Ergun KAFTANCI
BİRİSİ diyor ki:
-Ben Kuran ile yaşıyorum…
Belli mi?
Değil!
Kuran ile yaşayan yalan söylemez, kul hakkı yemez, zalim olmaz, insana tepeden bakmaz, çalmaz çırpmaz, çalmaya ve çırpmaya izin vermez, dünya için değil ahiret için yaşar…
Eziyet, işkence ve zulüm yapmaz…
Hırs ve öfkeyi içinde barındırıp ikisini de her fırsatta kusmaz…
Allah’ı sever, ondan korkar…
Yani “Kuran ile yaşıyorum” demek o kadar kolay değildir…
Allah herkese, bu arkadaşa da Kuran ile yaşamayı nasip etsin!
* * *
BİR başkası da, Kuran ile yaşadığını söyleyene, manzume halindeki niyetine, laflarına, ülkede egemen hale getirilen düzensizliğe ve muktedirin iktidarsızlığına bakarak “Ben halktan partim için nasıl oy isteyeceğim” diyor…
Kolayı var…
Vicdanının sesini dinleyecek ve oy moy istemeyeceksin arkadaş!
* * *
BİR DE şunu dinleyin:
-Türkiye hain kuşatma altında. Rüşvetçiler, soyguncular, 13 yıldır iktidarda. Çıbanın başı kaçak ve karanlık sarayda…
Doğruların arasında yanlış olur mu?
Oluyor…
Mesela…
Devlet Bahçeli‘nin “Çıbanın başı orada” diye işaret ettiği saray karanlıkta değil, 24 saat ışıl ışıl…
Halkın parası böylece kullanmadığı elektriğe gidiyor…
Hani kayıp kaçak bedelini halka ödetmeyeceklerdi!
* * *
BİR grup öğretim üyesi halkın nabzını tutmuş…
Ortaya çıkan gerçek şu; halkın ancak yüzde 27’si başkanlık sistemini istiyor…
Kalan yüzde 73 ise istemiyor…
Bu demektir ki 41 milyon seçmenden yüzde 51 oranında oy alan cumhurun başı, büyük bir kitle tarafından artık istenmez oldu…
Bunu ben söylemiyorum, rakamlar söylüyor!
* * *
SAKARYALI değil ama ağır ağabeyler adaylığını oradan koydurdu…
Ayşenur İslam aslen Üsküdarlı…
Türbanla Meclis’e girince dışlanan ve vekilliği düşürülen Merve Kavakçı‘nın da eltisi…
Eşi, Mavi Marmara gemisinde doktor olarak eyleme katıldı. Eski AP’li Nadir Latif İslam‘ın oğullarından biri…
Ayşenur Hanım talimat gereği 12’ye çeyrek kala açıklama yaptı ve bütün yoksul, yetim, öksüz ve asker çocuklarına bu ay maaş bağlanacağı müjdesini (!) verdi…
Neden bu ay?
Çünkü seçim bir ay sonra…
Doğum yapan kadınlara da çocuk sayısına göre aylık bağlanacak…
AKP’nin yeni seçim yemi budur ey ahali…
Seçimden sonra ne olur diye düşünmeyin, söyleyim; unuturlar, uygulama da kadük olur!
Erenlerin sağı solu belli olmaz derler ya o misal, AKP’nin de lafına güven olmaz!
* * *
HALKIN, iktidardan sonra yargıya da güven duymamasının nedenini merak eden, tutuklanıp cezaevine gönderilen birinci sınıf yargıç Mustafa Başer‘in içeriden yazdığı mektubu internetten bulup okusun…
Haklarında tutuklanma kararı verilen insanların tahliyesini sağlayan
yargıç Başer’in başına gelen, bugüne kadar hiçbir hukuk adamının başına gelmedi diyemeyiz…
Geldi…
Halen yargılanan savcılar var, avukatlar var; şimdilik sonuncusu Başer…
Hukuk dışı etkilerle birinci sınıf bir yargıcı tutuklayarak, hak arama özgürlüğünü ve yargı bağımsızlığını bitirdiler…
Bu anlayıştaki bir yargıya halkın güveni kalmadıysa suç kimin!?
……………………….
Başer “Kurumlar ve kurallar işlemediği için, birilerinin hoşuna gitmeyen insanlar çapulcu, paralel gibi yasal olmayan ithamlarla karşı karşıya kalıyor” diyerek de tutuklanmasının gerekçesini lisan-ı münasiple anlatmış oldu…
İktidarda olmayabilir ama yargıda vicdanlı insan çooook…
Başer inşâllah, yakın günde salıverilecek…
* * *
DİYANET İşleri Başkanı Görmez, altına çekilen lüks aracı iade edeceğini duyurdu…
Hem de “İbret-i âlem olsun” diyerek…
Âleme ibret olacak bir şey değil hoca…
Saraydakine ibret olsun yeter!
* * *
KASASI silah ve mühimmatla dolu olan ve “Destinasyonu” hâlâ açıklanmayan TIR’ları ihbar gereği durduran subay ve askerlerden sonra operasyona katıldıkları iddiasıyla Adana Cumhuriyet Başsavcısı, Savcı vekili ve iki savcı hakkında da tutuklama kararı verildi…
Kararı veren Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi…
Meçhul gücün hışmına uğrayan Başsavcı Süleyman Bağrıyanık, vekili Ahmet Karaca, diğer iki savcıdan biriAziz Takçı, diğeri Özcan Şişman…
Şişman’ın evi basıldı, adamı evinden ailesinin gözü önünde alıp gittiler…
Sırada Adana İl Jandarma Komutanı Albay Özkan Çokay var…
Hepsi, haşhaşilere (!) yardım etmek, yani casusluk yapmakla suçlanıyor…
Başer gibi içeri alınabilirler…
……………………….
Ne asayiş, ne güven…
Ne hukuk, ne adalet …
Bunlar olmadığı zaman halk kime güvenecek?
Elbet de muhalefete…
Çözümü söylüyorum değerli yurttaşlar; çözüm tek, o da iktidarı değiştirmek, pardon dehlemek!