Bunlar mı haydut (1)

Ahmet B.KARABACAK

BEN DE ÜLKÜCÜYÜM AMA…

Ertuğrul Subaşı

TÜRKİYE SİYASETİ ÜZERİNE IV

Bu haber 21 Mayıs 2019 - 16:51 'de eklendi ve 770 kez görüntülendi.

Ali BADEMCİ

       alibademci@gmail.com

ABD ilk tesbitin doğru olduğuna inanmıştı, ki   15 Temmuz 2016 kalkışması yaşandı! Bu olay üzerinde dikkatle çalışma yapılması gereken, Türk siyaset tarihinde  önemli bir sosyolojik olgudur. Şerif Mardin Hoca  menfur  olay vukuumdan kısa süre önce  Tayyip Erdoğan’ın, Türk siyaset tarihinde ilk olarak “Nakşilik” karşısında bir set oluşturduğunu yazmıştı. Bu tesbit çok önemlidir, çünkü Menemen olayı da, Şeyh Sait İsyanı da, Gülen Kalkışması da    birbirinin benzeri Nakşi  kalkışmaları ve siyaset dizaynıdır, ipler dışarının elindedir. İlk olay Avrupa, ikinci İngiliz, üçüncü de ABD tezgâhıdır. Bilemediğimiz ve masum sandığımız Nakşilik’ın ilk olayı  modern anlamda ilk Türk milliyetçisi Uluğ Bey’in  kendi oğlu Muhammed’e  Şeyh Ubeydulleh Ahrar tarafından öldürtülmesidir. O zamandan bugüne  İslâm coğrafyasında  benzer hareketlerin sayısı bir hayli fazladır. Günümüzde  Nakşilik yelpazesi o kadar geniştir ki  modern siyonizm Sebataislik bile işin içindedir  ve başı çekmektedir. 15 Temmuz ile  tamamen deşifre olan bu din görünümlü siyasi hareket  çok iyi tanınmalıdır.

TÜRKİYE SİYASETİ ÜZERİNE IV

İlginçtir ki Abdullah Gül’ü istemeyenler, süresi biterken ondan ayrılmak  istemeyenler oldular. Demek Gül rejim ve zinde güçlerle kısa zamanda  barışık duruma gelmişti. Yine ilginç  işlerden birisi Gülen Cemaati’nin  yükselişi idi! Devlet adamları ve siyasette parlamak isteyenler onunla görüşmek için ta ABD’ye kadar gidip  biat sırasına giriyorlardı. Bu işte klâsik sağ-sol değerlendirilmesi aşılmış Cemaat  adamı olmak her türlü ideolojik davranış ve tutkulara tercih edilmişti! Bu ilgi resimleri Gülen’e öyle bir itibar sağladı ki  Türk devlet idaresinde bürokrasi tamamen  cemaatleşti, daha önceki yıllarda   dini görüşlerin sızma şeklinde girdiği TSK’da da artık  engel kalmamıştı! Anlaşılan odur ki bütün bu gizli kapaklı işleri  bilinmeyen bir el veya eller ayarlıyordu Öyle söylendiği gibi işin uzun yılların birikimi ile alâkası yoktur!

Hemen hemen on yıl AKP’li iktidarlar  Gülen Cemaati’nin   önlenemez yükselişini kendileri için bir tehlike olarak görmediler. İktidar mensupları da  Gülen Cemaati gibi koyu İslâmi geleneklerden geldiği için ayrı ayrı siyaset olmayacağını  sanarak büyük yanılgıya düştüler. Halbûki  bütün İslâmi cemaatler  taşma seviyesinin üstüne kadar siyaset yüklüydü; bu tarihi gerçeği değiştirmek mümkün değildi. İktidar yıllarının başında AKP için referans olan Gülen Hareketi  gücün doruğuna vardığı zaman elbette  iktidarı ele almaya  çalışacaktı. Tayyip Erdoğan bile  aldatıldığını itiraf etmek sûretiyle bu gerçeği göremediğini  ortaya koymuştur.

Önceleri  zinde güçler nazarında  daha tehlikeli sanılan  Abdullah Gül  dört beş yıl içinde   bu hali Tayyip Erdoğan’a  devretmişti.  Gül, Erdoğan’ın hiç de kabul etmediği bir tarzda  İslâmi düşünceden ziyade   geniş aydın tabakalarının tasvibine yönelik resimler veriyor, böylece gün geçtikçe Erdoğan’dan uzaklaşıyordu! Erdoğan  geldiği çizgiden sapmadan ve herkesin hoşuna gidecek  işler yapmadan  kendi dünyasının iktidarı düşünyordu. Yine yıllar sonra  itiraf ettiği üzere  bu işte maalesef yanlızdı! İşte böyle kör- topal oyununda Gül’ün süresi doldu ve Tayyip Erdoğan 25 Ağustos 2014’de  halkoyu  ile 12.Cumhurbaşkanı seçildi!

Tayyip Erdoğan’ın  Cumhurbaşkanı olması kesinlikle Türkiye’de eni bir dönemin  başlangıcıydı. 1 Kasım 2015 seçimlerinin  %49.49  oranı ile AKP’nin zaferi ile sonuçlanması elbette  partili cumhurbaşkanı ve yarı başkanlık da olsa başkanlık sisteminin  kapılarını aralıyordu. Fakat hepsinden önemlisi Şerif Mardin’in  Amerika’da, “2015 seçimlerini AKP’nin kazanması Kemalizm’in zaferidir” tesbitini içeren bir yazı yazmasıdır. Alışılmışlığın dışında  devlet başkanının  hiç de sanıldığı gibi olmadığı anlaşılıyordu. Mardindaha da ileri giderek  yine ABD’de de  Erdoğan’ın  “Nakşilik”karşısında sağlam bir set oluşturduğu kesin olarak aydınların dğüşüncelerini  tekzib ediyordu. Biz  Hoca’nın bu görüşlerine  çok çok önem veriyoruz!

Devlet Başkanı İslâmi bir iklimde yetişmişti, onu köktendincilikle  eşleştiren aydın görüşleri Mardin’e göre  sanki göstermelikti! Hâlâ  inanmak zordur ama gün geçtikçe Hoca’nın görüşlerinin haklılığı  ortaya çıkıyordu! İdeolojik çizgide Tayyip Bey’de ağırlıklı olarak “Büyük Doğu” görüşleri hâkimdi! Fakat eğer doğruluğu tesbşit edilirse  bu düçünceler üzerine  “Kemalizm”in  bina edilmesi hiç de alışılmış  değerlendirmelerden değildi! Öyle anlaşılıyordu ki sanki Tayyip Erdoğan çocukluğundan itibaren böyle yetiştirilmiş biriydi! Bunun yanında   dünya siyasetinde “Türkçü” görüşler  biraz çiğ düşüyordu! O sebeble ve bu doğrultuda  Erdoğan’ın çıkışları da oldu! Acaba hangisi doğruydu ve  bu iki şahsiyetten hangisi Erdoğan’dı!

ABD ilk tesbitin doğru olduğuna inanmıştı, ki   15 Temmuz 2016 kalkışması yaşandı! Bu olay üzerinde dikkatle çalışma yapılması gereken, Türk siyaset tarihinde  önemli bir sosyolojik olgudur. Şerif Mardin Hoca  menfur  olay vukuundan kısa süre önce  Tayyip Erdoğan’ın, Türk siyaset tarihinde ilk olarak “Nakşilik” karşısında bir set oluşturduğunu yazmıştı. Bu tesbit çok önemlidir, çünkü Menemen olayı da, Şeyh Sait İsyanı da, Gülen Kalkışması da    birbirinin benzeri Nakşi  kalkışmaları ve siyaset dizaynıdır, ipler dışarının elindedir. İlk olay Avrupa, ikinci İngiliz, üçüncü de ABD tezgâhıdır. Bilemediğimiz ve masum sandığımız Nakşilik’ın ilk olayı  modern anlamda ilk Türk milliyetçisi Uluğ Bey’in  kendi oğlu Muhammed’e  Şeyh Ubeydulleh Ahrar tarafından öldürtülmesidir. O zamandan bugüne  İslâm coğrafyasında  benzer hareketlerin sayısı bir hayli fazladır. Günümüzde  Nakşilik yelpazesi o kadar geniştir ki  modern siyonizm Sebataislik bile işin içindedir  ve başı çekmektedir. 15 Temmuz ile  tamamen deşifre olan bu din görünümlü siyasi hareket  çok iyi tanınmalıdır. (Devam edecek)

Hoşçakalın.

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments