GÖÇLER VE MODERN ÇAĞIN KAVİMLER GÖÇÜ

Bu haber 10 Aralık 2019 - 15:59 'de eklendi ve 345 kez görüntülendi.

GÖÇLER VE MODERN ÇAĞIN KAVİMLER GÖÇÜ

Safter Tanık

İster iç, isterse içe ya da dışa göç olsun; göçler, tarih boyunca, devletleri ve bu devletlerde yaşayan insanları, ekonomik-sosyal-kültürel-siyasi açıdan, derinden etkileyen bir neden oldu.

Kavimler Göçü 

Tarihte; “göç” denince, ilk akla gelen, hiç şüphesiz ki “Kavimler Göçü”  diye isimlendirilen büyük göçtür. 

Kavimler Göçü; esas olarak Avrupa’da görülen, Kuzey Afrika ve Anadolu’yu da kapsayan, birincisi MS 350’li, ikincisi 550’li yıllarda başlayan, dalga-dalga devam eden, 1200’de de son bulan iki büyük göç hareketidir. 

1. Kavimler Göçü

İlk kavimler göçü, Çin’in egemenliğini kabul etmeyen Hun boylarının; Aral Gölü çevresinde toplanması, 350’li yıllarda Balamir liderliğinde siyasi birlik oluşturması ve batıya doğru hareket etmesi ile başladı. 

Hunlar; ilk olarak, 370’li yıllarda, Don Nehri ile Aral Gölü arasında hüküm süren, İrani bir kavim olan Alanları yendi. Alanların bir kısmı; Hunların hizmetine girerken, bir kısmı ise batıya göç etti. 

Bir ara; Kafkaslar üzerinden, Anadolu-Suriye-Mezopotamya’ya akınlar yaptılar ise de, batıya olan ilerleyişini sürdürdüler. 

Bu sefer; karşısına, İskit-Sarmatların ardından, bölgede hüküm süren ve 3. yüzyıl ortalarında İskandinavya’dan gelen Gotlar çıktı.  

373-374’te; Don-Dinyester Nehri arasında hüküm süren Ostrogotları (Gotların doğu kolu), 375’te de; bunun batısında bulunan Vizigotları  (Gotların batı kolu) yenilgiye uğrattılar. Güneyde; Tuna’ya, batıda ise Karpatlara vardılar. 

Hunların önünden kaçan, içinde bir kısım Alan ve Ostrogotun da bulunduğu Vizigotlar; Doğu Roma’dan, sığınma hakkı istedi. Doğu Roma; buna, önce sıcak bakmadı ise de, asker ihtiyacı nedeni ile kabul etti. Zira Roma vatandaşları, askerlik yapmak istemiyordu.

Balkanlara yerleştirilen Alan-Ostrogot ve Vizigotlar; çok geçmeden,  zor hayat şartları ve kötü muamele nedeni ile isyan etti. 

Bazı Hun beyleri ile birlikte harekete geçen Alan ve Gotlar; Edirne civarındaki savaşta, Roma Ordusu’na büyük bir darbe vurdu. Roma; seçkin askerlerden oluşan ordusunun, üçte ikisini kaybetti.   

Önlerinde bir engel kalmayan Hun-Alan ve Got savaşçıları; İstanbul gibi müstahkem yerler hariç, Balkanlar ve Trakya’daki her yeri yağma etti. Ancak; 379’da, toparlanan Roma karşısında, yenilgiye uğrayarak dağıldılar.     

Vizigotlar; İtalya’ya, Ostrogotlar; Alp Dağları’nın doğusuna,  Alanlar ise Galya’ya (Bugünkü Fransa) yerleştirildi, Roma Ordusu’na hizmete alındı.     

395’te, Roma İmparatorluğu; kesin olarak, doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı. 

Hunlar; 400’lü yıllarda, Karpatlar ve Tuna Havzası’nı ele geçirdi. Bu da; burada yaşayan Gotlar, Vandallar ile Gepidleri (Cermen kavimleri)     tedirgin etti.   

Vandallar ve Süevler; Batı Roma’nın Ren-Tuna savunma hattını yararak Galya’ya, oradan da İber Yarımadası’na girdiler. Süevler; İber Yarımadası’nda kalırken, Vandallar; kuzey Afrika’ya geçtiler, geçtikleri her yeri yağma ve talan ettiler. 

Hunların; Tuna Havzası’nı, ele geçirmesi ile ağırlık merkezi; Don-Volga’dan, buraya kaydı.    

Batıya yaptığı seferlerle öne çıkan Uldız (Uldin); Batı Roma ile ittifak yaptı, Doğu Roma’yı ise hedef aldı. 

406’da Uldız; ordusuyla Kuzey İtalya’ya geldi, Batı Roma Ordusu ile birlikte Vizigot isyanını bastırdı. Batı Roma’nın; merkezi korumak için, Ren hattındaki lejyonları çekmesi ise Frank ve Burgondların (Cermen kavimleri)  Galya’ya girişine yol açtı.    

Hunlar; 408-412’de, Doğu Roma ile savaşta iken, Vizigotlar; İtalya Yarımadası’nı, yağma-talan ederek Galya’ya geçtiler. 

420’li yıllarda; Rua, Hun tahtına geçti. Aralarında nasıl bir anlaşma olduğu bilinmese de; devleti, kardeşleri Muncuk ve Oktar ile birlikte yönetti. 

Rua; 423’te, Aetius’un çağrısı üzerine, ordusu ile Kuzey İtalya’ya geldi.  İktidar kavgasına son verdi, Hun dostu Aetius’un Roma’nın en büyük generali olmasını sağladı.     

Romalı General Aetius; Hunlardan istifade ederek Galya’daki Vizigot isyanını bastırdı, Frankları Ren Nehri’nin karşı kıyısına attı.  

Kısaca Rua; Uldız gibi, Cermen kavimlerini frenleyen, Batı Roma’nın ömrünü uzatan bir isim haline geldi.   

432’de; Rua, tüm kardeşlerinin ölümü ile Hunların tek kağanı oldu. 

Doğu Roma üzerine bir sefer yapan Rua; Trakya’ya kadar geldi, Doğu Roma’yı vergiye bağlayarak geri çekildi. Azak Denizi doğusundaki bazı kavim ve Hun boylarının; birlikten ayrılmak istemesi, ardından Doğu Roma’ya sığınması, Hun-Doğu Roma krizini doğurdu.  

435’te; Rua’nın ölümüyle, Muncuk’un oğulları Attila ve Bleda, Hun beylerinin katıldığı kurultayda, kağan (hanlar hanı, imparator) olarak seçildi

435-436’da, Aetius; Hun savaşçıları ile birlikte Ren Havzası’na girdi,  Burgondları kılıştan geçirdi. Galya’daki Vizigotları, Güneybatı Galya’ya çekilmek zorunda bıraktı. Ancak; bu savaşta, çok sayıda Hun savaşçı hayatını kaybetti. Hun savaşçılarının hoyratça kullanımı ise; Attila’nın, Batı Roma’ya olan bakışını değiştirdi. 

Attila ve Bleda; ilk olarak, Hun-Doğu Roma krizini çözdü. Tabi ki istedikleri her şeyi kabul ettirdiler. Daha sonra; ordusu ile ülkenin bir ucundan diğer ucuna hareket ederek, Urallardan-Baltık Sahiline kadar uzanan 4 milyon km karelik alanda, otoritesini kabul ettirdiler.   

439’da, Doğu Roma; Vandal akınlarına karşı, Batı Roma’ya destek verdi. Kuzey Afrika ve Güney İtalya’da Vandallar, Doğu’da Sasaniler ile savaşan Doğu Roma’nın kuzey sınırı savunmasız kaldı. 

Bunu, fırsat olarak gören Bleda; 440’ta (Attila’nın 441’de katıldığı), Doğu Roma seferini başlattı. Bleda’nın Batı-doğu, Attila’nın kuzey- güney istikametinde hareket eden iki Hun Ordusu; Niş’te (Sırbistan) bir araya gelerek, Trakya içlerine kadar ilerledi. Zor durumda kalan Doğu Roma; 443’te, geçmiş yıllara ait vergiyi ödedi. Arttırılan vergiyi de kabul eden bir anlaşmayı imzaladı. 

Doğu Roma Seferi’nde; Bleda’nın öne çıkması, kendisinden “Büyük Kağan” diye söz edilmesi, Attila ile olan rekabetini zirveye taşıdı. Bu da; Attila’nın, Bleda’yı öldürmesi ile son buldu. 

Tek başına hükümdar olan Attila;  447’de, anlaşmaya uymayan Doğu Roma’ya savaş açtı. Ordusu ile Büyükçekmece’ye kadar geldi, ancak sel-yangın-deprem ile tahrip olan, açlık ve vebayla boğuşan İstanbul’u almaktan vazgeçti. Yolu üzerindeki yerleri, yağma ederek geri döndü. 

Bu arada; Attila, Doğu Roma tarafından düzenlenen bir suikasten ise yara almadan kurtuldu.

449’da; Batı Roma’da, taht kavgası baş gösterdi. Attila, Honoria’nın nişanlısı olduğunu ileri sürerek Batı Roma’nın sahibi olduğunu söyledi.   Bu; Batı Roma tarafından reddedilirken, Doğu Roma ise taahhüt ettiği vergiyi ödemeceğini ilan etti.                                         

İkilem içinde kalan Attila; önce, daha zayıf olduğunu düşündüğü Batı Roma’yı hedef aldı. 

Galya’ya girerek; önce Frankları, ardından Vizigotları saf dışı etmeyi, sonra da Batı Roma’nın üzerine gitmeyi planladı. Bunu hesap eden Batı Roma ise; düşmanı olmasına rağmen, Vizigot ve Franklar ile bir koalisyon oluşturdu. 

Attila; 451’de, büyük bir ordu ile Ren Nehri’ni aşarak Galya’ya girdi. Hunlardan oluşan atlı askeri birliklerin bir kısmını Sasaniler üzerine gönderdiğinden; Ordusu’nun büyük bir bölümü, Ostrogot-Gepid ile bir kısım Frank piyadelerinden oluşmaktaydı. Bu da Hun Ordusu’nun hızlı hareket kabiliyetini sınırladı.

Galya’nın orta kesimindeki Katalon Ovası’nda; başında Aetius’un bulunduğu, içinde Roma Lejyonları dışında, Vizigot-Frank-Burgond Alan-Sakson savaşçıların yer aldığı Batı Roma Ordusu ile karşılaştı. 

Savaşta; iki taraf, bir üstünlük sağlayamadı. Attila; Batı Roma’ya yeni bir sefer düzenlemek amacıyla,  ordusunu alarak merkezi olan Tuna Havzası’na çekildi. 

452’de; büyük bir ordu ile Kuzey İtalya’ya girdi, Roma yakınına kadar geldi. Ancak; Papa Leon’un ricası üzerine, bilinmeyen bir nedenle geri çekildi.  

Batı Roma’yı tamamen sindiren Attila; Doğu Roma’ya yönelik yeni bir seferin hazırlığına girişti. Ancak; 453’te, İldiko ile yaptığı evliliğin ilk gecesinde, burnundan kan boşalması sonucu, boğularak hayatını kaybetti. 

Attila’nın ölümü ile büyük oğlu İlek, “Büyük Kağan oldu. Ancak; bu, diğer iki oğlu Dengizek ve İrnek tarafından kabul görmedi. Bu da;  birlik içinde yer alan Ostrogot ve Cermen Kavimlerini cesaretlendirdi, isyanına yol açtı.  

İlek; 454’te, Nedao Irmağı kıyısında (Macaristan’ın güneyi), Gepid ve müttefikleri ile yaptığı savaşta hayatını kaybetti. Böylece; Cermenler, Hunların merkezi olan Tuna Havzası’nda hâkim konuma geldi. 

Dengizek ve İrnek; kalan Hunlar ile birlikte Karadeniz’in kuzeyine geldi, buradaki Ostrogotları ise batıya sürdü. 

Dengizek; Hun birliğini sağlamak istedi ise de, Hun boyları bir-bir kendisini terk etti. Kimi; Balkanlara yerleşti, kimi de farklı devletlerin hizmetine girdi. 

Büyük Kağan Dengizek; Doğu Roma’ya yapılacak bir sefer konusunda, İrnek ile görüş ayrılığına düştü. 469’da; Doğu Roma ile yaptığı savaşta, ağır bir yenilgiye uğrayarak hayatını kaybetti. Bu da Avrupa Hun İmparatorluğunun sonu oldu. 

Karadeniz’in kuzeyinde kalan Hunlar; Avar, Bulgar veya Macarlara katıldı ya da Orta Asya’ya geri döndü. Karpatlardakiler (Sekeller) ise; varlığını, bugüne kadar devam ettirdi. 

Avrupa Hun İmparatorluğu, bir anda neden yıkıldı? 

Avrupa Hun İmparatorluğu, Hun boylarının siyasi birliği ile kuruldu ve gelişim gösterdi. Bu siyasi birliğe; daha sonra, savaşta kaybeden Alan-Got-Cermen kökenli kavimler de dâhil oldu. Yani; bozkır kültüründen gelen, “konfederal” diyeceğimiz, bir devlet yapısı ve yönetim şekline sahipti. Haliyle merkezi yönetim ile Hun boyları ve yabancı kavimler arasında gevşek bir bağ vardı. Merkezi yönetimin gücü ise kağan ve O’nun otoritesinin kabulüne bağlıydı.    

Güçlü liderler çıkardıklarında; Büyük Kağan dışında, iki ya da daha fazla kağanın olması bir sorun doğurmadı, aksi halde ise kavga ve dağılmayı getirdi. 

Attila; Roma’yı örnek alarak, merkezi yönetime kurumsal bir özellik kazandırmaya çalıştı. Merkezi yönetimde, Yunan-Romalı teknisyenler ile Got-Cermen liderlere yer verdi. Ancak; bu, Hun beyleri tarafından hoş karşılanmadı. 

Hunlar; İmparatorluk toprakları içinde, Don-Volga dışında sayıca çok azdı. Halkın ezici çoğunluğu; Got, Cermen ve Slav kavimlerinden gelen insanlardan oluşuyordu. Gücü ise karizmatik liderler ve yüksek hareket kabiliyetine sahip atlı askeri birliklere dayanıyordu.  

Attila’nın ölümü ile Büyük Kağan seçilen İlek, kardeşleri tarafından kabul görmedi. Otoritesini kabul etmeyen Hun beyleri başına buyruk bir tutum-davranış sergiledi, Got-Cermen kavimleri ayaklandı.  Bu da; kısa sürede, önce dağılmayı, ardından sonu getirdi. 

Batı Roma’nın Yıkılışı   

476’da, aralarında Herulilerin (Cermen Kavmi) lideri Odoacer’in de bulunduğu Cermen paralı askerler; toprak talebi ile ayaklandı, İmp. Romulus Augustus’u tahtından indirerek, Batı Roma İmparatorluğu’na son verdi. Odoacer’in Roma İmparatoru gibi davranması ise Doğu Roma tarafından hoş karşılanmadı.

Yeni Devletlerin Ortaya Çıkışı  

Doğu Roma’nın teşviki ile Ostrogot Kralı Büyük Teodorik; Gepidleri yenerek Panonya’yı (Tuna Havzası ve Karpatlar Bölgesi) ele geçirdi, Padanya (Slovenya, Hırvatistan) üzerinden İtalya’ya girdi, Odoacer’ın krallığına son verdi, 493’te de Doğu Roma’ya bağlı Ostrogot Krallığı’nı kurdu.                 

Vizigotlar; İspanya’da, Süevler; Portekiz’de, Franklar; Fransa’da, Vandallar; Kuzey Afrika’da, Anglo-Saksonlar; İngiltere’de hâkim konuma geldi 

Batı Roma, kavimler göçüne neden teslim oldu? 

Roma İmparatorluğu’nun çöküşünde; ekonomik-sosyal nedenler olsa da, temel nedeni siyasidir. Batı Roma’nın sonunu getiren ise  “Kavimler Göçü” oldu.   

Roma İmparatorluğu; Augustus sonrasında zayıf (Tiberius), akıl sağlığı bozuk-zalim (Caligula, Neron), farklı hanedanlara mensup (Flavius, Antoninler) imparatorlar tarafından yönetildi. İsyan, siyasi kavga ve iç savaşları yaşadı. Ancak; güçlü imparatorlar ile düzen-huzur ve istikrarı sağladı, gelişimini sürdürdü, topraklarını genişletti, kuzeyli kavimlerin ülkeye girişini önledi. 

180’de; ard-arda gelen beş iyi imparatorun sonuncusu olan Marcus Aurellus döneminde, 5,9 milyon km karelik alanla en geniş büyüklüğe ulaştı. 

Marcus Aurellus; başarılı sonuç veren “evlatlık varis” sistemine son verdi, “eş imparator” sistemini getirdi. Bu da O’nun başarısına gölge düşüren bir hata oldu. Zira ölümü ardından oğlu Commodus (Eş İmp.)  Praetorian Muhafızları desteğiyle kendini tek imparator ilan etti. 

Praetorian Muhafızları kimdir? 

Romalı komutanların; çadırını ve kendisini koruyacak, Lejyonların farklı sınıflarından seçilmiş askerlerden oluşan, özel askeri bir birlik oluşturma geleneği vardı. Bunun siyasi amaçla da kullanılabileceğini düşünen Augustus; MÖ 2’de, “Praetorian (generalin arazideki çadırı, saray anlamında) Muhafızları” adı altında, özel bir askeri birlik kurdu. 

Böylece; İmparator-Senato-halk dışında, siyaseti belirleyen bir güç daha ortaya çıktı.   

Kuruluşta; 500 kişi olan kadrosu, ileriki yıllarda 5.000’e kadar çıktı.

Önce; Roma lejyonlarının farklı sınıflarından seçildi, sonra; Orta İtalya, daha sonra; batı eyaletlerindeki yerel halkın, nihayetinde de Cermen kavimleri gençlerinden devşirildi (Osmanlı’daki Yeniçeri Ocağı ile bir benzerlik gösterir.)

Praetorian Muhafızları, ilk iki yüzyıllık döneminde; zayıf-zalim imparatorları devirdiler, güçlü-popüler imparatorları desteklediler, ayaktakımının Roma’daki taşkınlıklarını önlediler, Roma Senatosu’nun entrikalarını boşa çıkardılar, isyanları bastırdılar, savaşlarda fayda sağladılar, istikrar ve huzura hizmet ettiler. İmparatorluğun son üç yüz yıllık döneminde ise; adları entrika-komplo-sadakatsizlik-suikast ile eş anlamda kullanıldı, zulmeden-para hırsıyla dolu-müdahaleci bir güce dönüştüler. Birçok imparatoru devirdiler ve öldürdüler, işlerine geleni imparator yaptılar. 

312’de, İmparator 1.Konstantin tarafından; Roma’nın hemen dışında bulunan kışlası yıkıldı,  muhafızlar terhis edildi, ülkenin farklı yerlerine gönderildi. 

180’de tek başına imparator olan Commodus; paranoya krizi nedeni ile babasının tersine, keyfi-zulmeden bir yönetim sergiledi, 192’de, bir suikast sonucu öldürüldü. Yönetimdeki tahribatı ile de Roma; bundan sonra, uzun soluklu bir çöküş sürecine girdi.  

Roma İmparatorluğu; 193-235 döneminde, Suriye kökenli Severuslar hanedanlığından gelen imparatorlar tarafından yönetildi.  Bunlardan biri olan Marcus-Aurelius Antoninus (Caracalla), çıkardığı bir yasayla Latinler ile yerel özgür halk arasındaki eşitsizliği giderdi. Bu da; çıkarı çatışan, iki karşıt tarafı üretti.    

235-284 döneminde, sürekli siyasi kavga ve iç savaşı yaşadı. 25 farklı imparator tarafından yönetildi; 2’si hariç, 23’ü öldürüldü ya da savaş alanında hayatını kaybetti. Veraset sisteminde; bir kuralın olmayışı ise, bunun nedeni idi. 

Ren-Tuna savunma hattı dışında askeri birliğin olmayışı; sınırı aşan Cermen kavimlerinin, ülke içlerine kadar girmelerine yol açtı. Yerel yönetimlerin pasif kalması ise; merkezi yönetimin, her yere müdahale etmesini gerekli kıldı. 

Mali-ekonomik denge; bozuldu, hiperenflasyon baş gösterdi. 

Veraset sorunu; 305’ te, “eş imparator” formülüyle çözüldü. Roma;   yönetim açısından, doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı.  

Roma; Cermen kavimlerinin ülkeye girişinin engellenemeyeceğini anlayınca, topraklarını bunlardan bazılarının yerleşimine açtı. Böylece hem müttefik kazanmayı, hem de ordusuna asker sağlamayı düşündü. Bunun için, Roma kültürüne güveniyordu. Zira Roma; geçmişte, başta Avrupa’nın en büyük yerli halkı Keltler olmak üzere birçok halkı kültür potasında eritmişti. Bir de; Romalı vatandaşlar, askerlik yapmak istemiyordu.

Roma’nın planı, tutmadı. Roma topraklarına yerleştirilen kavimler; bolluk yerine, açlıkla karşı karşıya kaldılar. Kontrolde tutmak amacıyla uygulan baskı ise isyan-yağma-talanı getirdi. 

Cermen kavimlerinin sık-sık Batı Roma topraklarına girmesi, yağma-talanı ve her birinin diğerini yerinden yurdundan etmesi, Batı Roma’yı egemenlikten yoksun bir devlete dönüştürdü.    

Batı Roma’nın ömrünü uzatan, Hun ittifakı oldu. Bu; Attila’nın, Batı Roma’ya son verme kararına kadar sürdü. Attila’nın; Roma seferi ile bitme noktasına geldi. Herulilerin (Cermen Kavmi) lideri Odoacer’in ufak bir darbesi ile de son buldu. 

DEVAM EDECEK

Safter TANIK
Safter TANIKsaftertanik@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments
http://www.escortmersin.net/malatya escort bayanescort mersin escort konyamersin bayan escort erotik