Bunlar mı haydut (1)

Ahmet B.KARABACAK

BEN DE ÜLKÜCÜYÜM AMA…

Ertuğrul Subaşı

Bir Beylik de Biz Kuralım, Bizim Nemiz Eksik (!)

Bu haber 21 Nisan 2019 - 10:25 'de eklendi ve 383 kez görüntülendi.

Bir Beylik de Biz Kuralım, Bizim Nemiz Eksik (!)

 

Kenan EROĞLU 

 

Yeni bir beylik kurulmuş.

Hayırlı olsun.

Bu yeni beylik de hayırlı olsun.

Hâlbuki bir sürü beyliğimiz ve derebeyliğimiz vardı.

Mevcut beyliklerimiz, derebeyliklerimiz yetmiyor olmalı ki yeni bir tanesi daha kurulmuş.

Tabii olan şu ki.

Elbette kim karışır.

İsteyen istediği beyliği, derebeyliği kurabilir.

Demek ki insanların içinde bir takım ukdeler varmış ve onu tatmin edecek fırsat ve ortam bekliyorlarmış.

Sadece kendilerini doğru ve kendileri dışındaki herkesi yanlış görme eğiliminin bir tezahürü olmalı.

Aynı konu üzerinde çalışan, kafa yoran ve aynı hedefe doğru giden başka beylikler olmasına rağmen yeni bir beylik kurmanın başka bir izahı var mıdır bilinmez.

Bu beyliklerde elbette ve belki de faydalı şeyler oluyordur. İnsanlar bir araya geliyorlar. Sohbet ediyorlardır. Bir takım fikir alışverişleri yapıldığı da doğrudur. Fakat bu beyliklerin ana fikirlerini beyliği kuran insanların fikirleri oluşturmaktadır.  Bu insanların fikirleri de ana cadde olan Türk Milliyetçiliği ile ne kadar örtüşür, ne kadar ana caddeye uygundur, ne kadar ana caddeye yakındır bu konuyu bilmemiz de mümkün değil.

Sizin beylikte ana fikir ne? Temel görüş ve düşünceleriniz nelerdir? konuları elbette çok müphem kalmaktadır.

………

Ayrıca bir de “bölge şehirciliği” beylikleri var.

Onlar de bam başka bir âlem.

Dikkat edilirse, şehirlerde bu konuda pek çok tabela görürüz. Bu tabelaların ihtiva ettiği beylikler ise başka tür bir beylik. Bu beylikler, “güzelleştirme”, “dayanışma” ve birlik beraberlik için çalışan yerlermiş gibi görülmelerine rağmen, aslında her köyün, her kasabanın hatta her şehrin dayanışma, güzelleştirme adı altında yeni bir beylik kurma,  adeta yeni bir ayrışım yerleridir.

Bu beylikler başka bir âlemi yansıtırlar. Güya köylerini, mahallelerini, şehirlerini güzelleştirecekler. Ama ne gezer. Bir dernek, bir lokal ve o lokalde genellikle kumar, kağıt, okey oyunları.

Ya kuruculara ne demeli?

Kim bilir hangi büyük hayallerle(!), hangi büyük ümitlerle(!) kurdular.

Kim bilir hangi hesapları yaptılar. Mahalleyi, kasabayı, ili ve hatta ülkeyi birleştirecekler, hemşehrilerine iş bulacaklar. Ülke için çalışan heyecanlı insanlar yetiştirecekler. Bunun için nerde hangi makamda bir hemşehri varsa o aranıp bulunacak randevu alınacak, mutlaka bir heyet halinde ziyaret edilecek. “Bakın biz de varız” denilecek.

Daha sonra yapılan etkinliklere siyasiler ve üst düzey hemşehriler davet edilecek, gelmeyenlere kızılacak. Kısaca bölgecilikler gurupçuluklar yapılacak.

Hatta bazı beylik kurucuları, okuyan yazan, düşünen, ülkeyi kurtaracak fikirler üreten genç aydınlar yetiştirecek hayaller de kuruyorlardı.

Doğruya; kendilerinden önce kurulan hiç bir beylik önemli bir başarı elde edememişler, iyi insanlar, çok kitap okuyanlar veya iyi muhalifler yetiştirememişlerdi. Bu gibi ulvi gayelere ancak yeni kurulan bu beylik başarabilirdi.

Bu beylik kurucularının bir kısmı da bir takım dernekler etrafında bütünleştikleri gibi, bazen de bir dergi etrafında bütünleşiyorlar. Piyasada yüzlerce dergi varken ve tirajları ise istenen seviyeye gelemezken yeni bir beylik ve yeni bir dergi çıkarmanın ne faydası olabilir? İnsan düşünmeden edemiyor.

Fakat belki de dergi etrafında bütünleşen insanlar bir takım ideal düşüncelerle bazı faaliyetlerde bulunuyor olabilir milli şuura katkı sağlayan sohbetler yapıyor olabilirler.

Ya  bu beylikler kuruldu diye güzellemeler yapanlara ne demeli?.

“Ne ala, ne güzel etmişsiniz de yeni bir beylik kurmuşsunuz.”, “ülkede beylik-derebeylik azdı, bir siz eksiktiniz o da tamamlandı” dercesine destekleyip alkışlayan ve de mutlu olanlara sormak lazım. “yeni bir beylik kurmanın bölünmekten başka ne faydası vardır?”

Eğer gerçekten birlik ve beraberlik isteniyorsa, bu birlik ve beraberlik bölünerek değil bütünlenerek, başka bir birliğe katılarak orada mücadele edilerek, orada fikirler oluşturularak yapılır. Her köşe başında birlik adı altında kurulan bu beylikler giderek daha da çok ayrışmaya sebep olmaktadır.

………

1980 Sonrası yeniden derneklerin kurulmasına izin verilmesine başladığında biz de Yozgat’ta Türk Ocaklarının bir şubesini açmak istedik. Arkadaşlar arasında yaptığımız çeşitli müzakereler sonucu Genel merkezde görev yapan Prof. Dr. Mustafa Kafalı hocanın yanına giderek isteğimizi iletmek üzere Ankara’ya gittik ben ve Fahri Taş hocamızla birlikte Mustafa Kafalı Hocanın üniversitedeki odasına vardık. Biz Türk Ocaklarının bir şubesini Yozgat’ta açmak isteğimizi iletince, bize söylediği şu sözü hiç unutmam; “Bir bölen olacaksanız bu Ocağı hiç açmayın” dedi.

Biz ise amacımız bir bölen olmaktan ziyade dağınık vaziyette bulunan arkadaşlarımızı bir çatı altında toplamak ve kültürel faaliyetlerde bulunmak olduğunu söyledik.

Neticede yetki belgesini aldık ve Yozgat’ta Türk Ocaklarını kurduk ve elimizden geldiğince kapımız herkese açık ve bütünleştirici olmaya çalıştık.

Asırlık Çınar Türk Ocakları dururken başka bir beylik kurmanın manası kendi benliklerimizi tatminden öteye geçmezdi.

Kenan Eroğlu
Kenan Eroğluknn.eroglu@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments