HATIRALAR'DAN | Ülkücü Kadro

HATIRALAR’DAN

HATIRALAR’DAN

         Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

Başta Bahçeli olmak üzere kadim eski kuşak ülkücüler hâtırâlarını yazmalı; çünkü yeni kuşaklar için  örnek olmasa da  onların hayatında  ders  alınacak  ve bilimsel çalışma yapılacak çok yön var! Biz “12 Eylül İşkencesinde Ülkücü Bir Gazetecinin Dramı” adı ile  sadece o birkaç yılı yazdık! En fazla piyasa bulan kitabımız! Yeni baskılarda  birer makale ilâvesi ile  güncelleştiriyoruz! Üçüncü baskısı yapılacak! Okumayanlar okumalı, sadece yüz sayfa; ideoloji terennüm ediyor, hiç de hatırâ eseri değil! Haydi bakalım; artık zindanlarda ötmeyenlerin şimdi konuşma zamanı, malzeme verin çalışalım; çalışsınlar!

 

HATIRALAR’DAN

 

Artık ülkücülerin dedesi olma yaşını devirmiş, bizim kuşağın ağabeyi Ahmet Karabacak bu sütûnlarda zaman zaman kendi kuşağını yazıyor! Bunların ogünkü  hayatlarını zevkle, fakat büyük bir ibretle okuyoruz! Herhalde kişiliklere  gölge  olur diye derinliklere inilmiyor! O sebeble bir başkasının bu yazıları okuyarak ve  ağabeyi dinleyerek  zamanı daha iyi anlamak ve dersler çıkarmak bizce çok önemli!  Oğul Osman da  işte önünüzdeki internet medya ürünü  siteyi yıllardır  devam ettiriyor! Şahsen geçmişe  tutuculuk derecesinde  çok  bağlı olanlardanım; neden bilmiyoruz ama  bizler böyle yetiştik!

 

Ahmet Ağabey yıllar önce güzel bir geleneğe başladı; tanıdığı ve bildiği  kurucu ülkücüler hakkında bildikleri ve izlenimlerini anlatıp tarihe devrediyor! Şu günlerde bunlar tarih olmadan sosyolojiye konu olmalı ve geçmişimizi iyi irdeleyerek  zamanımıza dersler devretmeliyiz! Bize göre işin bu yönü çok önemlidir; çünkü Türk  milliyetçiliği gibi ulu  ve kadim bir düşünce  hâlâ emekleme durumundadır! İşte  hepimizin kırıklık hissettiği husus budur; lâkin ve yine de  geçmişimizle hesaplaşmayı bir türlü beceremiyoruz! Çünkü hareket noktamız yanlış, işe mağlubiyetlerle değil  gâlibiyetlerle başladığımız için hamasete dayanıp duruyoruz! Zamana ve devrin hâtırâlarına bakın bu önemli hususu  hemen yakalarsınız!

 

Hareket içinde ve hareketin olgunlaşması ile  yetişen ülkücü nesilden  çok kıymetli hâtırâ eserleri var! Bunlar genel olarak hâdise anlatımından ibaret, hiç irdeleme ve tenkit olmadığı için  tamamen boş yetişen  yeni kuşakla  hiç ilişki kurulamıyor! Şahsen kötü bir gözlemci olmadığımız için  beş yıldan beri  eğitim kuruluşları  tabanlı   konferanslara icabet ediyoruz! Gerçekten yeni kuşaklar eskilerden çok kopuk, fakat çok daha akıllı! Meselâ öyle hamasetten ziyâde bilime daha çok değer veriyorlar, ama hâdiseleri bilimde kullanıp da bir aşama yapamıyorlar! Devasa imkânlara rağmen eskisi kadar kitap ve dergi yayınlanmıyor, yayınlar 1000 trajı bulduğu zaman   başarılı görülüyor! Halbuki biliyoruz ki ülkücüler  bu ülke düşünce hayatında  en çok okuyanlardır;  bu konuda öyle kendimizi kınayanlardan değiliz! Okumakta kötü değiliz, lâkin yazmak mı işte orada sınıfta kalıyoruz, tıpkı siyaset gibi!

 

Şunu kesin olarak biliyoruz ki ülkücü hareketi en yersiz hattâ  berbat insanlar yönetiyor! İşte en büyük handikap bu! İyi, yetişkin ve donanımlı olanlar  sanki bilerek veya tasarlanarak ötelenmiş gibi! Eski ülkücüler maddî hayat bilmezdi, şimdilerde “hırsızlık”  hâkim düşünce haline gelmiş! Ve siyasette bunlara  geniş bir alan bırakılmış; işte o alanda başarılı olamayışın gerçek sebebi! Elbette bizim katil başka katillerden değildir, ama bizim hırsızları başka hırsızlardan farklı görmek çok yanlıştır; sizi siyasette kötürüm hâle getirir; tıpkı şimdiki gibi!

 

Ülkücü hareketin geçmişinde   hemen aklıma gelen dört isim  var: Devlet Bahçeli-Ramiz Ongun-Selâhattin Baysal-Sabri Öge! Bizim kuşağın ilkleri! Liste doldurmayalım istedim; Bahçeli akademi ve burjuva kökenli, halk çocukları  Ramiz Ongun İktisatçı-Veteriner, Sabri Öge Ziraat, Selahattin Baysal  Orman Mühendisi! Son ikisi Ülkü-Tek’de Genel Başkanlık yaptı! Ramiz Ongun  hakikatten  efsane Ülkü Ocakları ve Gençlik Kolları Başkanı, Alparslan Türkeş Bey’in  80 öncesi gençlik danışmanı! Bahçeli  Akademide tanınan ve aranan birisiydi, ülkücülüğe böyle başladı ama esas ünlülüğü  siyasette  görüldü, durumu hepimiz biliyoruz, partiyi 20 yıldan beri yönetiyor!

 

Tek örnek değil, sadece örnekleme yapmak için aldım!  Ramiz-Devlet-Sabri-Selahattin   1980’den önce fikren ve zikren birbirinden ayrılmazdı! İlginçtir ki Demireller damadı ve İstanbul Milletvekili İlhan Kesici de  ekibi beşli yapabilirdi ama   vekil diğer arkadaşlar kadar Başbuğ’a yakın  değildi! 12 Eylül esaretinden sonra  “Beşli”den  Devlet Bahçeli çok ayrı bir yola girdi;  bu ayrılmada Türkeş Bey’in de vebali olduğu düşünülür, biz de bu kanaatteyiz! Diğer arkadaşlar sanki ötelendi. Bu arada Ramiz  Almanya’da kaçaktı; malum  raporlar  Türkeş Bey’in masa çekmecelerinden çıkmıştı! İlhan  evlilikle yeni bir dünyaya  hicret etti, Sabri Öge Birlik Vakfı’ında kendini maneviyeta verdi(hâlâ öyledir), Selâhattin Baysal ise  ticarete atıldı ve başarılı olarak pek zengin bir çizgiye geldi! Ölümün yakın zamanlarında “Partiye yardım etmiyor” diye sanırım  ki Baysal Türkeş Bey’in aforoz listesinde idi! Ramiz ise  partinin eski-köklü fakat donanımlı  muhalefeti ile  sıkı fıkı olduğu için  Türkeş Bey’in üstünü çizdiklerindendi!

 

“Hayattayız” demek  en zayıf söylem; çünkü Bahçeli onların cansiperane yakınlıklarına rağmen dörtlüye hiç yaklaşmadı! İlhan çoktan ayrı kulvarda  idi, maddî en azından maddî hayat endişesi olmadı! Ramiz-Selâhattin-Sabri hayatta! Ne yaparlar? Öge’nin sağlığı bozuk, Selâhattin yeni kalp ameliyatı oldu, Ramiz geçim derdinde; Türk Ocağı’na gidiyor, kızlarını evlendirdi vs. “Hayattalar” demekten başka ne diyelim! Selâhattin  “Aksakal Kurulu” adı altında kırklar ve yedileri bir araya getirmiş, Ramiz’in ibadet aşkı kadar o da kitap mecnunu, okuyor ama yazmıyor, halbuki  yazması da  düzenli! Bize bir fermanı geldi, ifâde gayet mazbut! Halbuki mühendisler  hiç de yazan adamlar değil!

 

Başta Bahçeli olmak üzere kadim eski kuşak ülkücüler hâtırâlarını yazmalı; çünkü yeni kuşaklar için  örnek olmasa da  onların hayatında  ders  alınacak  ve bilimsel çalışma yapılacak çok yön var! Biz “12 Eylül İşkencesinde Ülkücü Bir Gazetecinin Dramı” adı ile  sadece o birkaç yılı yazdık! En fazla piyasa bulan kitabımız! Yeni baskılarda  birer makale ilâvesi ile  güncelleştiriyoruz! Üçüncü baskısı yapılacak! Okumayanlar okumalı, sadece yüz sayfa; ideoloji terennüm ediyor, hiç de hatırâ eseri değil! Haydi bakalım; artık zindanlarda ötmeyenlerin şimdi konuşma zamanı, malzeme verin çalışalım; çalışsınlar!

 

Muhabbetle.

 

Sosyal Ağlarda Paylaşın :
izmirescort ankara escort izmir escort hal saha yapan firmalar