………………………...
Oysa o tarihlerde orduda komutan sözcüğü kullanılmıyordu…
Yerine “Kumandan” diyorlardı…
Öyle anlaşılıyor ki senaryoyu yazan, “Kumandan” sözcüğünün kullanıldığını bilmiyor olmalı ki ucuzcu yolu seçmiş, komutan sözcüğüne sarılıp kalmış…
Belgeseli (!) eşimle birlikte izledik…
Fondan hamasi lâflar eden, özellikle dinsel içerikli sözler sarfeden bir ses yükseliyordu…
Hemen her gün yerli yersiz duyduğumuz bir ses…
Kim acaba diye söylendim, eşim uyardı, “Tayyip Bey’in sesi”…
“Atıyor” diye düşündüm, “Hadi canım, Tayyip Bey’in işi mi yok…” dedim. Israr etti, bunun üzerine pür dikkat kesildim ve kulağımı o sese verdim…
Evet, belgeseldeki ses cumhurun başına aitti…
Az sonra görüntüye kabristan geldi; sıra sıra şehitlerin kabirleri…
Kamera, yağmur altında fatiha okuyan Tayyip Bey‘i görüntüledi. Duayı tamamlayıp yüzünü sıvazlarken görüntü gitti…
Belgesel de (!) bitti!
……………………………
Anayasa, seçim süreci dahil her zaman, cumhurbaşkanının siyaseten tarafsız olmasını ve yansız hareket etmesini emrediyor. Bu hükme rağmen Tayyip Bey‘in bu sözde belgeseli, AKP’ye oy akışını sağlamak amacıyla hazırlattığı anlaşılıyor…
Çanakkale Deniz Savaşı zaferini 18 Mart’ta törenlerle yaşayan milletimize, içinde Erdoğan’ın da bulunduğu bu zamansız belgeselle verilmek istenen mesajı anlamamak için insanın iyiden iyiye ahmak olması lâzım…
İnsanlar bundan böyle cumhurun başıyla dublaj sanatçısını birbirine karıştırırsa ve Erdoğan’ı şovmenlik yeteneğine sahip bir siyasetçi olarak düşünürse, suç kimin!?
Ülkemizde hukukun olmadığını, anayasa suçu işleyenlerin takip dahi edilmediği bu belgeselle (!) yeterince kanıtlanmıyor mu!?
…………………………
Partiler seçime, eşit koşullarda gitmiyor beyler…
Tayyip Bey’in, başkanlığı sağlayacak anayasayı yapmak üzere 400 milletvekili istemesinin boşuna olmadığı da herhalde anlaşılmıştır.
Acı olan, devletin de bütün kurum, kuruluş ve görevlileriyle başkanlık uğruna siyasete bulaştırılmış olması… Demek ki AKP, milletin değil devletin partisi olmaya rıza göstermiş durumda…
* * *
RAKAMLARI sevmem, matematiği de. ..
Küçük oğlum bana çekmemiş; bilgisayar mühendisi oldu, matematikçi dehasına sahip, rakamları pek seviyor, beni de hayretten hayrete düşürüyor…
Gevezelik edecek değilim…
Yalnız şunu söylemek istiyorum; 1923’ten 2001’e kadar yani 78 yılda harcanan paranın ya da elden çıkarılan taşınır taşınmaz devlet malının miktarını söylediler. Pek fazla değil, rakamları verdiler ama birini bile aklımda tutamadım…
Hesap uzmanları -Kılıçdaroğlu değil- buna karşılık 14 yıllık AKP iktidarının, 78 yılda harcanan parayı ve eritilen devlet değerlerini fersah fersah geride bıraktığını da açıkladılar…