ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4092
EURO
9,9984
ALTIN
489,72
BIST
1.404
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Çarşamba Sıcak
35°C
Perşembe Sıcak
36°C
Cuma Sıcak
38°C
Cumartesi Gök Gürültülü
32°C
Fuat Yılmazer     Türklerde toprak namustur inancı hâkim bir inançtır. Son yıllarda ona uymayan davranışlar sergilense de bu inanç Türk insanının genlerinde olan ve hiç unutulmayacak bir imandır. Toprak vatandır, vatan İstiklal ve istikbalinizin özgürce haykırıldığı yerdir. Toprak vatandır, vatan namustur. Namus inancı, Türkün özünde sökülüp atılamayacak kadar yerleşiktir. Türkün...
Asena Kınacı Moral Caddede, sokakta, kahvehanede, iş yerinde, her yerde bildiğini de bilmediğini de, üzerine vazife olanı da olmayanı da sürekli, boş ve gereksiz konuşanlar için Türkçemizde bir cümle icat etmişiz. Herkes ve her şey hakkında bilerek- bilmeyerek, anlamlı-anlamsız konuşanlar için söylenen “Ağzı olan konuşuyor.” cümlesi  “halk felsefesi(!)”ne ait güzel...
Kenan EROĞLU             Diyarbakır’daki Müze evden               Şişlideki Müze eve selâm!               Büyük düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyoruz.               Daha önceki paylaşımlarda da belirttiğim gibi; Ziya Gökalp Milli Mücadeleden sonra Diyarbakır’a dönmüş ve “Küçük Mecmua”yı çıkarmaya karar vermişti. Fakat çaresizlik içerisinde kitaplarını satmak mecburiyeti ile karşı karşıya kalmış ve işin en ilginç tarafı...
MHP Lideri Devlet Bahçeli Türkgün gazetesine verdiği röportajda ezber bozdu. Suriyeli göçmenler konusunda yapılması gerekenleri sıraladı. Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli, ”Ülkemizde 500.000’e yakın Afgan mülteci olduğu tahmin ediliyor. Elbette önümüzdeki riskli ve tehlikeli süreçte göç dalgasının sınırlarımıza iyice dayanacağı, ülkemizi zorlayacağı görülüyor. Düzensiz göç, adı konmamış bir istiladır,...

SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKME NOKTASINA GELDİ

SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKME NOKTASINA GELDİ
08.12.2014
0
A+
A-

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, hükümetin yaptığı gerçekçi olmayan düzenlemelerle bugün sağlık sisteminin çökme noktasına geldiğini söyledi. 2002 yılından sonra Sağlıkta Dönüşüm adı altında yapılan değişikliklerle yeni bir süreç başladığını ifade eden Ayhan, “SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın tek bir şemsiye altında toplanması ve herkesin hem devlet hem de üniversite hastanelerinden hizmet alması doğru bir yaklaşımdır ancak sonraki süreçte sağlıkta, Dünya Bankası kaynaklı bir özel sektör dönemi başlamıştır. Birçok özel sağlık kuruluşu mantar gibi çoğalmış ve sektörde kontrolsüz bir büyüme dönemi yaşanmıştır. SGK kapsamında birçok sigortalı özel hastanelerde tedavi olmaya başlamış, yüklü faturaları SGK kontrol mekanizmaları olmadan ödemiştir. Bu arada Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) yoluyla sağlık kurumlarına yapılan ödemeler kısıtlanmaya çalışılırken işin ucu giderek kaçmış, SUT fiyatları gerçekçi olmayan düzeylere düşmüş ve birçok kayıtdışı gelir başgöstermiştir. 15 Şubat 2008 tarihinde cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanmış ve hiçbir demokratik ülkede asla olamayacak Planlama Yönetmeliği çıkarılmış ve özel sağlık kuruluşlarında çalışacak sağlık personeli sayısına Sağlık Bakanlığı karar vermeye başlamıştır. İlaveten alınacak tıbbi cihazlar için de Sağlık Bakanlığı onayı zorunlu kılmıştır. Adı geçen yönetmelik sonucu yeni bir doktor borsası oluşmuş, kadroların ve ruhsatların maddi anlamda arz ve talebi oluşmuş, böylelikle bir anlamda hekim ve sağlık kuruluşları karaborsası ortaya çıkmıştır.” dedi.

‘PERFORMANS SİSTEMİ ADALETSİZ’

Sağlıkta getirilen performans sisteminin önemli adaletsizlikler içerdiğini ifade eden Ayhan, “AKP’nin gerçekleştirdiği mevzuat değişiklikleriyle kamu eğitim araştırma ve üniversite hastanelerinde önemli miktarda konusunda deneyimli ve yetkin hekim kaçışı oluşmuş ve sonuçta asistan eğitiminin sürdürülemez hale geldiği, kamuoyunda tartışılır hale gelmiştir. Birçok eğitim araştırma ve üniversite hastanesinde önemli ameliyatlar problemler yaşanmaya başlamıştır. Tıp eğitiminde öğrenci kadroları hesapsızca arttırılmış, eğitimin kalitesi düşmüş ve kaliteye değil, kantiteye dayalı bir eğitim anlayışı egemen olmuştur. Sağlıkta getirilen performans sistemi, önemli adaletsizlikler içermektedir. Bu sistemde, yapılan işin kalitesi hiç önemli değildir. Sadece hekimin yaptığı işin miktarı ya da sayısı önemlidir. Parça başına ödenen bu ücretler, birçok gereksiz tıbbi müdahalelere yol açmakta ve hekimler, günü kurtarma gayretiyle ekonomik geliri yüksek işlemleri tercih etmektedirler. Bu arada malpraktis konusu, kanayan önemli bir yaradır. Hekimler, bir yanda düşük ücretle çalışmakta diğer yanda da yüksek tazminat davaları riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu nedenle defansif tıp olarak tabir edilen riskli ameliyatları yapmama durumu giderek yaygınlaşmaktadır. Günümüzde kamuda bu tür riskli operasyonları yapacak hekim sayısı giderek azalmaktadır.” diye konuştu.

‘ÇALIŞANLAR MUTSUZ’

İyi bir sağlık hizmeti sunmanın en temel yolunun sağlık çalışanını mutlu etmek olduğunu belirten Ayhan, “Performans sistemindeki ödemeler gerçekçi değildir. Gerek Tam Gün Yasası gerekse önceden ödenen katkı paylarının kaldırılması, üniversite hastanelerini finansal açıdan darboğaza sokmuştur. Eskiden kâr eden ve çalışan hekimini mutlu eden üniversite hastaneleri, artık tam bir finansman problemiyle karşı karşıya kalmışlardır. İyi bir sağlık hizmetini sunmanın en temel yolu, sağlık çalışanını mutlu etmektir. Siz yetişmiş hekiminizi bezdirirseniz, hakkını vermezseniz dünyanın en iyi hastanesini de kursanız, en son teknolojik cihazları da getirseniz asla başarılı bir sağlık hizmeti veremezsiniz. Günümüzde hekimin emeği değersizleştirilmiş ve halk nezdindeki itibarı giderek azaltılmıştır. Üniversite hastanelerindeki katkı payları kaldırılırken vakıf üniversiteleri teşvik edilmiştir. Devletin, kendi üniversitelerinin kalbine kurşun sıkarken vakıf üniversitelerini anormal teşvik etmesi kabul edilemez bir durumdur. Mevcut SGK fiyatlarıyla sağlık hizmetinin sunulması mümkün olmamaktadır. Özel sağlık kuruluşları, hastadan aldıkları fark ödemeleriyle ayakta durmaktadırlar. Üniversite hastaneleri, yasal olmayan böyle bir farkı alamadıkları için büyük problemlerle karşı karşıya kalmaktadır.” şeklinde konuştu.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.