ref: refs/heads/v3.0
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
46,6255
EURO
53,1127
ALTIN
6.130,13
BIST
14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Pazartesi Açık
32°C
Salı Açık
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
32°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C
ESKİ TÜRKLERDE DEVLET ve TEŞKİLATI

ARAPLAR’DA DİN

18 Kasım 2015 21:09
2.152
A+
A-

Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

 

 

 

 

Araplar’ın kendi adları ile anılan yarımada dinler coğrafyası içindedir. Bu sebeble  İslâm’dan önceki dinlerle  elbette temasları olmuştur.  Dinler tarihini incelediğimiz zaman her dinin bir milliyete, devlete ve imparatorluğa dayandığını görürüz. Dinlerde yoldan çıkma ve unutulma da o dinin varoşlarından başlar. Arabistan konum olarak gerek Musevilik ve gerekse Hıristiyanlığın kenar mahallesi durumundadır. Arabistan Yarımadası  halkı  İslâm gelene kadar ve daha uzun yıllar  kabile hayatı yaşamaktan vazgeçmemişlerdir. Musevilik elbette   Yahudiler’i, Hıristiyanlık da   Roma İmparatorluğunu  ihya etmişti. İncil’de Roma İmparatorluğu’nun asla  yıkılmayacağı yazılıyor. Elbette İslâm da önce  Araplar’ı  yüceltmiş ve onlara şahsiyet kazandırmıştır.  Dinler coğrafyasında yeni dinler eski dinleri kovmuştur,  Hıristiyanlığın  dünyaya dağıttığı  Yahudiler’e  onların düşmanı  Sasaniler sahip çıkmış bir kısmı ancak bu şekilde  koruma altına alınabilmiştir. Ancak İslâmiyet Hıristiyanlığı   Avrupa’ya  sıkıştırmış, uzun uğraşlara rağmen  Asya ve Afrika’ya girişlerini   engellemiştir.

 

Arap Yarımadası’nda Araplar’dan önce  başka bir halkın bu topraklarda yaşadığına  dair herhangi bilgiye bugüne  kadar rastlanmamıştır. Akarsular ve yağışlar yetersizdir, bazen 10 yıl yağmur yağmadığı  olur. Arazi verimsiz ve çöldür. Yüzölçümü ancak Avrupa’nın üçte biri kadardır.İşte böyle bir coğrafyada Araplar mutlak olarak göçebe bir hayat yaşar ve uğraşları da çobanlıktır. Bunlara Bedevi deniliyor ve hayatları “Deve” ile bütünleşmiştir. Bir deve 400 kilo kadar yük taşıyabilirmiş ve 57 derece sıcaklığa dayanabilirmiş. Develerle teşkil edilen kervanlar Arapları çok erken zamanlarda ticarete yöneltmiş. Aralarında akrabalık bağları olan aşiretler  bir reise bağlı olarak “Kabile”leri teşkil ederler ki  kervan güvenliğini bunlar sağlar. Bu bakımdan  Araplar’ın sosyal hayatında “Kabilecilik” aşırı ölçülere taşınmış   önemli bir  gerçektir. Arap inançları ve kültürel hayatı  anlatılırken mutlaka bu  hususa ehemmiyet  verilmelidir. Çünkü “Kabileler” arasındaki kin din gibidir. Araplar’ın “Ta’r” dediği intikam ve öç almayı hiçbir anlaşmanın   ve kanunun  engellemesi mümkün değildir. İslâm’dan  önce de kullanılan  “Seyyid” deyimi  kabile reislerinin ünvanıdır. Kölelik aşırı derece yaygınlanmıştır, azad edilen köleler yine eski sahiplerine bağlı kalır ve bunlara “Mevlâ” denirmiş.

 

İslâm’dan önce  Arap Yarımadası’na mevcut dinler girebilmiş miydi? Başka inançlar varmıydı? Böyle bir soruya tam olarak müsbet cevap vermek mümkün değildir Çünkü Mekke’li Araplar dini görüşlere sahip değildi; çoğunluk  ticaretle uğraşan aristokrat kesim ise atalarından kalma puta tapma  inancını taassupla sürdürüyorlardı. Bu dönemde Araplar’ın  tevhidi esas olan bir  din arayışı içinde bulunduğu  İslâmi kaynaklar tarafından ileri sürülmektedir. Mekke’de ancak üç aşiretin Hıristiyan olduğu Museviler’in de  kendi dinlerine  davet için  yoğun çaba sarf ettikleri bilinmektedir. Bunun yanında ateşe, aya, güneşe, yıldızlara tapanlar bulunmaktaydı. Musevilik ve Hıristiyanlık dışında Zerüştiliğe girenler de yok değildi. Fakat İslam tarihleri Mekke’de Yahudi bulunmadığı hususunda  ittifak halindedir.  Ş. Günaltay da İslâm’a şiddetle karşı olan Museviler’in Yesrip ve çevresinde  Beni Kurayza, Beni Nadir, Beni Kaynuka, Beni Hadl, Beni Samile, Beni Zaura gibi kabilelere  nüfuz ettiğini ancak Mekke’ye giremediklerini yazmaktadır. Bu konuda batılı yazarların   ileri sürdükleri  gibi Mekke’nin Museviliği tamamen uydurma ve bir Siyonist taktiktir. Hıristiyanlara gelince,  genel olarak Arap Yarımadası’nda  bilhassa şehirleşen yerlerde  seyrek de olsa  Hıristiyan bulunduğu biliniyor. Günaltay’a göre   bu unsurlar ancak milâdi IV. asırda  buraya gelmişlerdir. Araplar Hırisrtiyanlar’a yakın durmuşlar ve onların Tanrı inançlarını kendilerinden üstün görmüşlerdir. Fakat hiçbir şekilde İslâmiyet’in  Musevilik ve Hıristiyanlık karşımı olduğunu iddia etmek mümkün değildir.

 

Araplar’in milli dini “Paganizm”, yani  putperestliktir.   Birçok istilâhın da buradan  İslâm’a geçtiği bir hakikattir. Şahıs ve kabile adlarının  anlamı ne olursa olsun İslâmî yılardan itibaren de kullanılmağa devam edildi. Şahıs adı olarak Osman “Yılan Yavrusu”, aşiret adı olarak da  “Köpek Balığı” anlamında “Kureyş”  gibi isimlerin kullanımı da sürmüştür.  Arap lisanında “Küp” anlamına gelen Kâbe daha evvel Puthane iken   kutsal  mabed haline getirildi. Hacer’ül- Esved taşı da bir tapınak idi  ki o da kutsallaştırıldı. İslâm’dan önce “Hanefi” tek Tanrıya inanlara verilen isimdi, sonra mezhep adı oldu. Cahiliye Arapları’nın  kendi güçlerine göre taştan kıymetli madenlere kadar  herşeyden “Put” yaptıkları ve bunlara ibadet ettikleri bilinmektedir.

MÖ 322-400 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Roma tarihçisi Ammianus Mercellinus’a göre  zamanın Arapları arasında erkekle kadının birleşmesi kira anlaşması gibidir. Evlilik kadının erkeğe ait çadıra girmesi ile başlar. Kadın erkek tarafından belli bir bedel ve belli bir süre için kiralanmıştır. Bu süre sonunda en ufak bir îkaz olmadan kadın  evini terk ederek boş kalır. Herhalde  Kur’an’da zikri geçen Mut’a   bundan başka bir şey değildir. Erkek çocuklarının ergenlik yaşına gelmeden  “Sünnet” ettirilmesi de Arap geleneklerinde vardır; herhalde bu gelenek  de Musevilik’den alınarak  Arap  inançlarına yapıştırılmıştır. Bunun  gibi “El-İlâh” olarak adlandırılan Tanrı inancı da  dünyanın yaratıcısı ve imanın bekçisi olarak görülürdü ki Heredot bunu “Allat” veya “Lat” olarak adlandırmaktadır. Dolayısiyle dini terimlerin  toplumdan topluma  gelenek  ve düşünce olarak geçtiğini kabul edebiliriz.

Kur’an, zamanın  Arap toplumunu “Cahiliyye” diye tanımlamaktadır. Fakat bu tanımla onların  cahil, aptal, gibi veya zihinsel özürlü oldukları anlamına gelmemektedir. Bedeviler din meselesine karşı lakayd inançlara sahiptir  ve bunu hiç düşünmezler. Araplar’ın İslâm’dan önceki din  ve sosyal hayat anlayışları özel olarak  kişilerin ve toplumların  isyanlarını konu alan  bir kavramdır. Bununla  o zaman yaşayan  kabilelerin  bilgisizlik ve cehâletlerinden ziyade ortaya çıkan kargaşa, otoritesinin ve ahlâki  engellerin bulunmayışı kasdedilmektedir. Kur’an-ı Kerim bu mânâda  “Cahiliye” sözcüğünü, Araplar’ın dinî ve sosyal hayatlarındaki hâtâlarını, düzensizliklerini  kaba ve zorbalıklarını  ifâde etmek için kullanmıştır. Çünkü İslâm öncesi Arap toplumunun anlayışında hukuk ve adalet gibi kavramlar yoktu; sosyal hayatta  sınıfsal bir zihniyet ve sınıf ayrımı, siyaset ve idârede ise güç hâkimiyeti ve kabile asabiyeti; ekonomik anlayış ve sistemlerinde ise faiz ve tefecilik hakimdi.  Buna karşılık, “Sosyal, kültürel ve siyasi anlamda Câhiliye kültürünü yaşayan Arap toplumunun akıl, mantık ve zekâ düzeyleri ise, Kur’ân’ı anlayacak, gerektiğinde yorumlayabilecek kapasitede idi. Bu nedenle vahye muhatap olan Araplar’ın bir kısmı, konuyu saptırarak vahyi şiir, sihir, büyü ve eskilerin hikâyeleri (esatîru’l-evvelîn) ile ilişkilendirerek inanmak isteyenlerin akıllarını karıştırmak isterken; bir kısmı da inanarak bu mesajın önemine, büyüklüğüne ve değerine sahip çıkmaya çalıştılar. Kur’ân’a karşı çıkanlar, şiirleriyle, getirdikleri aklî ve mantıkî delillerle Kur’ân’a karşı koyamayınca bu defa silaha ve baskı yoluna başvurdular. Şayet Araplar, Kur’ân gibi bir kitabı anlayacak ve gerektiğinde yorumlayacak düzeyde olmasalardı, ortada ciddi bir çelişki olacak; Kur’ân’ın Arap dili ile nazil olmasının ve Peygamber Efendimizin de bir beşer olarak o kavmin içinden çıkmasının bir anlamı olmayacaktı.

Arap lisanında “Kabile” kafatası  demektir. Kabilelerin iktidar mücadelesi tam bir asabiyet şuuru içinde cereyan ederdi. İslâmın tarihi boyunca bu huylarından hiçbir türlü geri kalmamışlardır. Hatta çoğu zaman  bir kabilenin  iki aşireti  yüzyıllarca  birbirini  ölümüne kırmaktadır. Haşmî-Kureyşî mücadelesine bilhassa dikkat çekmek isteriz. Bugün bile  İslâm tarihinde hiçbir devir yoktur ki Arap kabile ve kavim mücadelesinden etkilenmemiş olsun. İşte Sünnilik ve Şiilik  Arap anlaşmazlığının bir sonucu değil midir? Abbasiler  Haşimî  Emeviler  Kureyşî idi  ve  sırf bu yüzden hesaplaştılar. Arapça “İsba” kökünden  gelen  “Asabiyye” akrabalık anlamına gelmektir. “Kavim” ise  aynı soydan  gelen  akrabalar olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla   Araplar’da “Kavim- Kabile Asabiyeti” de ancak böyle açıklık kazanmaktadır.

Not: Bu yazı yakında  çıkacak bir kitabımızdan makale şekline uyarlandığı için, dipnot kullanılmamıştır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
22 Ocak 2020 10:54
18 Ocak 2020 10:01
14 Ocak 2020 17:20
27 Mayıs 2019 00:23
21 Mayıs 2019 16:51
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bağdar Caddesi EscortDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetritzbetgrandpashabetmecidiyeköy escortgrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetmanavgat escortJojobetpusulabet girişCasibomdeneme bonusu veren sitelertaraftarium24justin tvultrabetjustin tvjustin tvmatadorbetmatadorbetmarsbahisgoldenbahissuperbetinroyalbet girişsuperbetinbetpuandeneme bonusuDeneme bonusucasibomjojobetgrandpashabetteosbetgrandpashabetholiganbetpusulabetvevobahisjojobetjojobetpusulabetcasibomjojobet girişHoliganbetHoliganbetjojobetdeneme bonusugrandpashabetjojobetjojobet güncel girişholiganbetdeneme bonusudeneme bonusubetciodeneme bonusu veren sitelertipobetgrandpashabetbetasusjojobetjojobet girişgrandpashabet girişholiganbetgrandpashabetpradabetromabetgrandpashabetsekabetpusulabetcasinowonamgbahismercurecasinoholiganbetjojobetgrandpashabetjojobetteosbetwbahismeritkingwbahisteosbetholiganbetwbahisjojobetwbahismeritkingholiganbetjojobetcasinoroyalcasinoroyaljojobetbetpuanjojobetbetsalvadorpalacebetteosbet1winbetgitradissonbetcratosroyalbetmeritkingevcil hayvan satışıbanka hesabı kiralacasibommarsbahismatbetimajbetcasibom güncelgalabet girişBetpasBetpas