betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,7669
EURO
10,3284
ALTIN
492,75
BIST
1.401
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Pazar Az Bulutlu
26°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Salı Parçalı Bulutlu
22°C

YESEVİ’Yİ TANIMAK

YESEVİ’Yİ TANIMAK
28.03.2016
0
A+
A-

Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

Yesevi yılı için çalışma yapacaklara soruyorum:  Fars asıllı Yusuf Hemadanî mi Ahmet Yesevi’ye tesir etti, yoksa Hoca mı onun fikirlerini değiştirdi! Eğer Ahmed Yesevi  mukallid  bir zamane adamı olsaydı  Hemadani gibi  şehirli kültürün  dingiline oturmuş  bir kişinin  hilâfet postuna oturur  o makamı Gucduvani’ye bırakmazdı! Ama Hoca  Yesî’ye  dönmeyi tercih etmiş, her türlü siyasetin dışında yaşayarak “Siyasi İslâm”a da itibar etmeyerek,  ömrünün geriye kalan kısmını  kendi mekânında tamamlamıştır.

  

Kısa adı UNESCO olan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtı, 2016’yı, Ocak ayındaki açıklaması ile   Hoca Ahmet Yesevi Yılı ilân etti. Hoca’nın Türklüğü’nün dışında  her şeyi tartışılıyor; en azından  verilen bilgiler  ve ortaya konan  yeni çalışmaların yeni şeyler getirdiğini söylemek  mümkün değildir. Fuat Köprülü üstadın 1918’lerde ortaya koyduğu Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar eserindeki görüşler aşılamadığı gibi, o da 1940’larda İA’ya yazdığı Ahmet Yesevi maddesi ile eski fikirlerini tamamen revize etmiştir. Sonraki çalışmaları yok farzetmek mümkün mü? Elbette değil; fakat bu araştırmalarda yeni bulguların ortaya çıkarılması bir yana  yeni görüşlerin de  ortaya konduğunu söylemek mümkün değildir. İşte mesele uluslararası bir boyuta kavuşuyor; her halde âlimlerimizin  daha çok  ilgi göstermesi ve gayret sarfetmesi  gerekmiyor mu?  Fikir ve düşünce ortamında  yeni bilgilerle  ancak  çalışılan ve konuşulanlara yeni görüşler eklenebilir! Bu işi de, ancak  düşünce  sahipleri  kendi güçleri  ve bulundukları  konumla  ileriye götürebilirler! Bu hususta yeterli miyiz, değil miyiz işte önümüzdeki dokuz aylık zamanda  bu işi öğreneceğiz?

 

Türkiye’de 1992’lere kadar Yesevî çalışmalarında bir ciddiyet vardı; fakat  Yesevî mekânı veya  merkezî coğrafyası  üzerindeki demir  perde kalktıktan sonra,  ülkemiz imkânları ile   buralarda yapılan eğitim çalışmaları tam bir şova dönüştü; dolayısıyla yüzbinleri aşan Yesevi Üniversitesi  öğrenci sayısı şimdi on binlere düşmüştür! Bu işi Rusya’nın tekrar dönüşü  gibi komplo teorileri  ile izah etmenin  mânâsı  yoktur! Türkiye bu işi becerememiştir; Türk Milliyetçileri yine sınıfta kalmıştır! Herşeyden evvel bu işe öncülük eden  tam ve mazbut bir tarzda  Yesevi ahlâkı ile meşbuu  olması gerekiyordu!  Böyle bir ciddiyeti kim  iddia edebilir? Adamın “Ulusal TV”de düştüğü rezalet ve içinde bulunduğu hareketi kendine benzetme çalışmalarını herkes görüyor! Elbette Yesevî ile ilgili ortaya konan biyografiler ve toplanarak neşredilen “Hikmetler”e bir diyecek yoktur! Bunlar Yesevi’ye ait olsa da olmasa da çok faydalı çalışmalardır!  Ortaya koyduğu rezaleti görmemezlikten gelip kendini bu işin “Kutbu”  sanmanın  Amed Yesevi’nin  manevî dünyası ile  ne alâkası vardır! Bir kere bu işe bayrak olacak adamın  özel hayatı da tıpkı  onun gibi olmalıdır! Yesevi Üniversitesi’nde görev yapıp gelen bir çok akademisyen “Bu işi berbat edip geldik” diyor! Yesevi’yi tanımak ve  onun düşüncelerini bir milim öteye taşımak bu mudur?

 

Ahmet Yesevî’nin hayatı efsanelerle doludur;  oğlu İbrahim’in de, o meşhur sütlü ineği olduğunun da yazılı kaynaklara ihtiyacı vardır; yoksa kabul etmeyecek miyiz? Elbette kabul edeceğiz ve o zaman da işe hakikat yüzü vermekten ziyade Zeki Velidi gibi Türkistan’ın her yanında  konuşuluyor  diyeceğiz!  Elvan Çelebi’nin Hacı Bektaş’tan 200 sene sonra yazdığı  “Vilâyetnâme” veya “Velâyatnâme” tarihi bir materyal değil efsanelerin ta kendisidir! Elbette kıymet ifade eder  lâkin bu işi   öyle mezhepleşmeye  tahvil ederseniz  işin tadı kaçar ve bir anda  Yesevî’nin Alevî olduğunu  kabul etmek zorunda kalırsınız! Halbûki bu deyim Türkler arasına çok sonradan nüfûz etmiştir, ki Araplar’da klâsik olarak bulunsa bile  o zamanın Türkleri bunu bilmez! Şimdi  Türkiye’de çok insan  Atatürk’den   Ahmet Yesevî’ye  kadar birçok değere  Alevi – Bektaşi  gözü ile bakıyor! Acaba kutup da aynı görüşte midir?

 

Evvelce Ahmet Yesevî’nin müfrid Sünnî olduğunu iddia eden Köprülü yirmi yıl sonra bu görüşlerinden döndü, ama ona katiyen karşıt mezhep mensubu gözü ile bakmadı! İşin içinde bambaşka bir gizem olduğunu anladı ve bu işi bir karış öteye taşıdı! Mutlaka bu gayrette olan arkadaşlarımız ve ilim adamlarımız da bulunmaktadır! Bu arkadaşların sesini duyan var mı? İşte mesele bu? Yesevî’nin yaşadığı zamanda merkezi Türkistan’da Türklük ile İran Milliyetçiliği’nin derin bir rekabet içinde bulunduğunu, Samaniler’in ortadan kalkmasından sonra bu düşüncenin Sünnî düşünceler içinde tekkelere indiğini  neden görmemezlikten geliyoruz? Çok değil üç-beş kuşak sonra Emir Timur’ın elinin tersi ile ittiği bu hareket  nasıl oldu da  Özbekler devrinde  Ubeydullah Ahrar ile  Uluğ Bey’i  sabah namazı yolunda  katledecek seviyeye ve asabiyete ulaştı? Bugün bu hareketin adının ne olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını biliyoruz! Kendini kutup sananların ocağı!

 

Yesevi yılı için çalışma yapacaklara soruyorum:  Fars asıllı  Yusuf Hemadanî mi Ahmet Yesevi’ye tesir etti, yoksa  Hoca mı onun fikirlerini değiştirdi! Eğer Ahmed Yesevi mukallid bir zamane adamı olsaydı  Hemadani gibi  şehirli kültürün  dingiline oturmuş bir kişinin  hilâfet postuna oturur  o makamı Gucduvani’ye bırakmazdı! Ama Hoca  Yesî’ye  dönmeyi tercih etmiş, her türlü siyasetin dışında yaşayarak “Siyasi İslâm”a da itibar etmeyerek,  ömrünün geriye kalan kısmını  kendi mekânında tamamlamıştır.

 

Aslında bu konuda konuşulacak ve yazılacak çok şey var! Hiç olmasa bu sefer Yesevî’yi dünyaya iyi tanıtalım, onun fikirlerini tam olarak ortaya koyalım! Bizden öncekiler Mevlâna’yı başardılar ama Hacı Bektaş’da gayretlere rağmen  hâlâ yüzeydeyiz, Ahmet Yesevi’yi ise hiç tanımıyoruz! Âlimlerimiz herşeye  sıfırın üstündeki ibreden başlamalıdır! Özlemle bekliyoruz!

 

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal