betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
26°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Sağanak Yağışlı
22°C
Çarşamba Mevzi Sağanak
21°C

ODA

ODA
26.01.2016
0
A+
A-

     Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

Benim oda küçük geliyor; şu işimize çok yaramayan ve ancak senede beş on misafir ağırlayan salonlar boş duruyor; mutlak olarak geniş yere taşınmak lâzım; en kıymetli oda, bol güneş de alıyor, ama hanımlar  süs püs eşyaları için o odalara bizi  sokmuyorlar! Ama hanım benden önce ölürse o şatafatın belini kıracağım  ve bütün odayı  çam kokulu ahşap kitaplıklarla  donatacağım! O zaman  eski oda ile birlikte  yetmiş metre kare eder ki gel keyfim gel! Şöyle boydan boya uzun bir  kitap inceleme masası, her türlü kalleşliğe karşılık   iki bilgisayar, iki harddisk, gel keyfim gel, dökülsün satırlar ortaya çıksın  nağmeler! Bunlar bugünkü sabah hayallerim! Ne kadar tatlı, şu hayaller, tasavvur, umut ne kadar güzel bir şey! Koca dede olduğumuza bakmadan “Ölsün Kocakarı!”

 

 

Bugün Pazar; biraz sohbet edelim: Benim son yirmibeş yılımı geçirdiğim odam yirmi metrekare civarında. Duvarlar tavana kadar kitaplarla dolu; bütün kahrımı ve çilemi çeker. Bir masada iki bilgisayar, birbirini görür ve benim çalışmalarımı daima yedekler; ayrıca bunlara ilâve olarak iki adet de çıkarılabilir hard disk var; onlar da yedekler! Çünkü son yıllarda hiç vazgeçemediğimiz bu âletin nankörlüğü de var ki bazen acımadan emeklerimizi kaybeder! İşte onu ancak böyle yedekleyerek disipline edebiliyorum! Âlet de ses yok eskisi gibi daktilo seslerinden şikâyet eden komşu da bulunmuyor! Ne güzel ki artık lâstik silgi ile silme işi de yok! Ne ilgi çekici bir rahatlık ki  istediğin hurufâtı kullanabiliyor, rengarenk işaretleme de yapabiliyorsun! İnsan bazen hayıflanıyor; acaba bu âlet neden bin yıl önce icad edilmemiş de,  bizi bugün eğri büğrü içinden çıkılmaz el yazılara muhtaç etmiş! Harfler önüne ve arkasına konan işretlerle ses veriyor, istılâhlar ve deyimler hep birkaç anlama geliyor! Bazen o yıllarda yazan adamın  halet-i ruhiyyesi ile  başbaşa kalmak zorunda oluyorsunuz! Fakat öyle ustalar da var ki yazdıklarına doyamıyorsun! İşte “Kültür”         denen o devasa mezhep burada insanın beynine kazınıyor!

 

Son yıllarda  bir de şu cep telefonu çıktı; gece gündüz  en yakın arkadaşımız; bizi her yere ulaştırıyor ve düşüncelerimizi rahatlıkla paylaşabiliyoruz.” Feysbuk” hayatımızı işgal etti etti hep  şu eski kara leke gibi duran  “Turancılık” yapıyoruz! Dünyanın neresinde  olursa olsun ulaşamadığımız Türk yok! Türk Dili çok kolay, elbette kelimeler birbirine çok yakın! Hemen bizleri bir kültür ve anlaşma ortamına çekiyor! İnanın mevta olmuş şu “Çağatayca” bile dirildi; Fergana ve Kaşkaderya’yı seyredebiliyor, Kazak bozkırlarına bile uzanabiliyorsunuz! Sormayın interneti İran Türkleri daha iyi kullanıyor, eski zamanlarda olduğu gibi Türkmenler bile âlimlik yapıyor! Halbuki Türkmen’in âlimi olmazmış ama bu İran için geçerli değil! Batıya gelen her Oğuz yanında hocalık ve hacılık yapsın diye bir miktar “Acem” taşırmış ki; onlar bizim hep hacetimiz olmuş! Bugün şöyle orta boyutta her Türkmen yerleşiminde onlardan oluşan fakat halis Türkçe konuşan bir mahalle bulmak mümkün!  Oğuz ezanı geç duyuyor; fakat Acem gününün ilk ışıkları ile birlikte ve Camii’de tesbih çekiyor! Ağılda keçiler birbirini yiyip ortalığı  kasıp kavurduğu, atların kişnediği  ilk gün ışıklarında  nedense  Oğuz  ezanı fark edemiyor!

 

Son yıllarda  artık en büyük âlim “Google  Baba”; doğru yanlış herşeyi biliyor! Yanlışlarında ısrar da etmiyor ve hemen kendini düzeltebiliyor! Âla bir kütüphane! Aman çok inanmayın sizi yanıltabilir, çünkü Acem dedeleri gibi  çok yalan söylüyor! Şimdi inkâr yok, öyle mi değil mi? Fakat bizim çobanlar yalan söylemez; şöyle  Şubat dedi mi  keçiler doğurur, Mart-Nisan’da süt bollaşır,  incirler tum bıraktığı  zaman da  Türkmen kahvaltıyı terkeder de “ Teleme”ye başlar ! Elbette peynir kültürü “Teleme” den çıkmış da, şu Şubatın sapsarı  “Ağız”ına  ne dersiniz! Acaba bu süt kültürü gibi deyimlerin kültürü ve  etimolojisi  benim odaya  sığar mı?

 

Temmuz ve Ağustos’da  artık geçen senenin oğlaklarını  kesmek  ve şöyle bir   kabukları  soyulmuş çam merteğine takıp da  meşe kütüğü üzerinde  çevirmek var ya! Kokusu dağlara yayılır! Allah bu hayvanın ayağına hiç çamur bulaştırmamış! Ne kadar hür ve inat bir mahlûk!   Şu yaz aylarında  onu da Türkmeni de  dinlenme için  iknaa edemezsin! Bahar gelince  elbette  havada kuşlar açar; kışın zeytin ağaçlarında “Karatavuklar” pek yağlanır ve zeytinyağı kokusu  verir! Ah bu büyük şehirlerde; bizim Çukurova’da artık  kış mevsini de unuttuk! Tabiat  toprak kokmuyor; bizim odanın  devridaim eden klima  havası  pencereden gelenden daha temiz sanki! Adana gibi yerde artık doğalgaz her türlü  rahatı sağlamış! Halbuki  kış insana bahar kadar lâzım  değil mi! Şu bizim Adana Araplar’ı sabah sabah  ciğer ve kebaba sarılır! İşte yine kokuyor;  halbuki biz sabahları peynir yemezsek kahvaltıyı saymayız! Bir türlü betonlaşmış şehirler abita engel oluyor ve kokuyu çekmiyor!

 

Benim oda küçük geliyor; şu işimize çok yaramayan ve ancak senede beş on misafir ağırlayan salonlar boş duruyor; mutlak olarak  geniş yere taşınmak lâzım; en kıymetli oda, bol güneş de alıyor, ama hanımlar  süs püs eşyaları için o odalara bizi  sokmuyorlar! Ama hanım benden önce ölürse   o şatafatın belini kıracağım  ve bütün odayı  çam kokulu ahşap kitaplıklarla  donatacağım! O zaman  eski oda ile birlikte  yetmiş metre kare eder ki gel keyfim gel! Şöyle boydan boya uzun bir  kitap inceleme masası, her türlü kalleşliğe karşılık   iki bilgisayar, iki harddisk, gel kefim gel, dökülsün satırlar ortaya çıksın  nağmeler! Bunlar bugünkü sabah hayallerim! Ne kadar tatlı, şu hayaller, tasavvur, umut ne kadar güzel bir şey! Koca dede olduğumuza bakmadan “Ölsün Kocakarı!”

 

Daima umutlu ve mutlu olun.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal