ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacak
DOLAR
16,3835
EURO
17,5930
ALTIN
974,21
BIST
2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C

“Ben Türküm, o kadar”

“Ben Türküm, o kadar”
08.10.2015
0
A+
A-

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Aziz Sancar, kendisini Nobel’e götüren sürecin temel harcının ABD’de değil, Türkiye’de atıldığını belirtti. “Bilimsel düşünmeyi Türkiye’de öğrendim” diyen Sancar, “”Dış ülkelere gitsinler, oraları görsünler, çalışsınlar fakat benim yaptığımı yapmasınlar. Türkiye’ye dönsünler” dedi. BBC’nin kendisine sorduğu ilk sorunun, ‘Siz Arap mısınız?’ olduğunu belirten Sancar, “Ben Türküm, o kadar. Mardin’de doğmuşsam, Cizre’de de doğmuşsam, Kars’ta da doğmuşsam ben Türküm” dedi.

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından Nobel Ödülüne layık görülen  Aziz Sancar AA muhabirine yaptığı açıklamada yurt dışında eğitim alan genç  akademisyenlere Türkiye’ye eğitimlerini tamamladıktan sonra dönmeleri çağrısında  bulundu.

Halen Chapel Hill kasabasındaki Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp  Fakültesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde çalışmalarını sürdüren Sancar’ın  Nobel’e giden hayat hikayesi oldukça ilginç kesitler taşıyor.

Hasar gören DNA’nın onarımıyla ilgili mekanizmaları ortaya çıkaran  çalışmasıyla bu büyük ödüle layık görülen 69 yaşındaki Sancar, Mardin’de orta  gelirli bir ailenin 10 çocuğundan biri olarak dünyaya gelmiş.

 “Sağolsunlar annem babam okumaya büyük önem verirdi” diyerek ailesini  hürmetle anan Sancar, bilimsel araştırmalar yapmaya daha İstanbul Üniversitesi  Tıp Fakültesi’ndeyken merak salmış.

“İkinci sınıftayken bu yolda ilerlemeye karar vermiştim. Fakat bir  hocam bana doktorluk unvanını alsın, sonrasında özellikle temel bilimlerde  ihtisas yapsın demişti. Onun tavsiyesi benim için çok önemliydi” diyen Sancar’ı,  Amerika’da doktora yapmaya iten neden de bu olmuş.

NOBEL’E GÖTÜREN TÜRKİYE’DEKİ EĞİTİMİ OLMUŞ

Üniversiteden sonra bir süre sağlık ocağında doktorluk yapan ve daha  sonra doktora için 1977’de Amerika’ya giden Sancar’a göre, kendisinin Nobel’e  götüren sürecin temelleri ise aslında ABD’de değil, Türkiye’de atılmış.

Sancar, bunu şu sözlerle dile getiriyor:

 “Biz genelde memleketimizi tenkit etmeyi severiz. Fakat bizim  memlekette çok güzel bir eğitim var. Türkiye’de ilkokulumuz, ortaokulumuz,  lisemiz, üniversitelerimiz bedavadır. Bana bu imkanlar sağlandı. Türkiye’de  üniversitede okurken, orada gördüğüm eğitim, buradaki üniversitelerin  seviyesindeydi. Türkiye bizlere çok güzel eğitim sağlıyor. Bunu Amerika’da  yapamazsınız. O bakımdan ben bu ödülü memleketime ve Cumhuriyet devrinin  başlattığı eğitime borçluyum.

Ben buraya geldim başarılı oldum ama bana bu temeli veren Türkiye’deki  eğitimdi. Ben buraya 1974’te geldim, o geldiğim dönemde Türkiye’nin bugünkü  imkanları yoktu. Fakat Türkiye beni hazırlamıştı. Ben buraya geldiğimde araştırma  yapabilecek düzeydim.”

ABD’DE BİLİM DEĞİL AMA HAYAT ZORLADI

Ancak Sancar için Amerika’daki yaşam, başlangıçta o kadar kolay  olmamış.

“Geldiğimde yabancı dilim Fransızcaydı, İngilizce bilmiyordum” diyen  Sancar, ilk başlarda İngilizce öğrenme ve farklı hayat tarzına uymakta zorlanmış.  Ancak Sancar’ı rahatlatan şeyse “bilimsel düşünmeyi” Türkiye’de öğrenmiş olması  olmuş.

Profesyonel alanda çok fazla zorlanmadığını belirten Sancar, kendisini  Nobel’e götüren süreç için, “Ülkem beni çok iyi hazırlamıştı. Çalışma düzenini,  bilimsel düşünmeyi ben öğrenmiştim tıbbiyede. O bakımdan buraya geldiğim çok  bilmediğim şeyler de vardı ama bilim alanında zorlanma yaşadım dersem yalan olur.  Amerika’da yetişmiş biriyle benim aramda o yönden farklılık olmadı” diye konuştu.

Bilimsel çalışmanın sabır istediğine de dikkati çeken Sancar, “Çok  çalışmak lazım,  yaptığımız deneylerin yüzde 80-90’ınından bir şey çıkmaz. O  yüzden buna alışmak lazım. Tekrar tekrar denemek lazım” dedi.

GENÇLER BENİM YAPTIĞIMI YAPMASIN

Bu yüzden genç beyinlere “hiç yılmamaları” tavsiyesinde bulunan  Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dış ülkelere gitsinler, oraları görsünler, çalışsınlar fakat benim  yaptığımı yapmasınlar. Türkiye’ye dönsünler. Ben dönemezdim, askerliği yaptıktan  sonra Dicle Üniversitesi’nde bir hekimle görüştüm, oradaki imkanlara baktım,  sadece Dicle Üniversitesi’nde değil hacettepe’de bile, o dönem istediğim  araştırmaları yapamazdım. O nedenle dönmedim. Ama şimdi Türkiye çok değişti.  Tavsiyem, evet buraya gelin, burayı görün ama sonra Türkiye’ye dönün.”

“TÜRKİYE BİLİME BÜYÜK YATIRIM YAPIYOR”

Türkiye’de çok yetenekli bilim adamlarının bulunduğuna da işaret eden  Sancar, “Anladığım kadarıyla Türkiye devleti bilime büyük yatırım yapıyor. O  bakımdan ben ümitliyim. Gelecek 10 yıl içinde sanırım Avrupa düzeyine yakın  oluruz” ifadelerini kullandı.

Sancar, Avrupa ve Amerika’da başka “çok başarılı, pırıl pırıl Türk  bilim adamları”nın da bulunduğunu belirterek, “Amerika’da Nobel ödülü alabilecek  düzeyde araştırmalar yapan insanlarımız var. İnşallah onlar da kazanırlar.  Ümitliyim, inşallah başka Nobel ödülleri alanlarımız olur” dedi.

ÜLKESİNE HİZMET ETMEK İSTİYOR

Uzun yıllardır ABD’de olmasına rağmen Sancar’ın memleket sevdasını  gözlerinde ve sözlerinde rahatlıkla görmek mümkün.

 Sancar, kendisini Nobel’e götüren sürece rağmen, “Ben Mardin’in Savur  ilçesinin sağlık ocağında çalıştım. Oradaki kardeşlerimle, hemşehrilerimle çok  iyi kaynaştım, faydam oldu. Beni üzen tek şey, bazen bu konuda düşünüyorum, niçin  onları bıraktım diyorum. Çünkü onlara faydam vardı” sözleri, ülkesine hizmet  isteği ve özlemini ortaya koyuyor.

Aziz Sancar’ın eşi Gwen Sancar ise konuya bir göçmenin büyük bir  başarı hikayesi olarak bakarken, “Eşimin bu başarısı, bu ülkeye gelen göçmenlerin  ne yapabileceği, bu ülkeye nasıl katkı sunabileceği noktasında çok müthiş bir  örnek. Göçmenlerin ABD’de bilime, dünya bilimine katabileceklerini göstermek  açısından bu büyük bir olay” diye yorumladı.

Eşinin Nobel ödülü almasını beklemediğini de dile getiren Sancar, “Bu  konuda her zaman şaka yapıyorduk ama ciddi olarak bunun gerçekleşeceğini  düşünmemiştik. Dolasıyla şok olduk. Aziz özellikle şaşırdı” dedi.

ÖĞRENCİLERİ “SÜRPRİZ DEĞİL”

Sancar’ın laboratuvarında araştırma yapan 12 öğrenciden biri olan  Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim görevlisi Fazilet Cantürk de  duygularını şöyle dile getirdi:

“Aziz hocamın çalışmalarını daha önce de takip ediyordum ve hocamızın  böyle bir ödülü almasını bekliyorduk. Bize sürpriz olmadı açıkçası. Yıllardır  çalıştığı bir alan, uzun bir emek verildi. Hocamın burada iyi bir ekibi var.  Kendisine zaten büyük bir saygımız var. Amerika’ya gelmiş, bu kadar insanın  içerisinde önemli bir laboratuvar kurmuş. Amerika gibi bir ülkeye gelip kendini  kabul ettirdi, buna ek olarak bir de Nobel ödülü kazandırdı ülkemize. Mükemmel  bir şey.”

“BEN TÜRKÜM, O KADAR”

Ödülü aldığının duyurulmasından sonra kendisine dünyanın birçok medya

kuruluşundan ulaştıklarını ve bundan memnuniyet duyduğunu belirten Sancar, ancak

bazı medya organlarının sorularından ve sosyal medyada kendisinin kökenine

ilişkin yorumlardan rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin telefon ettiğini aktaran Sancar, “Bana

‘Arap mısınız, kısmen mi Türk’sünüz’ diye sorarak saygısızlık yaptılar. BBC’ye

söyledim, ‘Arapça konuşmuyorum, Kürtçe konuşmuyorum, ben Türküm’ dedim.

Güneydoğulu olunca bundan kaçamıyorsunuz ama kendimi öyle biliyorum, BBC’ye de söyledim size de öyle söylüyorum” diye konuştu.

Sancar, “BBC’nin bana sorduğu ilk soru, ‘Siz Arap mısınız?’ oldu. Ben Türküm, o kadar. Mardin’de doğmuşsam, Cizre’de de doğmuşsam, Kars’ta da doğmuşsam ben Türküm” dedi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.