betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5345
EURO
10,0631
ALTIN
481,34
BIST
1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
26°C
Cumartesi Az Bulutlu
29°C
Pazar Sağanak Yağışlı
26°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C

ADI KONMAMIŞ İÇ VE DIŞ SAVAŞ

ADI KONMAMIŞ İÇ VE DIŞ SAVAŞ
08.05.2016
0
A+
A-

 Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

Ülkede Hükümet değişmiyor  ama daha evvel Dışişleri Bakanı olan  Başbakan  Davutoğlu’nun çekilmesiyle Suriye  meselesinde  daha sakin düşünmek için  en azından bir fırsat yakalanmış  durumdadır. Suriye iç savaşının artık bir mezhep savaşı olmadığının farkına varmalıyız. Suriye bütün insanları ile birlikte elbette Sünnî bir ülkedir. Böyle bir silâh yeni politika düzenlemesiyle  telâfi edilebilir. Türkiye kabul ettiği üç milyona yakın  Suriye’linin durumuna bakarak dengeli bir şekilde bu ülke insanına  sahip çıkmalıdır. En az Türkiye rakamlarına yakın Nusayri nüfusunu bu ülkede karşımıza almamalıyız. Bunlarla Lazkiye, Hama, Humus, Şam gibi büyük şehirlerde  eski Türk bürokrasisi ve  Türkler’in temiz bir geçmişleri bulunmaktadır. Bu yakınlık bilhassa Şam’da sürmektedir ve Türk insanından veya Türk gibi düşünenlerden  IŞİD  saflarında insan bulunmamaktadır. Bu durum Şam’da hükümetin  hala tutunmasının sebebi olduğunu  bilmeliyiz. Dış politikada Türkiye’nin elbette Suriye meselelerinin dışında kalması  ve sınırlarına beton dökmesi  meseleyi halletmiyor. Suriye iç savaşının PKK’yı tetiklediği ve  Irak’dan daha fazla  yataklık yaptığını  devletmiz bilmektedir. Daha akıllı hareket edersek Cumhurbaşkanı’nın da işaret ettiği bunalımdan kolayca çıkarız.

 

 

 

Türkiye belki de tarihinin en büyük, en şiddetli ve  bunalımlı bir dönemden geçmektedir. Cumhurbaşkanı da sanki daha evvel bu ülkeyi başkaları idâre ediyormuş gibi iyi olmayan durumu son konuşmalarında ısrarla vurgulamaktadır. Böyle bunalımlı  zamanlarda  milletin devletine sahip çıktığı gibi sosyolojik bir zaaf  elbette iktidar tarafından kullanılmak istenmektedir fakat gele gele  iş  devlet başkanının  “Başkanlık” özlemine  dönüşmüştür. Hiç hesapta yokken “Başbakan” bunalımı da bu sebeble sün’i olarak ortaya çıkarılmıştır. Önemli ikinci iç bir  mesele olarak MHP içindeki bunalımlar dalgalanmaya bırakılmış ve taraftarları ile satranç oynanmaktadır. Ne yazık ki  MHP camiası fiilen yaşanan bu olaylardan  habersiz akıntıya doğru hareket içindedir. Hesaba alınmayan husus MHP camiasının yapıştırıcı unsuru olan  “Ülkücülük”ün  çok kaale alınmaması bir yana  çirkin siyasi emellere kurban olarak hazırlanmasıdır. Belki daha bu durum devam edecektir ama  ülkücüler mutlaka çıkış yolunu bulacaktır. Aslında MHP’deki  dört boyutlu mücadele   sadece görünen yüzlerdir; asıl mesele ülkücü olanlarla olmayanların kıyasıya savaşıdır. Mutlaka bu mücadeleden ülkücülük muzaffer çıkacak ve siyasi oyunlara malzeme olmayacaktır. Ülkede başka türlü bir savaş bulunmamaktadır.

 

Suriye meselesi ile ilgili açıklama yapmaya gerek yoktur; PKK meselesi de bir iç mesele veya iç savaş değildir. Meselenin dış boyutlarını sadece hükümet edenler değil  bu hareketin  Suriye koluna yardım edenler de açık seçik ifâde etmektedirler. PKK hareketinin yeraltı tünelleri ile Suriye PYD’sine  bağlandığını ve sürekli oradan lojistik sağlandığını bilmeyen var mıdır? Böyle bir savaşa nasıl iç savaş diyebiliriz? Zamanında Irak da böyle değil miydi; şimdi aynı uzantılarla mücadele edilmektedir. Elbette Türk ordusu ile Suriye  hudutlarından savaşmak daha kolaydır. Onun için böyle bir yol seçilmiştir! O sebeble  Türkiye şu günlerde adı konmamış bir dış savaş vermektedir! Bir taraftan Kilis’e atılan roketatarlarla ordumuz Suriye içlerine doğru çekilmeye çalışılırken, diğer yandan PKK tarafından arkadan vurulmaktadır. Böyle bir ortamda Türkiye’nin IŞİD ile mücadelesini bekleyenler elbette yaptıklarının  farkında değildir. Türkiye İslâm’ın tek koruyucusu değildir; önce ülkenin bütünlüğünü korumak zorundadır. Zaten şu anda yapılan da budur ve çok doğru hareket edilmektedir. Türkiye tahriklere kapılıp PKK hareketini bertaraf etmeden  Suriye ve hatta IŞİD işine girmemelidir. Hele ikinci mesele bize ait ve bizim ortaya çıkardığımız bir mesele değildir. Bu işi kim ortaya çıkarıp Suriye’yi paramparça ettiyse meseleyi yine o çözmelidir. Yanlış veya doğru hareket ederler, bu kendilerinin bileceği iştir.

 

Fakat PKK meselesi öyle değildir; bu iş dünya savasındaki Ermeni meselesine dönmüştür; iç görülen dış mihraklar ordumuzu ve güvenlik kuvvetlerimizi  kalleşçe arkadan vurmaktadır. Bu ayrılıkçı örgüt tamamen ortadan kaldırılmadan özellikle doğu cephesinde her hareket  başarısızlıkla sonuçlanır. Halep’den aldığımız haberlere göre mahalle savaşları Türkler ve aklı selim Araplar bir cephede,  Kürtler  diğer taraftadır. Havadan koalisyon güçleri ile hükümet kuvvetlerinin saldırıları bu mahalle çarpışmalarının önünü alamamaktadır ve fiilen Haleb’in %60’ı Türk ve Arap dediğimiz “Osmanlı” güçlerinin elindedir. Devlet güçlerimiz Afrin’in de bir numarası olmadığını  bilmeli, yakın şehirleri hem Kürt hem de IŞİD’den korumaya devam etmelidir. Rusya Suriye işinde eridiğini kabul ederek geri çekilmiştir.  ABD yanlış işlerine devam etmektedir, ama gün geçikçe Türk devletinin gücünü kabul etmektedir.

 

Ülkede Hükümet değişmiyor  ama daha evvel Dışişleri Bakanı ılan  Başbakan  Davutoğlu’nun çekilmesiyle Suriye  meselesinde daha sakin düşünmek için  en azından bir fırsat yakalanmış  durumdadır. Suriye iç savaşının artık bir mezhep savaşı olmadığının farkına varmalıyız. Suriye bütün insanları ile birlikte elbette Sünnî bir ülkedir. Böyle bir silâh yeni politika  düzenlemesiyle telâfi edilebilir. Türkiye kabul ettiği üç milyona yakın Suriye’linin durumuna bakarak  dengeli bir şekilde bu ülke insanına  sahip çıkmalıdır. En az Türkiye rakamlarına yakın Nusayri nüfusunu bu ülkede karşımıza almamalıyız. Bunlarla Lazkiye, Hama, Humus, Şam gibi büyük şehirlerde  eski Türk bürokrasisi ve  Türkler’in  temiz bir geçmişleri bulunmaktadır. Bu yakınlık bilhassa Şam’da sürmektedir ve Türk insanından veya Türk gibi düşünenlerden IŞİD saflarında insan bulunmamaktadır. Bu durum Şam’da hükümetin hala tutunmasının sebebi olduğunu  bilmeliyiz. Dış politikada Türkiye’nin elbette Suriye  meselelerinin dışında kalması  ve sınırlarına beton dökmesi  meseleyi halletmiyor. Suriye iç savaşının PKK’yı tetiklediği ve Irak’dan daha fazla yataklık yaptığını  devletimiz bilmektedir. Daha akıllı hareket edersek  Cumhurbaşkanı’nın da işaret ettiği bunalımdan kolayca çıkarız.

 

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal