ref: refs/heads/v3.0
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
46,6152
EURO
53,0450
ALTIN
6.091,87
BIST
14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Pazartesi Açık
32°C
Salı Açık
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
32°C
Perşembe Açık
31°C
ESKİ TÜRKLERDE DEVLET ve TEŞKİLATI

SAKALINI YOLDURMAK

20 Şubat 2017 00:36
1.972
A+
A-

Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

 

Halk anlayışımızda “Sakalı Yoldurmak” tefsiri anlamda traş olmak değildir; tam aksine halkın sakala, karşı  duruşunu ifade etmektedir. Halk arasına giriniz “Hacılar” ve yaşlıların dışında sakallı insan görebilir misiniz? Suriye ve Irak’taki çirkin savaşçılar tıpkı bizdeki gayretkeşler gibi sakallı! Âdeta aydın olmak sakallı olmayı gerektiriyor! Anlamak mümkün mü? Nerede kalmış o “Sinek kaydı” traşlı beyaz gömlek ve kırmızı kravatlı Cumhuriyet aydınları!

 

 

SAKALINI YOLDURMAK

 

Biliyoruz ki bizim geleneklerimizde sakal bırakma âdeti yoktur; uzun saç ve bıyık,  ancak Türk örfüdür. Türkler ile karışmış olan Moğollar önce dazlaktı ve saçlarını kesiyorlardı, fakat bir şark geleneği olarak sakal bırakmıyorlardı! Buhâri açıklamalarında zamanın Asya’sında sakal geleneği olmadığı uzun uzun anlatılmaktadır. Buna karşılık Ön Asya ve Arabistan’da sakal bırakmak İslâm’dan önce de vardı! Hatta İran’da şehirli Müslümanlara bu gelenek onlardan geçti, ilginçtir ki muharip Farslar  Arap kumandanlara imrenip sakal uzatmadılar, çünkü eski inançlarında sakal bulunmuyordu; ama İslâmi dönemde İran ile birlikte  Maveraünnehir’e geçen sakal  geleneği sür’atle yayıldı. Dolayısiyle sakal işi Türkler’e de  Tacikler’den geçti  ama ilk müslüman Türkler’in  bu geleneğe uyduğuna dair elimizde sağlam bilgiler yoktur! Kendisi şarklı olan İmam-ı Azam’ın, diğer ehli sünnet mezheplerine göre görüşü farklıdır; sakallı bir Müslümanın sakalını kesmesi mekruh addedilmiş,  diğer sünnetler gibi sakal işinin de akıldan geçirilmesini tavsiye etmiştir. Buradan şunu anlıyoruz ki her hangi bir icbardan ziyade herkesin şeklinde serbest bırakılması esas alınmıştır! O sebeble bizim Selçuklu ve Osmanlı sultanları genellikle sakalsız olup en azından böyle bir gelenek oluşmamıştır!

 

Peygamber Efendimiz’in sadece Türkiye’de 1818 adet “Sakal-ı Şerif”i bulunduğu rivayet edilmiştir de,  mübarek yüzlerinin sakallı olduğuna dair   kesin bilgilere sahip olmadığımız gibi en azından  bir  ısrar bulunmamaktadır! Fakat şurası bir gerçektir ki hangi sebeplerden kaynaklanırsa kaynaklansın İslâm’ın zuhurunda sakal Araplar arasında kuvvetli bir cahiliye devri gelenektir! Hz. Muhammed’den  sonra da “Sakal”ın   daima “Sünnet” olup olmadığı tartışılmıştır; bu konuda “Farz” olduğu görüşleri ise bir ifratdır, çünkü Kur’an gibi ciddî bir kaynağı  bulunmamaktadır!

 

Sakalın “Sünnet” olduğunu kabul eden Buharî ele gelecek şekilde bir tutamdan az bırakmayı şiddetle men’ediyor! Yani sakalın bir insan avucunu dolduracak  uzunlukta olması gerekiyor! Hz. Aişe’den bir rivayet: “On şey fıtrattandır (yaratılıştan olması gereken âdetlerdendir): bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, istinca ve istibra.” (Müslim, Tahare 56; Neseî, Zinet 1). İslâm’da sakala temel kabul edilen  bu rivayetin doğru olduğu bile malum değildir; olsa  da   lâzım olan  zamanın geleneklerinden sayılmıştır! Sonradan çıkan tartışmalarda sakal yolmak kadınlığa özenti gibi telâkki edilmiştir ki, böyle bir  şeyin düşünüldüğü  İslâm kültüründe vaki değildir! Aişe rivayetinde olduğu gibi  temizlik anlayışından kaynaklanmıştır.

 

Osmanlı’nın son döneminde gayri müslimler ve eski bir gelenek olarak   Hicaz’a gidip gelenler daha yaygın solarak  sakal   bırakıyordu, ki “Rahmani-Şeytani” sakal mefhumu da buradan çıkmıştır!  Bugün bir batı geleneği olan “Makyaj” hıristiyanlıkta yok, erkek de dahil olmak üzere boya geleneği  “İslâmi”dir; kadın ve erkeğin boyanma şekilleri de “Yakışan” anlamında  geleneklerden kaynaklanmaktadır! Batılılaşma döneminde   Avrupa’ya  sakalsız giden entelektüeller  sakallı dönmüştür; halbuki Avrupa’da böyle bir aydın geleneği bulunmuyordu! Tabii olarak ilmiye sınıfının sakal bırakması başlı başına ayrı bir meseledir.

 

Şimdi ülkemizde herkes sakallı, “Kirli sakal” ile işe başlayanlara  uyarak gençler bakımsız ve pis sakal bırakıyorlar! Kravat geleneği de şimdiler yakaları açık  gömlek işine döndü! Başlangıçta artistler hem sakal bırakıyor hem de haram olan  “Döğme” yaptırıyorlardı, şimdilerde gençlerin çoğu döğmeli! Son 15 yılda hemen hemen  bütün İslâmcı yazarlar sakallı, kravata karşı da belli bir  duruş bulunuyor! Anlayacağımız baş örtüsünden sonra  sakal bırakmak artık siyasi bir sembol haline gelmiştir!  Halbuki âdetlerimize göre erkeğin sakal bırakması için eşinin iznini alması gerekiyor, ama  “Siyasi İslâm”da kadın mefhumu yoktur. Şükür ki Cumhurbaşkanı ve Başbakan böyle değildir; bakan damat Albayrak’a da sakal hiç yakışmıyor!

 

Şahsen milliyetçi gençlere sakalı hiç yakıştırmayanlardanım. Okularında ve mahallelerinde şöyle traş olup da çiçek gibi  olsalar ne olur! Bu da bir duruş değil midir? Kravat geleneği bir cumhuriyet olgusudur; hatta gençlerin yüzlerini temizlemesi ve aydınlık görülmeleri de cumhuriyetçiliktir. Türkeş Bey ülkücülere temiz giyimli ve düzenli bir duruşu tavsiye etmiştir! Milliyetçilikte başka milletlerin geleneklerine özenti olmadığı gibi kendini boş bırakmak da  çağımıza uymamaktadır.

 

Halk anlayışımızda “Sakalı Yoldurmak” tefsiri anlamda tıraş olmak değildir; tam aksine halkın sakala, karşı duruşunu ifade etmektedir. Halk arasına giriniz “Hacılar” ve yaşlıların dışında sakallı insan görebilir misiniz? Suriye ve Irak’taki çirkin savaşçılar  tıpkı bizdeki gayretkeşler gibi sakallı! Âdeta aydın olmak sakallı olmayı gerektiriyor! Anlamak mümkün mü? Nerede kalmış o “Sinek kaydı” traşlı beyaz gömlek ve kırmızı kravatlı Cumhuriyet aydınları!

 

İyi pazarlar.

Yazarın Diğer Yazıları
22 Ocak 2020 10:54
18 Ocak 2020 10:01
14 Ocak 2020 17:20
27 Mayıs 2019 00:23
21 Mayıs 2019 16:51
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bağdar Caddesi EscortDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetritzbetgrandpashabetmecidiyeköy escortgrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetmanavgat escortJojobetpusulabet girişCasibomdeneme bonusu veren sitelertaraftarium24justin tvmatbetjustin tvjustin tvmatadorbetmatadorbetzenbetbetsatsuperbetinroyalbet girişsuperbetinbetpuandeneme bonusudeneme bonusu veren sitelercasibomjojobetgrandpashabetteosbetgrandpashabethttps://saraydesign.co.uk/pusulabetmatbetjojobetholiganbetcasibomcasibomjojobet girişHoliganbetHoliganbetjojobetdeneme bonusuavrupabettimebetjojobetjojobetholiganbetdeneme bonusudeneme bonusupasacasinodeneme bonusu veren sitelertipobetroyalbetgrandpashabetgrandpashabetjojobetpradabetromabetcashwinsekabetmatbetpusulabetholiganbetmarsbahisjojobetgrandpashabetpusulabetmatbetcashwinesbetbetbeyesbetcashwintambetesbetcratosroyalbet girişjojobetesbet girişbetbey giriştambetcratosroyalbetcratosroyalbetholiganbetjojobetbetpuancratosroyalbetgrandpashabetcashwinesbetbetbeytambet girişcratosroyalbetholiganbetchamadabet girişchamadabetcasibomcasibomholiganbetgrandpashabetcasibom güncelMatbetBetpasBetpasjojobet