namustur. Namus inancı, Türkün özünde sökülüp atılamayacak kadar yerleşiktir. Türkün...
Asena Kınacı Moral Caddede, sokakta, kahvehanede, iş yerinde, her yerde bildiğini de bilmediğini de, üzerine vazife olanı da olmayanı da sürekli, boş ve gereksiz konuşanlar için Türkçemizde bir cümle icat etmişiz. Herkes ve her şey hakkında bilerek- bilmeyerek, anlamlı-anlamsız konuşanlar için söylenen “Ağzı olan konuşuyor.” cümlesi  “halk felsefesi(!)”ne ait güzel...

Tek tip nesil

Tek tip nesil
   HANİ kimseye dayatma yapmayacak, toplumun hayat tarzına dokunmayacaklardı…
   Hepsi lâfta kaldı…
   Beğenmedikleri ne varsa hepsini, “Davamız” dedikleri anlayışın siyasal motivasyonu haline getirdikleri dinsel baskılarla ortadan kaldırmaya başladılar. 
   Yurttaşlar, bir yandan dinsel terapiye tabi tutuluyor, bir yandan da siyasal motivasyonun ağırlığı altında, kabuk değiştirme sürecine itiliyor… 
   ……………………….
   Dile kolay…
   Geçen yılları koyun bir kenara sadece bu yıl, gönül rızasıyla imam hatip liselerine kaydolan öğrencilere ek olarak 40 bin çocuğumuz daha imam hatip liselerine kayıt olmak zorunda bırakıldı. Eğitim hayatına bile dayatmayı bulaştırdılar; her yaptıkları iş gibi bu da metazori bir uygulama…
   Yakında eğitim sistemimizi bütünüyle imam hatip amaçlı hale getirirlerse şaşırmam. Dünya fizik, kimya, matematik, geometri, biyoloji, tıp gibi müspet ilimlerle ilerlerken biz ilahiyata sarılıp adamlarla yarışmaya kalkacağız… 
    Sonucu düşünün!
    ………………………
    12 yıllık AKP iktidarında, beş Eğitim Bakanı görev yaptı.
    Her gelen beraberinde yeni kurallar, oluşumlar, uygulamalar, anlayışlar getirdi.
    Aşağı yukarı iki buçuk yılda bir, eğitim anlayışımız değiştirildi.
    Tabii kitaplar da, müfredat programları da değişti ama kafa hep aynı kaldı; iktidar tek tip bir nesil yetiştirmek hevesinden vazgeçmedi…
    İmam hatip anlayışı ve uygulaması, tek tip kuşaklara sahip olmamız için. 
    Çocuklar imam hatip liselerinde okuyarak dinsel terapiye tabi tutulunca gelecekte bu iktidarın temel taşlarını oluşturacaklar…
    Bu uygulama, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve onun sahibi Türk Milleti’ne vurulmak istenen pedagojik, sosyolojik ve psikolojik bir prangadır!!!
    Gelecek kuşakları tek tip yetiştirmek ve onları dinci anlayışın hazırladığı karanlık dehlizlere ve labirentlere sokma kararlılığı, laik cumhuriyete, sosyal hukuk devleti anlayışına, hukukun üstünlüğüne ve özgürlüklere yapılan hainliktir!
    Bunun da hesabı sorulmayacak mı sanıyorlar!? 
    * * *
    1 EYLÜL tarihini severim; büyük oğlumun doğum tarihi; saniyen Dünya Barış Günü
    Adli Yıl’ın başlangıç tarihi de 1 Eylül. 
    Malûm her yıl, Yargıtay’da tören yapılır ve konuşmacılar yargının toplum hayatındaki önemini bir kez daha vurgularlar. Adaletin, bir toplumun yücelmesinde, toplumsal huzurun yerleşmesinde ve hukukun egemen hale gelmesinde ne kadar önemli yeri olduğu anlatılır…
    Bu toplantıya Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Vekiller, Parti Liderleri, Barolar’ın temsilcileri, askeri ve mülki erkan, hukuk adamları katılır. 
    Bu yıl da öyle olacak; ancak bu yıl Erdoğan katılmıyor. 
    Cumhurbaşkanı seçildikten sonra “Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu katılıp koşuşacaksa ben yokum”diyerek daveti reddetti.
    Görülmüş şey değil; ancak hiçbir eleştiriye açık olamayan Erdoğan devlet hayatına bunu da soktu, dileriz bu tavrı, teamül haline getirilmez… 
İngiliz Haber Ajansı Reuters konuya ilişkin haberi ”Türkiye’nin öfkeli Başbakanı…” diye verdi.
    Bundan kelli, öfkesi burnunun ucunda bir başbakanımız olmayacak ama Cumhurbaşkanımız olacak; çünkü Erdoğan’ın öfkeyi yenme becerisi yok, mizacı böyle.
    Yalnız minik bir değişim söz konusu; o da toplantıya katılmama kararı.
    Böylece, toplantı nedeniyle öfkelenmemiş olacak; diyelim ki öfkelendi, hiç olmazsa öfkesini de dışa vurmak imkânı bulamayacak! 
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.