SAKIN VURMA!

Asena Kınacı Moral

Semih Yalçın’dan Ahmet Taşgetiren’e Mektup !

Bu haber 10 Nisan 2014 - 17:16 'de eklendi ve 576 kez görüntülendi.

Yandaş Starın partizan yazarı Ahmet Taşgetiren bugünkü yazısında Bahçeli’ye sataştı ve boş konuşuyor demişti.Semih yalçının Mektubu Şu Şekildedir

yazir86215b3251

Sayın Ahmet Taşgetiren,

Bugünkü yazınızda hiç haddiniz olmadığı hâlde Genel Başkanımız

Sayın Devlet Bahçeli’ye dil uzatmışsınız. Sayın Bahçeli’ye karşı

bu saldırgan dili kullanma cesaretini de devlete hâkim olduğunu

düşündüğünüz AKP iktidarından aldığınız görülüyor.

Siz ve sizin gibi AKP yağcıları millet deyince AKP’ye oy veren %43.5’i

kabul ediyorlar. Çoğunluğun oy vermediği partiyi tercih edenleri millet,

diğerlerini ötekiler olarak görüyorlar. Oysa milletin yüzde %56.5’i yani

çoğunluğu AKP’yi tercih etmiyor.

Çoğunluk deyince TBMM’de en çok milletvekili sayısına sahip partinin

varlığı anlaşılır. Ancak bu millet çoğunluğu anlamına gelmez.

Çok partili demokrasinin bir kuralıdır bu.

AKP’nin medyadaki antidemokrat sözcüleri bir dönemin ABD’sinde

etkin olan Ku Klux Klan’dan farksız.

Küçümsemeye çalıştığınız MHP’nin yerel seçimlerde kaybettiği birçok

ilde AKP ile başa baş yarıştığını neden görmek istemiyorsunuz?

MHP’nin 2,3 milyonluk oy artışını AKP’ninse aynı miktardaki kaybını

neden gündeme getirmiyorsunuz?

Yazınızın başlığı aslında “Bahçeli’nin Dili” değil de “Erdoğan’ın Kılı”

olsa daha uygun düşecekti.

Çünkü üslubunuz ve Receperestliğiniz sizi “Tayyip’in vücudunda kıl

olsam.” diyen “Yeni Türkiye” neslinin en mümtaz(!) mensupları arasına

sokuyor.

Erdoğan ve iktidarı ne yaparsa yapsın, hukuku ve demokrasiyi nasıl

çiğnerse çiğnesin, eleştirmediğiniz gibi alkışlıyorsunuz.

Yazınızda sözünü ettiğiniz gibi, siz sadece “Tayyip’in vücudunda kıl

olma”ya değil, “teleme çalınmaya amade tekeler” zümresindensiniz.

Tayyip Erdoğan’ın ensesinde teleme çaldığı basın iş kolunda onun

gönüllü tekelerisiniz.

Ardından tıpış tıpış gittiğiniz Erdoğan’ın, bu milleti keçi yerine

koyarak teleme çalmağa uğraştığı umurunuzda mı?

Asıl utanç verici olan nedir biliyor musunuz?

Hem basın iş kolunda köşe yazarı olmak, hem de bir siyasi partinin

genel başkanını methüsena etmek için bir başka siyasi lideri aşağılamaya

yeltenmektir.

İktidarın başına bu kadar yağcılık ettiğiniz için yüzünüz kızarmalı,

ağarmış sakalınızdan utanmalısınız.

Elbette siyasi partileri halk adına eleştirmek basının hakkıdır ve

görevidir. Ancak bunun da bir yolu, yordamı ve uygun üslubu vardır.

Siz, çalıştığınız mevkutede halkın ve Hakk’ın değil iktidarın

tercümanlığını yapıyorsunuz.

Sizi MHP lideri hakkında ölçüsüz ifadeler kullanarak aşağılamaya

çalışmaktan men ederiz.

Haddinizi ve yerinizi biliniz.

Eğer sizin ar damarınız yırtılmamış olsaydı, gazeteciliğinizden ve

Kahramanmaraşlılığınızdan utanır, bu kadar şakşakçılık yapmazdınız.

MHP’yi ve Liderini tenkit ederken hiç aynaya bakmadığınız

anlaşılıyor. Kendi gözünüzdeki odun parçasını görmüyor, başkalarının

gözünde kıymık arayıp duruyorsunuz.

“Dinimize söven de bari Müslüman oysaydı.” deyimini iyi bilirsiniz.

Bu deyim sizin konumunuza pek uygun düşüyor.

Bence siz soyadınızı işleviniz ve görevinizle mütenasip olacak şekilde

değiştirmelisiniz.

İsminiz, Ahmet Yağgetiren olmalı…

AKP’nin haram karışmış çorbasına yağ olmakta pek gayret

gösterdiğinize göre size yine Kahramanmaraş yöresine ait bir deyişle

cevap verelim:

Aptal ata binince ağa oldum sanır,

Şalgam çorbaya girince yağ oldum sanır.

Medyadaki sizin gibi AKP şakşakçıları, MHP’yi CHP ile aynileştirme

konusunda algı yönetimine girişenlerin ağır işçisi olmuş durumda.

Nitekim “MHP ile CHP geçişlilik gösterdi.” diye saçma sapan bir

iddiada bulunuyorsunuz. Sizi bu yanılgıya CHP’nin devşirme Ankara

belediye başkan adayı itmiş olabilir.

Ama bir numaralı yağcısı olduğunuz AKP’de yer alıp da kendisini hâlâ

Ülkücü zanneden eski MHP’lilerin listesini çıkarırsak mahcup olursunuz.

Ayrıca birkaç gün önce bir başka havuz medyası tellalına da

hatırlattığımız gibi AKP mitinglerinde MHP bayrağı açarak “Başbakanım

seninleyiz.” diye bağırtılanları unutmayınız.

Sizin gibilerin en büyük marifeti, siyaset pazarında muhafazakârlık

ve dindarlık alıp satmaktır.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket’te ise ihlas ve sadelik esas alındığı kadar,

dinin siyasete âlet edilmemesi için azami özen gösterilir.

Siz daha baskı rejimlerinin ve komünist yayılmacılığın korkusuyla

merdiven altlarında saklanırken, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in mensupları

Türkiye’de din ve devlet düşmanlarıyla mücadele edip binlerce şehit

vermiştir.

Biz bugüne kadar ilkelerimizden ve inandığımız değerlerden taviz

vermedik.

Ama bu AKP iktidarı hepinizi menfaate, sefahate ve güç sahibi

olmanın cazibesine alıştırarak dönüştürdü. Hepiniz evrim geçiren “Millî

Görüş” ideolojisinin içinde birer siyasi mutant oldunuz.

Kendinizi muhafazakâr ve mukaddesatçı sanıyorsunuz ama dinî

değerlerimizi siyaset ve menafaat için öylesine rezilce kullanmaya

başladınız ki artık insanlar İslam’ı sizin giydiğiniz elbisede görmeye

başladılar.

Yüce dinimize en küçük saygısı olanlar bile temsil ettiğinizi sandığınız

manevi değerlerimizce sizin yüzünüzden muhalif kesildiler.

Sizin son onbir yılda İslam’a ve onun ismetine verdiğiniz zararları

hiçbir iktidar, hiçbir zümre ve hiçbir siyasi hareket vermedi.

AKP iktidarının sizin gibi yağdanlıkları kullanarak kirlettiği

değerlerimizi biliniz ki yine Milliyetçi-Ülkücü Hareket temizleyecektir.

Siz bu memlekette Erdoğanların sittin sene iktidarda kalacağını mı

sanıyorsunuz?

Sizler yolcusunuz, MHP hancıdır.

Bunu böyle bilesiniz. 10.04.2014

E. Semih YALÇIN

MHP Genel Başkan Yardımcısı

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments