ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

Bahçeli: “Onlar, Türkiye Cumhuriyeti polisleridir”

Bu haber 21 Mart 2014 - 22:48 'de eklendi ve 548 kez görüntülendi.

HaberRes_34198

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçimlerde sandık görevlilerine büyük sorumluluklar düştüğünü belirterek, “Geçmiş dönemlerden edindiğimiz tecrübeye dayanarak sandıklarda sayım sırasında önemli oyunlar oynanmaktadır.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçimlerde sandık görevlilerine büyük sorumluluklar düştüğünü belirterek, “Geçmiş dönemlerden edindiğimiz tecrübeye dayanarak sandıklarda sayım sırasında önemli oyunlar oynanmaktadır. Eğer bir an ihmal gösterseniz birisi gelse sayılan oyların başına veya sonuna bir ilave yapmış olsa 10 bin oy, sayımda tutanaklara 110 bin oy olarak geçer. Bu, önemli bir rakamdır” dedi.

Iğdır‘da, partisince Belediye Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuşan Bahçeli, yerel seçimlerde tüm siyasi partilere ve adaylarına başarılar diledi.

Seçimlere 25 partinin katılacağını hatırlatan Bahçeli, şöyle devam etti:

“Demokrasimizin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerimizden birisiMHP‘dir. MHP, kuruluşunun 45’inci yıl dönümünü kutlamaktadır. Böyle önemli bir yıl dönümünde seçimlere katılmaktadır. MHP, ülkenin gelenekli ve köklü bir siyasi kurumu olarak Türk siyasetinde herkesin hayranlıkla baktığı güzide bir yeri olan siyasi partidir. MHP, önce Ankara ve Kayseri, sonraİstanbul olmak üzere milletiyle buluşmuş, tanışmış ve bütün siyasi partilerden önce hazırlıklarını tamamlayarak yola çıkmıştır. Bugün gelinen mesafe, zaferi işaret etmektedir. Yerel seçimler, aynı zamanda milli iradenin geleceğinin yeniden belirlenmesi için hayırlı bir başlangıçtır. Seçimlerde sandık görevlilerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Geçmiş dönemlerden edindiğimiz tecrübeye dayanarak sandıklarda sayım sırasında önemli oyunlar oynanmaktadır. Eğer bir an ihmal gösterseniz birisi gelse sayılan oyların başına veya sonuna bir ilave yapmış olsa 10 bin oy, sayımda tutanaklara 110 bin oy olarak geçer. Bu, önemli bir rakamdır. Bazı sandıklarda bu tekrarlanırsa seçimi, emeği olmayan, çalıntı bir ruhla haksız rekabetle birileri kazanır, kazandıktan sonra hileyi alışkanlık haline, çalmayı alışkanlık haline getirir, Türkiye‘yi soyup soğana çevirir. Bu yüzden dikkat etmeniz gerekiyor.”

– “Açlık sınırı demek, her akşam aç yatmak demektir”

Bahçeli, Türkiye‘de 44 milyon kişinin yoksulluk, 13 milyon vatandaşın da açlık sınırının altında yaşadığını savundu.

Ak Parti hükümetleri döneminde, Türkiye‘de insanların sadece açlıkta birlik olduğunu ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:

“Açlık sınırı ne demek? Açlık sınırı demek, her akşam aç yatmak demektir. Açlık sınırı, evdeki çocukların isteklerini yerine getirememenin üzüntüsü demektir. Açlık sınırı, evdeki hanımefendinin, ‘Bir elbise de bana al getir’ diyerek, eşinin getiremediği acı gündür. Açlık sınırı, bir yevmiye ile çalışan, üç gün aç yatan, üç gün çalışmışsa o gün bayram eden bu milletin aziz evladıdır. Doğulusu, batılısı, güneyde veya kuzeydeki de odur. Hangi etnik grupta olursa olsun, hangi mezhepten olursa olsun, odur. Onlar bu milletin aziz evlatlarıdır. Bu AKP iktidarı döneminde sadece açlıkta birlik olmuşlardır. Açlık sınırının artması nedeniyle aile huzuru bozulmuş, kadın cinayetleri ile boşanmalar da buna bağlı olarak artmıştır.

Türkiye‘de yolsuzluk artmıştır, haram üzerinden para kazanılmaktadır. Bugün yolsuzluk ve rüşvetin 95’inci günüdür. 17 Aralık tarihinde başlayan bir soruşturmanın sonucunda 41 kişi, bu iktidarın bakanı ve çocukları, bu iktidarların bürokratları, bu iktidar döneminde haram üzerinde para kazanan, iktidardan beslenen, şerefsizce bir servete sahip olan iş adamları var. 17 Aralık’tan sonra da hepimizin aklına gelmeyen bir olay var. Bugün bu olayın adı, ayakkabı kutusu olmuştur. Yıllarca Yalın ayak gezen, lastik çarık alan, dağ bayır okula giden evlatlarımız 15-16 yaşına geldiği zaman bir kundura almaya babasının imkanı olduğunda o kunduranın bir kutuya sarılıp eve gelmesi durumunda ayakkabı kutusunu görmüştür, içinde her zaman zannetmiştir ki bu ayakkabı kutusunda ayakkabı var ama şimdi, 2013 yılında ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar var.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçimlerde sandık görevlilerine büyük sorumluluklar düştüğünü belirterek, “Geçmiş dönemlerden edindiğimiz tecrübeye dayanarak sandıklarda sayım sırasında önemli oyunlar oynanmaktadır. Eğer bir an ihmal gösterseniz birisi gelse sayılan oyların başına veya sonuna bir ilave yapmış olsa 10 bin oy, sayımda tutanaklara 110 bin oy olarak geçer. Bu, önemli bir rakamdır” dedi.

Iğdır’da, partisince Belediye Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuşan Bahçeli, yerel seçimlerde tüm siyasi partilere ve adaylarına başarılar diledi.
Seçimlere 25 partinin katılacağını hatırlatan Bahçeli, şöyle devam etti:
“Demokrasimizin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerimizden birisi MHP’dir. MHP, kuruluşunun 45’inci yıl dönümünü kutlamaktadır. Böyle önemli bir yıl dönümünde seçimlere katılmaktadır. MHP, ülkenin gelenekli ve köklü bir siyasi kurumu olarak Türk siyasetinde herkesin hayranlıkla baktığı güzide bir yeri olan siyasi partidir. MHP, önce Ankara ve Kayseri, sonra İstanbul olmak üzere milletiyle buluşmuş, tanışmış ve bütün siyasi partilerden önce hazırlıklarını tamamlayarak yola çıkmıştır. Bugün gelinen mesafe, zaferi işaret etmektedir. Yerel seçimler, aynı zamanda milli iradenin geleceğinin yeniden belirlenmesi için hayırlı bir başlangıçtır. Seçimlerde sandık görevlilerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Geçmiş dönemlerden edindiğimiz tecrübeye dayanarak sandıklarda sayım sırasında önemli oyunlar oynanmaktadır. Eğer bir an ihmal gösterseniz birisi gelse sayılan oyların başına veya sonuna bir ilave yapmış olsa 10 bin oy, sayımda tutanaklara 110 bin oy olarak geçer. Bu, önemli bir rakamdır. Bazı sandıklarda bu tekrarlanırsa seçimi, emeği olmayan, çalıntı bir ruhla haksız rekabetle birileri kazanır, kazandıktan sonra hileyi alışkanlık haline, çalmayı alışkanlık haline getirir, Türkiye’yi soyup soğana çevirir. Bu yüzden dikkat etmeniz gerekiyor.”
– “Açlık sınırı demek, her akşam aç yatmak demektir”
Bahçeli, Türkiye’de 44 milyon kişinin yoksulluk, 13 milyon vatandaşın da açlık sınırının altında yaşadığını savundu.
Ak Parti hükümetleri döneminde, Türkiye’de insanların sadece açlıkta birlik olduğunu ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:
“Açlık sınırı ne demek? Açlık sınırı demek, her akşam aç yatmak demektir. Açlık sınırı, evdeki çocukların isteklerini yerine getirememenin üzüntüsü demektir. Açlık sınırı, evdeki hanımefendinin, ‘Bir elbise de bana al getir’ diyerek, eşinin getiremediği acı gündür. Açlık sınırı, bir yevmiye ile çalışan, üç gün aç yatan, üç gün çalışmışsa o gün bayram eden bu milletin aziz evladıdır. Doğulusu, batılısı, güneyde veya kuzeydeki de odur. Hangi etnik grupta olursa olsun, hangi mezhepten olursa olsun, odur. Onlar bu milletin aziz evlatlarıdır. Bu AKP iktidarı döneminde sadece açlıkta birlik olmuşlardır. Açlık sınırının artması nedeniyle aile huzuru bozulmuş, kadın cinayetleri ile boşanmalar da buna bağlı olarak artmıştır.
Türkiye’de yolsuzluk artmıştır, haram üzerinden para kazanılmaktadır. Bugün yolsuzluk ve rüşvetin 95’inci günüdür. 17 Aralık tarihinde başlayan bir soruşturmanın sonucunda 41 kişi, bu iktidarın bakanı ve çocukları, bu iktidarların bürokratları, bu iktidar döneminde haram üzerinde para kazanan, iktidardan beslenen, şerefsizce bir servete sahip olan iş adamları var. 17 Aralık’tan sonra da hepimizin aklına gelmeyen bir olay var. Bugün bu olayın adı, ayakkabı kutusu olmuştur. Yıllarca Yalın ayak gezen, lastik çarık alan, dağ bayır okula giden evlatlarımız 15-16 yaşına geldiği zaman bir kundura almaya babasının imkanı olduğunda o kunduranın bir kutuya sarılıp eve gelmesi durumunda ayakkabı kutusunu görmüştür, içinde her zaman zannetmiştir ki bu ayakkabı kutusunda ayakkabı var ama şimdi, 2013 yılında ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar var.”
– “Onlar Türkiye Cumhuriyeti polisleridir”
Bahçeli, görev yerleri değiştirilen polislerin ailelerinin perişan olduğunu öne sürdü.
Onların darmadağın edilemeyeceğini dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:
“Sen Recep Tayyip Erdoğan’sın, onlar Türkiye Cumhuriyeti polisleridir. Bütün bunları yaparken Sayın Recep Tayyip Erdoğan artık sen bittin, senin siyasi ömrün tükendi, istenmeyen adam olarak görünüyorsun. Yolsuzluğu gizleyemezsin, ne yaparsan yap, bu gerçek mutlaka ortaya çıkacaktır. Cenab-ı Allah bir nasip etse, MHP bir iktidar olsa, senin yedi göbeğinden hesap sormazsam namerdim. 650 defa yurt dışına gitmişsin. Sayısız ülkelerde gezip dolaştın. Eğer bunları yaptıktan Sonra Bir Gün bu ülkelere gitmiş olsan, gelip tıpış tıpış yargıya teslim etmezsem namerdim. Onun için kaçacak yerin de yok. Kimseye iftira etme. Partinin adı, Adalet ve Kalkınma Partisiydi, her parti ilk harfleriyle telaffuz ediliyordu ve sen AKP denilmesine karşı çıktın ‘Ak Parti’ dedin. Demek ki yolsuzluğun, rüşvetin adam kayırmanın, hırsızlığın üstünü örtmek için beyaz bir Amerikan bezini üstüne sermişsin, onun altında kap kara işler yapıyorsun. Şimdi artık Ak Parti denmiyor, vaatlerini yerine getiremediğin için bu dinamik genç kardeşlerimiz, milletin geleceği olan kardeşlerim diyor ki ‘Ak Parti değilsin’, AKP’sin ama bu defa aldatma kandırma partisi olarak AKP’sin. Ayakkabı kutusundan dolar çıkınca sen AKP değil, ayakkabı kutusu partisisin yani yine AKP’sin.”
KADINA ŞİDDETE DİKKAT ÇEKTİ

Ülkede 2 milyon 746 bin işsiz olduğunu bunların çoğunun genç nüfus olduğuna dikkati çeken Bahçeli, işsizliğin sosyal bir dinamit olduğunu savundu.

İşsiz birinin tahrik edildiği kışkırtıldığı zaman önemli sıkıntılara sebep olacak davranışlar sergileyebildiğine işaret eden Bahçeli, Kars’ta meydana gelen TÜİK katliamını anımsattı. Bahçeli bu olayla ilgili olarak şöyle devam etti:

“19 Mart 2014 günü Kars’ta acı bir olay yaşandı. Veysi Erim adlı TÜİK çalışanı aralarında bölge müdürü Mehmet Tolon’un da bulunduğu 6 kişiyi taradı. Ne acı bir şey. Onlara Allah’tan rahmet diliyorum ve başsağlığı diliyorum. Bir daha böyle olayların yaşanmamasını niyaz ediyorum. İşte hep bu sosyal bunalımların sonucudur. Bunun bir ülkede yaygınlaşması hali başka konularda da kendini gösteriyor. Her gün cinayetler işleniyor, katliamlar yapılıyor. Bunlar arasında kadına şiddet gittikçe artıyor. Kadına şiddet boşanmaların artmasına, yuvaların yıkılmasına ölümlere sebebiyet verebiliyor. Bunların hepsi Türkiye’nin gerçeğidir.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın faiz lobisi sözlerini hatırlatan Bahçeli, “Ama bu lobiler gibi bir de AKP’nin ve başbakanın lobileri var. Birincisi yalan lobisi. Bugün Artvin’de yapmış olduğu toplantıda yalan lobisini harekete geçirmiş. Ne varsa Recep Tayyip Erdoğan’ın döneminde olmuş. Bu yalan lobisi değil de nedir? İkincisi çalan lobisi var. Üçüncüsü de talan lobisi var. Demek ki Recep Tayyip Erdoğan’ın 11 yıllık iktidarında 3 lobi faaliyeti bulunuyor; yalan, çalan ve talan lobisidir” dedi.

Bahçeli, “Yoksulluk en aza indirilmediği, açlık sınırın altında namerde muhtaç olmadan, çoluğuyla çocuğuyla helal bir gelir seviyesinde hayatını devam ettiren insanlarımız çoğalmadan Türkiye’nin huzura kavuşması her zaman mümkün olmayabilir” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Demokrasi içerisinde aranmak demek, demokrasinin bir kurumunu değerlendirmek demektir. O kurum ise seçimdir. En yakın seçim 30 Mart’tır” dedi.

Bahçeli, partisince Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, kadına şiddetin yuvaların yıkılmasına, boşanmaların artmasına ve zaman zaman da küçük gerginliklerin birden taşmasıyla sonuçları çok da acı olan ölümlere sebebiyet verebildiğini söyledi.

Bunların Türkiye’nin gerçeği olduğunu ifade eden Bahçeli, adaletsizliğin de böyle olduğunu belirterek, “Türkiye bundan çıkış yolu ararken bugünkü siyasi iktidar zaman zaman bu konular üzerinde durma ihtiyacı dahi hissetmiyor. Gerekli tedbirleri almıyor ve Türkiye sosyal bir kargaşa içinde, Türkiye bir kriz yaşıyor, Türkiye bir kamplaşma, kutuplaşmanın içerisine giriyor” diye konuştu.

Bahçeli, bir ülkenin insanlarının bir arada, birlikte ve beraberce yaşayacağı, ülkeye kardeşçe hizmet edeceği bir süreç içerisinde bu ve buna benzer olaylardan dolayı özellikle kamplaşma, cepheleşme ve bunu körükleyen gerilim stratejisinin zaman zaman toplumsal kesimlerin birbirlerine karşı husumet beslemelerine sebep verebildiğini ifade etti.

Bütün bunları dikkate alındığında yoksulluk, açlık işsizlik gibi son günlerde dikkat çeken bir konunun da yolsuzluk ve rüşvet olduğuna vurgu yapan Bahçeli, “Bugün yolsuzlukla, rüşvet tam 95 gün olmuştur. Şimdi hala 95 günden bugüne sayın Recep Tayyip Erdoğan TOKİ’nin imkanlarıyla düzenlemiş olduğu taşıma unsurlarla oluşturulmuş mitinglere çıkıyor, her tarafa saldırıyor, hakaret ediyor ve Türkiye’de önemli sıkıntıların devamını sanki körüklüyor” dedi.

Bahçeli, okuyacağı metni mitingdekilerle beraber değerlendireceğini de ifade ederek, şunları kaydetti:

“Sayın Başbakan diyor ki, ‘Bize iktidar verdiğiniz de size şeref sözü veriyoruz, adaleti, eşitliği, hakkın rızasını ve kul hakkını gözeteceğimize söz veriyoruz’ diyor. Şimdi, ’11 yıldan bu yana bu söz gerçekleşiyor mu? Bu sözün inandırıcılığı var mı?’ Bu sözün arkasında nelere saklanarak, nelerin yapıldığını biraz sonra sizlere anlatmaya çalışacağım. Başbakan’ın bu sözden sonra bakın Türkiye’de lobilerden bahseder. ‘Faiz lobisi’ der şunu der bunu der. Ülkeyi yöneten sanki kendisi değil. Bu lobileri gerekli tedbirleri alması gereken şahsiyet sanki kendisi değil ama bu lobiler gibi bir de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve başbakanın lobileri var. ‘Nedir bu lobiler?’ Yalan lobisi. Bugün Artvin’de sabah yapmış olduğu sabah toplantısında bu yalan lobisini yine harekete geçirmiş. Ne varsa Recep Tayyip Erdoğan döneminde olmuş. 2002 yılında 79 yıllık bir süreçte Türkiye yok. Ne zaman olmuş Türkiye 2002’den bugüne kadar. Ne yapılmışsa 11 yıldan Recep Tayyip Erdoğan’dan olmuş. Bu yalan lobisi değil de nedir?”

 

– “17 Aralık 2013 günü kara bir gündür”

Bahçeli, 17 Aralıkta yaşananları da değerlendirerek, “Demek ki Recep Tayyip Erdoğan 11 yıllık iktidarında kendisinin ortaya koyduğu ve uygulamaya geçtiği 3 lobi faaliyeti bulunuyor. Bunlardan birisi yalan, ikincisi çalan ve üçüncüsü de talan lobisidir. 17 Aralık 2013 günü kara bir gündür. Adalet ve Kalkınma Partisi için de yüz karasıdır. Türkiye açısından utanç verici bir haldir. İktidar açısından büyük bir rezalettir” ifadelerini kullandı.

 

– “Başbakan, bu ülkede yaşayan her vatandaşının başbakanı olmalıdır”

“Bu süreç içinde öyle bir telefon konuşması var ki çok dikkat çekici” diyen Bahçeli, 17 Aralık soruşturmaları başladığı günden itibaren bir korku ve panik yaşandığına vurgu yaparak, “8.30’da konuya vakıf olan sayın Başbakan, oğlu Bilal beyi arıyor. Diyor ki, ‘Oğlum bazı gelişmeler var. Evde ne varsa sıfırla’ diyor. Onun da bir kısmını şuna bir kısmını buna… Toplam tapelerle kamuoyuna duyurulan şekliyle 1 milyar dolar. Şimdi bu konu üzerinde kamuoyu bilgilendikçe sayın Recep Tayyip Erdoğan bey hırçınlaşıyor ve hırçınlıkla beraber sağa sola saldırıyor” diye konuştu.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir taraftan diyor ki, ‘Bana komplo yapıldı.’ Öbür taraftan diyor ki, ‘Benim sesim montajdır. Bunlar Adalet ve Kalkınma Partisi’ni istemeyenlerdir, başarımızı kıskananlardır. Bunlar paralel devlettir, bunlar aynı zamanda alçaktır, haindir’ diyor ve her gün televizyonlara çıkıyor sürekli bu tartışmayı sürdürüyor. Böyle bir durum karşısında Türkiye çok karışıyor ve öbür taraftan da çok büyük bir artık ne diyeceğimizi de şaşırdığımız bir sözü gündeme geliyor. Şimdi onu size hatırlatmak istiyorum. Bu ayıbı kınıyorum. Bu bir terbiyesizliktir. Başbakana yakışmaz. Başbakan bu ülkede yaşayan her vatandaşının başbakanı olmalıdır. Hiçbir sebeple kimseyi ayırt etme hakkı yoktur, böyle bir hakkı da kullanma yetkisi de yoktur.”

“Şimdi ne olmuş da böyle olmuştur” diyen Bahçeli, şöyle konuştu:

“Kendisinin ifadeleriyle anlatmak için notlarıma bakıyorum. Başbakan Erdoğan, 12 Mart 2014 günü akşam televizyon 24’te katıldığı bir programda mezhep ayrımcılığını körüklemiş ve özellikle Ehlibeyt sevdalılarını aşırı şekilde incitmiştir. Başbakan Erdoğan, 17 Aralık’ın ardından yaşanan olaylardan sonra bazı tespitleri yaptıklarını belirtip cemaati kastederek, ‘Bunlar da takiye var, bunlar da yalan var, bunlar da iftira var. Üçünün neticesi fitne var, fesat var yani böyle çok rahat takiye yapıyorlar. Şia’yı falan geçmiş vaziyetteler. Şia bunların eline su dökemez’ diyor. Şimdi Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ın 11 yıldan bu yana yaptıklarının bir özetidir, bir edepsizliğidir ve Türkiye’nin Başbakanlığına bir an olsun dahi yakışmayacak bir şahsiyettir.”

Ülkenin böyle yönetilemeyeceğini savunan Bahçeli, “Artık Recep Tayyip Erdoğan siyasi ömrünü tüketmiştir. İktidarda kalması her an için ülkenin birliği, dirliği ve kardeşliği için sakınca ifade etmektedir. Recep Tayyip Erdoğan’ın artık siyaseten bitmiş olduğunu görmek lazımdır. Bunları söylerken Kars’tan sesleniyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş olan vatandaşlarım, sizler üzülmeyiniz, sizler kırılmayınız, sizler incinmeyiniz. Sözümüz sizlere değil, sizi yönetmek için sizin desteğinizi almış, 11 yıldan bu yana tek adam rolüne girip otoriter bir rejimle diktatörlüğe heveslenen ve şu an için istenmeyen adam olarak milletçe ilan edilmiş Recep Tayyip Erdoğan ve yanındaki dörtlü çetedir” dedi.

– “Bu millet sana güle güle diyecek”

Bu durumdan kurtuluşun yolunun demokrasi içerisinde aranması gerektiğini anlatan Bahçeli, “Demokrasi içerisinde aranmak demek, demokrasinin bir kurumunu değerlendirmek demektir. O kurum ise seçimdir. En yakın seçim 30 Mart’tır. AKP’ye oy vermiş kardeşlerim de başta olmak üzere sandığa gidilmeli, oylar kullanılmalı, belediye başkanlarımız seçilmeli ve böylelikle de Recep Tayyip Erdoğan’ın oy kaybına uğratılarak, bir işaretle uyarıda bulunulmasın da fayda vardır diye düşünüyorum. Çünkü bu şahsiyet uyarılmalıdır. Bu insan oy kaybına uğratılmalıdır” şeklinde konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments