ÇOCUK SESLERİ

Ahmet URFALI

Muhalefet daha güçlü

Bu haber 13 Mayıs 2014 - 0:59 'de eklendi ve 631 kez görüntülendi.

BEŞ yıl tutuklu kaldı, yakın zamanda tahliye edildi…
   Rütbesi üsteğmen; şimdi avukat…
   “Ergenekon” adı verilen davanın iddianamesinde yer alanlardan biri…
 Üstelik de gazi!
    Silopi’de 1994 yılında henüz üsteğmenken PKK ile çatışmada yüzüne isabet eden şarapnel parçaları onu sol gözünden etmiş…
    Bakanlar Kurulu kararıyla Cumhurbaşkanı tarafından Devlet Övünç Madalyası ve beratıyla ödüllendirilmiş…
    İki yıl hastanede yatmış ve malûl gazi olarak emekli edilmiş…
    O haliyle Hukuk Fakültesi’ni kazanmış ve avukat olmuş…
    Vatanı, devleti ve milleti için ölümü göze almış yüzlerce Mehmetçik gibi, şehit olmaya koşmuş bir vatan evlâdına nice sonra terörist ve darbeci suçlaması yapılmış…
    Onun yerinde siz olsaydınız ne yapardınız?
    Gazi Üsteğmen Avukat Serdar Öztürk de onu yaptı; sustu, incelenen 4033 parmak izinin arasında kendi parmak izinin bulunmadığını da hatırlatarak serbest bırakılmasını istedi…
    Dinlemediler…
    Beş yıl içeride tuttular; bin sekiz yüz 25 gün kahır içerisinde yaşamasına neden oldular…
    Bu uzun süre içerisinde havalandırmaya bir kez çıkardılar, bir daha da yani tahliye edilene kadar da gökyüzünü göstermediler… 
    ……………………..………. 
    Serdar şimdi kendisine komplo kuran ve ofisine sahte belge koyarak suç unsuru diye gösteren polislerle, itirazlarını dikkate almayan ve hakkındaki delillerin düzmece olduğuna inandıramadığı yargı mensupları hakkında suç duyurusunda bulunuyor…
    Düzmece belgeyi ofisine yerleştiren 14 polis ise yakında yargı huzuruna çıkacak…
    Değerli okurlar; ülkemizde emniyet ve yargı adındaki yapılarda taşların henüz yerlerine oturmadığını, oturmuş olanların da siyasal irade tarafından yerlerinden alınarak barakalar yapmakta kullanıldığını gösteren bu ve benzeri olaylar sonlandırılmadıkça Türkiye, bir hukuk devleti olamaz ve adalet de yerini bulamaz.
    Şimdi, yaşanan bu hukuk karmaşasını bir de Gazi Üsteğmen Avukat Serdar Öztürk’ün ağzından dinleyelim:
O belgenin ofisime konulmasındaki amaç şudur; soruşturma safhasında müvekkilim Levent Göktaş’ın tutuklanmasının ardından, Genelkurmay Askeri İstihbarat Daire Başkanlığı’na ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar ve polisler hakkında “Bunlar askeri casusluk yapıyorlar” diye suç duyurusunda bulundum. Ayrıca 52 sayfadan oluşan belgeleri sundum. Bu belge gerekçe gösterilerek haziran ayında sivil polislerin, askeri casusluk suçundan, askeri savcılar tarafından soruşturulmasını engelleyecek yasal düzenleme yapıldı. Bu belge gerekçe gösterildi. Malum belgenin ofisime konulmasının sebebi budur. Ayrıca, Dursun Çiçek üzerinden Genelkurmay Başkanı’nı tutuklamak için bu belgeyi kullanmak istediler ancak askeri savcılık “Kovuşturmaya gerek yoktur” kararı verince bu planları tutmadı. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u sonradan farklı gerekçeyle tutukladılar. 
    Şu kısa açıklama dahi Başbakan Erdoğan’ın dediği gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mensuplarına kumpas kurulduğunu göstermiyor mu!
    ……………………..……
    Emniyette ve yargıda taşları yerinden oynatanları, sağlam basarak, dik durarak ve dayanışmayla etkisiz hale getirdiğimizde hukukun üstünlüğüne erişebilir ve gerçek adaletle tanışabiliriz.
    * * *
    ANTALYA‘ya gidenler bilir, gitmeyenler de Konyaaltı sahilinin güzelliğini ve ihtişamını duymuşlardır…
    Şimdi o güzelim sahile Antalya’nın AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel el koymaya kalkıyor…
    El koyacak ve kumsalın plaj olarak işletmesini bir yandaş şirkete verecek…
    Ön anlaşma da yapılmış durumda…
    Ne var ki 5 kilometre uzunluğundaki sahil Milli Emlak Genel Müdürlüğü‘ne ait ve halkın ücretsiz olarak kullanımına açık. Buradaki beledi hizmetleri de AKP’lKonyaaltı Belediyesi yapıyor…
    Menders Türel konuyu Meclis’e getirdi ve oylamaya sundu.
    Sahilin Büyükşehir’e devredilip kiralanması talebi CHP ile MHP gruplarına mensup üyelerin oylarıyla reddedildi.
    48 AKP oyuna karşılık muhalefet, 51 oyla Türel’in hayalini yıktı; böylece muhalefetin gücü bir kez daha kanıtlanmış oldu…
    CHP ile MHP sağduyulu davranmasalardı ve halkın çıkarını düşünmeselerdi AKP’li Menderes efendi kaşla göz arasında bu altın gibi değerli sahili yandaşlarına peşkeş çekecekti…
    Kim bilir bu yolla da kimlerin ayakkabı kutuları, para yüzü görecekti…
    * * *
 FOTOĞRAFLARI görünce şaşırdım, utandım, kızdım…
    Kalabalık bir erkek güruhu, omuzlarında da mesture kızlar…
    Yanlış okumuyorsunuz; türbanlı kızlar erkeklerin sırtına binmiş vaziyette, vur patlasın çal oynasın halindeler…
    Sanki az sonra halvet olacaklar…
    Bu tablo bana köyümüzdeki Ayşe kadının eteklerini toplayarak eşeğe binip odun toplamak için ormana gidişini hatırlattı…
    ……………………..
    Tepki koyanlardan biri de AKP’li Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ
    Öteki vekillerin gıkı çıkmıyor…
    Adamların örtünme konusunda ne düşündüklerini bilemiyoruz; fakat bu konuda samimi olup olmadıkları tartışılabilir…
    Ya sonradan başlarını örten hanım vekiller, onlar böyle bir tabloya ne zaman tepki gösterecek… 
    Üzerine vazife olmayan konularda ukalalık eden biri, vahamet arzeden bu tablo karşısında suskunluğunu sürdürürse, tesettürde de samimi olmadığını kanıtlamış olur…
    “İnsan başının olduğu yerde değil aklının olduğu yerdedir” diyen Selçuk Özdağ‘dan sonra bakalım bu konuya ilişkin sesini ilk kim yükseltecek ve tesettür konusunda samimi olduğunu açıklayacak!

Ergun KAFTANCI
Ergun KAFTANCIergunkaftanci@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments