MHP VE AYTAÇ DURAK

Bu haber 05 Mart 2014 - 11:32 'de eklendi ve 728 kez görüntülendi.

Ve Aytaç Durak  belki de ömründe ilk olarak kendinden beklenti içinde olanları   daha fazla hayâl kırıklığına uğratmadan yaşına, başına ve âilesine yakışanı yaparak   oyun bozan olarak anılmasının önüne geçti ve adaylıktan çekildi. MHP Adayı Hüseyin Sözlü ile, aynı ilk zamanlardaki gibi el-ele kol-kola aynı karede resimlenmeleri  cidden çoktan özlenmiş  bir manzara idi. Şimdi düşmanlar çatlayabilir, belki sayın Başbakan kahrından mevzuu da değiştirebilir.

Ali BADEMCİ

Ali BADEMCİ

Sayın Durak’ın  MHP’nin sahiplenmemesi ve “aklan da gel” gibi lâflara fazla takıntılı olmaması lâzımdır. Çünkü başına gelenlerde  MHP’nin hiç dâhli yoktu. Aksine kendine ait olan bazı hatâları  gözden geçirmesi ve daha evvel yola çıktığı insanları ısrarla muhafaza etmek istemesi; hattâ onları MHP’ye yapıştırması gibi  hayatının hatalarını  öz eleştiri masasına yatırması  gereklidir. Elbette Devlet Bey’in “Aklan da Gel” lafı maksadı aşan bir ifâde idi. Belki bu sözü ilk söylediği  Koray Aydın’da şık düşmüştü, lâkin  Aytaç Durak ve hele hele son günlerde  Sayın Başbakan için tekrar edilmesi  hiç de  ilgi çekici değildir. Çünkü Başbakanın artık beyaz bir tarafı kalmamış kişi aklanması  mümkün olsun; sonra her zaman aklanmayı  başarıyor. Bu beni ilgilendirir mi? Kendi kendine aklansa da nereye giderse gitsin  bu bizi ilgilendirmiyor. Buna “Hocaefendi” karar versin. Aytaç Durak’a gelince onun  kararmasında  MHP ve MHP’lilerin günahı yoktur. Bu sebeble bu lâf onun için maksadını aşmış bir ifadedir.

Aytaç Durak sadece oyun bozanlıktan çekilmekle kalmayaarak önce etrafına adam gibi bir çeki-düzen vermelidir. Ticaret erbababından kendini kurtarmalı, tıpkı belli yaşa gelen  Türk insanı gibi  ihtida ile ”tövbei istiğfar” ederek  önce adam gibi Türk Milliyetçiliğini kucaklamalıdır. Öyle ülkede sağ-sol, Türk-Kürd gibi dengecilik yapacak  günler çok gerilerde kalmıştır. Bunlar eskimiş, kurumuş, kokmuş ve kokuşmuş  “Cunta” geleneklerinin kırıntılarıdır. Öyle dağlarda “Mücadele ettim” edebiyatı da  artık siyasal zeminde aşılmıştır  para etmemektedir.. Böyle bir işe tevessül ile karşıt özlemler  sosyal   ve siyasi kanunlara uygun değildir. Bunların artık dönüşü olmaz. B aşka hadiseleri görmeye çalışın.Aytaç Abi için özel bir tahlil yapayım da artık siyasi hayatında “Üç kağıtçılık” yerine  düşünce zeminine  otursun:

Bakınız Osman Baydemir Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan adayı. Hem de tek aday! İktidarın marifeti  ile  bağımısız bile kazanan Fakıbaba  aday yaptırılmamış, başka zemine  çekilmiştir. Baydemir neden Urfa’ya geliyor, Diyarbakır’ın suyu mu çıkmıştı? Belli ki orada devlete karşı  “fetih” başarılmış  sıra  hiçbir zaman bu zihniyete teslim olmayan  Urfa’ya gelmiştir! Seçilme şansı olan başka aday da yok. Yani AKP-BDP  aleni ittifakı Baydemir’i  seçtirecek. Silâhla  bu iş mümkün müydü? Bir akıl süzgecinde tartın.. Sanki sesiz sedasız bir  İktidar-ABD-BDP ittifakı gerçekleşiyor. Fazla bir şey söylemeye gerek var mı? Gelecek seçimde Gazianteb’e sarkar mı bilinmez ama, millet yolsuzluk  ve cemaat edebiyatı ile hazır meşgulken sessiz-sedasız  bölücü  ideoloji vatanlaşma hesapları ile bir yandan güneye bir andan batıya sarkıyor.

İşte Adana’nın yerli aday, politikacı, düşünen  adamları artık böyle çok  geniş çerçeveden bölgeyi ve ülkeyi görme zorundadırlar. Çünkü büyük tehlike  güneyden gelmektedir ve tabii  olarak karşı refleksi de buralardan başlayacaktır. Mahalli anlamda Adana’daki BDP-AKP ittifakı da açık seçik ortadadır. Söylecek fazla  bir şey yok. Bu iki partinin kesinle  özellikle güney ve güneydoğu politikalarında  tavandan-tabana kadar bir farklılık yok.

Adana şansılıdır. Çünkü böyle bir dönemde  bu işte tecrübeli  MHP’li Hüseyin Sözlü Başkanlığa seçilecektir. Tabii koca Adana Vilâyeti  Ceyhan ilçesi değildir. Burada en önemli husus işte yazımızın mevzuu  Aytaç Durak’ın birikimlerin  ve tecrübelerinden  yararlanmaktır. Bu noktada o da artık geçmişteki  kötü alışkanlıklarını  terketmek ve çok sevdiği “Mevzuubahis vatan olunca gerisi teferruattır” direktifine samimiyetle sarılması gerekmektedir. Bu sözü gerçek anlamıyle sahiplenmek  her türlü maddi telâkkilerin  önündedir.  Açıkta kaldığı zaman içerisinde göstermelik “vatanseverlik”le yola çıktığı insanların  kendini nasıl yalnız bıraktıklarını da görmek zorundadır. Bu amacın tahakkuku  için ahir ömründe Türk Milliyetçiliğine adam gibi sarılmak ve  sadece Adana’da değil Türkiye’de tek olmak gibi âsil bir yolun seçilmesi ile ancak mümkündür. Yani Adana’lı Aytaç Durak neden Baydemir olamaz, bunu iyice düşünmek gereklidir.

İşte böyle bir hedef için MHP’nin kapıları açıktır. Bu kapılardan eş-dost-akraba-akran-çoluk-çocuk ile  ve şerefle girmek varken PKK mukalidlerini güya MHP ile barıştırmaktan âciz ve onursuz bir davranış olamaz. MHP’lilerin kimse ile hele hele bölücülerle barşışık olması çok gerekli olmadığı gibi buna ihtiyaçları da yoktur. Ülkücüler sadece kendileri ile barışık olsunlar ve birbirleri ile uğraşıp da ihânet cephesine göç etmesinler bu yeterlidir. Yani önemli olan yüce Türk milleti ile barışık olmaktır.

Adana’da değil belki, belki Türkiye’de böyle kadrolara MHP bünyesinde haddinden fazla ihtiyaç vardır. Düşünen adamların politika yapan insanların izinden ayrılmaması lâzımdır. Tabii olarak politikacılar da böyle bir şeye fırsat vermelidir ki büyük adam olmak ve büyük  işlerin üstesinden gelebilsinler. Ülke meseleleri her gün biraz daha bizi “Milli Mücadele” şartlarına sürüklüyor. Şu politik kamplaşmalar ve özellikle fikir adamlarını kıymak ve kırpmak gibi geçmişteki kötü huylardan uzaklaşmak lâzımdır. Dünyanın hiçbir siyasi hareketinde düşünce adamları birinci adam olmamış ve politikacıların önüne geçmeyi başaramamıştır. Eli kalem tutan adamlara kıymak  işte şimdiki Türkiye şartlarında olduğu gibi,   ülke meselelerini ifâde de yetersiz insanların eline düşmekle sonuçlanır. Tabii olarak Türkiye’de siyasi hayat isteyerek bu noktaya gelmedi. Birileri getirdi ve siyaseti böyle vasıfsız insanlarla doldurdu. Binaenaleyh siyasetçiler hiçbir zaman  düşünen adamlardan korkmamalıdır. Tarih düşünce ve teori adamlarının  siyasetçilerin önüne geçtiğine  fazla örnek gösteremez. Çağımızın Lenin’i buna en güzel örnektir. Çünkü Bolşeviklik  şöven Rus milliyetçiliği Stalin ile hortlamıştır, ki şu anda bile Rus fikir adamları değil siyasetçiler böyle bir yoldadır.

MHP’nin de mevcut kadrolarla yenilenmeye,  yeni yüzlere ihtiyacı vardır. Ülke şartları bunu hergün biraz daha zaruret haline getirmektedir. Böyle birşeyden kaçmak, öyle bir olguyu geciktirmek MHP’yi %16’ya bile çıkarmaz. Mukallid, birilerinin emrinde, kuru kuruya cemaatçılığın siyaset karşısında düştüğü güç durumları görmemezlikten gelmek mümkün değildir. Bizdeki “cemaatçılık” görünen bulunmayan, hedefleri bir türlü olmayan idealsiz, ideolojisiz   kupkuru bir dini hizip olmaktan kendini kurtaramadığı için eğer doğru ise vazifesi olmayan pis işlere bulaşmıştır. Geçen dönem MHP’ye yapılan şantajı da unutmamak lâzımdır. Bu iş “Cemaat” kaynaklı olmasa da ona yakın  veya kullanılma serüvenlerinin bir parçası idi. Dolayısiyle bir takım insanların özel hayatları ile  bir hareketin önünün kesildiği bir gerçektir. Zaten kasetlere konu olmak gibi  zayıf ve manevi dünyadan habersiz  insanlar mutlaka  kendini ele verecek ve bu zayıf insanlar tasfiye edilecekti. Şimdi bu işin ana aktörleri sahne dışına çıkmışsa da Adana’da olduğu gibi  alt yapıları durmakta  ve hareketin mes’ul mevkiine karşı taa Ankara!’dan hakaretler yağdırılmaktadır. Bu sebeble  taban kadar tavanın da  kendini gözden geçirmesi ve büyüme ideolojisşini sahiplenerek yeni aktörlere yol açması şarttır.

Kalın sağlıcakla.

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments