DOLAR
8,7019
EURO
10,3599
ALTIN
497,95
BIST
1.406
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Mevzi Sağanak
26°C
İstanbul
26°C
Mevzi Sağanak
Çarşamba Gök Gürültülü
27°C
Perşembe Mevzi Sağanak
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C
TARİH TEKKERÜR EDER Mİ? Fuat YILMAZER Tarih tekerrürden ibarettir sözünün doğru olduğuna inanmıyorum. Tarih tekerrür etmez ama aynı veya benzer hataları tekrarlarsan aynı veya benzer olaylarla karşılaşmak tabidir. Bu tarihin tekerrürü değil, hataların tekrarı ile aynı veya benzer sonuca varmanın karşılığıdır. Hataların tekrarlanmaması için bilinçlenmek, bilinçli olarak hafızayı taze tutmak...
ZİYA GÖKALP MÜZESİ Kenan EROĞLU Ünlü düşünürümüz Ziya Gökalp konusuna devam ediyorum.  Bu gün Ziya Gökalp’in büyük damadı  Ali Nüzhet Göksel’in  “ZİYAGÖKALP MÜZESİ” açılışı nedeniyle 1956 tarihinde  ulusal ölçekte yayın yapan  “VATAN” gazetesine yayınlanan açıklamasını yorumsuz olarak aktarmak istiyorum.          “ Dün (23 Mart 1956) Ziya Gökalp’ın doğumunun 80. yıldönümü idi. Bu vesile ile Diyarbakır’daki evi...
SECCEDEN SEHPAYA ELMA VE BIÇAK Asena Kınacı MORAL Ş. Adnan Şenel tarafından yazılan “Secdeden Sehpaya Elma ve Bıçak”*, “ismiyle müsemma” diyebileceğimiz bir roman: Yüreği imanlı alnı secdede bir gençliğin sehpalarda, işkencelerde, falakalarda, Filistin askılarında umutlarının ellerinden alınışını anlatmış ve adına da yakışmış. Ak alınlarıyla secdeden sehpaya gidenleri en güzel anlatan...
YUNUS EMRE’YLE HASBİHAL – 13 Ahmet URFALI      Yunus, şairden çok bir filozof ve ahlâkçı idi. Düşüncelerini tasavvufa dayanarak savunmaktadır. Onda tasavvuf kaos içindeki bir toplumda kozmoza varan bir yoldur.                                                   İ.Hakkı Baltacıoğlu 37. Aşk uluları söyledi aşktan kuruldu bu yurt Gönül kardeşliğinin ışığı alınlarda şavklandı Yıldızlardan sağılan sevgiyi çoğaltıp bengisuyla Kırbalar...

MURAT BARDAKÇI, ERTUĞRUL ÖZKÖK’E “KIZILELMA” DERSİ VERDİ

MURAT BARDAKÇI, ERTUĞRUL ÖZKÖK’E “KIZILELMA” DERSİ VERDİ
30.08.2017
0
A+
A-

Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’teki köşesinde Kızılelma ülküsü için “Ertuğrul Özkök de önceki gün Kızılelma hakkında bir yazı döşendi ve Kızılelma’nın “Yeryüzündeki Türkler’in birleşip kuracakları, nerede olduğu bilinmeyen ülküsel ülke” olduğunu yazıp “Eşanlamlısı Turan’dır” şeklinde tanımlaması üzerine usta gazeteci Murat Bardakçı “KIZILELMA” başlıklı bir yazı kaleme aldı:

 

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan geçen gün Malazgirt’te Kızılelma’dan bahsetti, daha doğrusu içerisinde “Kızılelma” sözünün geçtiği bir şiirden bazı mısralar okudu:

“Yiğitler kan döker, bayrak solmaya, / Anadolu başlar, vatan olmaya… / Kızılelma’ya hey… Kızılelma’ya!!! / En güzel marşını vurmadan mehter / Ya Allah… Bismillâh… Allahuekber!”.

Bu mısralar Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun “Malazgirt Marşı”isimli şiirinden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı’nın Kızılelma’dan sözeden mısraları okuması birilerini telâşlandırdı, hattâ her nedense hiddetlendirdi, Ertuğrul Özkök de önceki gün Kızılelma hakkında bir yazı döşendi ve Kızılelma’nın “Yeryüzündeki Türkler’in birleşip kuracakları, nerede olduğu bilinmeyen ülküsel ülke” olduğunu yazıp “Eşanlamlısı Turan’dır” buyurdu!

Ertuğrul ağabeyin yanlışlıktan her tarafı dökülen bu tarifi hangi internet sitesinden aldığını bilmiyorum ama düştüğü büyük hatâyı kısaca ifade edeyim: “Kızılelma” Türkler’in geçmişi asırlar öncesine dayanan tarihî ülküsüdür, “Turan” ise “muhayyel”, yani hayalî bir Türk ülkesidir.

Daha açık şekilde ifade edeyim: Kızılelma başka, Turan başkadır! Kızılelma ülke değil ülkü, Turan da ülkü değil ülkedir!

İKİ DAKİKANIZI ALIRDI!

Bu konuda en geniş araştırmayı yapıp yayınlayan rahmetli üstad Orhan Şaik Gökyay, Kızılelma’yı kısaca “Türk cihan hâkimiyeti idealini ‘sembolik’ olarak ifade eden bir kavram” diye ifade eder. Bunun böyle olduğunu öğrenmek için Gökyay’ın önce makale olarak kaleme aldığı, sonra “Destursuz Bağa Girenler”in ikinci cildine koyduğu makalesini ama bunları arayıp bulmanın vakit alacağı düşünüldüğü takdirde yine Orhan Şaik Bey’in İslâm Ansiklopedisi’ne yazdığı ve internette de serbestçe ulaşılabilen “Kızılelma” maddesini birkaç dakikalığına okumak kâfidir.

Kaldı ki, Malazgirt zaferinin yıldönümü töreninde o zafer için yazılmış en meşhur şiirin değil de aşkı terennüm eden gazellerin, meselâ Nedîm’den “Gidelim serv-i revânım yürü Sâdâbâd’e”nin yahut Vâsıf’ın “O gül endâm bir al şâle bürünsün yürüsün / Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün”ün mü okunması gerekirdi?

Niyazi Bey’in “Malazgirt Marşı”nın bende eski ve çok kıymetli bir hatırası vardır…

Emine Işınsu, Ankara’da 1970’li senelerin başlarında cumartesi günleri toplantılar düzenler; edebiyat, tarih, kültür gibi mevzularda sohbetler edilir, toplantılara bazen Emine Hanım’ın validesi Halide Nusret Zorlutuna, Arif Nihat Asya ve daha başka “münevverler” de iştirak ederlerdi.

Malazgirt Marşı’nı yazıldığı 1970’li senelerin başlarında ve henüz lise talebesi olduğum günlerde katıldığım o toplantılardan birinde NiyaziBey’den, yani bizzat şairinin ağzından ilk dinleyenlerden biriyim.

FRANSIZ MARŞI NE DİYOR?

Sadece biz Türkler’in değil, hemen her milletin kültüründe Kızılelma benzeri hayaller vardır. Bu hayaller gerçek olamayacakları gayet iyi bilinmelerine rağmen birer hatıradır, edebiyatta ve tarihte geniş yer tutarlar ve aklıbaşında hiç kimse bu hatıraların hakikat olmasına çalışılacağını düşünmez, küçümsemeye de kalkmaz. Böyle bir işe kalkışmazlar, zira kendi kültürüne âşinadırlar ve en azından “ülkü” ile“ülke”yi karıştırmayacak seviyede bilgi sahibidirler!

Geçmişi asırlar öncesine dayanan Kızılelma’ya verip veriştirenler, aydınlanmasına, düşünce sistemine ve lâikliğine hayran oldukları Fransa’nın millî marşı “La Marseillaise”in nakaratını herhalde biliyorlardır:

Melodisi çok güzel ama sözleri o nisbette felâket olan La Marseillaise’in nakaratında “Aux armes citoyens / Formez vos bataillons / Marchons, marchons / Qu’un sang impur / Abreuve nos sillons”, yani “Silâh başına vatandaşlar / Taburlarınızı kurun! / Yürüyelim, yürüyelim ki onların saf olmayan kirli kanları sabanların tarlalarımızda açtığı yarıkları sulasın” denir…

Fransız “Zalim askerlerin böğürtüsünü işitin… Kan dökelim, oluk gibi akıtalım…” diye haykırırken hiç kimse işgüzarlık edip “Aman ne kadar ayıp” diye düşünmüyor; bizde ise tarihî bir hatıranın, bir sembolün bahsinin geçmesi “Eyvaaaah!” dedirtiyor…

Kendi kültüründen uzak olmanın bundan daha mükemmel örneğini zor bulursunuz!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.