ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

AFYON TÜRK OCAKLARI; İSTANBUL’UN FETHİ 561 YILI BASIN AÇIKLAMASI

Bu haber 28 Mayıs 2014 - 16:20 'de eklendi ve 852 kez görüntülendi.

Türk Ocakları Afyonkarahisar Şubesinin 29 Mayıs 1453 İstanbul’un Fethinin 561. yıl dönümü nedeniyle hazırladığı basın bildirisidir.

istanbulun-fethi

                                                       Fatih’e, Alperenlerine ve Ayasofya’ya Selam olsun!!

    “Konstantiniyye elbet bir gün fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır! Onu fetheden asker ne güzel askerdir!” peygamber efendimizin (SAV) sözüne istinaden Fatih Sultan Mehmet’in,   Yeni bir çağ açarak Türk ve dünya tarihini akışını değiştirerek, adaletin, insan sevgisinin ve  İslam İnancının  ürünü olan İstanbul’u Aziz Türk Milletimize kazandırmasının  yıl dönümünü kutlamaktayız.

Peygamberimizin(SAV) bu sözüne istinaden nice komutanlar İstanbul’u almaya çalışmış ancak Fatih’ e nasip olmuştur . Fetih zamanı geldiğinde O büyük komutan “Muhammed” kelimesi şeklinde, Peygamber Efendimiz’in adını gösterir biçimde Rumeli Hisarı’nı inşa ettirmiş artık yerinde duramaz olmuştu; atının üzerinde denize doğru ilerliyor, büyük dalgaların elverdiği ölçüde atını denize vuruyor, at artık ilerleyemez hale gelip geri hamle yapınca da kolu-kanadı kırılmış gibi iki büklüm oluyor.. ağlıyor.. sonra doğruluyor, işaret parmağını İstanbul’a doğru çeviriyor ve “İstanbul, ya sen beni alırsın ya da ben seni!..” diyordu.

Eyyub Sultan Hazretleri’ni, Hacı Bayram-ı Veli’yi ve Akşemseddin Hazretleri’nin bu fetihteki manevi katkılarını da gözardı etmemekte fayda vardır.

Milletimizin aziz misafiri. Büyük sahabi, alemlerin adına yaratıldığı peygamberimiz’i evinde misafir etme bahtiyarlığına ulaşmış kutlu insan…  Ebu Eyyûb El-Ensâri Hazretleri de aynı gayeyle, ilerlemiş yaşına rağmen İstanbul sırtlarına kadar gelmiş; vefat edeceği sırada ordunun komutanına “Burada ölsem de beni İstanbul’un bağrına defnedin.” ricasında bulunmuş ve asırlarca sonra gelecek kahramanların kılıç seslerini, tekbir sedâlarını kabrinden duymak istediğini belirtmişti.

Fatih,  savaştan önce hocası  Akşemseddin’e “Yoksa bize nasip olmayacak mı?” demişti. Akşemseddin de murakabeye dalmış; ağlamış, ağlamış.. sonra da “Sultanım Allah bizi mahcup eylemeyecektir.  Allah bizi eli-boş geri çevirmeyecektir.” cevabını vermişti. Genç Hükümdar,  Cenâb-ı Allah’a karşı bel bükmüş, el açarak dua ediyordu, “Yâ İlâhî, bir bölük müslümanı yerindirme, düşmanlarını sevindirme, bizi muzaffer kıl.”  O daha cümlesini bitirmeden Mehmetçiklerin, çadırın dışından hıçkırıkla karışık “Âmîn, âmîn” sesi yükseliyordu.

Fetih’in amacı; Servet,  ganimet veya toprak parçası kazanmak değil, islamın kılıcı Osmanlı’ ya emanet edildiği için,  Allahın rızasını kazanmaktır. İnsanları Allah’ı bilmeye ve O’nun rızasını aramaya götüren yollardaki engelleri kaldırma gayretiydi. O güzel komutan ve güzel askerlerin asıl derdi, şehri kuşatan kaleleri değil, insanlarla Allah’a iman arasındaki surları yıkma hedefiydi.

Fatih Sultan Mehmet, ilk iş olarak AYASOFYA’da ezan okunmasını emretti ve cuma namazını kıldırdı.

ARTIK YETER!!!‘ İstanbul’un fethinin 561. yıl dönümü olan 29 Mayıs’ta fethin sembolü olan Ayasofya’nın, ibadete açılması gerekmektedir. Ayasofya’nın esareti  Haçlı seferinin bir kalıntısıdır. Haçlı Savaşlarının son faslının devam eden etkilerini kırmak ve silmek, Ayasofya’yı kışkırtma aracı ve vesilesi olmaktan çıkarmak ve Fatih’in ruhunu şad etmek için Ayasofya ibadete açılmalıdır.

               Ayasofya’nın kitabesinde;  “Ayasofya kıyamete kadar camii olarak vakfedilmiştir, Bunu hiçbir kimse değiştiremez” yazmaktadır.        Üstad Neci Fazıl’ı dediği gibi; “Ayasofya’nın kapılarıyla beraber ruhumuzu kilitlediler. Her mana, her hikmet, her münasebet        Ayasofya’ya bağlı”. Ayasofya açılmalıdır. Müslüman Türk’ün bahtıyla beraber açılmalıdır.   Ayasofya’yı kapalı tutmak, bu toprağın üstündeki ve altındaki milyarlarca Müslüman Türk’ün semaları tutuşturan lanetine hedef olmaktır.

            Ayasofya’yı düştüğü bu son berzahtan kurtarıp yeni bir dirilişlere neden olacak Ulubatlı Hasan’lara, Akşemseddin’lere ve Fatih’lere ihtiyaç var. inançlarımız var, ümitlerimiz var düşlerimiz var…

Ey açılmaz kapıları açan Rabbimiz! Şimdiye kadar lütfedip açtığın binlerce kapı gibi, Ayasofya’nın paslı kilitlerinin pasını çöz, kapılarını aç artık ve yıllardan beri secdesizlikten simsiyah kesilmiş zeminini secdeli başlarla nurlandır..!

İstanbul’u bir Türk-İslam şehri yaparak çağı değiştiren, başta büyük Komutan  Fatih Sultan Mehmet olmak üzere fetihte yer alan kahman ecdadı ve şühedayı rahmet ve minnetle anıyorum.

Doç Dr. Yavuz Osman BİRDANE

Türk Ocakları Afyonkarahisar Şube Başkanı

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments