Ergun KAFTANCI
ANAYASA Mahkemesi, yüzde 10 olan barajı kaldırmak üzere yapılan bireysel başvuruları görüşmek üzere toplandı. Toplantının ilginç yanı, iktidarın eleştirilerine hedef olan ve bu yüzden tarafsızlığını ispata çalışan Başkan Haşim Kılıç‘ın toplantıya katılmamasıydı.
17 üyeli Mahkeme, böylece ilk kez başkansız ve 16 üyeyle toplanmış oldu.
Karar?
“Bireysel başvuru yoluyla yasa metinlerinin iptali istenemez” denilerek hepsi reddedildi. Usul tartışmalarının ardından yapılan oylama sonucu 14 üye ret görüşünde birleşti. 2 üye ise konunun ele alınması yönünde oy kullandı.
AKP’nin istediği oldu ve “Paralel” yani cemaat yanlısı olmakla itham edilen Mahkeme üyeleri, barajı indirmeyerek iktidarın iddialarını çürüttü.
…………………………..
İyi oldu, öğrendik; demek ki baraj için yapılan bireysel başvurular dikkate alınmıyor ve yetkisizlik kararı çıkmasına neden oluyor.
Pekiii, barajın yüksek olduğundan yakınan muhalefet partileri, en büyüğünden en küçüğüne, bu hususu bilmiyor muydu?
Hukukcuları neredeydi?
Ortak bir başvuru yapmayı neden akıllarına getirmediler?
Kendini kaybetmiş, isteğini, düşüncelerini ve ürettiği politikaları izlemeyen bir muhalefetin bulunduğu ülkede de iktidar partisi, elbet de AKP gibi olur.
İktidar, istisnaları dışında, hakaret etme alışkanlığına sahip, habbeyi kubbe yapan, yalan, dolan, talan gibi girişimlere olanak sağlayan, baskıcı, kısıtlayıcı, fırsatçı, nihayet müfsid ve müsrif bir topluluk.
Her iktidar gibi, karşısında basireti bağlanmış bir muhalefet bulduğu için rahatça toplumun tepesine biniyor, ülkeyi de babasının çiftliği gibi yönetip işleri ona göre yürütüyor.
Eğer muhalefet, barajın indirilmesi konusunda gösterdiği basiretsizliği ilerideki günlerde de sürdürürse iktidar sandıktan yine birinci parti olarak çıkar. Hatta anayasayı değiştirecek güce bile kavuşabilir…
Sonraki Türkiye ne hale gelir düşünün!!
* * *
DÖRT Bakanın Yüce Divan‘a gönderilmemesi de gösterdi ki tarafsız olması gereken cumhurun başı hâlâ AKP’de etkisini sürdürüyor ve borusunu öttürüyor.
Hatırlayacaksınız; Tayyip Bey, adı çocuklarıyla birlikte yolsuzluk ve rüşvet olayına karışan dört bakanın Yüce Divan’a gönderilmesini istemiyordu. Kulaktan kulağa nakledilen fısıltılara göre Erdoğan “Bu arkadaşlar Yüce Divan’a gönderilirse ucu bize dokunur” görüşündeydi…
Beri yanda ise Ahmet Davudoğlu “Yolsuzluk yapan kardeşimiz de olsa…” diye başlıyor ve bu tiplerin affının caiz olmadığını ima ediyordu. Yani Yüce Divan çağrısı yapıyordu.
Sonuç ortada…
Tayyip Bey ağırlığını koydu ve iktidar, MASAK raporu ve eldeki delillere göre yolsuzluk yaptıkları ve rüşvet aldıkları iddia edilen kişileri bağrına bastı…
Göreceksiniz, Meclis Genel Kurulu da komisyondan çıkan bu kararı oylayarak aynen kabul edecek…
Perde bir kez daha pisliklerin üzerine hem de yasal biçimde inecek!
* * *
ADAM çıkıyor, utanmadan sıkılmadan Türk ekonomisinin dünyanın büyük ekonomileri arasında anıldığını söylüyor.
Yalanı da hazır:
-Dünyanın onuncu ekonomisiyiz…
Yerseniz…
Biliyorum yemiyorsunuz; zaten akıllı insanlar açlık sınırının bin 215 liraya, yoksulluk sınırının da 3 bin 192 liraya yükseldiği bir ülkede, kişi başına –o da kâğıt üzerinde olmak kaydıyla- düşen gelirin 10 bin doların üzerine tırmanamayacağını bilir ve ekonomimizin onuncu sıraya yerleştirilmesi girişimini de yemez!
Gargara edip tükürür!