Kenan EROĞLU
** Bir konuya aklıselim ile karar vermek ve onu uygulamaya koymak gerekiyor: Her durumda ve olayda telaşlanarak, durum ve harekete cevap verme telaşına kapılarak bir yere varılmaz. Her hareketin kendine has ve özgün fikirleri ve davranışları olmalıdır.
** Tepki hareketleri, tepki duydukları hareket karşıdan çekildiği takdirde, ya da tepki gösterilen fikirler ortadan kalktığı zaman fikir hareketi zor zamanlar yaşar.
** Kendiliğimizden ortaya bir şey koyamıyorsak, o zaman her şeye tepkili olmaktan öteye geçemez ve “Tepki olalım, biz aktif olmayalım.” sonucuna ulaşırız. Her şeye ve her konuya tepkili olmakla bir yere varılamayacağını bilmek lazım.
** Her hareketimizi dışımızdaki gruplara göre telaşla ayarlamak, onlar ne yapıyorsa bizim de aynısını yapmak gibi bir mecburiyetimiz asla yoktur. O zaman tepki hareketi olunur. Tepki hareketi ile de bir yere varılmaz.
** Karşısında olduğumuz gruplar, fikirleri gereği eylem yapar, gösteri yapar, yürüyüş yapar, etkinlik yapar, elbette bu bizi ilgilendirir. Onların faaliyetlerini takip etmek ve bilgi sahibi olmak gerekebilir.
** Bazen pek düşünmeyiz ve düşünmeden hareket ederiz. Esasında bir fikir Hareketi mensuplarının veya birey olarak bizim kendimize göre fikirlerimiz, kavramlarımız, kaidelerimiz, kurallarımız ve davranışlarımız vardır-olmalıdır.
** Bu gibi insanlar kendilerini her zaman en önde göstermek isterlerken mutlu da olurlar. Sanki bütün işleri kendisi yapıyor kendisi ayarlıyor gibi göstermeyi çok çok severek yaparlar.
** Bunların yapacakları fazla bir şey de yoktur. Bu kişiler o tarafa bu tarafa koşturarak, her konuya bir olumsuzluk bularak, kendilerini her işte görevli göstererek tatmin ederler.
** Her işe koşturuyor gibi davrananlar esasında gerçekten her işe koşturmazlar da kendilerini öyle gösterme gibi bir çabaları vardır.
** Kendi kendine görev verenler, kendi dışlarında gelişen olaylar konusunda da oldukça telaşlı davranırlar çünkü kendi kendilerine verdikleri görevin bir aciliyeti vardır. Bu aciliyet konusuna zaten kendisi karar verir ve etraflarında bulunan insanları da harekete geçirmeye çalışırlar.
** Durumdan vazife çıkaranlar her yerde, her işte sanki görevlidirler. Onlar her işi anlar, her işe koşturur, her işi yapar, onlar her şeye dünden hazırdırlar. Her konuyu bilir, her detaydan anlarlar. Bu insanlar plan program tanımaz, çünkü bunların içgüdüsel olarak kendi plan ve programları vardır.
** Bakarsınız telaşlı birileri çıkıp kendi kendine görev verirler. Bu insanlar sanki çok önceden kendileri zaten görevliymiş gibi, verilen bir görevi yerine getiriyormuş edasıyla kendilerini o düzenlemelerin-görevin ve görevlilerin içine atar. Telaşla sağa sola emirler verir, düzenlemelere girerler.
** Her siyasi partide, her toplulukta böyleleri vardır, sosyal hayatta da çevremizde böylelerine rastlarız fakat özellikle de fikir hareketlerinde bu gibi insanlara daha çok rastlanır. Bunlar için planlar, programlar, kaide ve prensipler pek geçerli değildir.
** Dışarıdan bir hareket gelince, bir gelişme olunca de hemen telaşlanır ve anında harekete geçelim, cevaplar verelim, biz de bir şeyler yapalım arzusu vardır. Bunlar; “Neden duruyoruz? Neyi bekliyoruz?” “El âlem atı aldı Üsküdar’ı geçti biz hâlâ uyuyoruz.” Vs. diyerek heyecanlanır büyük telaş gösterirler.
** Hatta bu arada idareci/yöneticileri de harekete geçmemekle, duyarsız davranmakla suçlarlar. Kendi dışımızda birisi veya karşı grupta bulunanlar biri şey yaptı, bir girişimde bulundu diyelim, bizim telaşlılar hemen harekete geçer ve durumdan görev çıkararak “Biz de yapalım.”, “hemen harekete geçelim.” diyerek telaşla davranan arkadaşlar her zaman bulunur.
** Biz de bazen çok fevri davranırız, bu durumlarda işimiz gücümüz telaşlanmaktır. Hayatımız ve vereceğimiz kararları sanki biraz başka birinin ve birilerinin hareketine ve kararlarına bağlıdır. Kendiliklerimizden bir düşünce ve hareket geliştiremeyiz.