📰 ÇİN TÜRKİYE’Yİ RAKİP GÖRÜRKEN, BİZ NEDEN KENDİ PAZARIMIZI KENDİ ELİMİZLE TESLİM EDİYORUZ?
ZUCHEX 2026’da ortaya çıkan tablo artık yalnızca bir fuarcılık meselesi değildir. Mesele Türk üreticisinin, ihracatçısının ve sanayicisinin kendi ülkesinde korunup korunmadığı meselesidir.
İstanbul’da düzenlenen ZUCHEX’e yaklaşık 400 Türk firmasının yanında 380 civarında Çin firmasının katıldığı ifade ediliyor. Eğer bu rakamlar organizatörün nihai katılımcı verileriyle doğrulanıyorsa, ortaya üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir tablo çıkıyor: Türk üreticisinin kendi ülkesindeki sektör fuarında Çinli rakipleri neredeyse Türk katılımcılar kadar büyük bir güç hâline gelmiş durumda.
Üstelik Çinli firmalar fuara dağınık birkaç yabancı katılımcı olarak gelmiyor. Fuar alanındaki yönlendirme tabelalarında açıkça:
“HALL 11A – ÇİN PAVİLYONU / CHINESE PAVILION”
yazıyor.
🇨🇳 CANTON’DA TÜRK ÜRETİCİSİ NEREDE, ZUCHEX’TE ÇİNLİ ÜRETİCİ NEREDE?
Asıl üzerinde durulması gereken çelişki burada.
Çin’in dünyaya açılan en büyük ticaret organizasyonlarından Canton Fair’de yabancı firmaların katılımı belirli dönem, kategori ve International Pavilion kurallarıyla sınırlandırılıyor. Bu nedenle “Türklere tamamen kapalı” ifadesini resmi kurallar açısından kesin bir olgu olarak yazmak yerine, Türk firmalarının özellikle ilgili sektörlerde Çinli üreticilerle aynı ölçekte ve aynı erişim imkânıyla yer alamadığı eleştirisini yapmak daha sağlamdır.
Ama İstanbul’a geldiğimizde tablo tersine dönüyor.
Çinli üreticilere yalnızca fuarın kapıları açılmıyor; özel Çin Pavilyonu oluşturuluyor.
Daha vahimi, ZUCHEX yalnızca Türkiye pazarına satış yapmak için ziyaret edilen bir fuar değil. Türk üreticileri yıllardır buraya Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Avrupa, Kafkasya ve diğer bölgelerden yabancı alıcıları getirmek için emek ve para harcıyor.
Türk şirketleri aylar öncesinden müşterilerini İstanbul’a davet ediyor. Uçak bileti, konaklama, stand, numune, katalog, personel ve organizasyon maliyetlerine katlanıyor.
Sonra ne oluyor?
Türk üreticisinin ihracat müşterisi fuara geliyor ve aynı koridorda veya birkaç salon ötede Çinli üreticiyle doğrudan karşılaşıyor.
Çinli üretici böylece Türk firmasının yıllarca emek vererek oluşturduğu uluslararası müşteri trafiğine İstanbul’da ulaşma fırsatı buluyor.
🚨 BU SADECE İÇ PAZAR MESELESİ DEĞİL, İHRACAT MESELESİDİR
Asıl tehlike burada.
Çinli üreticinin Türkiye’de Türk tüketicisine ürün satması başka bir tartışmadır.
Ancak Türk üreticisinin ihracat için İstanbul’a getirdiği yabancı satın almacının, ZUCHEX içerisinde Çinli rakiplerle doğrudan buluşturulması çok daha farklı bir sonuç doğurabilir.
Türk üretici Tunus’tan, Cezayir’den, Fas’tan, Irak’tan, Balkanlardan veya Avrupa’dan müşterisini İstanbul’a davet ediyor.
Müşteri Türk üreticisinin standından çıkıyor.
Birkaç dakika sonra Çinli üreticinin standına giriyor.
Aynı ürünün Çin fiyatını görüyor.
Doğrudan Çin fabrikasıyla temas kuruyor.
Kartvizitler değişiyor.
Fiyat teklifleri alınıyor.
Sonraki siparişte Türk ihracatçısının devreden çıkması ihtimali doğuyor.
Böyle bir yapı Türk ihracatını geliştiren bir fuardan, Türk üreticisinin yabancı müşterisini Çinli rakibine tanıtan bir platforma dönüşme riski taşır.
⚠️ 400 TÜRK FİRMASINA KARŞI 380 ÇİNLİ FİRMA GELİYORSA BU ARTIK “YABANCI KATILIM” DEĞİLDİR
Uluslararası fuarlarda yabancı katılımcı elbette olacaktır.
Alman gelir, İtalyan gelir, Fransız gelir, Çinli de gelir.
sonrssıAncak yaklaşık 400 Türk katılımcının bulunduğu bir organizasyona 380 civarında Çin firmasının katılması , bunun adı sıradan uluslararası katılım değildir.
Bu ölçekte bir katılım sektör politikası açısından ayrıca değerlendirilmelidir.
Çünkü Türkiye ile Çin’in küçük elektrikli ev aletleri, mutfak eşyaları, plastik ev gereçleri ve benzeri birçok ürün grubunda doğrudan rakip olduğu unutulmamalıdır.
Türkiye üretim maliyetleriyle mücadele ederken Çinli üretici çok büyük üretim ölçeği ve tedarik zinciri avantajıyla rekabet ediyor.
Şimdi bir de Türk üreticisinin yıllardır oluşturduğu ZUCHEX müşteri trafiğine doğrudan erişim sağlanıyorsa, Türk sanayicisinin şu soruyu sorması son derece doğaldır:
Biz kimin ihracatını geliştirmeye çalışıyoruz?
TİCARET BAKANLIĞI VE TİCARET ODALARI BU TABLOYU İZLEMEKLE Mİ YETİNECEK?
Burada sorumluluk yalnızca fuar organizatörüne yüklenemez.
Ticaret Bakanlığı’nın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin, İstanbul Ticaret Odası’nın, ihracatçı birliklerinin ve ilgili sektör kuruluşlarının bu tabloyu değerlendirmesi gerekir.
Sorulması gereken çok basit sorular var:
ZUCHEX’in temel amacı Türk üreticisinin ihracatını artırmak mı, yoksa Türkiye’yi yabancı üreticiler için bölgesel satış merkezi hâline getirmek mi?
Çinli firmalara bu ölçekte alan açılırken Türk üreticisinin Çin’de aynı sektörde aynı imkânlarla müşteri karşısına çıkması sağlanıyor mu?
Türk firmalarının davet ettiği yabancı satın almacıların Çinli rakiplere yönelmesinin Türk ihracatına etkisi ölçülüyor mu?
Çinli katılımcı sayısına ilişkin herhangi bir sektör dengesi gözetiliyor mu?
Ve neden Türk üreticisini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda ilgili kamu ve meslek kuruluşlarından güçlü bir politika tartışması duymuyoruz?
KENDİ ELİMİZLE PAZARIMIZI VERMEYELİM
Mesele Çin düşmanlığı değildir.
Mesele ticareti kapatmak da değildir.
Mesele karşılıklılıktır.
Çin kendi üreticisinin menfaatini düşünüyorsa Türkiye de Türk üreticisinin menfaatini düşünmek zorundadır.
Çinli üreticinin İstanbul’a gelip Türk üreticisinin kendi ülkesinde oluşturduğu müşteri havuzundan yararlanmasına sınırsız imkân sağlanırken, Türk üreticisinin Çin pazarında eşdeğer şartlara sahip olmadığı düşünülüyorsa burada ciddi bir ticaret politikası problemi vardır.
Türkiye’nin fuarları Türk üreticisinin dünyaya açılan kapısı olmalıdır.
Türk üreticisinin müşterisini rakip ülke üreticisine teslim eden kapı değil.
Bugün ZUCHEX’te tartışılması gereken mesele tam olarak budur:
> Türk sanayicisi üretecek, istihdam sağlayacak, vergi ödeyecek, ihracat müşterisini yıllarca emek vererek bulacak ve İstanbul’a getirecek; Çinli rakibi ise aynı müşteriye Türkiye’deki fuarda doğrudan ulaşacak.
Bunun adı ihracatı desteklemekse, kimin ihracatını destekliyoruz?
Ticaret Bakanlığı, ticaret odaları, ihracatçı birlikleri ve sektör temsilcileri bu soruya cevap vermelidir.
ÇİN KENDİ ÜRETİCİSİNİ KORURKEN, TÜRKİYE NEDEN KENDİ ÜRETİCİSİNİN PAZARINI KENDİ ELİYLE RAKİBİNE AÇIYOR?
ZUCHEX’teki “Çin Pavilyonu” tabelası bugün sadece bir salonu göstermiyor.
Türk sanayisinin ve ihracat politikasının tartışması gereken çok daha büyük bir sorunu gösteriyor.