EKMEĞE DAİR

Efendi Barutçu

KÜRESELLEŞME, İDEALİZM, LİDER VE LİDERLİK

Bu haber 25 Ekim 2013 - 17:21 'de eklendi ve 2.818 kez görüntülendi.

Günümüzde; hızlı bir ekonomik ve kentsel değişim yaşanmasına rağmen ne ülkemizde ne de dünyada iz bırakan liderler, ideologlar, edebiyatçılar, sanatçılar, mimarlar çıkmıyor. Bizim ve dünyanın düşünce hayatı bitmiş, sanki her şey söylenmiş gibi. 

SAFTER TANIK

SAFTER TANIK

İnsanlar düşünmüyor; düşünmek istemiyor, buna bir talebi de yok. Herkes her şeyi biliyor, yalnız bilmediğini bilmiyor!

İlkesizlik; çağımızın en büyük hastalığı, Makyavelist düşüncefelsefe ve mantığı moda olmuş. Bilerek veya bilmeyerek birçoğu için adeta bir rehber. Amaca ulaşmak için her şey mubah, her şey öyle veya böyle kılıfına uydurulmaya çalışılıyor. Özde değil, sözde bir tutum ve davranış benimsenmiş.Dini-ahlaki ve görgü kurallarına riayet eden ise fazlaca yok.

İlgisizlik- sorumsuzluk ve samimiyetsizlik; insanlığı kemiren, bitiren adeta mahşerin üç atlısı!

Düşünce-felsefe ve mantık itibariyle; gelir düzeyi ne olursa olsun, insanlığın medeni bir toplumdan, bedevi bir topluma dönüşünün işaretleri var.

Neden?

Küresel kapitalizme geçiş ile birlikte; insanlar, toplumcu bir düşünceden bireyci-bencil-çıkarcı ilkel bir düşünceye yönlendirildi. Mutluluğun tüketimde arandığı bu sistemde, toplumlar tüketim toplumuna dönüştürüldü. İnsan nefsini öne çıkaran bu sistem; insanı bencil-tatminsiz-açgözlü bir varlık haline getirirken, alçak gönüllülüğü ve kanaatkârlığı ise aldı, götürdü.

“Gözü aç adam, hiçbir şey ile doymaz. Aç gözlülük, ilacı ve devası bulunmayan bir hastalıktır. O’nu bütün dünya kahinleri bir araya gelse, yine tedavi edemez.”……….”Bütün açlar yer ve içerler de, nihayet doyarlar; aç gözlü adamın açlığı ancak ölümle nihayete erer.”. (Yusuf Has Hacip-Kutadgu Bilig)

Bencillik, tatminsizlik ve aç gözlülük bir kişilik bozukluğudur.

Çareyi parada arayanlar, parayı put haline getirirken; hür iradeden mahrum kaldılar, borcun kölesi oldular!

Borcu olan insan, doğru-mantıklı hiçbir şey düşünemez; borçla yatar, borçla kalkar!

Günümüzde; insanlar, ömrü içinde bir romantizm devresi yaşamadan, doğrudan doğruya gerçek dünya ile yüz yüze kalıyorlar. Artık; Çoban Sülolar’ın büyük hayalleri yok, karnının doyması-sırtının pek olması, O’nun en büyük hayali!

Tüketim, AVM’de alışveriş ve gezinti, futbol, tatil, eğlence, cinsellik, yarışma, sanal âlem ve akla gelmeyecek birçok şey gençliği sürekli meşgul eden ve gündeminden düşmeyen oyuncaklar.

Şans oyunları-kumar-içki-fuhuş ve uyuşturucu; darda kalanların ve tatminsizlerin başvurduğu, geri dönüşü olmayan, insan ve aileyi bitiren çareler.

Metropollere göçe zorlanan, estetikten mahrum yüksek ihtişamlı binalar ile derme çatma binalara hapsedilen insanların, ufkunun geniş olması beklenemez. Uyuşturucu çeteleri, sokak çocukları, bu kozmopolit yapının ve cehalet ile sorumsuzluğun ürünü.

Dejenere ve alt kültür, yüksek kültüre galebe çalmış. Kötü para, iyi parayı kovar gibi, kozmopolit yapının olduğu, yoz ile alt kültürün baskın çıktığı bir yerde; yüksek kültür ve onun ürünleri kaybolur, gider.

Sosyal yaşamdan uzaklaşmak;  yalnızlık, bir yaşam biçimi olmuş.

Ailenin ölçeği, anlam ve önemi değişmiş. Evlenme sayısı düşerken, yalnız yaşama- evlilik dışı ilişki ve boşanmalar, sosyete ve entel kesimden tabana yansıyan bir moda gibi. Eşcinsel evlilik, normal bir yaşam tarzı gibi tanımlanırken, görsel medyanın eşcinselliği öne çıkaran programları ise marifet sayılıyor.

Sosyal ilişkilerin önemsenmediği, bunun kopma noktasına geldiği, ailenin yozlaştığı bir toplumdan, sağlıklı bir toplum çıkmaz;  burada ne üstün ahlak yeşerir ne de barınabilir.

Bilgili, erdemli insanlara bir talep yok. Bilgisiz, görgüsüz insanlar ise revaçta. Toplum, bilgisiz-görgüsüz bu kişilerin, beden ve mal gösterişini adeta alkışlıyor. Söz değil, beden-kıyafet-para-araba-yat-kat konuşuyor!

Bir zamanlar; düşünceye saygı duyan, düşünürleri-şairleri-romancıları-sanatçıları koruyan, gözeten hanlar-kağanlar-padişahlar- asiller-zenginler vardı. Bugün ise her şey; para için, paraya göre, para tarafından sloganına tabi.

Bilgi ve erdemin önemli olmadığı, milliyetçilerin dışlandığı, manevi değerlerin özde değil, sözde bir şekle dönüştüğü, hayallerin kaybolduğu bir ortamda idealizm ölmüştür.

İdealizmin olmadığı bir yerde, hayaller ve fikirler yeşermez; ne ideolog ne yazar ne sanatçı ne de lider yetişir. Bilgili ve erdemli kişilerin olmadığı bir çağ da, aydınlık değil, karanlık bir çağdır.

Küresel sistemin etki alanında bulunan her ülke, bu ve buna benzer bir görüntü sergiliyor. Yalnız gelişmiş ülkeler, bu konuda daha şanslı. Onların toplumu koruyan, kollayan ve gerektiğinde topluma çeki düzen verecek kiliseler-vakıflar-sendikalar vb. köklü-güçlü kurumları var.

Örgütlü toplumlarda; insanlar, ilkesiz-ilgisiz-sorumsuz-samimiyetsiz olsalar da açık-açık bu davranışı sergileyemezler.Almış olduğu eğitim, kurumsal bilinç ve müeyyide buna müsaade etmez.

Kişisel değil, kurumsal kimlikleri öne çıkmıştır. Kişisel çıkarları korumada, bunun kurumsal çıkarları korumadan geçtiğini bilirler.

Örneğin; belki, bir Alman veya Fransız’ın şahsına hakaret etmeniz, fazlaca bir tepki doğurmaz amma hiç kimse Alman veya Fransız milletine hakaret etmeye cüret edemez. Bu, A.B.D.’de de böyledir.

Amerika’da yaşayan bir arkadaşım anlatmıştı. A.B.D.’de yaşayan bir Rum, ulu orta orada burada “Amerikalılar öyle, Amerikalılar böyle” deyip Amerikalılara veryansın ediyormuş. Günün birinde; yetkililerden biri, “soluğu Yunanistan’da alırsın” demiş. Bundan böyle Rum’un hakaret dolu sözleri, övgüye dönüşmüş.

Bizde ise; bırakın avamı, para-mevki-makam sahibi koca, koca adamlar alenen apaçık bir şekilde görsel medyada “Türkler şunu şu kadar kesti, bunu bu kadar kesti” diye bangır, bangır bağırıyor. Türk ve Türklük denilince, beti benzi değişiyor. Bunlara hop diyen ne bir kimse, ne de bir yetkili var. Bunlar, konuşma özgürlüğünden sayılıyor. Bunların, A.B.D. Almanya-Fransa-İngiltere vb. ülkelerde bırakın para-mevki-makam sahibi olması, barınması bile mümkün değildir.  Almanya da; yabancılar dairesinde çalışan, en kapasitesiz kişinin bile, Alman milliyetçisi olması bundandır.

İdol olmuş kişilerle övünürler. Bunları, çeşitli aktiviteler ile yaşatır ve tanıtırlar. Batı’da bunların müzeye çevrilmiş evlerine, ismini taşıyan cadde ve sokaklar ile heykellerine sık, sık rastlamamızın nedeni de budur.

Örgütlü toplum olmak işte böyle bir şey, onun için hak ve hürriyetler ile milli konular mevzubahis olduğunda, ilgisiz-sorumsuz-samimiyetsiz gibi görünen bu insanlar, bir anda arslan kesiliyor, yüzbinler harekete geçiyor.

Farklılık arz etmekle birlikte, gelişmekte olan ülkeler ile azgelişmiş ülkeler; istisnalar hariç, genelde örgütsüz toplumlardır. Bu ülkelerde; Ordu mensupları dışında, kurumsal kimliğini öne çıkaran, kurumsal disipline uyan başka bir kesim yok gibidir.

Çoğu zaman; kişinin çıkarı, kurumsal çıkarın bir adım önünde gider.

Örneğin; birinin, kazaen arabasını hafifçe çizseniz, başınıza gelmedik bela kalmaz; amma top patlasa, ne toplumsal bir konuda duyarlılık gösterir, ne de bağlı bulunduğu kuruma sahip çıkar. Sürekli yalvarır yakarır, her şeyi eleştirir; seyretmeyi sever, fedakârlıktan ve riskten kaçar, bunu da başkalarından bekler.

İdolleri varsa da yok gibidir. Var olan idollerini, acımasızca eleştirerek değersiz kılar. Muhafazakâr görünse bile, geleneklerini yaşatacak bir tutum ve davranış sergilemez.

Büyük bir mücadele sergileyerek inşa ettiği bir kurum yoktur. Kendisine lütuf olarak sunulan kuruma otomatikman üye olur. Mensubiyet şuuruna sahip değildir. Kurum içinde ekseriyeti oluşturmasına rağmen, tayinle gelene ses çıkarmaz. Gürültüsü çoktur; amma ne ortalıkta gözükür, ne de oylamaya katılır. Oy kullanır, seçim yapamaz. Durakta beklemeyi sevmez! İlk gelen arabaya biner!

Kâinat, boşluk kabul etmez! Bir boşluk varsa, mutlaka o boşluğu dolduracak birisi çıkar. Burada, boşluğu da, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve onun uzantıları doldurur.

“Kılavuzu karga olanın, burnu pislikten çıkmazmış!” sözünü haklı çıkarırcasına, insanlar; bunların marifeti ile sonunu düşünmeden, nereye götürüldüğünü bilmeden, bir amaç peşinde koştuklarını

zannederek bir taraftan diğer tarafa savrulup, duruyor. Fasit bir dairede dönüp, dolaşıyor, yine aynı yere geliyor. Arkalarına baktıklarında ise değişen bir şeyin olmadığını görerek, hayal kırıklığı ve hüsranı yaşıyor.

Örgütsüz toplumlarda; lider, çok önemli bir unsur, adeta toplumun mutluluğu ile mutsuzluğu, liderin başarısı ya da başarısızlığı ile ölçülüyor.

Zayıf liderler; toplumu felakete götürürken, güçlü liderler toplumun kurtuluşu oluyor.Bu nedenle insanlar; liderle özdeşleşiyor, onda kendinden bir parça buluyor. Bunun için, bu gibi toplumlarda; siyasi liderlere adeta seçilmiş, kutsal bir kişi gözüyle bakılıyor. Önde giden ise; partiler, fikirler değil, liderler oluyor. Buna rağmen; halk, felaketler dışında güçlü bir lidere de ihtiyaç duymuyor.

Bu, bizde de böyle.Örgütlü toplumlarda ise; liderin zayıf ya da güçlü olmasının fazlaca bir önemi yok. Kurulu mekanizma, kaldığı yerden, aynen çalışmaya devam ediyor.

Lider kimdir?

Kimine göre iyi yönetici, kimine göre cesur, kimine göre idealist, kimine göre devrimci, kimine göre bilge, kimine göre erdemli, kimine göre ilkeli-ilgili-sorumlu-samimi-kimine göre üstün yetenek sahibi, kimine göre umutsuzlara umut veren, kimine göre büyük düşünen-büyük işler başaran, kimine göre pratik-üstünlük kullanan-risk alan-kimine göre uzak görüşlü, kimine göre inançlı-kararlı, kimine göre mütevazı-haddini bilen, kimine göre ihtiyatlı, kimine göre sabırlı-sakin, kimine göre uzlaşmacı, kimine göre adil-tok gözlü-kimine göre koruyan-kollayan, kimine göre iyi bir strateji ve taktiksen, kimine göre iyi bir hatip ve propagandist bir kişi.

 

Tabii ki bunların her biri, bir lideri tanımlamamakla birlikte bir liderde öyle veya böyle olması gereken özellikleri ifade ediyor.

Bana sorarsanız; lider, ortaya bir düşünce sistemi ve hedef koyan, insanları bu fikir etrafında toplayarak peşinden sürükleyen, geliştirdiği strateji ve taktikler ile de, onları hedefe ulaştıran bir rehberdir.

Liderlik nedir?

Liderlik ise; insanları, bir fikre inandırma, onlar üzerinde bir beklenti ve heyecan oluşturarak onları belli bir istikamete sürükleme ve onların umutlarını gerçekleştirme sanatıdır.

Liderin özellikleri nelerdir?

“Bey memleket ve kanunu siyaset ile düzene koyar;  halk hareketini onun siyasetine bakarak tanzim eder. ”……….”Beyler örf ve kanuna nasıl riayet ederlerse, halk da aynı şekilde örf ve kanuna itaat eder.”……….“Halk için beyin çok seçkin olması lazımdır.”.

Bundan yaklaşık 1000 yıl önce yaşamış ünlü Türk düşünürü Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig (Kutlu Kılan Bilgi) adlı eserinde böyle demiş.

Türk toplumunun düşünce mantığına baktığımızda; dünden bugüne fazlaca bir şeyin değişmediği anlaşılıyor. Bunun için; lider, seçkin olmalıdır.

Seçkin demek; sıradan değil, üstün yeteneklere sahip olmak demektir. Türk toplumunun; lideri, kutsal bir kişi gibi görmesi, ona toz kondurmak istememesi de bu düşünce mantığı ile ilgilidir.

Lider, her şeyden önce bir ideal adamıdır. Politik manevralar hariç düşünce felsefe ve mantığından asla taviz vermez, veremez de.

Büyük düşünen, büyük hedefleri olan, ideali uğruna her türlü risk ve fedakârlığı göze alan, uzun bir yolda bıkıp-usanmadan ihtiyat ve sabırla adım atan, inandırıcılığı-verdiği umut ve heyecan ile takipçilerinin her gün sayısını arttıran bir kişi görünümündedir.

İdealini kaybeden, düşünce felsefe ve mantığı anlaşılamayan, riskten hoşlanmayan, mevcudu öyle veya böyle korumaya çalışan, küçük hedefler ile yetinen, günlük düşünen ancak gündem konusu olamayan, çevresine bir inanç-umut ve heyecan veremeyen kişiler, lider değil, yöneticidir.

Liderin gücü, yakın çevresi ile ölçülür. Güçlü liderler, özel yetenekli kişiler ile çalışmayı tercih eder. Ne yapar, yapar bu gibi kişileri bulur, çıkarır. Mevki ve makam endişesi taşımaz. Kurumlaşmaya önem verir. Tam anlamıyla bir organizasyon dehasıdır.

Lider; bilgili, idealine uygun ahlaki-fiziki-zihni kapasiteye sahip bir kişidir.Bilgi ve erdemden yoksun bir lider ise asla düşünülemez.

“İnsan her işe başlarken, bilgi ile başlar ve akıl ile sona erdirir.”……….“Bey halkı bilgi ile elinde tutar; bilgisi olmazsa, aklı işe yaramaz.”………. “Bey takva sahibi ve temiz olmalıdır; eğer bey takva sahibi ve temiz kalpli olmazsa, hiçbir vakit temiz ve isabetli hareket edemez “……….”Bey her türlü fazileti tam olarak elde etmeli; uygunsuz ve olmayacak işlerden uzak durmalıdır.”……….”Beyin özü sözü doğru ve tabiatı güzide olmalıdır.” (Yusuf Has Hacip-Kutadgu Bilig).

Lider; mütevazı-haddini bilen, ilkeli-ilgili-sorumlu-samimi, umutsuzlara umut veren, büyük düşünen-uzak görüşlü, pratik-sorun çözen-inisiyatif kullanan-risk alan- inançlı-kararlı, ihtiyatlı, sabırlı-sakin, uzlaşmacı, adil-tok gözlü olmalıdır.

“Bey hayâ sahibi, yumuşak huylu ve asil tabiatlı olmalıdır.”………. “Bey adil olmalıdır.”………. “Bey sabırlı ve sakin olmalıdır.”………. .” Bey tok gözlü olmalı, sözünde ve hareketinde açık ve vazıh davranmalıdır.” ………. “ Bey  çok ihtiyatlı  ve çok da uyanık olmalı; beyler ihmalkar olursa, bunun cezasını başkaları çeker.”………. “Bey fesatlık yapmamalıdır.Bu hareket yüzünden ikbal elden gider.”………. “Halk için beyin cesur ve kahraman olması iyidir; büyük işleri ancak bu meziyetler ile karşılamak mümkündür.”………. “Arslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri karşısındakilere arslan kesilir.”……….”Eğer arslanlara köpek baş olursa, o arslanların hepsi köpek gibi olur.” (Yusuf Has Hacip-Kutadgu Bilig).

Lider; aynı zamanda iyi bir hatip ve propagandist, iyi bir strateji ve taktik adamıdır.

Lider, her zaman, her yerde farklılığını ortaya koymak zorundadır. Karşıtını taklit etmesi ya da onunla aynı yolda yürüdüğü intibahını vermesi, lidere puan kazandırmaz, kaybettirir. Çünkü insanlar, taklidini değil orijinalini tercih eder; zayıftan değil, güçlüden yanadır, risk almaktan da korkarlar.

Talebi olmayan insanlar duyarsızdır; bu gibi kişilere ne bir şey sunabilir, ne de bir şey anlatamazsınız. Onlara, ihtiyacı olduğunu anlatmalısınız!

Lider, aynı zamanda hareket demektir. Cephede bulunmayan, ordusunu sırça köşkten idare etmeye çalışan komutan, askerlerine komutanlık yapamaz!

Bir liderin son sınavı ise geriye insanları ikna edecek ve onları kazanacak bir kişi bırakmasıdır.

Safter TANIK
Safter TANIKsaftertanik@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments