DOLAR
8,4008
EURO
10,1744
ALTIN
504,13
BIST
1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Salı Gök Gürültülü
22°C
Çarşamba Gök Gürültülü
22°C
Perşembe Gök Gürültülü
26°C
Cuma Gök Gürültülü
27°C
OSMANLI’NIN LAİKLİĞE BAKIŞI Volkan Yaşar BERBER             Osmanlı son dönemlerinde yeni çağa ayak uydurabilme babında bir takım önergelerde bulunmaktan geri kalmamıştır. 1872’de Eyvah draması birden fazla evliliğe karşı, 1875 yılında Açık Baş isimli komedisi halkı dini alet ederek sömürenlere karşı sunulmuş olup destekte görmüştür. Avrupa’dan alınan her şeyin red edilmeyip bilakis...
ZİYA GÖKALP   Kenan EROĞLU              Bir süredir paylaştığımız Ziya Gökalp konusuna Kadircan Kaflı’nın görüşleri ile devam ediyoruz.            Yazı okunurken 1956 şartlarında yazıldığı unutulmamalıdır. Tek parti döneminin zapturapt uygulamaları, inanç ve fikir yönünden toplumun Batılılaşma-Çağdaşlaşma gibi belirsiz bir yöne doğru evirilmeye çalışıldığı zamanlardan de geçilip 1956’lara gelindiği de unutulmamalıdır.              Garip ve çeşitli uygulamalarla...
SÜMEYYE’NİN İMANI Asena Kınacı MORAL Ben milletim uğruna adamışım kendimiBir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir.Zulüm Azrail olsa, hep Hakk’ı tutacağım                                                          Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir....
Manisa’nın Bilinen ve Bilinmeyen Değerlerinden Merhum Halil Yurtseven  (1928/2017) 36 yıllık meslek hayatımın 10 yılını ilçelerinde, 20 yılını da Manisa merkezde icra ettim.  Manisa’yı sevdim. Manisa’ya hizmet edenleri her zaman takdir ettim. Unutulanlar, unutanları asla affetmezlermiş.  Söz uçar, yazı kalır, düşüncesiyle ben de gerek hayatta olanlarla gerekse vefat etmiş, Manisa’ya ve...

TÜRKLÜĞÜN İKİYÜZ YIL KAYBI

TÜRKLÜĞÜN İKİYÜZ YIL KAYBI
19.07.2017
0
A+
A-

Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

 

Rus Bolşevizmi başta Türkler olmak üzere  unsurlar üzerinde  Çarlık’dan daha  sıkı rejim kurmayı başardı, Türkler kaybetti! Lakin  bizlerin hocaları olan zamanın  aydınları Türkiye’ye gelerek Mustafa Kemal’e destek verdiler! Mustafa Kemal ileride görülecek daha acı hatıraları  daha evvelden görerek 1922’de  Türkiye’de komünizmi yasakladı! Güya tamamen batılı olduk, lakin yine kaybettik! Herşeyden evvel İmparatorluk ruhunu terkettik ve ikiyüz yıl   böylece heba oldu!

 

TÜRKLÜĞÜN İKİYÜZ YIL KAYBI

 

Türklük birçok bakımdan “Doğu-Batı” diye tarif edilmektedir; ki demografik olarak da öyledir! Oğuzlar-Kıpçaklar-Karluklar Türk  ana kavimleridir; bunlar ismen doğuda kalmışlardır. Özbekler ve Kırgızlar Kıpçak, Uygurlar Karluk, Türkmenler de  Oğuz grubundandır! Sanıldığı gibi bu guruplar veya  ana kavimler arasında  büyük farklılıklar yoktur; o sebeble Kaşgarlı Mahmud Karluklar’ı Oğuz, Sovyet literatürü  Kangılıllar’ı ( Atlı Arabalılar) bazen Oğuz bazen de Kıpçak sayarlar! Cengiz ile birlikte hareket eden “Şaman” olan  Şaman Kanglılar Kıpçak telâkki edilir!  Oğuz ve Kıpçak bölgesi arasında “Savranlılar” genel olarak Oğuz’dur! Maveraünnehir’de  Savranlılar’a  Oğuz kökenli  “Bayat” denilmezken, Suriye-Irak ve Anadolu’da Savranlılar “Bayat” oluvermişlerdir! Şu basit fikir jimnastiği ile bir kere daha anlıyoruz ki “Etnoloji” bir coğrafya bilimidir!

 

Oğuz-Kıpçak-Karluk  Türk ana boyları içinde  demografi daima  Kıpçaklar lehine  gelişmiş iken, kültürü Karluklar, devlet kurmayı da  Oğuzlar üstlenmişlerdir! Kıpçaklar  ne Orta Asya’da ne de Deşt-i Kıpçak ve İdil-Ural’da geçmişte olduğu gibi   özellikle son iki yüzyılda da  devlet olarak varlık gösterememişlerdir! Kafesoğlu tezi elbette doğrudur; Türk tarihinde “Oğuz”lu  yıllar Selçuklular ve Osmanlılar’da  olduğu gibi haşmet devirleridir! Fakat kendileri Oğuz olan Peçenek ve Uzlar, Orta ve Doğu Avrupa’da başarılı olamamışlar, Hazarlar  gibi  öne çıkamamışlardır! Hazarlar’ın Göktürkler’in ileri bakıyyeleri ve  taze sürgünleri olduğu, yani onların da bir “Aşina-Şato Türkü” olduğu günümüzde ispatlanmıştır! Hattâ  Mikail-İsrafil  gibi Hıristiyan veya Musevî adları taşıyan Selçukoğulları’nı Hazar menşeyli gören birçok  bilim adamı ve tarihçi bulunmaktadır!

 

XIX. Yüzyıl  Türk tarihinde  “Oğuz” gurubunun  doğuda tamamen tükendiği, batıda ise düşüşe geçtiği asırlar olmuştur. XV. asırda  Hindistan  denizyolunun keşfi ile  doğudan batıya İpek Yolu ehemmiyetini kaybetmiş; Avrupa’ya en yakın Batı Türklüğü maalesef “Rönesans”a uyum sağlam sağlayamamış, hatta Avrupa’yı sallayan Fransız İnkilâbı ve Sanayi Devrimi’nin farkına bile varılmamıştır!Batı Türklüğü  “Kapitalizm” ile tanışmadan “Liberalizm” arayışlarına  girmiştir! Dünyada hiçbir imparatorluğun kurucu unsuru “Hürriyet-Adalet-Musavat” diye haykırmaz;  böyle bir eğilim   imparatorluk ruhuna aykırıdır! Üstelik bu işin ordudan başlaması  elbette çözülmeyi hızlandırır! XIX .Yüzytıl ilk çeyreğinde “Liberalizm” devleti kurtarmak  yerine  Osmanlı’nın çöküşünü hızlandırmıştır! Muassır İmparatorluklar  biraz daha vidaları sıkarken  bizim devlet adamları  devlet vidalarını gevşetmiş; devletin  direği olan  “Ordu” mensupları   azınlık  çeteler ile  dağlara çıkmışlardır! Böyle bir terslik hangi imparatorluğun hatta hangi devletin tarihinde vardır?

 

XIX. Yüzyılda  en büyük Türk Devleti Osmanlı’da büyük siyasi ve sosyal çalkantılar  bir illet derecesine vardı; düşmanların baskıları ile “Tanzimat”,  kapitalizmi yaşamadan liberalizm,  amele olmadan sendikalizm, sendika olmadan  grev gibi batı ürünlerine  yapıştık! Yegane yetişmiş insanların oluşturduğu askeri bürokrasi ve dar sivil  devlet adamları   bu umdeleri elmalı şeker sandılar! Asrının en büyük devlet adamı II. Abdülhamid’in açtığı okullarda  okudular ama  onu rahat çalıştırmadılar! Belki “İmparatorluk” zihniyeti   zamanını doldurmuştu, dağılacaktı; amma “Göksultan” bu kadar eziyet görmemeliydi! Şüphesiz ki 93 Harbi çok büyük bir felâketti, fakat yetişmiş insanlar bundan ders alamadı’! Elbette bir rövanşa hazırlanıyorlardı; lakin  olmayan devlet tecrübesi devleti dağıtacaktı! Hiç Çanakkale’yi gezdiniz mi? bütün savunma amaçlı tabyalar  II. Abdülhamid’in  eseridir ve bir “Osmanlı”nın adını taşımaktadır.

 

İşte bu yanılgılarla  II. Abdülhamid’i hall’ettik; dünyada  devlet tecrübesinin üst akıl olmadığı hiçbir  değişiklik veya reform  başarıya ulaşmaz; o sebeble II. Meşrutiyet zorlaması  ölü doğan bir inkılâb oldu! Ne yapanlara ne de mağdurlara hayır etmedi;  ortaya çıkan anarşinin altında  600 yıllık bir devlet tecrübesi çöküyordu! İlginçtir ki ülkeyi bölmek isteyenler  “Bakan-Devlet adamı” oldu! Hall  fetvasını Abdülhamid’e anasır tebliğ etti; Narodakyan Efendiler, Teodor Herzlleri  davet etti; buna karşılık çare olur mu diye   diye Afganî gibi asrın satılık adamları çoktan  “İslâm Oyunları”na başlamıştı!

 

Doğu Türklüğü’ne gelince  Çarlık Rusya’sı   50 yılda  bütün  coğrafyayı işgal etmişti; aynı şeyi  Çinliler de yaptılar! Kıpçaklar; tamamen siyasi bir adlandırma olan Tatarlar; Karluklar ve bu ana Türk kavimlerinin türevleri Özbekler-Kazaklar-Kırgızlar-Türkmenler tamamen sindirilmiş 1920’de devlet varlıklarına da son verilmişti! Çarlığın İdil Ural bölgesinde   kapitalizm tezâhürleri görülüyordu;  hatta en büyük sanayi merkezi Türkler’in Kazan’ı idi! Orta Asya  köylüler  ve feodal ağalardan ibaretti! Doğu Türklüğü’nün Avrupa’nın yeni hayat şekline  dair  göstergeleri vardı; hatta kapitalizme karşı ilk sosyalistlerin de  Türk unsurlardan çıktığını  rahatlıkla ifade edebiliriz! Tatar Sultan Galiyev- Azeri Neriman Nermanov, Türkistanlı Kazak-Kırgız Turar Rızkulov gibi  yetişmiş insanlar bunların örnekleridir! Bunlar Rusya  aydınları içinde  marksizmi en iyi tanıyanlar; onların dışında  1917 İhtilali öncülerinin çoğu aslen Rus değildi! Mesela Stalin ve Orjonkjidze Gürcü,Troçki-Zinovyev-K.Radek-Komanov- Bela-Kun(Macar)  Musevi, Frunze Letonyalı, Karahan- Sasumytan Ermeni, Romen Joffe ise Karayit idi!

 

Rus komünistleri Çarlığı   “Bolşevizm” ile kurtarmaya ve daha sıkı bir devlet düzeni kurmaya çalışırken Türk liderler   Türk Milliyetçiliği’ne dayalı   bir komünizmi savunuyorlardı! Bunlar  algıların aksine tam bir Türk  ve sıkı bir Müslümandı! Ne yazık ki  Bolşeviklere ilk kapı açanlar “Nakşiler” olduğu halde  onlar kellerini vererek Türklüğü savundular ve  Sibirya’dan Atlas Okyanusu’na kadar bağımsız ve büyük bir devlet için dişe diş göz mücadele ettiler! Beyaz lider General Kolçak’a karşı  Rusya’yı onlar savundu; çünkü onlar hala Rusya’nın “Cengiz Çarlığı” olduğunu  sanıyordu! Şurasını mutlaka tesbit etmek lâzımdır ki  Çarlığın  ikinci büyük unsuru  olan Türkler Avrupa’yı, Türkiye Türkleri’nden daha iyi tanıyorlardı; özellikle Kazan önemli düşünce merkezi idi.

 

Rus Bolşevizmi  başta Türkler olmak üzere  unsurlar üzerinde  Çarlık’dan daha  sıkı rejim kurmayı başardı, Türkler kaybetti! Lakin  bizlerin hocaları olan zamanın  aydınları Türkiye’ye gelerek Mustafa Kemal’e destek verdiler! Mustafa Kemal    ileride görülecek daha acı hatıraları  daha evvelden görerek 1922’de  Türkiye’de komünizmi yasakladı! Güya tamamen batılı olduk, lakin yine kaybettik! Herşeyden evvel İmparatorluk ruhunu terkettik ve ikiyüz yıl   böylece heba oldu!

 

Hoşçakalın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.