3 Ekim 2009’da Nahçıvan’da atılan tarihî imza, Türk dünyasının asırlık hasretini kurumsal bir iradeye dönüştürdü. Türk Keneşi ile filizlenen, Türk Devletleri Teşkilatı ile çelikleşen bu yürüyüş; Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” mefkuresini 21. yüzyılın küresel gerçeği kılmaktadır.
Tarihin akışı içerisinde bazı günler vardır ki, sadece bir takvim yaprağı değil; bir milletin makûs talihini yenen, ufkunu açan ve geleceğini tayin eden stratejik dönüm noktalarıdır. 3 Ekim 2009 tarihinde Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan liderlerinin Nahçıvan’da imza altına aldığı anlaşma, işte böylesi müstesna bir milattır
Demir Perde’nin çöküşünün ardından bağımsızlığına kavuşan ata yurtlarımızla kurulan ilk hissî ve kültürel rabıtalar, Nahçıvan Anlaşması ile ilk kez çok taraflı, meşru ve sürdürülebilir bir kurumsal zemine kavuşmuştur.
Maziden Âtiye: “Dilde, Fikirde, İşte Birlik”
İsmail Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin serlevhasına nakşettiği “Dilde, fikirde, işte birlik” düsturu, uzun yıllar boyunca Türk milliyetçilerinin göğsünde mukaddes bir ülkü olarak taşındı. Ziya Gökalplerden Erol Güngörlere uzanan fikir silsilesi, Türk milletinin parçalanmış coğrafyalarda dahi aynı ruhi şekillenmeyle varlığını sürdüreceğini müjdeliyordu.
Bugün 3 Ekim Türk Dünyası Günü’nü idrak ederken görüyoruz ki; bu ülkü artık romantik bir temenni değil, uluslararası dengeleri belirleyen somut bir jeopolitik eksendir:
* Dilde Birlik: Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu tarafından kabul edilen 34 harfli ortak alfabe kararıyla, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan ortak iletişim hafızası inşa edilmektedir.
* Fikirde Birlik: Bişkek’ten Taşkent’e, Bakü’den Ankara’ya uzanan strateji forumları ve diyalog panelleriyle Türk devletleri müşterek bir tehdit algısı ve gelecek vizyonu geliştirmektedir.
* İşte Birlik: Hazar geçişli Orta Koridor, Zengezur vizyonu, Türk Yatırım Fonu ve enerji hatları ile Türk dünyası, küresel ticaretin merkez üssü haline gelmektedir.
Türk Keneşi’nden Teşkilatlaşmaya: Küresel Bir Güç Merkezi
2010 yılında İstanbul’da Türk Konseyi adıyla hayata geçen yapı, 12 Kasım 2021’deki tarihî zirvede “Türk Devletleri Teşkilatı” (TDT) adını alarak devletlerarası tam teşekküllü bir entegrasyon modeline dönüştü. Dört kurucu üye ile başlayan yolculuk; Özbekistan’ın tam üyeliği, Macaristan, Türkmenistan ve Doğu Akdeniz’deki millî kalemiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) gözlemci üyelikleriyle Avrasya’nın en dinamik gücü konumuna yükseldi.
Bugün TDT; yalnızca diplomatik temasların yürütüldüğü bir platform değil; güvenlik sekreterlerinin ortak masada tehdit değerlendirmesi yaptığı, istihbarat teşkilatlarının koordinasyon sağladığı ve yapay zekâdan siber savunmaya kadar ortak millî kapasite ürettiği caydırıcı bir güçtür.
29 Ekim Ankara Zirvesi ve “Türk Asrı” Şafağı
Önümüzdeki günlerde, 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da icra edilecek olan 13. TDT Devlet Başkanları Zirvesi, bu tarihî yürüyüşün yeni bir zirve noktası olacaktır. Zirvenin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıl dönümü olan 29 Ekim’e tevafuk etmesi, “Türkiye Yüzyılı” mefkuresi ile “Türk Dünyası Yüzyılı” hedefinin ne denli etle tırnak gibi birbirine bağlı olduğunu göstermektedir.
Küresel sistemin çok kutuplu bir kaos ve çatışma sarmalına sürüklendiği, Doğu ve Batı bloklarının yeni vesayet savaşları ürettiği bir çağda; Türk dünyası ne birinin uydusu ne diğerinin pazarı olmayı kabul edecektir. Türk devletleri, kendi köklerinden beslenen medeniyet aklı ve adalet felsefesiyle dünya barışının yegâne teminatıdır.
Kardeşlik Hukuku Daim Olsun
Bu kutlu gün vesilesiyle; Gaspıralı İsmail Bey’den Zeki Velidi Togan’a, Mehmet Emin Resulzade’den Başbuğ Alparslan Türkeş’e kadar ömrünü Türklük davasına vakfeden bütün fikir ve dava büyüklerimizi rahmet ve hürmetle yâd ediyoruz. Karabağ’da, Kıbrıs’ta ve Türk yurdunun her bir köşesinde can veren aziz şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
3 Ekim Türk Dünyası Günü kutlu olsun.
Türk dünyasının birliği, dirliği ve istikbali daim olsun!