betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
9,6020
EURO
11,2100
ALTIN
553,66
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
19°C
İstanbul
19°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
20°C
Pazar Sağanak Yağışlı
16°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C
Salı Az Bulutlu
16°C

Siyâsette Aranan Ülkücüler

Siyâsette Aranan Ülkücüler
13.10.2014
0
A+
A-

Ali BADEMCİ

 

Siyaset biliminde siyasetçiler sürekli olarak kendilerini yenilemek zorundadırlar. Dolâyısiye hangi prensipler ile ortaya çıkarlarsa çıksınlar siyasi hareketler de  bu kurala uymak mecburiyetindedir. Bunun için başarılı olanlar  sadece prensipleri güncellemekle kalmaz aynı zamanda kadrolarını da belli bir birikim esasına dayalı olarak gözden geçirirler. Özellikle iktidarda olan siyasiler tabanı genişletmek için sürekli olarak bu kuralı uygularlar. Son yıllarda bizim kadim muhalefetimiz de  bu kuralları iyi incelemiş ki ısrarla uygulama peşindedirler. Görüyoruz ki artık başarılı olmak isteyen siyasi hareketler kesinlikle sosyolojik, hatta psikolojik eğilimlere itibar etmek zorundadır.

Günümüzde ülkemizin siyaset sosyoloji haritası  az çok bellidir. Elbette ve öncelikle dini ve milliyetçi hareketler prim yapmaktadır. Çünkü Türk Milleti’nin 1000 yılı  aşkın bir zamandan beri  İslâmiyet ile bütünleştiğini  bilmekteyiz. Birinci husus budur ve İslâmiyet bu kadar uzun zamandan beri bütün kurum ve kuralları ile sosyolojik olarak toplumumuzun bütün katmanları ile kaynaşmıştır. Sadece Türk Müslümanlığına has  bir tarzda da tasavvufî yönelişler mezheplerin tartışılmasının da önüne geçmiştir. Bu sebeple diğer İslâm toplumlarında sert mezhep ve anlayış mücâdeleleri varken  bizim toplumumuzda pek görülmemiştir, Çünkü Türk Müslümanlığı  eski inançlarla birlikte bağtaştırmacı (sankirist) bir yapıya sahiptir.Son yıllarda siyasî iktidardan kaynaklanan müsamahalar sebebiyle düşünce ortamında halk tarafından anlaşılmayan  köktendincilik (fundamantalizm) eğilimi başlamıştır. Dolayısiyle ülkemizde siyasi hareketler mutlaka İslâm’ı nazara almak zorundadır.

İkinci husus milliyet ve milliyetçilik meselesidir, ki asrımızı milliyet asrı olarak tarif edenler çoğunluktadır. Bugün tarihte hiçbir varlık gösterememiş ve sosyolojik mânâda millet olmanın hiç özelliğine sahip bulunmayan kabileler bile  hangi ekonomik sistemlerin ve ideolojik akımların arkasına saklanırlarsa saklansınlar kendilerini bazı değerlere lâyık görerek  milliyet iddiasıyle ortaya çıkmışlardır.Dünyayı daha fazla parçalı görmek isteyen sömürü peşindeki küresel güçler de  ayrı bir kültür ve sosyal hayat tasavvurunda bulunan  bu güçlere yardım etmekte ve koruyup kollamaktadırlar.İşte etnik milliyetçilik dediğimiz hikâye budur.Yani eskiden toplumlar ve milletler arasında  böyle etniste unsurları bulunmuyor muydu?Elbette vardı; fakat bu sebeble hiçbir ayrılıkçılk hareketinin zuhur etmediği de gözlerimiz önündedir.

Şimdi tekrar ülkemiz siyaset arenasına  dönersek  bizim siyasi hayatımızda son elli yıldan beri halkın inanç ve temayüllerine en uygun ve organize gurup ülkücülerdir.Üstelik geçmişte başlarından geçen  hâdiseler de onları toplum nazarında mağdur duruma düşürmüş ve fikirleri uğrunda korkmadan can vermeleri de haklılıklarını  ortaya çıkarmıştır.Bugün siyasî hayatımızda cereyan eden hâdisler ülkücülerin yolunun doğru olduğunu da  ıspatlamıştır.Hatta cunta devrinde bile “Fikirleri iktidarda  kendileri içeride” gibi  halk nitelendirmelerine duymuşuzdur.Özellikle geçmişde hiçbir maddî menfaat gütmeden  siyayet teşekkülünde faal rol oynamaları,bu hareket mensuplarının tamamının eğitimli insanlar olması da câzibeyi artırmıştır.
Bu izahlardan sonra  Turgut Özal’dan beri  ülkücülerin neden bu kadar arandığını anlayabiliriz.Tayyib Bey de ilk ortaya çıktığında aynı stratejiyi kullanmıştır.Son iki yıldan beri de kadim muhalefet bu yoldadır.Bu şartlar altında iktidarı ve muhalefeti ile ülkücülere karşı  derin bir ilgi vardır.Hatta açıkça bu eğilimler  liderler seviyesinde sık sık dile getirilmektedir.Ana muhalefet ülkücüler milliyetçilik bakımından  bize yakındır derken,iktidarın siyasileri İslâmi görüşlerinden ötürü ülkücüleri  kendinden saymaktadır.
Bütün bunlara karşılık yaygın bir kanaate göre ülkücülük  ana kaynağı ve ocağı olan MHP’de prim yapmamaktadır.Sosyal medyada bir ülkücü şahıs MHP’nin 52 milletvekilinden 10’nunu bile Meclis kürsüsü ve televizyon ekranlarında göremiyoruz diye dert yanıyor.Hatta donanımlı ülkücülere  hayat hakkı tanınmadığı için ülkücü  şahısların kendilerini diğer siyasi hareketler içerisinde ifâde ettiklerini  belirtiyorlar.Bizim gibi insanlar bu görüşlere karşı çıktığı zaman da ağır tenkitlere uğruyor. Bu hususlara akıl erdirmek maalesef mümkün değildir. Bir okuyucu genel merkezimiz yönetici tercihi yaparken eğitime-donanıma-birikime-daha evvel işgal ettiği makamlara göre bir değerlendirme, hatta puanlama yapamaz mı? diyor.

Ülkücülüğün MHP karar mekanizması nezdinde gerçekten prim yapıp yapmadığı hususunda  mutlaka kafa yormak şarttır. MHP’nin geleceği kesinlikle  bu hususla ilgilidir.

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal