betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,6790
EURO
10,1809
ALTIN
491,77
BIST
1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
21°C

TARIM VE HAYVANCILIĞIN SORUNLARI ÇÖZÜLSÜN!

TARIM VE HAYVANCILIĞIN SORUNLARI ÇÖZÜLSÜN!
19.02.2016
0
A+
A-

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2016 yılı bütçesi üzerindeki görüşmeler sırasında söz alan MHP Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet GÜNAL, Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizi sonrasında uygulanan ambargolardan turizmin yanı sıra tarım sektörünün de önemli ölçüde etkilendiğini, bu kriz vesilesiyle tarım sektörünün acil sorunlarına ek olarak yapısal sorunlarının da çözülmesi gerektiğini söyledi.

Günal’ın konuşmasından başlıklar şöyle;

Kriz Vesilesiyle Tarım Sektörünün Yapısal Sorunlarını Çözelim!

Seçim bölgem Antalya’da Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizi sonrasında uygulanan ambargolardan turizmin yanı sıra tarım sektörü de önemli ölçüde etkilendi. Bu kapsamda Antalya’da Valiliğin genelgesiyle örnek bir şekilde kurulan Antalya Ticaret Borsası, Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Odası, Ziraat Mühendisleri Odası ve İhracatçı Birliği Başkanlarının Yürütme Kurulunda olduğu ve bütün ilgili sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı bir Tarım Konseyimiz var.

Konseyde önce Rusya krizinin ekonomik boyutuyla ilgili bir değerlendirme yaptık ve bir an önce yapısal önlemleri almamız gerektiğine dair düşüncelerimizi önce Tarım Bakanına sonra da Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’e sunduk. Toplantıda söylediğim bir cümle vardı: “Kriz hem fırsat hem tehdit doğurur.” Çünkü hasta olmadan sağlığımıza dikkat etmediğimiz gibi, maalesef yumurta kapıya dayanıncaya kadar rahat davranıyoruz.

Birtakım kısır siyasi çekişmelere, sistem tartışmalarına girmeden önce üretimle ilgili teşvik sistemine öncelik vermemiz gerekiyor. (Yani, evde yangın varken bahçeyle uğraşmak biraz lüks geliyor. Can derdi varken malla uğraşılmaz, önce canı kurtaralım,  sonra ahırdaki malı sonra bahçeyi kurtaralım.)

 

Dar Bölgeli Sektörel Teşvik Uygulanmalı!

Biz bu krizi bir fırsat bilelim dedik ama ateş düştüğü yeri yakıyor, öncelikle üretim kısmında mülkiyetle ilgili sıkıntılar var. IMF’nin bütün ülkelere uyguladığı paketler gibi, teşvik sisteminde de örneğin bir milletvekili geliyor, Bakana kendi ilinin teşvik kapsamına alınması için rica ediyor.

Peki “Orada o sektöre teşvike gerek var mı?” veya daha önce yapılmış altyapı yatırımları var mı? Yaptığınız bozuk bir sistemin düzeltilmesi gerekiyor. Hep söylüyorum, hadi Manavgat ile Alanya’da turizm var; Kumluca’ya, Demre’ye, Kaş’a, Aksu’ya geçin, tarımda neler olduğunu o zaman daha rahat görürsünüz. Gazipaşa’da dikenli hıyardan tutun çileğe kadar, kiviye kadar farklı üretim desenleri var. Yani, biraz daha dar bölgeli sektörel teşvik gerekli.

Gündoğmuş ile Akseki’nin gelişmişlik düzeyi diğer ilçelerle bir değil; o yüzden orada hayvancılığa daha çok destek vermeliyiz, hayvan yetiştirenlerin sayısı çok azaldı. Yazın yaylaya çıkanlar bile eskisi kadar değil, sadece organize olarak yerelde çiftlik kurup, teşvikle, krediyle yapanlar kaldı. O zaman ne yapmamız lazım? Tarım ve hayvancılık sektöründe öncelikli alanlarda dar bölgeli teşvik sistemine doğru kaymamız lazım.

Tarım ve Hayvancılıkta Destekler Yetersiz!

Herkesin merak ettiği bir soru var. Et ithalatı ile et fiyatlarının durumunu ne olacak? Bakanlığın 2016 yılı programında: “Et ve süt piyasalarında dönemsel fiyat dalgalanmalarını ve sektörde darboğazı artırabileceği değerlendirilmektedir.” ve “Kırmızı et üretiminin artırılması amacıyla, başta koyunculuk olmak üzere hayvan sayısının artırılması ve besiciliğin yaygınlaştırılması önemini korumaktadır.” diyorsunuz. Herhâlde gelişmelerden dolayı süt hayvancılığına doğru kayma olunca ette ters yönde bir dengelenme olacağını düşünüyorsunuz. Peki, bunun için ne yapacağız?

2015’in on bir aylık döneminde kanatlı hayvanların ihracatı yüzde 30,8. Geçen yıl ihracatımız azalmış demek ki o sektörde ciddi bir sıkıntı var ve bir önce önlem alınması gerekiyor. Ayrıca elde kalan yaş sebze ve meyveyle ilgili sıkıntılar devam ediyor. Rusya krizini hâlâ atlatabilmiş değiliz. Özet olarak, bu krizi bir fırsat bilelim ve elimizdeki yapısal sorunları masaya yatırmışken önümüzdeki sezona nasıl hazırlanacağız, üretimi terk edenleri yeniden nasıl üretime döndüreceğiz, bunları da düşünmemiz lazım.

Tabii, bunun ötesinde, tarımsal desteklerle ilgili bir türlü kanuni düzeye gelemiyoruz. Hala 2002-2015 karşılaştırması yapmak biraz komik oluyor. Neden öyle söylüyorum? Bakıyoruz, “Şu kadar destek vardı, bu kadar yaptık.” diyorsunuz. Bölüyorum; geçen sene 9,1’miş; 2015 rakamı tahmini 10 bin 709 diyor, siz ne veriyorsunuz da biz programı esas alıyoruz, tarımsal desteğin GAP’taki hayvan toplamıyla beraber toplamı rakamları bu.

Gayrisafi yurt içi hasıla geçen sene 1,7 trilyon, bu sene 2 trilyon lira tahmin ediliyor. O zaman, demek ki tam istediğimiz kadar yapamıyoruz, demek ki söylemiş olduğumuz bölgesel kararlarda biraz daha seçici davranmak lazım ki sektörel teşvikler yerini bulsun, aynı zamanda da üretime dönüş yapsın. Tarım Bakanının mazot, gübre ve yemle ilgili tespit ve hedefleri bizim seçim beyannamemizde de olan taahhütler. Bazıları kısmen yapıldı ama daha çok yapmamız geren şey var. Milletin bize verdiği görev doğrultusunda doğru olanlarda biz de destek olmaya hazırız.

 

Yandaş Sendikalaşmaya Son Verin!

Türkiye Kamu Sen’den, KESK’ten talepler bize ulaşıyor. Mem Bir Sen’den bize gelmiyorlar, zaten iktidara yakın oldukları için sorunları yok. Dolayısıyla yandaş sendikalaşmaya çok somut bir örnek var; bizim Türk Tarım Orman Sen’in muadili olan Toç Bir Sen diye bir sendika var. Toprak Mahsulleri Ofisinin lojmanında oturan arkadaşların kiraları için, haklı olarak lojmandaki kiralara KDV’li tahakkuk yapıyorlarmış, sendikanın bizden KDV almaması gerekir diye dava açmış. Sonucunda davayı kazanmışlar, çalışan lehine bir durum olması güzel.

Ama yazı yazıyorlar bütün kurumlara, teşkilata ilgili daire başkanıyla şube müdürünün de imzası olduğu resmî bir yazıda diyor ki: “Toç Bir-Sen üyesi mensuplarımızın kiralarıyla ilgili şu tarihli karar gereği onlardan KDV alınmayacak.” KESK üyesi olan var, Türkiye Kamu-Sen üyesi olan var, hiç üye olmayan da olabilir memur sendikasına, onlar ne olacak? Ne kadar tarafgir hâle geldiklerini görüyoruz. Böyle yazı yazılır mı? Bu konuları ilgilenmeniz için size emanet ediyoruz, inşallah bu tarafgirliği azaltırsınız!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal