EN BÜYÜK MAKUL ŞÜPHELİ ERDOĞAN’DIR

MHP Lideri Devlet Bahçeli, 17-25 Aralık’la ilgili takipsizlik kararının yanlışlığına dikkat çekti ve polise verilecek yetkilerin bir tuzak olduğunu hatırlattı: 

 

MHP Lideri Bahçeli, İmralı canisinin villa gibi özel şartlar içerisinde durumunu iyileştirmenin cehalet değilse ihanet olacağını söyledi.

Metin ÖZKAN’ın Haberi…     Metin ÖZKAN’ın Haberi…       

HaberRes_38318

CANİNİN HEDEFİ BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN

AKİL insanların verdiği kararların hepsinin boş çıktığını ve sonuç vermediğini kaydeden Bahçeli, “Aksine açılım sürecinden sonra şiddet yoğunlaşmıştır. Hele İmralı dışında ofis tutmak, oraya sekretarya vermek olacak şey değil. Beşir Atalay, şimdi AKP sözcüsü olarak konuşuyor. İmralı canisin çözümü ve hedefi Bağımsız Kürdistan devletini kurmaktır. Eğer bu süreci bu zat, hızlandırarak Bağımsız Kürdistan’ın kurulmasına katkı sağlıyorsa zaten haindir” dedi.

 

ANITKABİRDE VARIZ, RESEPSİYONDA YOKUZ

BAHÇELİ, 17-25 Aralık’ın mutlaka yargı önünde sorgulanması ve açıklığa kavuşması gerektiğini belirterek, “53 kişi hakkında takipsizlik kararı, doğru olmamıştır. Demek ki savcıdan ziyade Meclis iradesiyle yolsuzluklar üzerinde bir karar verme sürecine girmiştir Türkiye” dedi.  Beştepe davetinin Cumhuriyete büyük hakaret olduğunu ifade eden Bahçeli, 29 Ekim’de Anıtkabir ziyaretinde bulunacağını, ancak tebrigat ve resepsiyonda olmayı düşünmediğini açıkladı.

 

ERDOĞAN’A KURULMUŞ EN BÜYÜK TUZAK

BAHÇELİ, polise verilecek yeni yetkilerle ilgili olarak da, “Makul şüphe, millet vicdanında Recep Tayyip Erdoğan’ı yüzde 100 sorgulatır. Kesin deliller arama konusundaki ısrarı vardı. Erdoğan ve dört bakanı, 17-25 Aralıkta kimler varsa, onların yolsuzluklara karıştıklarına dair bir kanaat ve şüphe olduğu ortadadır. Zannediyorum bu Recep Tayyip Erdoğan’a kurulmuş en büyük tuzaktır. En büyük makul şüpheli kendisidir. Elimizi kolaylaştırıyor aslında” dedi.

 

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, akil insanların verdiği kararların hepsinin boş çıktığını ve sonuç vermediğini belirterek, “Aksine açılım sürecinden sonra şiddet yoğunlaşmıştır. Hele İmralı dışında ofis tutmak, oraya sekretarya vermek olacak şey değil. Beşir Atalay, şimdi AKP sözcüsü olarak konuşuyor. İmralı canisinin çözümü ve hedefi Bağımsız Kürdistan devletini kurmaktır. Eğer bu süreci bu zat, hızlandırarak Bağımsız Kürdistan’ın kurulmasına katkı sağlıyorsa zaten haindir” dedi.

Bahçeli, 17-25 Aralık’ın mutlaka yargı önünde sorgulanması ve açıklığa kavuşması gerektiğini belirterek, “53 kişi hakkında takipsizlik kararı, doğru olmamıştır. Demek ki savcıdan ziyade Meclis iradesiyle yolsuzluklar üzerinde bir karar verme sürecine girmiştir Türkiye” dedi. Bahçeli, 29 Ekim’de Anıtkabir ziyaretinde bulunacağını, ancak tebrigat ve resepsiyonda olmayı düşünmediğini açıkladı. Bahçeli, polise verilecek yeni yetkilerle ilgili olarak da, “Makul şüphe, millet vicdanında Recep Tayyip Erdoğan’ı yüzde yüz sorgulatır. Kesin deliller arama konusundaki ısrarı vardı. Erdoğan ve dört bakanı, 17-25 Aralık’ta kimler varsa, onların yolsuzluklara karıştıklarına dair bir kanaat ve şüphe olduğu ortadadır. Zannediyorum bu Recep Tayyip Erdoğan’a kurulmuş en büyük tuzaktır. En büyük makul şüpheli kendisidir. Elimizi kolaylaştırıyor aslında” dedi.

Bahçeli, Antalya programı dönüşünde gazetecilerle sohbet etti. Bahçeli, 29 Ekim Resepsiyonu ve Beştepe daveti için, “Anıtkabir ziyaretinde bulunmayı, ama tebrigat ve resepsiyonda olmayı düşünmüyorum” dedi. Beştepe davetinin Cumhuriyete büyük hakaret olduğunu belirten Devlet Bahçeli, Ankara içerisinde sürdürdükleri faaliyetler sırasında Beştepe’nin kullandıkları güzergâhlar arasında olmadığını dile getirerek, “Yolumuz oraya hiç düşmüyor. Dahası düşmeyecekmiş gibi de gözüküyor” dedi. Bahçeli, gündemdeki konuları şöyle değerlendirdi:

 

ANITKABİR’DE VARIZ, RESEPSİYONDA YOKUZ 

(29 Ekim Resepsiyonu ve Beştepe daveti) Anıtkabir ziyaretinde bulunmayı, ama tebrigat ve resepsiyonda olmamayı düşünüyorum. Beştepe daveti, Cumhuriyet’e büyük bir hakarettir. Hele Çankaya’nın Başbakanlık makamına kullanımına terk edilmiş hali ayrı bir acıdır. Çankaya’nın cumhuriyetin başından bu yana önemli bir yeri vardır. Atatürk sonrasında da 11 cumhurbaşkanı ile temsil edilmiş, cumhuriyetle özdeş, cumhuriyetin ruhuna ve anlamına uygun bir simge haline gelmiştir. Burayı Başbakanlığın kullanımına terk etmek doğru bir yaklaşım değildir. Çankaya’nın başka bir amaçla kullanılmasına müsaade edilmemelidir. Eğer Çankaya Köşkü boş kalacaksa o zaman farklı yorumlamak lazım. Köşk ve saray arasındaki farkı incelemekte yarar var. Türk-İslam mimarisi açısından. Binalar üzerinden bir yarışa girmenin anlamı yok. Ben olmuş olsam. İnatlaşıp, tekrar onu oraya onu oraya taşı, yerine Türk devletini ev taşıma nakliyat şirketine de benzetmeye gerek yok. Böyle bir durum karşısında Atatürk ve Cumhuriyet Müzesi yaparım. Yeni bina, Ankara içerisinde faaliyetlerimizi sürdürürken, kullanmadığımız güzergahlardan bir tanesi. Yolumuz hiç oraya düşmüyor. Düşmeyecekmiş gibi de gözüküyor.

***

 

NİSAN MHP İÇİN HAYIRLI AYDIR 

(Erken seçim) Eğer hükümet bu seçimleri erkene almayı gündeme getirmek istiyorsa, o zaman son günlerdeki ayaklanma ve birçok kargaşanın şiddet eylemlerine karşı gündem değiştirmeye yöneliktir. Eğer erkene almayı düşünüyorlarsa takvime baktığımızda 12 Nisan olabilir, 19 Nisan olabilir, 26 Nisan olabilir. Nisan ayı da MHP için hayırlı bir aydır. 1999 yılında 18 Nisan itibariyle TBMM’de sağda birinci parti olarak, önemli bir konuma gelmiştir. Demek ki önümüzdeki günlerde de bunu tekrarlama şansı doğacak. Onun için seçimlerin erkene alınmasından herhangi bir endişe duymamaktayız. Seçimi öteleme düşünceleri varsa, bu yasaya göre savaş ve savaş benzeri durumlarda olur. Eğer böyle bir yolu düşüneceklerse, o zaman Türkiye’yi savaşa sokma gibi bir niyetlerinin olduğu anlaşılır. 62. Hükümet, sorunların altından kalkamıyor. Hükümet Erdoğan’ın baskısı ve denetimi altındadır. Politikalar Erdoğan tarafından belirleniyor. 62. Hükümet basın yoluyla yönlendiriliyor. Yani Erdoğan düşüncelerini, siyasi hedeflerini Bakanlar Kurulu ve Başbakanla görüşmek yerine yine basın yoluyla bir sebep yaratarak, önce söylüyor, sonra da ‘Siz bu söylediklerime uyun’ diyor.

***

 

EN BÜYÜK MAKUL ŞÜPHELİ 

(17 Aralık takipsizlik kararı)

17-25 Aralık’ın mutlaka yargı önünde sorgulanması, açıklığa kavuşması lazım. 53 kişi hakkında takipsizlik kararı, doğru olmamıştır. Demek ki savcıdan ziyade Meclis iradesiyle yolsuzluklar üzerinde bir karar verme sürecine girmiştir Türkiye.

(Makul şüphe düzenlemesi) Makul şüphe, millet vicdanında Recep Tayyip Erdoğan’ı yüzde 100 sorgulatır. Kesin deliller arama konusundaki ısrarı vardı. Şimdi makul şüphe konumuna düşmüşse, gerçekten millet makul bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan ve dört bakanı, 17-25 Aralık’ta kimler varsa, onların yolsuzluklara karıştıklarına dair bir kanaat ve şüphe olduğu ortadadır. Zannediyorum bu Recep Tayyip Erdoğan’a kurulmuş en büyük tuzaktır. En büyük makul şüpheli kendisidir. Elimizi kolaylaştırıyor aslında.

***

 

ENSESİNDE BOZKURTLAR OLACAK 

(Erdoğan AKP’ye oy isterse) Bu yolu tercih ederse anayasal suç işlemiş olur. Kurultayının sonuçlarını ve kurduğu bakanlar kurulunu yok farz etmektir. Eski alışkanlıklarından kurtulması gerekir. Ya ‘Cumhurbaşkanıyım’ diyecek, ya da ‘tekrar partime ve başbakanlığa dönmek istiyorum’ diyecek. Türkiye’nin siyasal hayatında, özellikle AKP açısından, en önemli sorun Erdoğan’dır. Yeni Türkiye’nin yeni vesayeti Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Katıldığı açık hava toplantılarının mahiyeti, Anayasada belirtilen görevlerinin dışındaysa, nereye giderse ensesinde bozkurtlar olacak. O nerede ne miting yapıyorsa biz de yapacağız.”

 

SİLAHŞÖR CEZALI KALEMŞÖR SERBEST 

(Akillerin İmralı’ya gidişi)

Boğaz gezileri kendileri tatmin etmez olmuş, biraz Marmara’ya doğru açılıyorlar şimdi. 200 imza veren aydınlardan hesap sorulmalıdır. Dolapdere’de taş atan çocukla, atılan imzalar arasındaki farkı anlatabilir misin? Molotof atan suçlu, imzayı atan masum. Başbakan, ‘TOMA alınacak’ diyor. Ne yapacaksın bu TOMA’larla. Kalemşörlerle silahşorlar aynı hedefi vuruyor. Silahşör cezalandırılıyor, kalemşor serbest. Aralarındaki fark bu!”

 

AKİL İNSAN BOŞ ÇIKMIŞTIR 

(Akil insanlar) Akil insanların Başbakana vermiş oldukları kararların hepsi boş çıkmıştır. Sonuç verememiştir. Aksine açılım sürecinden sonra şiddet yoğunlaşmıştır. Böyle bir süreçte faydaları ne olacak? Çözümleri ne olacak? Eğer İmralı canisi ile görüşmek, bu tür eylemleri Kandil’i etkilemek süreciyle, vazgeçirmek gibi bir misyonu hükümet adına yapmaya kalkıyorlarsa, o zaman hükümet akil insanları istedikleri amaçlar doğrultusunda kullanacak duruma getirmiş olacaktır. Bu da kendilerini yıllarca aydın olarak tanımlayan insanlar için çok ağır bir kullanım şeklidir. Akil insanların bu konudaki marifetleri ne olacak merak ediyoruz. Hükümete yönelik, ‘bunları neden önleyemiyorsunuz’ şeklindeki öfkeyi ortadan kaldırmaya yönelik bir araç olarak kullanmak istiyorlar.

***

 

CEHALET DEĞİLSE İHANET 

(Öcalan’ın şartlarının iyileştirilmesi) Öcalan’ın İmralı Adası’nda kalması bile çok yanlıştı. Biz 28 Mayıs 2002’de F Tipi Cezaevine gönderilmesini istemiştik. İsabetli olurdu. Bu ülkenin Genelkurmay’ı, Silivri gibi bir hapishanede komutanlarıyla beraber tutukluluk hali yaşarken, İmralı canisinin villa gibi özel şartlar içerisinde durumunu iyileştirmek cehalet değilse ihanettir. Hele hele İmralı dışında ofis tutmak, oraya sekretarya vermek olacak şey değil. Beşir Atalay, şimdi AKP sözcüsü olarak konuşuyor. İmralı canisinin çözümü ve hedefi Bağımsız Kürdistan devletini kurmaktır. Eğer bu süreci bu zat, hızlandırarak Bağımsız Kürdistan’ın kurulmasına katkı sağlıyorsa zaten haindir.

***

 

HDP’NİN İÇİNDEKİ EN AKİLİ 

(Altan Tan’ın açıklamaları) Ortaya koyduğu tespit, Türkiye’de kargaşanın önlenmesi açısından bir örnektir. ‘MHP gibi davranılmış olsaydı, bu kadar şey yaşanmazdı’ demek istiyor. Demek ki HDP’nin içerisinde en akil insan o.

YORUM ALANI

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.