Kenan EROĞLU
** Yeteri kadar bilgisi olmayanlarla, Türk milletinin büyüklüğüne ve tarihte başardıklarına-yaptıklarına bakmayanlar, karamsar ve ümitsiz olmaktan kurtulamazlar.
** Bu günkü nesiller bilgisiz, gayesiz, inancı zayıf, idealsiz ve hedefsiz olduğu için hemen ümitsizliğe kapılıyorlar. Gelecekleri konusunda da karamsar oluyorlar. Ailelerde çocuklarının geleceği için karamsarlığa düşüyorlar.
** Osmanlının son subayları ve zabitleri, o yenilmez askerler-aydınlar Türk milleti ile bütünleşerek millî Mücadeleyi yaptılar ve yenilgiyi asla kabul etmediler. Ümitsizliğe düşmediler. En ümitsiz olunan zamanda bile mücadeleden geri durmadılar.
** Biz Türk milleti olarak, pek çok ümitsiz zamanlarda yaşadık. Ne badireler atlattık. Ergenekon’da 400 sene durduk yine çıktık. Birinci Dünya savaşını, Balkan savaşını yaşadık Çanakkale savaşlarını yaşadık. O günkü aydınlarımız ve okumuşlarımız bu günkü okumuşlarımız kadar karamsarlığa kapılmadılar.
** Unutmamalıyız ki, bizim lügatimizde karamsarlık olmaması lazımdır. Biz Müslüman Türk milletiyiz. Bu asla unutulmamalı.
** insanlar birey olarak başarısızlıklarını başkalarını suçlayarak örtmeye çalışıyorlar. Bir fikir hareketi içerisinde, Akıl tutulması denen şey herhâlde bu şekilde oluyor. Örgüt içerisinde bir şey aynı zamanda hem iyi hem kötü olabiliyor ve herkes düşman görülüyor.
** Millî şuur sahibi insanlar daha dikkatli olması gerekirken bu durumdan onlarda etkileniyor karamsarlığa düşüyorlar. Paranoyadan en az etkilenmesi gereken insanlar; “Neden böyle bir fikir geliştirildi, o gün iş başında olan kimseler neden böylesine bir fikri gerçekmiş gibi sürekli tekrarladılar.” diye düşünmeden, tefekkür etmeden, akıl ve mantık süzgecinden geçirmeden kabullenme yoluna gittiler.
** Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili fakat dört tarafımızın düşmanlarla çevrili olduğu konusu biraz su götürür gibidir. Tek parti döneminin ünlü vecizelerinden birisi olan bu tekerlemeyi dile getirenler hem kendi dönemleri için hem de bizim için, bu günler ve gelecekteki her günler için söylemişlerdir.
** Her konuya eleştiri getiren içinde bulundukları parti, dernek, sosyal grup ve fikir hareketi bir türlü iktidar olamadığı gibi bir türlü etkili olamıyor, demokratik yollardan bir türlü önemli bir başarı elde edemiyor. Bu yüzden bu insanların karamsar olmakta, geleceğe ümitsizce bakmakta her zaman hakları vardır. (!)
** Sevilen insanların da yanlış yapabileceği, sevmediğimiz insanların da iyi şeyler yapabileceği düşünülmüyor toptancı davranarak reddediliyor veya kabul ediliyor.
** Yapılan iyi icraatta da kötü icraatta da karşısında veya yanında olduğumuz iktidarda bulunan partiye olan tavrımıza göre belirleniyor?
** İyi olan şeye kötü, kötü olan şeye de iyi diyebiliyoruz. Böylece iyi, güzel, çirkin, kötü kavramları anlamlarını yitiriyor. Birine göre çok iyi olan bir icraat, bir davranış bir diğerine göre tamamen olumsuz alarak değerlendiriliyor.
** Taraftar olan kişi, güzeli güzel olduğu için değil, güzel olmayanı da çirkin olduğu için güzel-çirkin demiyor, içinde bulunduğu hareketin-partinin durum ve ortamına göre değerlendirmeye tabi tutuyor.
** Bir konu; karşısında olunan iktidarın lehine olacak ise hemen olumsuz ve karamsar cümleler sıralamaya konuluyor. Buna karşılık kendi parti ve lideri yanı sıra iktidarda sevdiği parti varsa bu kez de olumlu cevap şablonları sıralanıyor.
** Zamana ve zemine göre iyi-kötü diyenlerin sanki ellerinin altında, çantalarında her konuya göre önceden hazırlanmış yüzlerce “Şablon-cevap” var, hangisi lazımsa çıkarıp servis ediyorlar.
** “Bir memleket meselesi, dış politika meselesi, sanat konusu, eğitim meselesi hakkında ne düşünüyorsun.” denilse o kişi konunun gerektirdiği gibi ve o konunun dışına taşmadan hemen cevap vermiyor, önceden edindiği bilgiler, “İdeolojik bakış” ve daha önce oluşturulup hazırlanan “Şablonlar.” kullanıyorlar.