DOLAR
8,7179
EURO
10,4032
ALTIN
497,62
BIST
1.411
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Sağanak Yağışlı
28°C
Cumartesi Gök Gürültülü
29°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Gök Gürültülü
29°C
Türkistan İnanç Dünyası Üzerine Notlar Celil ALTINBİLEK           İslamiyet ten önce Türkistan topraklarında, müşterek inançlar kam veya ozan denilen kişilerin ellerinde kopuzları ile birlikte nağmeli- şiirli sözlerle, mûsıkili icra edilirdi. Bu sözler basit, saf,  içten, canlı ve özlü idi. Bunlar kopuzlarıyla sihirbazlık yapar,gelecekten haber verir, insanları tedavi ederlerdi.      İslamiyet, Türkistan’da çetin...
TARİH TEKKERÜR EDER Mİ? Fuat YILMAZER Tarih tekerrürden ibarettir sözünün doğru olduğuna inanmıyorum. Tarih tekerrür etmez ama aynı veya benzer hataları tekrarlarsan aynı veya benzer olaylarla karşılaşmak tabidir. Bu tarihin tekerrürü değil, hataların tekrarı ile aynı veya benzer sonuca varmanın karşılığıdır. Hataların tekrarlanmaması için bilinçlenmek, bilinçli olarak hafızayı taze tutmak...
ZİYA GÖKALP MÜZESİ Kenan EROĞLU Ünlü düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyorum.  Bu gün Ziya Gökalp’in büyük damadı  Ali Nüzhet Göksel’in  “ZİYAGÖKALP MÜZESİ” açılışı nedeniyle 1956 tarihinde  ulusal ölçekte yayın yapan  “VATAN” gazetesine yayınlanan açıklamasını yorumsuz olarak aktarmak istiyorum.          “ Dün (23 Mart 1956) Ziya Gökalp’ın doğumunun 80. yıldönümü idi. Bu vesile ile Diyarbakır’daki evi...
SECCEDEN SEHPAYA ELMA VE BIÇAK Asena Kınacı MORAL Ş. Adnan Şenel tarafından yazılan “Secdeden Sehpaya Elma ve Bıçak”*, “ismiyle müsemma” diyebileceğimiz bir roman: Yüreği imanlı alnı secdede bir gençliğin sehpalarda, işkencelerde, falakalarda, Filistin askılarında umutlarının ellerinden alınışını anlatmış ve adına da yakışmış. Ak alınlarıyla secdeden sehpaya gidenleri en güzel anlatan...

TÜRKİSTAN UFKU

TÜRKİSTAN UFKU
22.03.2017
0
A+
A-

Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

 

 

Kazakistan Türk tarihi ve Türkoloji de sür’atle mesafe katediyor; Kırgızistan’da  Türkiye varlığı   âlimleşmiş durumdadır, ama henüz  ürünleri yok!  Türkmenistan  Türk adı ile derin uykuda! Özbekler yeni bir döneme girdi!  İdil-Ural’da eskiden beri var olan Türklüğü sahiplenme ilim halini almış ve Kazan  eski önemini  göstermeye başlamıştır. Türkiye âlimleri ve araştırmacıların  önü açıktır; iletişim kolaylıkları  bizlere bilgiye ulaşmak için  geniş bir saha  açmıştır! Artık  bu ufku  değerlendirmeliyiz!

 

 

TÜRKİSTAN UFKU

 

Şahsen Türkistan çalışmalarına  çok erken yaşlarda başladık; ta ortaokul sıralarında! Bu ilginin katiyyen hamasetle ilgisi yoktu; şarka ve şarkiyata çok çok ilgi duyuyordum. O zaman bilgilere bu kadar kolay ulaşmak mümkün değildi; kütüphanelerde bizim okuyacağımız  kitaplar çok azdı; kaliteli araştırmalar bulmak da çok zordu. Ancak 1970’lerden sonra  araştırma ve incelemeler artmağa başladı; temini zor olan akademik yayınlar da artmağa başladı. Ögel Hoca’nın çalışmaları ile  öyle tanıştık. Ayrıca Türk Dünyası’ndan komünizm  sebebiyle  göç eden   şimdi rahmetli olmuş başta Zeki Velidi gibi  hocaların   ürünleri ile  gözümüz açıldı, gönlümüz doydu!  Birçoğunu da  hayatlarında kısa da olsa tanıma imkânı  bulduk! Elbette onlara yetişmek mümkün değildir!

 

1970’ler sonra  gazete ve kitaplarla yaptığımız çalışmalar   başta Özbekistan’da tartışıldı ve zamanın Sovyet  gazetelerinin bir hayli hücumuna uğradık. 13.11.1976 günü  Almanya Azadlık Radyosu’nun  (Radio Libertium) Özbekistan’a yönelik “Suhbat” programında  programcı  Çağatay Koçar’ın gayretleri ile bunlara  cevaplar verdik! Zaten elde başka imkân da yoktu; büyük gazeteler bu çalışmalara yer vermediği gibi “Turancılık” diye suçlama da bile bulunuyorlardı!  Bizler  görebilene hitap eden küçük gazetelerimizde  çok şükür herşeyi yazdık! Bunları biz yazdık biz okuyoruz diye düşünüyorduk ama  öyle değilmiş! Hiç unutamam o yıllarda  Taşkend ‘de yayımlanan  “Kızıl Yulduz Gazetesi” hemen hemen hergün  isim vererek şahsımıza  ağır hakaretlerde  bulunmuştur!  Bunların bazıları bende var ama keşke tamamını elde edebilsek! Fakat bu yıllarda  Baymirza Hayit’in Hacetepe günleri,   şahsen  bizi yeniden yaratmış ve  gençliğimizin  hamaset duygularını disipline ederek ciddî çalışmalara yöneltmiştir.

 

Çok iyi gidiyordu ama, sanki Bolşevikler’den talimat almış gibi  1980 12 Eylül’de  namussuz cunta üzerimize çoktü; âilemiz dağıldı, bir hayli de hırpalandık!  Suç ortaklarımızın “Ülkücülük” gibi tek suçları vardı; fakat biz  kızıl emperyalizmin penceresini aralamak gibi beynelmilel bir düşüncenin  faili idik! Türk İntikam Tugayı, Esir Türkleri Kurtuluş Ordusu gibi  kargaların bile  güleceği  iddialarla çıkarıldığımız mahkemelerin  pek azında  kölelik kabul etmeyen  hakimlerimiz imdadımıza yetişti! O cesur insanları unutmak mümkün değildir; çünkü yalnız olmadığımızı  anladık!

 

1980-90 arası  dünyayı  şark penceresinden görme ve değerlendirme, Türk kültür ve tarihini   bu yönde izah etme    gibi eski Türk  geleneklerine dönük olanların kendi köşelerinde düşünme zamanı oldu; çünkü  Bolşevikler Afganistan’da (Eski adı Horasan) başarısız olmuş  ve soğuk savaşın sonu  gelmişti.  Liberal  Rus Alimi Barthold, Türk asıllı  Katanov ve Velikhan Çokanov’u bu yıllarda biraz daha yakından tanıdık; şüphesiz ki asrın  bir Türk dehası olan   Mustafa Çokay’ı da  hafızalarımıza iyice yazdık! Çünkü o  “ne Özbeğim, Ne Kazağım, Türküm ve Türkçüyüm” diyordu!  Devrik  Kerensky’in bile  Türkler’e muhabbetini  Batı günlerinde  fark ettik! Elbette müstemleke ideolojisini    ifşa eden Aleksandr Soljenitsin dünyaya karşı  Şark’ın haklılığını ortaya koydu: ”Kulak Takım Adaları!”

 

1990’larda  çöküşü  aydınlanan,  olayların ve açtığı pencerenin  “Şuyuu vukuundan beterdi!” Artık L.N.Gumilev’i  yakından tanıyorduk! Marksist  Türkçüler Sultan Galiyev ve Turar Ruskolov bile  gözlerimiz önündeydi!  Şüphesiz  Radlof-Barthold  şark dünyasını çoktan aşmıştık ve artık karşımızda  beş Türk Cumhuriyeti bulunuyordu! Bu dönemde  TC. Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Azerbaycan’da çaplı kültür  yatırımlarına başladı; ne yazık ki  Özbekistan   ürkek davrandı; lâkin 2000’lere yaklaşınca  bizlerin görüşleri   ders kitaplarına taşımak zorunda kaldı ve müfredata  Batı Türklüğü Selçuklular girdi! O güne kadar  Emir Timur’u kendi kahramanı ilân eden  Özbekler, yavaş yavaş  Türkmen ideolojisinin  liderlik yaptığı  Türklüğü  tanımaya başladı!

 

Kazakistan Türk tarihi ve Türkoloji de sür’atle mesafe katediyor; Kırgızistan’da  Türkiye varlığı   âlimleşmiş durumdadır, ama henüz  ürünleri yok!  Türkmenistan  Türk adı ile derin uykuda! Özbekler yeni bir döneme girdi!  İdil-Ural’da eskiden beri var olan Türklüğü sahiplenme ilim halini almış ve Kazan  eski önemini  göstermeye başlamıştır. Türkiye âlimleri ve araştırmacıların  önü açıktır; iletişim kolaylıkları  bizlere bilgiye ulaşmak için  geniş bir saha  açmıştır! Artık  bu ufku  değerlendirmeliyiz!

 

Hoşçakalın.

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.