ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

AKP, her şeyi PKK’ya devretti

Bu haber 11 Eylül 2013 - 15:36 'de eklendi ve 1.936 kez görüntülendi.

HaberRes_30601MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, “AKP Hükümeti tarafından ülkemiz idare edilememektedir” dedi. “AKP hükümeti ülkeyi; iç siyasette, sosyal hayatta, dış siyasette, ekonomide, problem yumağı yaratmış içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur” diyen Ayhan “PKK’nın talepleri ile ülke gündemini oluşturmaktadır. Daha doğrusu AKP gündem oluşturma yeteneğini kaybetmiş bunu PKK’ya devretmiştir” açıklaması yaptı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, ” Parlamentoda 326 milletvekili bulunan ve halen halkın yüzde 50 oy desteğinin arkasında olduğunu iddia eden AKP Hükümeti tarafından ülkemiz idare edilememektedir” dedi.

Meclis’te basın toplartısı düzenleyen Ayhan, “Artık yandaş olup yandaşlığı terk etmekte olanlar bile AKP’nin girdiği yolda zorlandığını fark etmişler ve Erdoğan ile Öcalan’ı iki eş başkan olarak sürecin sonunu getirmeye mecbur olacaklarını ifade eder olmuşlardır. İkisinin de geleceğinin birlikte başarılı olup olmayacağına bağlı olduğu söylenmektedirler” diye konuştu.

 

“AKP’yi takdir edenlerin bile AKP’nin Türkiye’yi tehlikeli operasyonlarla çok açık bir hale getirdiği, AKP’nin sıkletinin dışında işlere bulaşınca Türkiye’yi minder dışında bıraktığını söylemeleri AKP açısından düşünülmesi gereken bir husustur” diyen Ayhan, “AKP Suriye’de muhalifler konusunda da zorlanmaktadır. AKP, PYD’yi mi diğerlerini mi tercih edeceği konusunda da zorlanmaktadır. Artık, AKP’nin Suriye olayını ülkenin güvenlik sorunu olarak değerlendirmesi gerekmektedir” açıklaması yaptı.

“AKP VE HÜKÜMETİ ÜLKEMİZİN PROBLEMİNİ TAŞIYAMAZ HALDEDİR”

Ayhan, şunları söyledi: “Batının yapacağı kısa süreli ve belli hedeflere yönelik operasyonun Suriye’deki güç dengelerini nasıl değiştireceği, nasıl şekillendireceği konusunda AKP hükümeti düşüncelerini toplumla paylaşmalıdır.

 

Güç dengelerinin değişmesinde nasıl bir dengenin ortaya çıkacağını ve bu durumdan Türkiye’nin nasıl etkileneceğini bilmeden hareket kabiliyetini şekillendirmek Türkiye açısından doğru mudur?

 

Askeri güç yapısı ve dengesi değiştiğinde bölgedeki diğer dengelerin Türkiye’nin lehine mi aleyhine mi gelişeceğini AKP bilmekte midir? Bunu parlamento ile neden paylaşmamaktadır?

 

Suriye’deki PKK’nın yeni bir türevinin ortaya çıkması Türkiye Cumhuriyeti’nin kazancı mıdır? Lehine midir? Bunlar Türkiye’nin kontrol edemediği parametreler midir? Bunları kontrol edemiyorsan daha ötesine nasıl geçeceksin?

 

AKP artık savunma refleksine girmiştir. AKP ve hükümeti ülkemizin problemini taşıyamaz haldedir.

PKK ile AKP’nin müşterek yürüttüğü yıkım sürecindeki problemler taraflar arasında yapılan zımni akde uyulmadığından çıkıyor. Bunun sebebi ise, iki tarafın da bu işte yeterince samimi olmaması veya karşılıklı güven zafiyeti.

Çözüm süreci AKP’ye yaramış mıdır?. AKP iktidarının ömrünü uzatmıştır. Ancak, eli kolu rahatlayan PKK’nın AKP Hükümetine süre tahdidi de koyarak istediğini yaptırmanın yolunu aradığı da bir gerçektir.

Yalçın Akdoğan ve Cemil Bayık’ın açıklamalarına bakıldığında; her ikisinin temsil ettiği yapılar veya şahıslar adına kamuoyu önünde mesajlaşma yöntemi ile pazarlık sürüyormuş havası gözüküyor.

 

PKK süre veriyor. Kendisine verilen taahhütlerin yerine gelmediğini söylüyor. İstenilen, talep edilenler için yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesinin yapılmasının geciktiğini kamuoyuna anlatıyor.

” AKP HÜKÜMETİ İLE PKK SÜRECİN BİTMESİNİ İSTEMİYOR

PKK’nın taleplerine kim cevap verecek. AKP Hükümeti mi? PKK’ya kim söz verdiyse O cevap verecek. Zaten taleplerin hepsinin aynı anda karşılanamayacağını AKP söylüyor.

Diğer taraftan da PKK’nın blöf yaptığı beyan ediliyor. Hükümetten ziyade Başbakanın danışmanı daha çok PKK’nın açıklamaları ile ilgilendiği anlaşılıyor.

 

Çekilme ile ilgili olarak, “Olmayan bir şeyin durdurulması olur mu” diye kamuoyu soruyor.

Biz PKK’nın ülke dışına çıkmadığını daha önce söyledik. Hükümet yüzde 15’inin çıktığını söyledi. Demek ki çıkmamış. Hükümeti sukut-u hayale uğratmış. Ancak, ümidi kaybetmek istemiyor.

Akilcilere bilgi verenler 600 kişinin yurt dışına çıktığını söylüyor. İlgililer Hüseyin Yayman’ı istediği anda bilgilendiriyor. Akıllarınca Hükümete takviye mi atıyorlar? Gazeteci olarak mı yoksa itimada şayan biri olarak mı? Başbakan’ın söylediği yüzde 15 bu 600 kişiye mi tekabül ediyor?

 

PKK çıkış sürecini durdurduğunu ilan ediyor. PKK yanlıları bunun sürecin bittiği anlamına gelmediğini söylüyor.

AKP Hükümeti ile PKK sürecin bitmesini istemiyor. PKK’ya yanlıları bunun sürecin bittiği anlamına gelmediğini zaten söylüyorlar.

 

Aslında Hükümet ile PKK birbirine de tam olarak güvenmiyor. Herkesin geçmişi ortada. Halen yaptıkları da. PKK’nın, AKP tarafından kendine ne sözler verildiği hususunda zaman zaman beyanları ortaya çıkıyor. Öcalan’ın serbest kalması gibi.

 

Bu günlerde PYD lideri de Öcalan ile yüz yüze görüşmek istiyor. PYD Politika belirlemede aracı kullanmak istemiyor. PYD lideri de AKP’ye güvenmiyor. Bu olay bile AKP’nin dış politikasının ülkeyi ne hale getirdiğinin bir sonucu.

Suriye’de ki ve PYD konusundaki gelişmeler ile ilgili olarak Öcalan’ın stratejik aktör rolü oynamak istediğini söylüyorlardı. Bunun altyapısı için müzakere mi yapılmak isteniyor?

 

Bölgede AKP’nin bulaştığı her iş AKP’nin bulaştığı gündekinden daha kötü. Ülkenin bütün problemlerinin ülke problemi olmaktan çıkarıp uluslararası boyuta taşınması konusunda AKP mahir hale gelmiştir.

AKP, PKK’nın yaptığının sürece zarar vereceğini söylüyor. Demek ki konuşuluyor. Demek ki sürece ilişkin müzakere var. Ancak PKK’nın beyanları AKP’nin hayallerini umutlarını sıkıntıya sokuyor. AKP söylenilenlere inanmak istemiyor.

 

PKK açıklamaları ile Hükümetin niyetini ve samimiyetini test ediyor. Yalçın Akdoğan’ın açıklamalarından talebin tamamının bir defa da yerine getirilemeyeceği anlaşılıyor Demek ki, AKP, PKK’nın bütün taleplerini bir kerede yerine getirmekte zorlanıyor.

PKK, AKP’nin samimiyetine inanmıyor. Çözüm sürecinin müzakere süreci olduğunu BDP söylüyor. AKP’nin bir şey yapmadığı, sürecin tıkandığı, AKP’nin gereğini yerine getirmediği açıkça ifade ediliyor.

PKK’nın talepleri AKP tarafından yerine getirilecekse PKK ve AKP’nin birçok konuda fikir birliği içinde olduğu bir gerçek. Düşünceleri ve hedefleri örtüşüyor.

 

Çözüm süreci kiminle sürdürülüyor? Diğer partilerin kabul etmediği şeyleri AKP’ye kabul ettirmek istediklerini Sayın Başbakan söylüyor.

AKP’de çözüm süreci Yalçın Akdoğan’ın üzerinde kalmıştır. Bakanlar bile ihanet sürecinin dışında kalmaya çalışmaktadır.

 

AKP Hükümeti, PKK’nın sürecin devamını engellemesinden endişe ediyor. PKK da AKP konusunda aynı şeyi düşünüyor.

Acaba AKP bu ihanet sürecinden seçimlerde zarar görür diye PKK AKP’ye yardımcı mı olmaya çalışıyor?

Teröristler çocukları rehin alıyor. Bu olayda TSK internet sitesinden yayınlanıyor, AKP Hükümeti bundan rahatsızlık duymuyor. Terör örgütünün talepleri ile örtüşen paketi hazırlıyor.

Bu nasıl Hükümettir ki kendi ülkesinin bir parçasını ülkeden koparmak isteyen bir terör örgütünün taleplerinin hepsinin bir anda yerine getirilemeyeceğini belirtmektedir.

Bizim ihanet süreci dediğimiz çözüm sürecinin çekilme aşamasının sekteye uğramasından AKP paniğe kapılmış durumdadır. AKP ne vadettiyse yerine getirmesi için zorlanmaktadır. Telaş içindedir. PKK, AKP’nin bu zaafiyetini bilmektedir.

 

Pazarlıkta PKK’nın kazandığını Başbakanın koordinasyon yetkisi verdiği anlı şanlı danışmanları söylemektedir. PKK psikolojik harek‰tta AKP’den daha profesyonel olduğunu göstermiştir. AKP, PKK’ya göre hareketlerini belirlemeye çalışmaktadır.

Artık, PKK Kuzey Irak’tan Suriye’nin kuzeyindeki PYD’ye AKP sayesinden eleman takviyesine başlamıştır. İç ve dış dinamiklerin üst üste oturması sonucu oluşan etkileşim PKK ve PYD’nin lehine gelişirken, Türkiye aleyhine gelişmektedir.

“AKP HÜKÜMETİ YILLARDIR ORTA VADELİ PROGRAMI VAKTİNDE YAYINLAYAMAMAKTADIR”

Sayın Başbakan’a G-20 toplantısında ekonomilerin hızla toparlanması ve istihdamın artırılabilmesi için güvenilir orta vadeli programların kilit önem taşıdığını söyleyen metinleri hazırlatan Sayın bakanlar hangi orta vadeli programı zamanında hazırlayabildiklerini söylemelidirler.

O bakanlar yurt dışından yabancıların Türkiye’yi izlemediğini mi düşünmektedirler? Bir ülkenin Başbakanını niye orada kötü duruma düşürmektedirler.

AKP Hükümeti yıllardır orta vadeli programı vaktinde yayınlayamamaktadır. 4-5 ay geciktirdiği ortadadır. Orta vadeli programların güvenilir olabilmesi için öncelikle zamanında hazır olması gerekir. Olmayan bir orta vadeli programın nesi güvenilir olacaktır?

4-5 ay sonrasını göremeyen AKP Hükümetinin bakanları sadece Sayın Başbakanı değil Türkiye Cumhuriyetini de zor durumda bırakmıştır.

Programı hazırlayamadıkları için 3-4 ay yayınlama tarihini hukuken sıkıntılı bir şekilde ileri atmışlardır.

Mali kural olayında olduğu gibi söylediğiyle yaptığı birbirini hiç tutmayan AKP Hükümetleri ve Bakanlar nasıl böle bir şeyi kamuoyunca hiç bilinmezmiş gibi davranmaktadırlar.

Hukuken hile ile Orta vadeli program yayınlanma tarihi ileri ötelenmiştir. Hukuk katledilmiştir.

AKP, geldiğinden bu yana işsizlik oranlarının geldiği nokta bellidir.

 

Daha AKP’nin ilk iktidara geldiğindeki oranlardadır işsizlik rakamı. Şişirme istihdam rakamları ile problem çözülüyor mu sanıyorlar acaba?

Olmayan orta vadeli programlar ile büyümede, istihdam da, kamu maliyesinde ne tür başarılar sağlandığını topluma anlatmalıdırlar.

RAKAMLARLA DURUM

Sadece Ekonomi Bakanı Sayın Çağlayan Merkez Bankası Başkanının görüşlerine ilişkin net açıklamalarda bulunmuştur. Ne Hükümetten ne de diğer bakanlardan çıt çıkmamıştır.

Ekonomide işler o hale gelmiştir ki AKP’ye yakın olanlar bile AKP hükümetine DPT’nin Başbakana bağlı, düşünce ve politika üretim merkezi şeklinde yeniden kurulması gerektiğini tavsiye eder olmuşlardır.

Ülkede işsiz kalanların yüzde 30’unun işi bitmiştir. Yeni iş yoktur. Bu oran giderek artmaktadır.

İşini kaybeden her 100 kişiden 6’sının iflas ettiği söylenmektedir.

İlk defa iş arayanların toplam içindeki oranı artmaktadır.

Reel sektörüm kur riski büyümektedir. AKP döneminde reel sektörün döviz açığı 23 kat artarak 165 milyar dolara ulaşmıştır.

AKP iktidara geldiğinden bu yana reel sektörün döviz varlıkları 61,5 Milyar Dolar, yükümlülükleri 219,5 Milyar Dolar net artış kaydettiği basında yer almaktadır.

Dış ticaret dengesinin son 11 yılda 600 milyar doları aştığını göreceğimiz bir ülkedeyiz. Üretimin ithalatsız yapılamadığı bir ülkedeyiz

2013 yılında 100 milyar dolar dış ticaret açığını aşan bir ülkede yaşıyor olacağız.

Türkiye’de en büyük yabancı yatırımcının CEO’su diyor ki; İthalatta bu kadar korumasız bir ülkeye yatırımcı gelmez demeye başlıyor.

Enerji sektörüne çok büyük miktarda Türkiye’yi düşünen yatırımcı vaz geçiyor.

Devlet kaçakçısının üçkağıtçısının getireceği paradan medet umar hale gelmiştir.

İhracat temmuz ayında %2, ithalat %10 artıyor. Temmuz ayında dış ticaret açığı ise %22,5 artmıştır. Yılsonu itibariyle 100 milyar $’ı aşacaktır. Bu AKP döneminde verilen toplam dış ticaret açığının %20’sine yakındır.

Ülkeyi idare edemeyen AKP hükümeti iç siyasette, sosyal hayatta, dış siyasette, ekonomide, problem yumağı yaratmış içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur. PKK’nın talepleri ile ülke gündemini oluşturmaktadır. Daha doğrusu AKP gündem oluşturma yeteneğini kaybetmiş bunu PKK’ya devretmiştir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments