betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5345
EURO
10,0631
ALTIN
481,34
BIST
1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
26°C
Cumartesi Az Bulutlu
29°C
Pazar Sağanak Yağışlı
26°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C

ATATÜRKÇÜ VAHİDEDİN!

ATATÜRKÇÜ VAHİDEDİN!
19.05.2016
0
A+
A-

        Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

Elbette o zamanın devlet kurallarına göre Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gitmesini onaylayacak  son makam  saltanat makamıdır. Vahideddin de  öyle yapmıştır ve devlet teşkilâtının uygun gördüğü kararı tasvip etmiştir. Buna söyleyecek birşey yok! Fakat esas mesele   Milli Mücadele’nin teşkilâtlanması değil,  işgalcilerin, bilhassa İttihadçılar’ın  tasvip etmediği davranışlarını   önlemektir. İşin doğrusu budur; dünya da böyle yazıyor ve bu kararı vermiştir! Hiç okumuyor musunuz? Vahidedin Mustafa Kemal’i göndermiş de  devleti kurtarmış, o zaman kendisi neden kaçmıştır? O adam 17 Kasım 1922 sabahı  İstanbul’u terkederken  vatan kurtulmuştu. 16 Mayıs 1926 İtalya’da ölen  Vahidedin  vatanından ayrı yaşadığı üç buçuk yılda neden böyle önemli bir ifşaata yer vermedi? Veremez çünkü kaçışının izah edilir tarafı yoktur! Sürgün sözcüğü sonradan uydurulmuştur, o sürgün değil kaçmaktır! Saltanat ve devletin ayrılması gibi çıkışlar kaçış için bahane olamaz! Hilâfet ise bu tarihten  bir buçuk yıl sonra  artık hükümsüz olduğu ve Halife  kaçtığı için kaldırılmıştır. Kimsenin kimseyi kandırmaya  hakkı yoktur! Ciddi eserleri okuyup  hakikati bilmek gerekiyor!

 

 

Bugün 19 Mayıs;  kendini bitirmiş ve yıkılmış bir imparatorluğun yerine  millî bir devlet için Milli Mücâdele’ye ilk adımın  atıldığı  zamanın  seneyi devriyesi! Az bir zaman değil, o günler bir asra yakın gerilerde kalmıştır. Doğru tahlil yapıp da dersler çıkarabiliyor muyuz? Ne arar? O mandacı, sözüm ona saltanatçı zihniyet, yâni mütareke basını  şimdilerde  hortlamış! Efendim  son  sultan Vahideddin Samsun’da Milli Mücadele’yi başlatmış! Nasıl başlatmış? Mustafa Kemal’i  Anadolu’ya o göndermiş! Yani demiş ki  git Anadolu’yu ayaklandır, yeni bir devlet kur, saltanatı kaldır, cumhuriyet ilân et  vs. Peki bu senaryoda Sultan’ın yeri nerede? İngiliz gemisine binip ülkeni terket ve bir daha da gelme, gurbet ellerinde öl! Siz,  hiç böyle saçma bir tarih kurgusu gördünüz mü? Hele hele Türk hakanları gibi tahta sıkı sıkıya yapışan, canından fazla tahtını düşünen  bir devlet geleneğinde   böyle karaktersiz bir  eğilim var mı? Dünya  tarihinde bulabilir misiniz? Kimi kandırıyorsunuz? Böyle  bir şeye  ancak  ahmak ideoloji bezirganları, tam teslimiyetçi, düşünme  yeteneğinden yoksun, bir güruh ancak ihtimal verebilir! Halbuki  ne olmuş ne de olması mümkündür; zırvaları ancak muhayyel amaçları için ancak tekrar edebilen, öyle hedeflere  kilitlenen  gafiller ve onları yönlendiren bir avuç hainler ancak  inanabilir!

 

Hadi hadi susun bakalım? Müsaade edin de Mustafa Kemal konuşsun! Yıllardır kapağını kaldırmadığınız Nutuk! Bu bir parti bildirisi değildir; onu okumadan devlet adamlığı koltuğuna oturursanız işte böyle komik duruma düşersiniz! Nutuk tarihtir,  ideologyadır, İslâmdır ve İslâmın kurtuluşudur, Milli Mücadele’dir, varlığın ve saltanatın ta kendisi, bir milletin yok edilemeyeceğinin kısa tarihidir! Elbette Osmanlı büyük bir devlet ve imparatorluktu; fakat 93 Harbi (1877-78) artık işin sonunu getirmişti; onun için “Hasta Adam” dediler! Yani yanlış mı? Doğruyu II. Abdülhamid gördü ve  herşeyden evvel  modern askerî okullar kurdu! Çanakkale’yi hiç görüp incelediniz mi? Tabyaların tamamının tesisi  bu devreye aittir ve isimleri de o günleri hatırlatmaktadır! O sebeble hangi savaşın dışında kalacaktınız da  devletinizi üç beş fedakâr başkalarına peşkeş çekecekti! Bunlar köhne ve artık bitmiş düşüncelerdir, eskimiştir ve 31 Mart gibi pis kokuyor! I. Cihan Savaşı tam olarak “Göksultan”ın  kurgusuna uygun olarak   93 Harbi’nin rövanşı  ve subay savaşıdır! İşte Mustafa Kemal bu acı hakikati  cephe cephe  dolaşarak çok yakından gördü! Dikkat eder misiniz, hiçbir silâh arkadaşı veya komutanı hakkında  menfi fikirleri yoktur! Bugünkü güruh gibi ne İttihat Terakki’de, ne jurnalciler arasında dans etmemiştir! Kendi kuşağı gibi askerlikten başka şey düşünmemiştir! Siyaset mi? Tabii ki uğraşacak; çünkü o devirde  en aydın insanımız askerlerdi ve siyaseti askerî bürokrasi yapıyordu! Bir takım insanlar II. Abdülhamid’in kapısında jurnalci, güya İttihatçılar’ın emrinde mücahid, lâkin Cumhuriyete düşman karanlık adamlar! Geçin bunları geçin! Sonunda demirledikleri yer  İstanbul işgâlindeki  teslimiyet ve mütareke  basını değil mi?

 

Mustafa Kemal kendiliğinden mi Samsun’a çıktı? Elbette böyle bir şey yok! İstanbul’un işgali ile devlet ortadan kaldırılmış fakat  bürokrasi ve göstermelik hükümet yerinde  duruyordu! Elbette aralarından Mustafa Kemal’i çıkaran bu insanlar dünyayı ve ülkeyi daha iyi görüyorlardı!  İşgaciler Anadolu’nun kaynadığını  pekâla biliyorlardı! Samsun ve ötesini  coğrafya olarak düşünün; İttihat Terakki’nin en fazla önem verdiği, yetişkin insanları ve orduların çoğunu bu yöne  transfer ettiği Orta ve Doğu Anadolu! Kaybettiğimiz savaşta da devletin sıklet merkezi ve beyni buradaydı! Bozulmamış, manda kabul etmeyen; Kafkas Ordusu’nun büyük düşünen, büyük işler yapan ve yapmaya çalışan  güçler de  bu alanda duruyordu! Acı tatlı hatıraları ile Ermeni’yi en iyi bilenler, Dağıstan-Bakü-Tebriz’i  görüp de dönenler daha bu er meydanında idi! İttihad Terakki milliyet düşmanı değildi; Karadeniz’i tetkik etmeden  bunların tarihi yazamazsınız! Şimdi bile kıyı şeridini gezip görün! Binlerce  Yahya Kaptan ve  Topal Osmanlar’ı tanıyın!

 

Elbette o zamanın devlet kurallarına göre Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gitmesini onaylayacak  son makam  saltanat makamıdır. Vahideddin de  öyle yapmıştır ve devlet teşkilâtının uygun gördüğü kararı tasvip etmiştir. Buna söyleyecek birşey yok! Fakat esas mesele   Milli Mücadele’nin teşkilâtlanması değil,  işgalcilerin, bilhassa İttihadçılar’ın  tasvip etmediği davranışlarını   önlemektir. İşin doğrusu budur; dünya da böyle yazıyor ve bu kararı vermiştir! Hiç okumuyor musunuz? Vahidedin Mustafa Kemal’i göndermiş de devleti kurtarmış, o zaman kendisi neden kaçmıştır? O adam 17 Kasım 1922 sabahı  İstanbul’u terkederken  vatan kurtulmuştu. 16 Mayıs 1926’da  İtalya’da ölen  Vahidedin  vatanından ayrı yaşadığı üç buçuk yılda neden böyle önemli bir ifşaata yer vermedi? Veremez çünkü kaçışının izah edilir tarafı yoktur! Sürgün sözcüğü sonradan uydurulmuştur, o sürgün değil kaçmaktır! Saltanat ve devletin ayrılması gibi çıkışlar kaçış için bahane  olamaz! Hilâfet ise  bu tarihten  bir buçuk yıl sonra  artık hükümsüz olduğu ve Halife  kaçtığı için kaldırılmıştır. Kimsenin kimseyi kandırmaya  hakkı yoktur! Ciddi eserleri okuyup  hakikati bilmek gerekiyor!

 

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal