İspanyanın Demokratik Açılımı ile Mali Kriz Süreci

Bu haber 06 Ekim 2014 - 19:39 'de eklendi ve 7.914 kez görüntülendi.

2. BÖLÜM

Birinci Hamle

Suarez; işe kısmı siyasi af çıkarmakla başlamış, aftan 400 siyasi tutuklu yararlanmış. Ardından siyasi reform için bir program hazırlamış. Bu program siyasi reform için bir yasa çıkarılmasını, bu yasanın meclis ve halk onayı ile yürürlüğe girmesini, yeni anayasanın da genel seçimler sonucu oluşan meclis tarafından yapılmasını içeriyormuş.

Karşı Hamle

Gelişmeler, Ulusal Hareket Partisi’nin radikal kanadının tepkisine yol açmış, ancak bu grup medyayı kullanarak bir darbe çığırtkanlığı yapmamış.

Yapsaydı ne olurdu?

Her halde Suarez çok zor durumda kalırdı, belki de Kralın ve iktidarın sonu olurdu.

Neden?

Çünkü orduya radikaller hâkimdi.

Ulusal Hareket Partisi, nasıl bir görünüm arz ediyordu?

Ulusal Hareket Partisi, Franko döneminin tek partisi idi. Ancak; teknik anlamda, bir Faşist Partisi değildi.

Parti; 1945’te, Milliyetçi-Katolik-Devletçi ideolojiyi terk etmiş. Milliyetçi-Katolik-Liberal bir çizgiye kaymış. Ardından Falanj Partisi olan ismini de Ulusal Hareket Partisi olarak değiştirmiş.

1947’de, Cumhuriyetçi-Sosyalist anayasayı terk ederek, Kraliyet Anayasası’nı kabul etmiş. Zaman içinde Katolik Kilisesi ve reformistler ile liberallerin ağırlıkta olduğu bir yapıya dönüşmüş.

Neden?

Franko; iç savaşta kendisine destek veren Almanya ve İtalya’nın baskılarına rağmen, ekonomik bahaneler ileri sürerek ve Papa XIII. Piüs’ün da desteği ile ülkesini “II. Dünya Savaşına” sokmamış. Ayrıca II. Dünya Savaşı sırasında, A.B.D. ve İngiltere ile dengeli ilişkiler kurmuş, partisinin isim ve ideolojisini değiştirmiş, Krallık Anayasası’na geçmiş.

Buna rağmen; II. Dünya Savaşı sonrasında yalnız kalmış, ülkesi uluslararası tüm anlaşmalar dışında tutulmuş, Birleşmiş Milletlere bile alınmamış.

1952’de, İspanya’nın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne alınması sonrasında, A.B.D. ile askeri ve ekonomik anlaşmalar yapmış, A.B.D.’ne askeri üsler vermiş, ülkeyi küresel sermayeye açmış.

Bunun sonucu olarak; Avrupa’nın, İspanya’ya bakışı değişmiş, İspanya gelişmiş Avrupa ülkelerine işçi göndermeye başlarken, aynı zamanda Avrupa’nın uğrak yeri olmuş. Bu da İspanya’yı bir turizm ülkesi haline getirmiş.

Turizm ve işçi dövizlerinden sağladığı kaynakla, altyapı ve sanayisini geliştirmiş.

1955-1974 döneminde, % 8’lik bir ekonomik büyüme hızını yakalarken, ülkede güçlü bir orta sınıf ortaya çıkmış. Öyle ki 1975’te, İspanya’nın fert başına milli geliri, Türkiye’dekinin iki katı seviyesine kadar ulaşmış. Bu da parti, sermaye ile orduda reformist ve liberal bir kanadın doğmasına yol açmış.

İkinci Hamle

Suarez; Ulusal Hareket Partisi’nin radikal kanadının tepkisi karşısında, ordunun ılımlı kanadından General Diez Alegria’ya yaklaşmış, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi Genel Sekreteri Felipe Gonzalez ile ilişki kurmuş, ETA ile dolaylı ilişki kurarak eylemlerine ara vermesini sağlamış, Katolik Kilisesi ve bir kısım işçi sendikaları ile ulusal ve küresel sermayenin desteğini almış.

Bunun sonucu olarak; siyasi reform yasası, büyük bir oy çoğunluğu ile hem meclis hem de halk tarafından kabul edilmiş. Daha sonra da yasa değişikliği hazırlığına girişmiş.

Karşı Hamle

Yeni yasa görüşmeleri, sert tartışmalara yol açmış.

Yasa tasarılarına; Ulusal Hareket Partisi ve Ordunun radikal kesiminden, baştan beri siyasi reforma şüphe ile bakan Komünistlerden, ETA örgütünün silahlı kanadından sert tepkiler gelmiş. ETA, tekrar silahlı eyleme geçmiş.

Neden?

Çıkarılacak genel af, ETA örgütünün silahlı kanadını dışarıda tutuyormuş.

Maocu 1 Ekim Anti Faşist Direniş Grupları(GRAPO), kamuya açık yerleri bombalamış, Devlet Konseyi Başkanı Jose Maria de Oriol ve Askeri Yargıtay Başkanı General Villaescusa’yı rehin almış.

Goşist Bir Örgüt

GRAPO; 1975’te, İllegal İspanya Komünist Partisi’ne mensup bir grup tarafından kurulmuş. Devrim için her şeyi mubah sayan, maceracı, provoke edilmeye son derece müsait bir özelliğe sahipmiş.

İllegal İspanya Komünist Partisi’nin Maocu fraksiyonlarında biri olan örgüt, A.B.D. karşıtlığı ile tanınmış, 1975-1990 dönemindeki birçok silahlı ve bombalı eyleminden sonra tasfiye olunmuş.

Eylemlerine neden hız vermiş?

Açılımı, A.B.D.’nin bir projesi olarak görüyormuş, çıkarılacak genel af da militanlarını kapsamıyormuş.

Dönemin Önemli Olayı

Neo Faşist Alianza Örgütü’nün, İspanyol Komünist Partisi üyesi 6 avukatı öldürmesi olmuş. Atocha katliamı olarak isimlendirilen bu olay, Suarez’in Komünistlerle uzlaşmasını sağlamış.

Kim ile bağlantılı?

Örgüt; Ulusal Hareket Partisi’nin, radikal kesiminin askeri kanadı olarak ortaya çıkmış, açılımı ülkenin bölünmesi olarak değerlendirmiş, Komünist Partisi’nin yasallaştırılmasına da şiddetle karşı çıkmış. Daha sonraları, siyasi bir partiye dönüşmüş ise de önemli bir varlık gösterememiş.

Komünist Partisi’nin yasallaştırılmasının istenmesi, neden o kadar tepkiye yol açmış?

Sebebi, partinin özgeçmişi ve gücü ile ilgili.

Komünist Partisi

İspanya’nın en eski partilerinden biri.

1921’de, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’nden ayrılan bir grup tarafından kurulmuş.

1923-1930 döneminde, Rivera diktatörlüğünün ağır baskılarına maruz kalmış, Moskova yanlısı bir politika izlemesi ise bölünmesine yol açmış, Katalanlar ayrılarak bir daha geri dönmemişler.

İkinci İspanyol Cumhuriyeti’nin ilan edildiği 1931’de, halk cephesinin küçük bir grubu iken, disiplinli kadrosu ile 1936-1939 döneminde, halk cephesinin en güçlü siyasi grubu haline gelmiş.

1976’da, İspanya İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nda ciddi bir güce sahip olan, ülkenin her yerinde militan kadroları bulunan bir görünüm arz ediyormuş. Bu da birçok çevrenin endişe duymasına neden oluyormuş.

Daha sonraları; bölgesel etnik, komünist ve sosyalist partilerin kurulması ile gittikçe güç kaybetmiş, küçük bir partiye dönüşmüş.

Bugün ise içinde çeşitli sol ve çevreci grupların yer aldığı, Birleşmiş Sol İttifakı altında varlığını sürdürmeye çalışıyor.

Şah ve Mat

Suarez; siyasi reform ile ilgili yasa tasarılarında sürekli olarak kendisini eleştiren, ordunun da kendisine yakın bildiği, eski yol arkadaşı Savunma Bakan Yardımcısı General Fernando de Santiago’yu görevden almış.

Ilımlı Bir General

Ordunun ılımlı kanadından General Manuel Gutierrez Mellado’yu savunma bakan yardımcılığına getirmiş. O’nun desteği ile hem ordu hem de polis teşkilatındaki Frankocuların tasfiyesine girişmiş.

Franko döneminin gizli polis teşkilatını dağıtmış, grev yapma özgürlüğü ve sendikalaşma hakkını tanımış, genel siyasi af ilan etmiş, tüm siyasi tutukluları salıvermiş. Ancak; silahlı eylem yapanları, affın dışında tutmuş.

Ayrıca siyasi partiler ve seçim kanunu değiştirmiş, İspanya Komünist Partisi’ni de yasallaştırmış.

Sağın Dizaynı

Ulusal Hareket Partisi’ni feshederek, milliyetçiler-muhafazakârlar-liberaller ve sosyal demokratlardan oluşan Demokratik Merkez Birliği Partisi’ni kurmuş.

Hayal Kırıklığı

Haziran 1977’de, kurucu meclisin belirlenmesi amacıyla genel seçime gitmiş, 1977 seçimlerini kazanmakla birlikte mecliste çoğunluğu sağlayamamış.

Etnik Partilerin Zaferi

Seçimden kazançlı çıkan, Bask Milliyetçi Partisi ve Demokratik Katalonya Birliği Partisi gibi etnik siyaset yapan partiler olmuş.

İmdada Ana Muhalefetin Yetişmesi

İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’nin desteği ile dört yıllık bir dönem için güvenoyu almış.

Kurduğu hükümet; İspanya’nın birçok bölgesinde, özerklik isteyen grupların baskısına ve ETA örgütünün tehdidine maruz kalmış.

Yeni Anayasa

Yeni anayasayı hazırlamış.

Yeni Anayasa, 31 Ekim 1978’de Cortes Meclisi’nde, 6 Aralık 1978’de de halk oylamasında kabul edilmiş.

Ne değişmiş?

Yeni Anayasa, İspanya’nın 1812 Kraliyet Anayasası’nı esas almış. Bu anayasa ile milli devletin; kültür temeline dayalı millet tanımından vatandaşlık temeline dayalı millet tanımına, merkezi yönetimden bölgesel yönetime geçilmiş.

İspanya yerine İspanyol sözcüğü kullanılarak bir üst kimlik vurgusu yapılmış,  İspanya halkları da alt kimlik olarak tanımlamış.

Bölgesel yönetimi öngörmüş, bölgelere sınırlı ve tam özerklik olmak üzere iki seçenek sunmuş. Her bölgeye ulusal dilin yanı sıra farklı bir dili de resmi dil olarak kullanmasına imkân vermiş.

Devletin üniter yapısını korumak için de “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak” vurgusuna yer verilmiş.

Ayrıca; insan haklarında uluslararası insan hakları sözleşmesinin temel alınması hükme bağlanmış, cinsel yönelim ve soy ayrımcılığı ile işkence yasaklanmış, ölüm cezası kaldırılmış, şiddet eylemlerine polisiye tedbirler ve toplumsal tepkiler ile karşı çıkılması önerilmiş.

Yeni anayasanın ayrıştırıcı özelliği nedir?

İspanya’nın yeni anayasasına ilk baktığımızda, bunun bütünleştirici bir özelliği var gibi gözüküyor. Ancak; vatandaşlık temeline dayalı millet tanımı ile bölgesel yönetim modeli, zaman içinde alt kimlikleri üst kimliğe dönüştüren, bölgeler arasındaki ekonomik-sosyal-kültürel-siyasal farklılıkları arttıran bir sistem. Bu nedenle de bütünleştirici değil, ayrıştırıcı bir özelliği sahip.

Yeni Anayasanın Kabulü Sonrası

Partisi içinde huzursuzluk baş göstermiş, birliği sağlamak maksadıyla 1979’da seçime gitmiş.

1979 seçimlerini tekrar kazanmış, ancak mecliste çoğunluğu oluşturacak bir şekilde milletvekili çıkaramamış.

Bölgesel Yönetim İle İlgili İlk Taviz

Endülüs’te, tam özerk bölgesel bir yönetimin kurulmasını kabul ederek İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’nin desteğini almış.

Seçim; partisi içindeki huzursuzluğu giderememiş.

Neden?

Partisinin büyük bir kısmı muhafazakârlardan oluşuyormuş, bunlar daha fazla bir açılıma karşı çıkmışlar, sosyal demokrat kanadı ise İspanyol Sosyalist İşçi Partisi ile dirsek teması içine girmiş.

Yetmez! Daha Fazla Özgürlük

ETA örgütünün silahlı kanadı ve GRAPO, daha fazla özgürlük istemi ile eylemlerini artırmış.

Başarısız Darbe Girişimi

1981’de, Yarbay Antonio Tejero önderliğinde, başarısız bir darbe girişimi olmuş.

Görevinin Sona Ermesi

1981’de, boşanmanın serbest kılınması hakkındaki yasa tasarısı, o zamana kadar sessiz duran muhafazakâr milletvekillerinin büyük bir gürültü koparmasına neden olmuş.

Suarez; hem başbakanlık hem de parti başkanlığından İstifa etmiş, Demokratik ve Sosyal Merkez Partisi’ni kurmuş, yerine ise Leopoldo Calvo Sotelo gelmiş. Bu hengâmede İspanya NATO’ya kabul edilmiş, bunu protesto eden sosyal demokratlar da partiden ayrılmış.

Leopoldo Calvo Sotelo; seçime gitmek zorunda kalmış, 1982 seçimlerinde hezimete uğramış, Adolfo Suarez’in yeni partisi Demokratik ve Sosyal Merkez Partisi de aynı kaderi paylaşmış.

Pragmatik Sosyalist Bir Başbakan

1982 seçimlerinde; İspanyol Sosyalist İşçi Partisi, büyük bir başarı göstererek mecliste tek başına çoğunluğu sağlamış. Felipe Gonzalez de 40 yaşında, Avrupa’nın en genç hükümet başkanı olarak göreve başlamış.

Felipe Gonzalez kimdir?

1942’de, İspanya’nın Endülüs Bölgesi’nin Sevilla şehrinde, bir celebin yükseköğrenim görebilen beş çocuğundan biri olarak doğmuş.

Sevilla Üniversitesi’nde, inşaat mühendisliği öğrenimi görürken, Hukuk Fakültesi’ne geçmiş.

Öğrencilik yıllarında, sosyalist harekete katılmış.

1964’te, illegal İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’ne üye olmuş, işçi hakları davalarında avukat olarak görev almış.

1965’te Madrid’e giderek, partide etkin bir konuma gelmiş.

1974’te Fransa’nın Suresnes şehrinde, yapılan parti kongresinde, partinin genel sekreterliğine seçilmiş.

1982 seçimlerinde, büyük bir başarı sağlamasının sebebi nedir?

Demokratik Merkez Birliği Partisi çok yıpranmıştı, Suarez’in yeni kurduğu Demokratik ve Sosyal Merkez Parti’si de halka bir umut vermiyordu.

Neden?

Suarez; yapılması gereken önemli siyasi reformları yapmıştı, yeni söylemleri yoktu, yanında yer alan Milliyetçiler ve Katolikler kendisini terk etmiş, Sosyal Demokratlar ise yuvaya dönmüştü.

Buna karşılık Felipe Gonzalez; Suarez gibi pragmatik, genç, halka çekici gelen bir özelliğe sahipti. Bunun yanı sıra Marksizm’i ret ederek, partisini geleneksel sosyal demokrat çizgiye çekmiş, Demokratik Merkez Birliği Partisi’ndeki sosyal demokratları partisine kazandırmış. Bu nedenle de partiye üye olmak için gerekli İspanyol İşçi Sendikalarına üye olma şartını kaldırmış. Ayrıca değişim adlı seçim kampanyası da çok etkili olmuş.

Gonzalez; başkanlığının ilk yıllarında, İspanya’nın NATO üyeliğini askıya almış, ekonomik kalkınmada özel sektöre ağırlık vermiş, devletin ekonomik aktivitesini de enflasyonla mücadele ve altyapı yatırımları ile sınırlandırmış.

Oportünist-Revizyonist Suçlaması

Bu ekonomik politikası ise partisinin altyapısını oluşturan UGT (İspanyol İşçi Sendikaları) tarafından sağa sapma olarak değerlendirilmiş.

Terör ve Anarşi İle Mücadele

Yeni Anayasa da terör ve anarşiye bir çözüm getirememiş. ETA ve GRAPO örgütleri, feshine giderek silahlarını bırakıp eylemlerine son verecekleri yerde, yeni talepler ile eylemlerini tırmandırmışlar. Bu da hükümetin terör ve anarşi ile mücadelede, yeni metotlara başvurmasına neden olmuş.

GAL (Anti-Terör Özgürlük Örgütü)

1983’te GAL isimli bir örgüt, ETA ve aşırı solcu örgütlere karşı, İspanya ve özellikle Fransa’nın Bask Bölgesi’nde, bir dizi silahlı-bombalı eyleme girişmiş.

GAL örgütüne mensup bir kişinin, silahlı eylem sonrasında Fransız polisi tarafından yakalanması ve örgüt üyesinin itirafı, İspanya ile Fransa hükümetlerini karşı karşıya getirmiş. Bununla birlikte olay, hükümetler arası görüşme sonrasında örtbas edilmiş.

Bölgesel Yönetimlerin Yetkilerinin Genişletilmesi

Bölgesel yönetimlere ekonomik-sosyal-kültürel-politik alanda önemli yetkiler vermiş.

NATO ve AB’ye Övgüler

1986’da, A.B. ile ilgili referandum öncesinde, NATO ve Avrupa Birliği’ni savunmuş. Yine aynı yılda, İspanya yapılan halk oylaması sonucu Avrupa Birliği’ne girmiş.

1986 seçimlerini tek başına kazanarak, ikinci kez başbakan olmuş.

GAL Davası

1987’de El Mundo Gazetesi’ne, GAL örgütünün faaliyeti ve şeması ile ilgili olarak gelen belgeler hükümeti karıştırmış.

Belgeler o kadar ciddi görünüyormuş ki örgüt şemasında bir numara dışında tüm isimler varmış. Bunun üzerine örgüt hakkında dava açılmış, tutuklamalar olmuş, hükümet de içinde bulunmakla suçlanmış. Hükümet ise ısrarla GAL örgütü ile bir bağlantısı olmadığını söylemiş.

Bu arada ilginç bir gelişme olmuş, örgüt silahlı eylemlerini sonlandırırken, Fransa, İspanya’nın Bask Bölgesi’nden gelen mültecilere baskı yapmaya ve arananları İspanyol makamlarına teslim etmeye başlamış. Bunun sonucu olarak da ETA ve GRAPO örgütü büyük bir darbe almış.

Fransa’nın, ETA ve GRAPO örgütüne bir desteği var mı?

ETA ve GRAPO, Fransa’nın Bask Bölgesi’ni üs olarak kullanmış. İspanya, bu konuda Fransa’yı birçok kez uyarmış, ancak bir netice alamamış. Fransa, bölgenin dağlık ve kontrolsüz olduğunu söyleyerek o zamana kadar bu konuda fazlaca durmamış.

Üçüncü Kez Başbakan Olması

1988’de, hükümetin ekonomik politikaları ile ilgili eleştiriler doruğa ulaşmış, işçi sendikaları ülke çapında genel greve gitmiş. Buna rağmen; 1989 seçimlerini, tek başına kazanarak üçüncü kez başbakan olmuş.

İnişe Geçmesi

Körfez savaşında, A.B.D.’yi desteklemiş.

Partisi 1990’dan itibaren büyük şehirlerde itibar kaybetmeye başlamış, 1993 seçimlerinde birinci parti çıkmasına rağmen mecliste çoğunluğu sağlayamamış, Katalonya ve Bask Bölge’lerindeki milliyetçi partilerin desteği ile güvenoyu alabilmiş.

Görevinin Sona Ermesi

Ekonomik kriz ve rüşvet skandalları ile yıpranmış, partisi 1996 seçimlerinde Halk Partisi’nin yürüttüğü sert seçim kampanyası sonucu ikinci parti konumuna düşmüş, on dört yıllık iktidarını kaybederek iktidarı muhafazakâr Halk Partisi’ne devretmek zorunda kalmış.

Felipe Gonzalez neden kaybetti?

Nasıl ki Adolfo Suarez sağı dizayn etmiş, klasik sağ politikalarına aykırı inanılmaz işler yapmışsa, Felipe Gonzalez de solu dizayn etmiş, klasik sol politikalar dışına çıkmış, yapacağını yapmış, söyleyeceğini söylemişti. Bu nedenle de kendisinden daha fazla bir şey de beklenmiyordu.

Jose Maria Aznar neden kazandı?

Aznar; seçim kampanyasında, rüşvet-yolsuzluk-adam kayırma ve hukuksuzluğu sık-sık dile getirmiş, hükümeti GAL örgütü ile ilişkili olmakla, hatta daha da ileri giderek Felipe Gonzalez’i illegal örgüt liderliği ile suçlamış ve bunların tek-tek hesabını soracağını taahhüt etmiş. Bu propaganda, iktidardan memnun olmayanlar üzerinde oldukça etkili olmuş,  bunların oylarının da Halk Partisi’nde toplanmasını sağlamış.

İspanya’nın Küresel Sisteme Entegrasyonu

Halk Partisi; 1996 seçimlerinde, birinci parti çıkmasına rağmen mecliste çoğunluğunu sağlayamamış. Bask ve Kanarya Adaları milliyetçi partilerin desteği ile güvenoyu alabilmiş. Jose Maria Aznar da başbakan olmuş.

Jose Maria Aznar kimdir?

1953 İspanya-Madrid doğumlu, İspanyol ve Bask kökenli bir aileden geliyor.

Büyükbabası; ünlü bir gazeteci-siyasetçi-diplomat, uzun süre Bask Milliyetçi Partisi’ni desteklemiş, İspanya iç savaşı öncesinde Cumhuriyetçiler yanında yer almış. İç savaşın ortalarında ise şaşırtıcı bir şekilde Falanj Partisi’ne yönelmiş, Falanj Partisi mensubu olarak iç savaşa katılmış. Savaş sonrasında halkla ilişkiler-propaganda-yayın işlerinde görev almış, uzun süre ulusal radyo ve televizyon kurumunun programlarından sorumlu olmuş.

Kendisi ise; gençliğinde, Ulusal Hareket Partisi’nin gençlik örgütünün muhafazakâr-demokrat kanadında yer almış.

1975’te, Madrid Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş.

1976’da, vergi müfettişi olarak iş hayatına atılmış.

1979’da, Halkın Birliği Partisi’ne katılmış.

1982’de, Avila’nın temsilcisi olarak parlamentoya girmiş.

1987-1989 döneminde, partinin Kastilya y Leon Bölgesi başkanlığını yapmış.

1989’da Halkın Birliği Partisi, diğer liberal ve muhafazakâr partiler ile birleşmesi sonucu Halk Partisi ismini alırken, parti başkan yardımcılığına getirilmiş.

1990’da da parti başkanı olmuş.

Aznar; ilk olarak, GAL örgütü davasını yeniden başlatmış.

GAL Davası’nın Tekrar Başlaması

İçlerinde eski iç işleri bakanı olmak üzere Bask Bölgesi’nde görev yapmış birçok yetkili, vali-asker ve polis tutuklanmış. Ancak; eski Başbakan Felipe Gonzalez’in ifadesine bile başvurulmamış.

GAL örgütü davası, eski iç işleri bakanı, Bask Bölgesi vali-istihbarat başkanı ve jandarma general ve polis şeflerinin hüküm giymesi ile sonuçlanmış.

Örgütün, eski iç işleri bakanı tarafından organize edildiği, mahkemece karara bağlanmış.

Mali ve Ekonomik Reformlar

Aznar; Avrupa Birliği’nin para birimi olan Euro’ya geçişle ilgili hazırlıklara başlamış. Bunun gerektirdiği kriterleri yerine getirmek için dengeli bir bütçe hazırlamış, bu bütçe ile iç borç açığını, gayri safi yurtiçi hasılanın % 3’üne indirmeyi hedeflemiş.

Kamu harcamalarını kısmış, maaş ve ücret zamlarına sınırlama getirmiş, vergi oranlarını düşürmüş.

Telekomünikasyon şirketini, altın hissesi ile birlikte satmış, bunu İspanya’nın önemli petrol grubu olan Repsol’un satışı izlemiş.

Turizm, inşaat-taahhüt işleri, nakliyat ve transit ticareti teşvik etmiş.

Bunun için de Avrupa Birliği’nin yapısal değişim ve uyum adı verilen fonlarından büyük bir pay almış.

Sonuç olarak; şirket karları hızla artmış, ancak işçilerin satın alma gücünde önemli bir değişme olmamış. Bununla birlikte işsizlik azalmış, kredi kolaylığı nedeniyle de halkın refah seviyesi yükselmiş.

Geçici sözleşmelerin öne çıkması, verimliliği azaltırken iş kazalarının hızla artmasına neden olmuş.

Bütün bunlara rağmen kamu borçları, Gayri Safi Yurtiçi Hasılatının % 60’ının altına düşmemiş.

İspanya, 1999’da Euro para birimine geçmiş.

1999’da, Asya krizinden etkilenmiş, Madrid ve Barselona borsalarında hisse senetleri önemli ölçüde değer kaybetmiş, ekonomik büyüme hızı düşmüş, işsizlik oranı % 18’e çıkmış.

Muhafazakâr Kesimin Tepki Göstermesi

Aznar; partisindeki muhafazakâr kesimin büyük tepkisine rağmen kürtajı serbest kılan yasalar çıkarmış.

Kyoto Protokolü’nü imzalamış, NATO’nun Yugoslavya müdahalesine katkı sağlamış.

2000 seçimlerinde, oy oranını artırarak, tek başına ikinci kez başbakan olmuş.

Neden?

İspanya; 2001 yılına gelindiğinde, Avrupa Birliği’ndeki en hızlı büyüyen ülke olmuş.

İnişe Geçmesi

2001’de İspanya’nın ekonomik büyümesi, küresel ekonomideki daralmaya paralel olarak, turizm ve ihracat gelirleri ile iç talepteki azalma sonucu % 2’ye kadar düşmüş. Bu da 1996’dan beri görülen en düşük büyüme hızı olmuş. Bunun sonucu olarak; uzun vadeli programlar içinde yer alan ve kendinden önce gelen bütün hükümetlerin de uygulamasını sürdürdüğü, susuz bölgeler ile ilgili büyük sulama projelerinden vazgeçmiş.

Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmayı amaçlamış, bu nedenle de ülkesi ile Cezayir arasında bir petrol ve doğal gaz boru hattı inşa projesini başlatmış.

Profesyonel Orduya Geçiş

Orduya yeni bir düzen vermek ve askeri darbelerin kesin olarak önüne geçmek amacıyla profesyonel orduya geçişi kararlaştırmış, zorunlu askerlik uygulamasını da kaldırmış.

Ekonomik Büyüme ve Sosyal Sorunlar

İspanya ekonomisi; 2002 yılından itibaren, tekrar hızlı bir büyüme trendine girmiş. Ancak; işsizlik oranı, % 10,9’un altına düşmemiş.

Göçmen işçiler ile ilgili olarak çıkardığı yasalar, adil ve yeterli bulunmamış.

İşsizlik yardımı, sağlık ve eğitim ile ilgili yeni düzenlemeleri halkın tepkisini çekmiş.

İşçilerin satın alma gücü düşmüş, işçiler genel greve gitmiş.

ETA örgütünün siyasi kanadı olan Batasuna Partisi’ni kapatmış.

Küresel Oyunculuğa Soyunması

A.B.D.’nin Irak ve Afganistan savaşına destek vermiş.

A.B.D.’nin, Latin Amerika Ülkeleri ile ilgili siyasetinde aktif rol almış, bu nedenle de Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez tarafından darbecilikle suçlanmış.

Görevinin Sona Ermesi

11 Mart 2004’te Madrid’de, dört trenin eş zamanda bombalanması ile 191 kişi ölmüş. Seçimden üç gün önce gerçekleşen bu olay, ülkede büyük bir infiale yol açmış.

Olaydan, ETA örgütünü sorumlu tutmuş. Herkesin seçimleri kazanacağını düşündüğü bir ortamda, seçimleri İspanyol Sosyalist İşçi Partisi kazanmış. Ancak; mecliste çoğunluğu sağlayamamış, Birleşmiş Sol ve Katalonya partilerinin desteği ile güvenoyu alabilmiş. Jose Luis Rodriguez Zapatero da başbakan olmuş.

Safter TANIK
Safter TANIKsaftertanik@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments