Tanınmayan Büyük Çağın Kâşifi: Fuat Sezgin

Bu haber 19 Eylül 2018 - 14:37 'de eklendi ve 991 kez görüntülendi.

Tanınmayan Büyük Çağın Kâşifi: Fuat Sezgin

 

Dr. Öğretim Üyesi Fahri Maden

Kastamonu Üniversitesi

 

Yaşamı, eserleri, ilmi mücadelesi bizleri yeterince ve hak ettiği şekilde meşgul etmeyen Prof. Dr. Fuat Sezgin’in ölümü de yankı meydana getirmedi. Adeta sessiz sedasız 30 Haziran 2018 tarihinde bu fani âleme veda etti. “Zamansız bir ölümdü”, zira bizler dünya kupası maçları ile meşguldük. Kim bilir belki üstadı ölüm yıldönümlerinde, görkemli törenler, panel ve sempozyumlar ile anarız. Basın ölüm haberini “İslam bilim tarihi öksüz kaldı” şeklinde veriyorsa da yeni nesillerimiz bu boşluğu dolduracaktır! Neyse biz bu serzenişlerimizi bir kenara bırakıp bu ilim aşığı hocamızın hayatını, eserlerini ve gök kubbede bıraktığı hoş sedayı anlamaya çalışalım.

Bilim Tarihi alanında dünyanın sayılı uzmanlarından biri olan Fuat Sezgin hoca 24 Ocak 1924 tarihinde Bitlis’te dünyaya geldi. Akademik hayatında İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Alman Helmut Ritter’in onu İslam Bilimlerine yönlendirmesi bir dönüm noktası oldu. Keza hocası Ritter ona, “Fuat! Günde kaç saat çalışıyorsun?” diye sormuş, “13-14 saat çalışıyorum” cevabı üzerine “Bu çalışmayla âlim olamazsın. Eğer âlim olmak istiyorsan bu miktarı artıracaksın” demiştir.  Böylece günde en az 17 saat çalışmaya başlayan Sezgin, yine hocasının yönlendirmesiyle 6 ayda eve kapanıp Arapça öğrenmiş, Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde “Buhari’nin Kaynakları” adlı doktora tezini hazırladı. Böylece Buhari’nin sözlü değil yazılı kaynaklara dayandığı tezini ispatladı. Bu tez İslam tarihini aydınlatan yazılı kaynakların Hz. Peygamber dönemine kadar geri gittiğini ortaya koymuştur. 1950’li yılları yoğun bir akademik çalışma ve gayretlerle geçiren Sezgin, hayatı boyunca Süryanice, İbranice, Latince’nin de içinde bulunduğu 27 dil öğrendi. Çok çalışkan ve gayretli olması 1960 yılındaki askeri darbe sonrası zararlı akademisyenlerden görülerek üniversiteden atılmasına engel olamadı. 1965 yılında Goethe Franfurt Üniversitesi’nde Cabir ibn Hayyan konusunda ikinci doktora tezini bitirdi.

Sezgin’in yabancı dilde yayınlanmış sayısız makalesi ve kitapları mevcuttur. Türkçe eserlerine ve içeriklerine birkaç örnek verecek olursak, bunların başında İslam Uygarlığında Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik kitabı gelmektedir. Uzun yıllar süren araştırmaların meyvesi olan bu eser, İslam uygarlığının saklı kalmış bilimsel geçmişine yolculuk yapmaktadır. Eser, İslam biliminin öncesinden devraldığı bilimsel mirası koruyup yaymakla birlikte, bilime ilave ettiği özgün buluş ve eserleri ortaya çıkarmaktadır. İslam bilimi bu şekilde eski ve modern çağ arasında ciddi bir köprü olmuş, kendisi duraklama dönemine girerken devrettiği miras Batı bilimine feyz oluşturmuştur. Fuat Sezgin Ortaçağ ve Yeniçağ İslam dünyasındaki bilimsel gelişmeleri “Tanınmayan Büyük Çağ” olarak ifade etmektedir. Aynı isimli kitabında sözünü ettiği çağa tam bir keşif yolculuğu yaparak çağdaş zamanının kâşiflerinden biri olmaktadır. Sezgin’in bu eserleri son dört asırdır İslam kültür çevresinde yaşanan sönükleşmeye geçmişin aydınlık yüzünü göstererek bir son verme endişesinin ürünüdür. Tanınmayan Büyük Çağ adlı eserde İslam bilim insanlarının tarih boyunca icat ettikleri alet ve teknolojik buluşların resimlerini (usturlablar, cetveller, kadranlar,  küreler, pusulalar, saatler, pergeller, uzay gözleme aletleri, tıbbi aletler, areometreler vs.) ve kendisinin yaptığı maketlerinin resimlerini de içermektedir. Ayrıca 5 cilt İslam’da Bilim ve Teknik (İslam Bilim Tarihi) adlı eseri ifade edilen buluşları etraflı bir şekilde anlatmaktadır. Bu eseri İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerinde de yayınlanmıştır. Sezgin hocanın dikkat çeken bir diğer çalışması Piri Reis üzerinedir. Bu eserde Amerika kıtasının Müslüman denizciler tarafından Kolomb öncesi keşfedildiğini ispatlamaktadır. Fuat Sezgin’in baş döndüren ve bazı ezberleri bozan diğer çalışması İslam bilimler tarihinde eşsiz bir yere sahip olan Coğrafya, Avrupalı seyyahların Seyahatnameleri, Matematik ve Astronomi, Tıp, Felsefe, Müzik, Nümizmatik, Tarih yazıcılığı ve bilimler tasnifi gibi konularda yazılmış orijinal eserlerin tıpkıbasımlarını ve bu konuda araştırmalar yapmış olan Batılı bilim adamlarının çalışmalarının yeniden basımlarını içeren seriler halinde 1300 cilt civarındaki yayınlarıdır. Tüm bu eserler Fuat hocanın bir asıra yaklaşan ömrünü daima ilim ve hikmet peşinde geçirdiğinin, iki günü birbirine eşit olmadığının kanıtıdır. Bu eserlerin her biri bilimin dünyaya İslam kültür ve medeniyetiyle yayıldığını göstermektedir. Sezgin hoca vefat ettiğinde ilk cildini 1967 yılında tamamladığı Arap-İslam Bilim Tarihi’nin 18. cildini yazmaktaydı.

Batı’nın Rönesans ve Aydınlanma Çağı yaşamasında kendi geçmişlerine yönelmeleri, eski Yunan ve Roma’da köklerini bulmaları etkili olmuştur. İşte Fuat Sezgin’in çalışmaları ve eserleri biz Müslümanların da kendi köklerini öğrenmelerine olanak sağlayacak, Batı’nın karanlık çağ olarak nitelendirdiği Ortaçağ’ı aydınlık ve “Büyük Çağ” olarak ispatlamasıdır. Bununla birlikte Fuat Hoca’nın eserleri Batı aydınlanmasına İslam Biliminin katkılarını da delilleriyle ortaya koymaktadır. Öteden beri “Batı Rönesans’ı İslam’a borçludur” sözünü işitirdik. Fuat Sezgin’in çalışmaları ve eserleri sayesinde bu sözün gerçekliği gün yüzüne çıkmıştır. İslam dünyası astronomi, coğrafya, tıp, kimya, fizik, mimari ve daha pek çok alanda sayısız buluşlarla insanlığa hizmet etmiştir.

2017 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yapan Fuat Sezgin hoca İslam bilim insanlarının icatlarının maketlerini yapıp İstanbul Gülhane Parkı içindeki “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi”nde keşfe açmıştır. Bu müzede 800 kadar bizzat Sezgin hocanın yaptırdığı İslam bilim insanlarının icat ve buluşlarının maketleri yer almaktadır. Sezgin hoca Almanya’daki şahsına ait 45 bin kitabı da buraya getirmek istemiş, ancak Alman hükümeti bu konuda zorluk çıkarmıştır. Sezgin hocanın bu kadar özverili çalışmalarına ve hayatını İslam bilimine vakfetmesine karşılık bize düşen önce onun eserlerini tek tek tetkik etmek, sonra bu müzeyi incelemektir. İstanbul gezilerinin hedefi boğazda, turistik mekânlarda bol bol resim çektirmek değil, üstadın müzesinde bin bir emek ve uykusuz geceler harcayarak keşfettiği İslam buluşlarını ve keşiflerini incelemek olmalıdır. Fakat Sezgin hocanın eserlerinin çok pahalı olduğu, bu sebeple alıp okuyamayan dostlarımızın bulunduğunu belirtelim. Nelere para harcamıyoruz ki? Sıra kitap almaya ve okumaya gelince karşımıza böyle bir bahane çıkıyor.

Yaptığı benzersiz çalışmalarla çok sayıda ödüle layık görülen rahmetli Fuat Sezgin hocaya kendi adıma teşekkür ederim. Keza hoca İslam’ın bu denli saldırıya uğradığı bir zaman diliminde işin aslının yansıtıldığı gibi olmadığını, İslam’ın terakki (ilerleme)’ye engel olmadığını, ama bizim tembelliğimizin asıl sorunu teşkil ettiğini göstermiş ve ispatlamış oldu. Sözünü ettiğimiz durumu şu sözlerle ifade etmektedir: “Müslüman dünyasındaki gerilemeye İslam’ın sebep olduğu iddiası doğrulansaydı 60 yılı bulan araştırmalarımda bu gerçeği kabul etmek zorunda kalırdım. Gerileyişin sebebi din değildir. Başka tarihî sebepler var. Müslümanlar 8-16. yüzyıllar arasında tüm ilim dallarında önemli buluşlara sahiptir. Papazlar, Müslüman âlimlerin kitaplarını Latinceye tercüme ederek bilimsel gelişmenin ilk adımlarını atıyordu. Avrupa’da başka okuma yazma bilen yok gibiydi. Bu arada, Batı bilimini, sanıldığının aksine, din adamlarına borçlu. Avrupalılar; Sicilya ve Endülüs’te tercüme edilen İslam bilginlerinin eserlerini kaynak göstermeden intihal ediyorlardı.” 

Doksan dört yaşında olmasına rağmen son nefesine kadar okuyan ve araştıran Sezgin’in vefatından sonra özellikle sosyal medyada paylaşılan şu sözü manidardır: “İslam medeniyetinin büyüklüğünü kendi insanımıza anlatmak Batılılara anlatmaktan daha zor.” İşte bu bilim adamı hayatını bu olumsuz ön yargıyı kırmak için adamış ve kendine “İslam topluluğuna mensup insanlara İslam bilimlerinin gerçeğini tanıtmak, benlik duygularını olumsuz etkileyen yanlış yargılardan onları kurtarmak ve ferdin yaratıcılığına olan inancı onlara kazandırmak” hedefini seçmiştir. Günde on yedi saat çalışarak bu hedefine de ulaşmıştır. Geride çok ciddi bir külliyat bırakmıştır. Fuat Sezgin hocanın geride bıraktığı izi takip etmeden, eserlerini okumadan, müzesini gezmeden ve incelemeden İslam bilim tarihi hakkında karar vermek kolaycılık olacaktır.    

 

İnsanca Dergisi, Sayı 107, Eylül-Ekim 2018, s.18-20.

Yrd. Doç. Dr. Fahri Maden
Yrd. Doç. Dr. Fahri Madenfahrimaden@kastamonu.edu.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments