SİYASİ TÜRKÇÜLÜK

Bu haber 31 Ekim 2013 - 18:05 'de eklendi ve 1.213 kez görüntülendi.

Doğrusu bizim başbakanın konuşmalarına artık akıl erdirmek mümkün değil! Kabul etmek lâzım ki, adına osmanlıca da diyebileceğimiz  özellikle Anadolu türkçesini, gramer kaidelerine kadar en  güzel kullananlardan birisi Tayyip Bey’dir. Esasında bildiğini bilmediğine karıştırmasa  sırf Türkçesi için kendinlerini dinleyebirim. Çok da zevkli olur; çünkü Allah vergisi olan hitâbeti   maaşallah çok iyi.. Doğrusu hakkını yiyip haramzade olmanın da çok manası  yoktur. Bu kadar düzgün türkçe konuşmak  gerçi türkçülüğün  dikâlâsıdır ama  şimdilik bunu geçerek biraz “Siyasi Türkçülük”ü açalım. 

Ali BADEMCİ

Ali BADEMCİ

 

Ülkeyi idâre eden en önemli makam  sâhibinin ”En büyük düşman” ilân ettiği  şey herhalde memlekette bütün belâların kaynağı,geri kalmışlığımızın sebebi,terörün ta kendisidir.. Başka bir yorum getirmek mümkün değildir. Çünkü karşılığında onun gibi en büyük düşman edilen “Kürtçülük”; bir lideri ve partisi olan,ilklegal faaliyetleri bulunan,Kandil denilen karargâhta  adeta ordu barındıran; geride kalan 30 yılda 30 bin insanın heder olmasına sebeb olan,uluslararası uyuşturucu ticaretinin finanse ettiği ve yine Avrupa birliği ve daha başka dış ülkeler tarafından da  siyasi-lojistik destek gören  bir kuruluş var…Öyle değil mi?Ama müsaade ederseniz şu siyasi türkçülüğün  biraz tarihine de bakalım..

 

Bildiğimiz gibi Osmanlı Devleti bir imparatıorluktu.Bu büyük devlet yükselme devrinde Avrupa-Asya-Afrika kıtaları üzerinde sanırım 22 bin kilometrekare büyüklüğünde devasa topraklara sahipti.Bu devlet herşeyi ile “Türk”olan bir devletti.Şu anda bu devleti “Anasır “devleti sanan başbakan ve gibiler  hanedanın hahatta bulunan mensuplarına baksın ve ondan sonra o lâflarla konuşsunlar..Devletin resmi dili Selçuklu ve Timur’un Çağatay İmparatorluğu  gibi “Farsça”değil türkçeydi.Gerçi Selçuklu’nun  farsçası ile Emir Timur’un Samanoğulları’ndan gelen fars kökenli, tacikçesini  gerçek İrani’ler abanlamıyorlardı ki bugün de böyledir.Tabir yerinde ise o farsça da “Türk Farsçası” gibi.Yani bizim “Osmanlıca”nın  Arapça olmaması da öyle..Hiçbir Osmanlı padişahı türklüğü İle öğünmemezlik etmediği gibi türk menşeyli olamayan ricalin dahi türklükle bir problemi tesbit edilememişitir.Bir Osmanlı âlimi olan İdrsi-i Bitlisi ve yine Osmanlı olmasının ötesinde Safevî bağlantısını da iyi bildiğimiz  Şerefhan bu hususa verilecek en canlı örneklerdir.İşin  ilgi çekici yanı “Siyasi kürtçülüğün önderi” kabul edilen bu şahıs “Şerefname”de aynı Apo ghibi KürtlerEe ağır hakaretler savurmaktadır.Neyse..

 

Bizim devlet duraklama devrinde kan kaybedip gerileme devrine  girince  yaprak dökümü de  başlamışt.Saraydan vüzereya,medreselerden  orduya, hülasa devaire   kadar çarelerlar aranmaya başlamış ve bu arayışilar tıpkı şimdiki gibi adeta yabancıların gözetiminde ve yol göstericilğinde olmuştur.Zaten toplumda  buraların dışında düşünecek insan yani aydın da yoktu.İşte önce tanzimat sonra  ıslahat dediğimiz düzenlemeler bu arayışların sonucudur.Şöyle bir bakın çok değişen bir şey yoktur..Yani ha öncekiler ha sonrakiler..Galip çıkltığımız Kırım Harbi sonunda ıslahat hareketlerinde özellikle “hiristiyan azınlıklar” hususunda diretmeler vardı ama bundan sonra Lozan’da çözülmüş sanılan bu  talep ve diretmelerin bugüne kadar sonu gelmemiştir.Gerçi bu işlerin son muhatabı dersini iyi çalışmışa benziyor ki bu husus feveranı ve telâşından açıkça görülmektedir.Şuraya varmak istiyorum ki bu  başbakanın “Siyasi Türkçülük” diyerek önüne bir kulp taktığı    Türkçülük işte devletimizin  bu bunalımlı yıllarında bizzat takdir ettiklerı II.Abdülhamid Han zamannında önce saraydan neşet etmiştir. Macar bilim adamı şarkiyatçı ve Türkolog Vambery’i  saraya davet edip konuşan,çare olur mu diye  refaranslarla,Osmanlı devlet adamı veya bir derviş sıfatiyle Orta Asya’ya gönderen bizzat Sultan Abdülhamid’tir.Çünkü Macar İlimler Akademisi ona sadece Osmanlı İstanbul’u  görevini tevdii etmişti.Sünni bir derviş kılığında Vambery’in İran-Türkmenistan-Türkistan  seyahatında yaptığı tesbitler bugün bile geçerliliğini korumaktadır.İşte  tam bu zaman sonrasında Amerikalı gazateci Macc Gahan’ın  Hıyve’nin hunharza Çarlık tarafından istilasına şehâdet etmesiyle Asya’da bir Türk gerçeğinin ortaya çıkması ,bizde ilk Türkçüler denilen  Ali Suavi-Necip Asım-Azerbycanlı Hüseyinzade Ali Bey zayıf ta olsa bir ilgi yaratmışlar; hatta Suavi “Hıyve” diye bir de kitap yazmtır.Rus Meşrutiyeti öncesi veya sonrasında da Çarlık topraklarında   ve Kırım-İdil Tatarları kontrolünde Gaspralı İsmail  Ve Yusuf Akçura’n ın çalışmalarını biliyıoruz.Ağaoğlu  Ahmet ve Akçuralı  vasıtasiyle İstanbul’u da tesiri altında alan bu hareket işte Türkçülüğün ta kendiydi.

 

Orta Asya dönüşünde Vambrey’e İngilizler el atmış ve onun tesbit ettiği gayet ciddi ve ilmi bilgilerden faydalanarak Rusya’da bir Türkçülük tasarladıkları zaman 2.Meşrutiyet öncesi Türkiyesinde  bu görüşlere rağbet edenlerin sayısı artmamıştır.Hatta bu ekolu devam ettiren Ağaoğluı Akmet,Akçujralı Yusuf ve Ziya Gökalp’in fiilen destekledikleri İttihat Terakki partisi Balkan Savaşı’ndan sonra tam olarak iktidara oturduğu halde yine de  diğer unusurların canını sıkacak bir Türkçülük yoluna gidilmemiştir.1.Cihan Savaşı handikabı devlet-hükümet ve aydınlarımız üzerinde İttihad-ı Türk,İttihad-ı İslâm ve İttihad-ı Anasır olamak üzere  üç cerayanın ortaya çıkmasına sebeb olmuşsa da  son ana kadar “Anasır” siyâseti ağır basmış Türkler nezdinde bile en zayıf kalan cerayan  ne yazık ki “Türkçülük”olmuştur.

 

İşte kısaca türkçülüğün tarihi budur.Bizim başbakan serdettiği bilgileri nasıl ve nereden edinmiştir ki   “Siyasi Türkçülük”ten bahsetmektedir.Her insanın yaradılışında olan mensup olduğu mİlleti sevmenin bir Türk olarak adı ne olur,nasıl ifâde edilir bilmiyorum ama  herhalde “türkçülük”den başka tanım  bulm ak mümkün değildir.Başbakanımızın neyi kasdettiği çok belli değil ama zamanın İngizlerinin Vambrey’e yaptırtdığı,Çarlığın da Gaspralı’ya müsaade ettiği kültürle siyasetin karıştığı Türkçülük  ise, bunu bizim Anadolu’da bilen bile yoktur. Cumhuriuyet döneminde ise  Bolşeviklerle olan malüm münasebetlerimiz yüzünden böyle bir şeyden bahsetmek mümkün değildir.İsmet Paşa devrinde Türkçüler yargılanmış,Menderes devrinde cemiyetleri kapatılnmış  12 eylül’de  ise Türkçülükle mücadele ettiği için başa  Özal getirmiştir.

 

Lafı biraz uzakttık ama Allah rızası için bizim  başbakanın  düşman ilân ettiği  ve tehlikede  kürtçülükle eş tuttuğu “ Siyasi Türklçülüğün”,bırakın emarelerini muhatapları veya mensupları kimlerdir?Bir siysi islamdan bahsedilebiliyor:İslâm şeriatının  devlete uygulanması..Örnekleri de var..İleride beride temsil eden örgütleri de mevcut..Hatta ABD’nin icâd ettiği bir “Ilımlı İslâm” var ki  resmen ve fiilen yabancı güdünümnün birinci basamağının  Hırtistiyan hakimiyetinin  “Suudi “versiyonudur,ki çok kullanılmış ve eskimiştir.

Yanılmıyorsam sayın Başbakan başka bir şeyi kasdediyorlar. Tahmin edelim mi diyorum ama  koskoca başbakan söylediğini bilmez mi?Yâni “arife tarif mi gerekli”..Sanıyorum “Irk” ve “Irkçılık”ile kafayı bozmuşlar..Birgün de bunu yazalım..

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments