EKMEĞE DAİR

Efendi Barutçu

MHP’LI GÜNAL: TSK YIPRATILIYOR, MILLI SAVUNMAMIZ ZAYIFLATILIYOR!

Bu haber 13 Kasım 2013 - 19:03 'de eklendi ve 730 kez görüntülendi.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal “AKP Hükümetinin sınırlardaki toprakları ve askeri yasak bölgeleri gündemine almasının yeni rant alanları yaratma çabasının bir uzantısı olduğunu söyledi. ”

mehmetgunal

Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın 2014 Yılı Bütçelerinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan görüşmeleri esnasında söz alan MHP Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet GÜNAL; TSK’nın psikolojik harekatla yıpratıldığını ve dolayısıyla görevli subayların tutuklu olması nedeniyle birçok milli savunma projesinin akamete uğradığını, Çin’den alınacak füze sistemini desteklediklerini söyledi. AB ve İçişleri Bakanlığının yetkisiz olarak mayın temizleme projesine giriştiğini, Milli Savunma Bakanlığı ve TSK’nın bilgisi dışında böyle bir proje yapılmasının doğru olmadığını belirten Günal, sınır güvenliğimizin yabancılara terk edilmemesi gerektiğini söyledi. Askeri yasak bölgelerle ilgili çalışmaları dikkatle izlediklerini ifade eden Günal, AKP Hükümetinin sınırlardaki toprakları ve askeri yasak bölgeleri gündemine almasının yeni rant alanları yaratma çabasının bir uzantısı olduğunu söyledi.

 Günal’ın konuşmasının özeti şöyle:

Ordu Psikolojik Harekatla Yıpratılıyor! Milli Projeler İptal Ediliyor!

Ülkemizin savunması açısından önemli bir bütçeyi görüşüyoruz. Söylemeden geçemeyeceğim çünkü bu bölgede “güçlü ordu, güçlü ekonomi” diye yazılan söylemleri, sloganları küçümseyerek birtakım psikolojik harekâtların içeriden, dışarıdan yapıldığını izliyoruz. Sapla samanın birbiriyle karıştığı bir ortamdayız maalesef ve bu sisli ortamda da her şey farklı yerlere doğru çekilebiliyor. Neden? Birkaç gazetede yer alan haberlere göre, tutuklamalar sonucunda, Milgem Projesi, Uçak Projesi, kripto sistemi gibi 1990’lı yıllarda başlayan millileştirme projelerinin projelerde görevli subayların bir kısmının içeride olması nedeniyle akamete uğradığını söyleniyor. Onun dışında daha önce TÜBİTAK’ta, ASELSAN’da, HAVELSAN’da birtakım projelerin bazı nedenlerle akamete uğradığını duyduk. Ama ASELSAN’daki uzmanların, projede çalışanların Allah’ın işi nasıl olduysa arka arkaya intihar etmelerinin arkası maalesef aydınlatılamadı. Bütün bu milli projelerde zayıflama olması bu bütçeyi buruk bir şekilde görüşmemize neden oluyor. Bu çerçevede, Çin’den füze sisteminin temin ediliyor olması, hele hele yerli üretime destek olabilecek bir know-how geliyorsa onun arkasında durmak hepimizin boynunun borcudur. Hatta iktidar olarak sizi sıkıştırıyorlarsa gerekçeleri nedir, söyleyin muhalefet olarak bu projenin arkasında duralım. NATO’nun savunma konseptine, diğer teknik donanıma uygun olmadığı söyleniyor, ancak Rusya’nınkiler uygun mu bilmiyorum, onlar birçok Avrupa Birliği üyesi, NATO üyesi ülkelerde kullanılıyor. Böyle bir millî gereklilik çerçevesinde alınmış bir kararsa arkasında hep birlikte durmamız gerektiği kanaatindeyim. Özellikle milli gemi projesindeki akameti ben merak ediyorum, çünkü denizcilikle ilgili gelişmeler önemli. Nasıl oluyor da denizcilikle ilgili birimler deniz kuvvetleri bir ihtilal teşebbüsünde bulunur hâlâ anlayabilmiş değilim. Çünkü İstanbul’daki birimlerin Ankara’daki ihtilale ne katkısı olur anlayamıyorum; bu kadar deniz kuvvetleri subayı neden içeridedir? Ben hâlâ çözemedim! Onun için bu denizcilikle ilgili projelerin bizim kıta sahanlığımızla ilgili birtakım hususları, hatta Montrö Sözleşmesi’ni, hatta Karadeniz’deki dolaşımları da ilgilendirdiğini düşündüğüm için bu konularda kafamızın karışık olduğunu ve biraz bilgiye ihtiyacımız olduğunu söylemekle yetiniyorum. Özellikle de diğer kriptolojiyle ilgili çalışmaların da daha önce entegre bir şekilde devam ettiğini, TÜBİTAK bünyesinde de bazı çalışmaların yapıldığını biliyorum ama buralarda da aksama oldu mu, olmadı mı açıkçası merak ediyorum. Çünkü son zamanlarda biliyorsunuz “Bütün devlet kurumları, birimleri hatta bakanlar, başbakanlar dinleniyor, izleniyor.” diyorlar. Bu ortamda daha güvenli bir şekilde millî yazılımlar tabii ki vardır, “Kendi aramızdaki haberleşmede kullanıyoruz.” dedi komutan ama bunun genel kamu kurumlarıyla da entegre olması ve askerî teknolojinin buralarda da uygulanması gerekir.

AB Mayın Temizleme İşine de El Atmış!

Diğer bir husus, İçişleri Bakanlığının, eskiden bir proje uygulama müdürlüğü varmış, 2008’de adı değişmiş ve entegre sınır yönetimi olmuş. Bu birimin bir AB projesi ilanı var 50 küsur milyon euro’luk. Projenin adı Türkiye’nin Doğu Sınırlarında Sınır Gözetleme Kapasitesinin Artırılması ve Mayın Temizlemesi Projesi. Şaşırdım, hem AB projesi hem de İçişleri Bakanlığında ve de mayın temizleme Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesiyle ilgili konuda. Yani biz burada üç, dört ay Komisyonda kavga ettik, Genel Kurulda üç hafta boyunca tartıştık, Allah’tan Anayasa Mahkemesi o iki maddenin yürütmesini durdurdu, sonra iptal etti. Normal şartlarda 2014 Nisanına yetişmesi gerekiyordu Ottowa Sözleşmesi gereği, maalesef o bile yapılmadı ama şimdi, siz bu işin neresindesiniz? Millî Savunmanın, Genel Kurmayın olmadığı bir mayın temizleme nasıl olur? İçişlerinin de değil AB projesi! Ben anlayamadım. Doğu sınırlarının güvenliği de artık AB’ye mi havale ediliyor? Öbür tarafta bu kanun çıkarken ben arkadaşlara önerdim, burada olan komutanlarımız varsa bilirler, bunun mayın temizleme karşılığı verilmemesi gerektiğini, Türkiye’nin genel bir mayın temizleme kanunu çıkarması gerektiğini. Buna ilişkin de bir mayın komitesi kurulacaktı, bu çerçevede de ihaleler yapılacaktı. Şimdi, ihalesiz yapılıyor ve Avrupa Birliği bizim sınır güvenliğimizi düşünür hâle gelmiş. Bununla ilgili proje kredisi veriyor, biraz açıkçası garibime gitti.

AKP Sınırlarımızı Yabancılara mı Emanet Ediyor?

Neden garibime gitti? Sabahleyin Orman Bakanımız, dün Tarım Bakanımız varken ona da sordum. Başka bir şey daha gördüm, TİGEM Ermenistan-İran-Nahçıvan sınırında Kâzım Karabekir Çiftliği’ni 30 yıllığına kiraya veriyor. Şimdi kafam karışıyor benim Sayın Bakanım, 2015 geliyor Ermeni iddiaları var, Ermenilerin oradan toprak iddiası var, bir bakıyorum Suriye’den daha mayın sınırı, sözde Batı Kürdistan, PYD tartışmalarından kurtulamamışken bu sefer dönüyorum doğuya Avrupa Birliği Mayın Temizleme Projesi var. Bu nasıl bir şeydir ben anlamadım. Yani bunu sizlerin yapıyor olmanız lazım,  varsa bir proje de içinde olmanız lazım, çünkü geçmişteki o sürecin nasıl işlediğini biliyoruz. Halâ o ihaleler tamamlanıp da adam gibi sınırı da temizleyebilmişliğimiz yok. Sınır güvenliğimiz bu anlamda önemlidir diye düşünüyorum.

AKP’nin Yeni Rant Alanı Askeri Yasak Bölgeler mi?

Haberleri izlerken askerî yasak bölgelerle ilgili bu sefer birtakım çalışmaların olduğunu duydum. Yani sizden yasak bölgelerin derecesine göre dökümünü istemişler. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü de oturuyor onlara şerh düşüyor. Vallahi ben bu Hükûmetin rantsal dönüşüm projelerinden bıktığım için, bir haber okudum, içime bir kurt düştü. Bir yetkili diyor ki: “Ya kardeşim -yetkili dediğim üst düzey yani Hükûmetinizin yetkilisi- bu harp okulunun etrafı eskiden şu kadar konmuş, şimdi buna ne gerek var?” Sanki Çukurambar’daki, oradaki, buradaki, Eskişehir yolundaki yetmemiş gibi şimdi burası mı gidecek? Yani askerî yasak bölgelerin tabii ki ülkemizin çıkarına kullanılması, varsa bir şey buralarda elden geçmesi önemli ama arka arkaya yok Ceylanpınar’da şu proje var diye demin Orman ve Su İşleri Bakanımıza sorduk “Su endüstrisi kapsamında su enstitüsüyle ilgili Ceylanpınar’da bir proje daha var.” dedi. Bunları bir araya getirdiğim zaman hem sınır güvenliği konusunda hem de bu bölgeye müdahaleler konusunda kafamda soru işaretleri oluşuyor. Hem mayın temizlenmesi hem bu çiftliklerin verilmesi hem aşağıdaki ihalelerin yapılamamış olması hepsi birbirine karışmış durumda. Bu konularda bilgilendirilmeyi bekliyoruz. Bazı askerî yasak bölgeler sınıflandırmada üçten ikiye, ikiden bire mi düşürülüyor? Gerçekten böyle bir çalışma mı var? Buradaki maksat nedir? Ülkemizin güvenliği açısından bu hususlar önemlidir ve hassasiyet gösterilmelidir!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments