ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
17,9596
EURO
18,2797
ALTIN
1.024,13
BIST
2.913,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C
Cuma Az Bulutlu
30°C
Cumartesi Az Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
29°C

Osman Çelebi

Osman Çelebi
30.10.2014
0
A+
A-

Osman B.Karabacak

 

 

Evliya Çelebi pirimizin mekanı cennet olsun. Öyle bir yol açmış ki milyonlarca Türk serhad denen kapıdan geçip, kimi fütuhat, kimi maişet, kimi hicret, kimi seyahat, kimi ise macera niyetiyle arzın muhtelif noktalarına yerleşiyor.

Geriye bakınca gezdiğim coğrafya, o coğrafyada şahit olduklarım, bizatihi yaşadıklarım bana âli bir devletin mütevazi bakiyesinin dingin ruhum ile basit cismime ne kadar dar geldiğini düşünüyorum.

Endülüs’te ciğerim mangal oldu yandı, neden yetişmediniz, diye haykırıyordu. Siz birbirinize düşmeseydiniz, diyemedim.

Altaylarda mağrur bir kartal gibiydim. Sibirya’nın steplerinde eyersiz atlılar gördüm, bana bizi sordular.

Balkanlar’da atını sulayan yiğitlerin suretleri hayalimi süsledi. Gazilerin musafaha ettiklerini duydum sanki.

‘ Tuna’da sancağı serîf altında on iki bin Fâtiha suresi ile yedi bin Yâsin-i şerif tilavet edildi ve manevî tedarik ile küffarın gelişi beklendi.. Zaferden sonra Tuna kıyısında abdest tazeleyen gaziler birbiri ile ağlayarak musafaha ve tebriki gâzâ eylediler ‘ Şemdânizâde Tarihinden

Yemen’de, Bekir Camii’nin kubbesi altında gidip de dönmeyenlerin ervahı sildi sanki gözyaşımı.

Çalınan davulu düğün mü sandın?
Al yeşil bayrağı gelin mi sandın?
Yemene gideni gelir mi sandın
?

Hicaz demiryolunun Şam istasyonunda kondüktörünü bekleyen lokomotifimize dokundum ki bize küsmüş, elimi yaktı, bakamadım bir daha.

Aksungur Camiinde Memluk ataların, bir nefes aldım, emaneti sormuşlar gibi, duramadım.

Kafkaslarda kanayan yaralara dokundum, yüzüm kızardı..

Altınordu’yu yıkanları düşündüm Moskova’da.

Fransa’da, Almanya’da, Hollanda’da, Belçika’da, Çekistan’da, Polonya’da yaşayıp, olduğu yeri yurt edinen insanlarımızı gördüm. Her gittikleri yere kendi Türkiye’lerini getirmişlerdi.

Ya şimdi ben? Cezayir’deyim. Baba Oruç’un, Barbaros’un, leventlerin, gazilerin diyarı.. Arkamda dağlar, önümde aşılmaz deniz. Leventlerimiz geri dönülmez, demişler burayı yurt, vatan bilmişler. Kara kaşlı kızları, mermer taşlı çeşmelerin başında görüp gönüllerine akmışlar..

Evliya Çelebi namlı, Unkapanlı derviş Mehmet Zillî gibi kutlu bir rüya görüp “seyahat yâ Resulallah” demeyen ben, Tosyalı Karabacaklardan, Ahmed oğlu Osman, hayalimde hep Dersaadet, Boğaziçi, İstiklâl Caddesi, damağımda memleketimin lezzetleri ile yaşayacağım.

“Dönmek mi? Belki… Daha ölmedim. “

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bettilt giriş