Bu milleti sahipsiz mi zannediyorlar?

Bu haber 06 Mart 2014 - 13:30 'de eklendi ve 793 kez görüntülendi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Cenab-ı Allah nasip ettiği gün Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki bir yere, ‘Ne Mutlu Türküm’ diye yazmazsam namerdim. Ziraat Bankası’nın başındaki T.C’yi kim silmiş ise ona oraya tekrar yazdırmaz isem namussuzum” dedi.

HaberRes_33861

Tekirdağ programı kapsamında Hayrabolu’da vatandaşlara seslenen Bahçeli, siyasi partilerin demokrasininvazgeçilmez unsuru olduğunu, partilerin, bir arada yaşayan insanlara hizmet amacıyla kurulduğunu belirtti.Türkiye’nin önemli sıkıntıları olduğunu, bu nedenle 30 Mart seçimlerinin büyük önem taşıdığını söyleyen Bahçeli, hükümetin terörle mücadele konusunda çok tehlikeli adımlar attığını savundu.

“Türkiye, ‘terörle mücadele edeyim’ derken, ‘terörün kökünü kazıyacağım’ derken, bin yıllık kardeşliğimizi tehlikeye sokabilecek, bin yıllık komşuluğumuzu ortadan kaldırabilecek bir hataya düşmüştür’ diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

“Bu hata, ‘demokratik açılım’ olarak ifade edilmiştir. Demokratik açılımla, ‘hazırlıklar sürdürüldü’ söylemleriyle milletten gerçekler saklanmıştır. Belli bir süre gizli müzakerelerle bu devam ettirilmiştir. Oslo’dan başlayan, İmralı canisini durak yapan, Kandil’e kadar ulaşan bir çalışmayla, müzakereyle bugün Türkiye bölünmenin eşiğine gelmiştir. Kalkıp 2014 yılını özerklik yılı ilan ediyor PKK. Ne demek böyle bir yılın PKK’nın özerklik yılı ilan edilmesi. O sebepten dolayı bir an düşününüz.”

 

“BU MİLLETİ SAHİPSİZ Mİ ZANNEDİYORLAR?”

Suriye’de iç savaş bulunduğunu söyleyen Bahçeli, “Orada PKK’nın uzantısı olan PYD, Suriye’nin bu kargaşa ortamında Batı Kürdistan Özerk Yönetimi’ni üç kanton halinde oluşturdular. Şimdi buradan cesaret alarak, KuzeyKürdistan Özerk Yönetimi için PKK cesaretlendi ve şimdi 30 Mart seçimlerinden sonra bazı gelişmeler olacağını, eğer sözünde durmazsa daha farklı şeyler olacağı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bugün tehdit ediyorlar. 30 Mart’ı da göreceğiz. Bu milleti sahipsiz mi zannediyorlar?” diye konuştu.

Türkiye’de, “Kuzey Kürdistan Özerk Yönetimi” kurulmak istendiğini ileri süren Bahçeli, AKP’ye oy veren tüm vatandaşların hangi partiye destek verdiklerini çok iyi anlamaları gerektiğini söyledi.

“11 yıldan bu yana Adalet ve Kalkınma Partisi’ne destek veren kardeşlerim, bu desteği Türkiye’yi bölmek için mi verdiniz?” diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diyarbakır’ın sınırları genişletildi. Yasa böyle çıktı. Üstüne Van büyükşehir olarak, altında Mardin büyükşehir olarak, yanında Şanlıurfa büyükşehir olarak kabul edildi. Bu arada, PKK’nın uzun çalışmaları ve terör sonuçları orada bir alan hakimiyeti yarattı. Hakkari, Şırnak, Batman, Bitlis, Siirt, Bingöl, Tunceli, Ağrı ve diğer saydığım büyük şehirler. Bunlar toplam nüfusumuzun 8 milyon 600 bini kadardır. Yüz ölçümü olarak da 144 bin kilometrekaredir. İşte bu alan Kuzey Kürdistan Özerk Yönetimi olarak düşünülmüş ve planlanmıştır. ‘Demokratik açılım’ denen zırva buraya doğru gidecek ve sonra buradan da özerk yönetim ilanıyla birlikte dört parçalı büyük Kürdistan’ın kuruluşu, ABD’den tutun da bilmem neye kadar desteklenerek, Türkiye bölünmenin eşiğine getirilecektir.

Kimse kimseyi kandırmasın. Televizyonlarda bazılarını göstermeyerek, ‘Güneydoğu’da yatırımlar yapılıyor, huzur var’ diye kimse kimseyi aldatmasın. Hakkari’de vali var, odasından çıkamıyor. Şırnak’ta vali var, sokakta gezemiyor.

Polis kardeşlerimiz güvenliği temin etmek için ortalarda dolaşıyor. Şark hizmeti yapan hepsi gerçeği bilmektedir ama kontrolü PKK yapıyor, vergiyi PKK topluyor, herkesten haracı PKK alıyor. Şimdiden burada ‘biz şuyuz’ diyorlar.”

 

“NEREYE NE DESTEĞİ VERDİĞİNİZİ GÖZDEN GEÇİRİN”

Bahçeli, değişik partilerden olsa da herkesin bu ülkenin insanı olduğunu vurgulayarak, “Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş kardeşlerim, tertemiz vatan evlatları, nereye ne desteği verdiğinizi bir gözden geçirin. 2002yılındaki durumunuzla 2013 yılındaki durumunuzu mukayese edin. AKP’ye oy vermiş kardeşim, vermemiş kardeşlerimiz gibi gelir seviyeniz yükseldi mi?

Hayat pahalılığından kurtuldunuz mu? İşsiz olan evlatlarınıza iş bulma imkanını sağladınız mı? Esnafın durumu nasıl, çiftçinin durumu nasıl, hayvancılığın durumu nasıl? Bunların hepsinin sorunlarının çözüldüğüne inanıyorsanız, o zaman sayın vatandaşlarım, gidin 30 Marta’ta da gönül rahatlığıyla oylarınızı verin” şeklindekonuştu.

ZİRAAT BANKASI’NIN BAŞINDAKİ T.C’Yİ KİM SİLMİŞSE, ONA ORAYA TEKRAR YAZDIRACAĞIM

Konuşma yaptığı alanın karşısındaki Ziraat Bankası tabelasını işaret eden Bahçeli, tabelalardan T.C simgesinin silindiğini söyledi.

Bahçeli, “Şimdi oranın yetkilisine soruyorum. T.C Ziraat Bankası yerine sadece Ziraat Bankası yazıyor. Mevduatınız mı arttı? Vatandaşa kredi hacmini mi yükselttiniz? Ne yapıyorsunuz siz? Çocuklarımız ant içiyor. Niyegocunuyorsun Sayın Recep Tayyip Erdoğan? ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım’ sözü seni niye rahatsız ediyor? ‘Hırsızım, çalarım, çırparım’ mı demesi lazım? ‘Ne mutlu Türküm’ diyerek sağda solda, ovada, dağda, meydanlarda olan o güzel sözü silmenin sana ne faydası var? Niye bunları yapmıyorsun? Bu milletten sen ne istiyorsun?

Değerli vatandaşlarım, Cenab-ı Allah nasip ettiği gün Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki bir yere ‘Ne Mutlu Türküm’ diye yazmazsam namerdim. Ziraat Bankası’nın başındaki T.C’yi kim silmişse, ona oraya tekrar yazdırmaz isem namussuzum” diye konuştu.

 

“KİMSENİN VATANDAŞLARI KANDIRMAYA HAKKI YOK”

AKP iktidarının artık tükendiğini, 17 Aralık tarihinin Türkiye için bir kara gün olduğunu ileri süren Bahçeli, kimsenin vatandaşları kandırmaya, aldatmaya hakkı olmadığını vurguladı.

Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sayın Başbakan, ses kayıtlarına ‘montaj’ diyor. ‘Benim yaptığım hizmetleri çekemiyorlar’ diyor. ‘Recep Tayyip Erdoğan’sız bir Türkiye istiyorlar’ diye konuşup, yolsuzluğun üstünü örtmeye çalışma. Her şey ortada, bunlarıaçıklayacak olan sensin. Baba-oğul telefon konuşmasında, birtakım iş adamlarıyla, Adalet Bakanı’yla yaptığın konuşmalarda hiçbir tanesini montaj olarak iddia etme.

Değil mi, doğru mu yanlış mı? Sen başbakansın, sen bulacaksın. Kendi sesinle kiminle konuştuğunu sen hatırlamıyorsun da fantezi olarak herkesi suçluyorsun. Bir montaj yapıyorsun ki onu hiç kimse fark etmiyor ama bunu o millet görüyor. Senin tüm mitinglerin montajdır Sayın Başbakan. Tekirdağ’da yaptığın mitingi Edirne’nin üzerine ekliyorsun. ‘Edirne’de meydanlar doldu’ diyorsun. Malatya’yı, Elazığ’ı, Gaziantep’i Adıyaman’a yığıyorsun, TOKİ’nin imkanlarıyla orada bir miting yapıyorsun, sonra meydanlara çıkıp, ‘şu kalabalığa bak’ diyorsun.Arkadaşlarım, bu böyle devam etmez. Dört tane bakanın çocuklarının, bir genel müdürün hesabı sorulacak.”

 

KİMSEYİ KIRMAK ÜZMEK NİYETİNDE DEĞİLİZ

Bahçeli, partisinin 45 yıldan beri Türk siyasi hayatında ilkeli temiz ve dürüst toplum anlayışıyla varlığını sürdürdüğünü belirterek, bu seçimlere iddialı bir şekilde hazırlandıklarını söyledi.

“Sizinle çok açık ve samimi sohbet etmek istiyorum” diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

“Burayı şereflendiren insanlarımız arasında değişik siyasi partilerin üyesi destekçisi yöneticisi arkadaşlarımız olabilir, hepsine saygı duyuyoruz ama Türkiye gerçekleri üzerinde MHP olarak tespitlerimizi tekliflerimiz ortayakoyarken hiç kimseyi kırmak, üzmek veya kötülemek gibi bir niyetin içerisinde olmadığımızı da bildirmek isterim.

Türkiye 11 yıldan bu yana AK Parti tarafından yönetilmektedir. 2001 yılının ortalarında başlayan 2002 yılının sonuna kadar devam eden hepinizin bildiği bir ekonomik krizi bu ülke yaşamıştır. Ekonomik krizden çıkış yollarının uygulanması ile ile ilgili tedbirlerin düşünüldüğü sırada toplumumuzdan çok büyük şikayetler ve sıkıntılar duyulmaya başlanmıştır.

İnsanlarımız, yüksek enflasyondan, işsizlikten, ticarethanelerini kapatmaktan, hayat pahalılığı altında ezilmekten, çok sayıda şikayetle yeni bir arayışın içerisine girmiştir. Bu arayışın karşılığı olarak milli görüş çizgisindenayrılmış bir grup insanın oluşturduğu ve 1,5 yıl içerisinde kurulmuş olan AK Parti’ye yönelmiş ve onu tek başına yüzde 34 oyla TBMM’de sayısal çoğunluğu elde eden, dolayısıyla da tek başına iktidar olmayı sağlayan bir başarı ortaya koymuştur.”

 

“İLKOKULDAN ANDIMIZ’I KALDIRMANIN GEREKÇESİ NE OLABİLİR?”

Baçeli, ilkokullarda andın okunmasının kaldırılmasını eleştirerek, şunları kaydetti:

“Bir başka konu var ki bu olaylar olurken bu iktidar özellikle de Erdoğan tarafından bazı oyunlar uygulamaya konuluyor. Diyelim ki Türkiye’nin ekonomik sosyal bölünme tehdidi karşısında önemli sorunları varken, ilkokuldan Andımız’ı kaldırmanın gerekçesi ne olabilir? ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım’ sözünden niçin rahatsız olursunuz? Ziraat Bankası’nın başındaki TC harfleri neden kaldırılır. Bunların kaldırılması ile Ziraat Bankası’nın mevduatı mı artmıştır.

Halka verilen kredilerde faizler düşürülmüş müdür? Şimdi TC’yi kaldırdınız bunların sonunda nelerin olacağını hiç düşündünüz mü? Türkiye’nin dağında, ovasında, her yerde bazı kurumların önlerinde ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünü kazımanın ne faydası var?

Demek ki demokratik açılımın kaldırım taşlarını döşemek için sinsi faaliyetlerle bu ülke karşı karşıya kalmıştır. Recep Tayyip Erdoğan kulağın çınlasın. Milliyetçi Hareket Partisi diyor ki, Allah nasip eder iktidar olduğumuzda ikamet ettiğin evin karşısına, ‘Ne mutlu Türküm diyene’ yazdırmazsam namerdim. Bazı kurumlarda özellikle Ziraat Bankası’nda, çünkü her tarafta o var.

Orada Ziraat Bankası’nın TC’sini kaldıran banka genel müdürü, şubenin müdürü, kimseniz oraya tekrar kendi elinizle TC yazdırmazsam namerdim.

Çocuklarımızın andını kaldırdınız. ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım’ sözünden rahatsızlık duymuşsanız, şimdi o çocuklar ‘hırsızım, soyguncuyum, yolsuzcuyum mu’ desin. Recep Tayyip Erdoğan, oturduğun semtte ilkokula giden çocuklarımız haftada bir gün evinin önüne gelecek. Orada Andımız’ı yüksek sesle okuyacak, duy Recep Tayyip diyecek.”

17 ARALIK OPERASYONLARI

Bahçeli, 17 Aralık operasyonlarına da değinerek, “17 Aralık 2013 Türk siyasi hayatında bu kara gündür. Adalet ve Kalkınma Partisi açısından bu bir yüz karasıdır. Bu kara günün tekrar aydınlık günlere dönüşebilmesi için yolsuzluk ve rüşvet üzerinde yoğun bir faaliyetin ve mücadelenin yapılması elzemdir. 17 Aralık günü ne olmuştur. Hepiniz biliyorsunuz. Bir savcı kolluk güçlerini görevlendirerek 41 kişinin tutuklanması talimatıyla bir operasyon başlatmıştır.

Bu operasyonun içinde belediye başkanı ve kardeşi var. Bu operasyonun içinde bir bankanın genel müdürü var. Bu operasyonun içinde dört tane bakan ve evlatları var. Bu operasyonun içinde İran’dan gelmiş ne idüğü belirsiz 29 yaşında bir uşak var. Bu operasyonda neler olmuş. İmar yolsuzluğu. Bu operasyonun ana sebebi nedir? Kamu ihalesine fesat karıştırma. Bu operasyonun ana sebeplerinden birisi altın kaçakçılığı, birisi nedir, kara para aklama” diye konuştu.

Operasyon kapsamında 4,5 milyon doların bir ayakkabı kutusunda yakalandığını ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:

“Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı, yolsuzlukları ve rüşvetleri inkar edeceği yerde deseydi ki, ‘Ben AK Parti’yim. 11 yıldan beri iktidarım. İnançlı insanlar olarak kendimizi tanıyoruz. Bizim kendi aramızda yolsuzluk ve rüşvet olmaması lazım. Onun için bütün savcıları, emniyet güçlerini görevlendiriyorum. Milletime sesleniyorum. Sivil toplum kuruluşlarına çağrı yapıyorum. Bilgi, belge ne varsa gönderin. Yolsuzluk ve rüşvetin kökünükazıyalım. Nereye kadar gidiyorsa gitsin.

Bunun kökünü kazıyıp yargının önüne çıkaralım. Cezasını verdireceğim’ demesi gereken yerde… Sayın başbakan da bir panik olmuş yolsuzlukla rüşvetle ilgili operasyon 17 Aralık saat 06.30 ile 07.30 arasında yapılırken. Saat 08.30 civarında sayın başbakan oğlu Bilal’i arayarak bir konuşma yapıyor ve o konuşma daha sonra basında yer alıyor. Türkiye’yi TOKİ aracılığıyla dolaşan bu değerli başbakan, ilerde cumhurbaşkanı olacak olan başbakan bu bana komplodur diyor. Bu bana yargı ile darbedir diyor. Birtakım çalışmalarımızı engelliyorlar diyerek reddediyor ama bunu böyle devam ettirirken bir süre sonra kamuoyuna duyrulur duyrulmaz bu sefer de bu bize montajdır diyor.

Böyle bir konuşma yoktur diyor. Yine inkara devam diyor ama yolsuzlukla mücadeleyi bir türlü başlatmıyor. Fezlekeler meclise geliyor, mecliste bekletiliyor. Sonra Adalet Bakanlığı tarafından iade ettiriliyor. Böyle karmaşıkbir ortamda Türkiye tam 79 günden bu yana mahalli idareler seçim döneminde yolsuzluk ve rüşveti tartışıyor.”

 

“YOLSUZLUK VE RÜŞVET TOPLUMU ÇÜRÜTÜR”

Bahçeli, yolsuzluk ve rüşvetin toplumun çürümesine yol açtığını belirterek, “Yolsuzluk ve rüşvet, bir toplumsal hastalıktır. Kanser gibidir, kangren gibidir. Müsaade edildiği takdirde toplumun her tarafına yayılır. Bu toplumu çürütür. Devleti çökertir. Bunun dünyada çok örneği vardır. Meraklı olanlar, Tunus’u incelesin, meraklı olanlar Mısır’a baksın.

Meraklı olanlar Libya’ya, meraklı olanlar Ukrayna’ya baksın. Meraklı olanlar Endonezya’yı incelesin. Orada diktatörler, orada toplumun en fazla kabul gören karizmatik liderleri diye isimlendirilen hattı zatında özü de sözü de yalan ve hırsız olan insanlar hep ortadan kalkmıştır. Ülkeleri terk etmişlerdir. Böyle bir ortamın Türkiye’de sosyal hareketliliklerle ortadan kaldırılıp Türkiye’nin yanlış yollara sürüklenmesi de doğru olmaz. O sebepten dolayı yolsuzlukla mücadele mutlaka ama mutlaka yapılmalıdır. Adalet ve Kalkınma Partisi bunu yapamıyor ise o zaman vatandaşımız şimdiden adını zaten koyuyor” şeklinde konuştu.

 

 “BAŞBAKAN’IN SİYASİ ÖMRÜ TÜKENMİŞTİR”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi ömrünün tükendiğini iddia eden Bahçeli, şunları söyledi:

“Recep Tayyip Erdoğan’ın siyası ömrü tükenmiştır. Bunun cumhurbaşkanı olması artık mümkün değildir. Ya aklanacak, paklanacak ya da yüce divana gidecektir. Çankaya yokuşunu sırtındaki bu haramla sırtındaki bu sözlerle Çankaya yokuşunu çıkamaz, dizinin bağı çözülür, nefesi kesilir.

O sebepten dolayı demokrasi içerisinde bir çıkış bulmalıyız. Ne yapmalıyız. Demokrasi içinde çıkış seçimdir. En yakın seçim hangisidir 30 Mart’tır ancak 30 Mart uyarma görevini yapar, belediye başkanını seçer fakat iktidar değişikliğini yapamaz. İktidar değişikliği milletvekilliği seçimlerinde olur. Öyleyse 30 Mart’ta Recep TayyipErdoğan’ı uyarmak lazımdır. Biraz oylarını kaybettirmek lazımdır.

Eğer bunu yaparsanız Recep Tayyip Erdoğan diyecek ki, ‘Ben yanlış yaptım, hatamı anladım. Milletimden desteğimi kaybediyorum’ diyecek. Kendisine çeki düzen verecektir. Yoksa daha da kabalaşacak, zulme heveslenecek, ihtirası yükselecek. Benim dediğim olur ben tek adamım diyecek ve yine benimle beraber gelecek olanlara da biz böyle yürüyelim bu yollarda diyecek.”

Bahçeli, tek adamlığın diktatörlüğe götürdüğünü belirterek, “Diktatörlerin sonu yoktur. Dünyada birçok örneği vardır. O zaman AK Parti’liler diyecek ki, ‘Birlikte yürüyelim bu yolları derken, yollarımız ayrılıyor galiba. Senin gittiğin yol dikenli, çamur ve tek yön işaret ediyor. Tek yöne baktığımız vakitte yüce divan gözüküyor diyecek.’ Bu sebepten dolayı bu seçimde uyarı görevinizi milletimizin öz evlatları olarak yerine getirmeniz gerekiyor.

Kime oy verirseniz verin, bu vicdanınızın meselesi ama bugünkü iktidarı eğer bugün Türkiye’yi kaos, kargaşa, çatışma, kardeş kavgasına düşürmemek istiyorsanız ve sorunları demokrasi içerisinde çözmeye müsait bir siyasi kültüre sahip olmak istiyorsak işte 30 Mart sizin için en güzel bir başlangıçtır.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments