YOLLARDA

Kemal Çopuroğlu

Burnumuz “Nokta Nokta”da mı?

Bu haber 05 Ağustos 2014 - 9:55 'de eklendi ve 708 kez görüntülendi.

Allah aşkına o kalabalıklara aldanarak  “Tayyip yine seçimi götürdü” diye düşünüp de moralinizi bozmayın! Bizim gibi düşünen insanların ülkelerini ne kadar sevdiklerini dost da düşman da bilir! Şahsen Başbakan’ın bu haline üzülüyorum; hepimiz üzülüyoruz, çünkü netice itibariyle ne kadar şaşırmış olsa da, bu ülkenin yani bizim ülkemizin seçilmiş insanıdır. ”Kılavuzu karga olanın burnu nokta noktada” imiş. Bari tamamını söyleseydin de eksik kalmasaydı; hiç de o ağızdan beklemediğimiz bir lâf değil ki! Bizim birçok gaflarımızı kapattığımız “Adanalıyık kardeşim” dememiz gibi siz de “Kasımpaşalıyık” der gibi bir devlet adamı ağzına yakıştırmaya çalışsaydınız ne olurdu? Zaten ülkenin her tarafını o “nokta nokta” kaplamıştı, sorumlular olarak farkında olmaya direnmiyor musunuz?

Şu iflâs ettirdiğiniz dış politika, göstermelik Gazze ağıtları, kapı arkalarında olumlu hizmetlerden ötürü Yahudi madalyası, Işid-Nusra, Suriye-Irak politikaları, ABD politikası, sahte İslamcılık, Edebiyat ve Coğrafya öğretmenliği, Cemaat-Pensilvanya, İkiz Yasalar, Kara Para-Altın aklama, Kundura-mundura kutusu vs. bunların hepsi “nokta nokta; nokta oğlu” değil mi? Kazara Tayyip Bey “Cumhurbaşkanı” seçilirse ve eğer cesaret sahibi bir adam olsam vallahi, “Köşk”ün önünde başıma benzin döker kendimi cayır cayır yakardım! İleri gidip de emekli maaşımı avukatlara vermek istemediğim için ağzımı yedi gün daha tutmalıyım ama şu saldırganlık ve maskaralıklar karşısında  akıllı durmak da  kesinlikle mümkün değil ki! İyisi mi mevzuu değiştirelim!

Adana’da yaşıyorum; mahalli seçimlerde şu MHP’li Hüseyin Sözlü için neler yazdım da kaç mahkemelik oldum.
Allah için sahip çıkan olmadı, bir yıllık emekli maaşım güme gitti. Biraz da yüksek heyecandan koşuya mı geldik, bilmiyorum ama adamın biri ta Avusturalya’dan Hüseyin Sözlü’ye rey vermeye gelmişken biz Adana’da yumuşak yataklarımıza sarılsaydık! 1977’de de böyle bir halt işlemiş,  zamanın Diyanet İşleri Başkanı’nın etnik kimliğini deşifre etmiştik de, hem “Hükümeti dağıtıyorsunuz” diye Türkeş Bey’in azarını yemiş, davaya avukat gönderilmesi men edilmiş, biz de zavallı Necdet Sevinç ve Abdurrahman Pala ile 7 ay mahkûmiyeti boylamıştık. Ne ise o zaman gençtik, paşa paşa yattık! Ama şimdi vallahi bir gün yatamam; çünkü ailede yokken, bendeniz sokaklarda büyüdüğüm için “Şekerim var-Bay-pass”lıyım, falan filan.

Hiç belli olmaz bu işler, çünkü bizler yıllarca kendi partisi tarafından bile görmemezlikten gelindik! İyisi mi akıllı durma zamanı; çünkü sizin de olsa bu “muktedirler”  basit bir kanuna terslik yapınca “Helal olsun” diye sizi alkışlarlar, lâkin kodesi boylayınca da “Bırakın biraz burnu sürtülsün” deyiverirler!

Yoksa öyle güzel pas atıyorlar ki,  benim zihnimde öyle yakası açılmamış “nokta noktalar“ var ki, çıksın varlıklı bir adam hayatımı garanti etsin, bu kıymetleri “siyasi edebiyatımız”a kazandırayım! 

Sağlıcakla kalın.

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.