DOLAR
8,4782
EURO
10,2862
ALTIN
507,75
BIST
1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
22°C
İstanbul
22°C
Gök Gürültülü
Çarşamba Gök Gürültülü
24°C
Perşembe Gök Gürültülü
24°C
Cuma Gök Gürültülü
24°C
Cumartesi Gök Gürültülü
25°C
Bir meselden çıkan ibret! Harun KILIÇ Adamın biri gitmiş Nasreddin Hoca’ya “Yahu hocam bizim ev pek dar, sığamıyoruz bir türlü, ama büyük eve de paramız yetmiyor, ne yapayım?” diye sormuş. Hoca bu abuk soru karşısında ne desin, kafasını karıştırmış biraz, düşünür gibi yapmış sonra da “Senin tavukların vardı değil mi?”...
Yumurta tavuk, tavuk yumurta hikâyesi Fuat YILMAZER Yaptıklarının farkındalar mı bilemem ama ülkemiz çok sıkıntılı döneme giriyor. İktidar bloğu da, muhalefet bloğu da sevgisizlik, ayrışma, kutuplaştırma politikalarını bilerek isteyerek sürdürüyor. Halk ekonomik anlamda perişan, sosyal ve siyasal anlamda hoşnutsuz, iktidar buna çözüm yolu üretmek, çare bulmak için çalışmak yerine futboldaki...
NATO ZİRVESİNE DOĞRU Efendi BARUTÇU ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR  Bugün Brüksel’de yapılan NATO zirvesinde gözler Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la ABD Başkanı Con Baydın arasındaki görüşmeye çevrilmiş durumda. Bu zirve ABD açısından yirminci yüzyılın yeniden tanzimi anlamını taşımaktadır. Bir önceki ABD başkanı Tıramp’ın Afganistan’daki Irak’taki ve dünyanın diğer muhtelif bölgelerindeki askeri varlığını...
OSMANLI’NIN LAİKLİĞE BAKIŞI Volkan Yaşar BERBER             Osmanlı son dönemlerinde yeni çağa ayak uydurabilme babında bir takım önergelerde bulunmaktan geri kalmamıştır. 1872’de Eyvah draması birden fazla evliliğe karşı, 1875 yılında Açık Baş isimli komedisi halkı dini alet ederek sömürenlere karşı sunulmuş olup destekte görmüştür. Avrupa’dan alınan her şeyin red edilmeyip bilakis...

TÜRK IRKI

TÜRK IRKI
20.11.2016
0
A+
A-

         Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

 

Çin dili ve kültüründe  dünya kadar  Türk ögesi bulunduğu gibi  Uzak Asya  kavimleri Mançurya, Kore, Vietnam hattâ Japonları bile  Türk ırkî çizgisinin dışına çıkaramıyorsunuz! İşte dünya milleti olmak Türkler ve Türk sosolojisinin  bu özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Hergün yeni arkeolojik bulgular düne kadar iddia sanılan, bugün doğrulanmış olan  gerçekleri ortaya koymaktadır. İşte ırkımızın bu yönü ile gurur duyacak ve özelliklerimizi mutlaka  devam ettirmeye çalışacağız.

 

TÜRK IRKI

 

Elbette şu Pazar yazısında hamaset veya klâsik ırkçılık yapacak değiliz;   millet olarak hamasetten  hoşlanıyoruz; ama bizim kültürümüzde  batı tipi   biyolojik ırkçılık olmadığı gibi, dilimizin hiçbir lehçesinde “Irk” deyiminin  karşılığı da yoktur! Hamaset destandır, efsânedir, hikâyedir, masaldır; tabii olarak bunlar da bizim tarihi hasletlerimizin tezâhürleridir! Öyle ya hep âlimler söyler; tarih yapmışız da tarih yazmamışız, tarihimizi hep başkalarından öğrenmişiz, diye! Lâkin Türkü, şiir, destan, efsâne  deyip geçmeyin  bunlar   bir milliyetin kulağı, gözü ve dilidir! O sebeble “Dede Korkut” bilmeden  tarih yazamaz, kültürümüzü açıklayamayız! Fransız Roux” Türklerin  büyüklüğü kahramanlık ve cesaretlerinde değil, kültürlerinden kaynaklanır.” diyor! Ne dersiniz, bir Türkü bizi  bir anda başka dünyalara götürür ve mest etmez mi? Zaten  öyle organımız olmadığı halde “Gönül” der dururuz  ki, başka hiçbir milletin lisanında  karşılığı  yoktur!

 

Dünyada her  ırkın bir, bilemedin iki vatanı vardır; o milliyet bir yerde tutunamamış  başka bir yere göçmüştür! Lâkin   yer küresinin yarısı Türkler’in vatanı değil mi? Tarih ve kültür tarihçileri, coğrafyacılar, yeni sosyal bilim  dalları bu hususiyeti “Göçebelik” ile îzah ederler! Gerçekten ilk ve Orta Çağ’da  göçebelik önemli bir  ekonomik  faaliyetti! Fakat aynı zamanlarda Türkler’den başka  böyle bir iktisadî hayatı neden başka milliyetler denememiş ve denedikleri halde  kısıtlı bir mekânda kalmışlardır? Bu hususu hiç düşündünüz mü? İşte bu noktada Türk ırkının haslet ve husûsiyetleri ortaya çıkmaktadır! Acaba  bugün sosyolojinin geldiği noktada  bu özellikler nelerdir?

 

Türkler’in  ırkı husûsiyetlerinin başında dayanaklılıkları gelmektedir, göçebeliği yönlendiren  en büyük enerji ve aksiyon kaynağı işte budur! Türk insanı tabiata yenilmemiş, her zaman yarışı kazanmıştır; işte onların  dünyaya dağılmış ve başka milliyetlere   kendini ifâde imkânını ortaya koymuş en önemli husûsiyet budur. Türkler toprakla olan mücadelelerini  hayvancılıkla yenmişlerdir.  Tarihte gördüğümüz, atın evcilleşmesi ve “Atlı Arabalılar” gerçeğini işte  bununla îzah edebiliriz! Türklerde “Kangılılık”  taş devrine kadar çıkmaktadır. O sebeble kavim ve kabile farkı gözetilmeden  her Türk boyunda  “Kangılılık” olduğunu rahatlıkla ifâde edebiliyoruz!  Türkler, bugün güç ölçüsü olarak kullanılan “At-Beygir” düşüncesini  hem  binek, hem taşıma, hem de  ürünlerinden faydalanma olarak  geniş bir  gelenekler zincirine bağlamışlardır! At eti yemek ve sütünü içip  onun gibi kuvvet ve kudret timsali olmak  sadece Türk  gelenek sisteminin  yasasıdır! O sebeble Türkler’de atçılık  sade bir gelenek zinciri değil  aynı zamanda tabiata  hâkimiyetin  kahramanıdır.

 

Savaş araçlarının  bugünkü teknoloji ile zirve yapmasına karşılık, teori ve askerî uygulamalar insan ve insan dayanaklılığı üzerine  kurulmuştur. Hatta en dayanaklı askerî personelin  her  türlü tabii ve sanayi şartlarına  intibak edebilen insan olarak tarif edilmektedir! Türklerin bir ırkı haslet olarak  dayanaklı insan olmaları onları  tabiatın ve tabiat gücünün üstüne çıkarmıştır. Sosyal hayatta  açlığa, yokluğa, zulme karşı en dayanaklı milliyetin  Türkler olduğu  geçirdiğimiz sömürge asırlarında  yeteri kadar ispatlanmıştır. Hiçbir olumsuzluk  Türkler’in bu husûsiyetini değiştirememiştir.  Çok olumsuz şartlar altında  Çinli  mekân değiştirmeden  yaşlı kıt’ada hayatiyetini sürdürürken, ari kavimlerden  İskender ve Farslar Orta Asya’da tutunamamıştır. Son ikiyüz bile sömürgeciliğin bütün imkânları ile  Türk ülkelerine giren Slâvlar’ın  bugün  gün geçtikçe eridiklerine şahid oluyoruz! Buna karşılık Sibirya’nın buzulları bile  Yakut-Çuvaş gibi Türk soylular tarafından  tutulmaya devam edilmektedir. Bugün Asya ve Avrasya’nın her karış toprağında, her şeyden evvel Türk dili ve gelenekleri  ile Türk ırkî özellikleri  hemen öne çıkmakta ve Ruslar gibi sonraki milliyetler üzerinde tesirlerini bariz şekilde ortaya  koymaktadır. Asaya’da Türk mefhûmu kullanılmadan  hiçbir milliyeti, medeniyeti ve kültürü ifâde etmeniz mümkün değildir! Çok ilginçtir ki Avrapa’nın ortasındaki  Macar ile  İdil-Ural’ın  Başkurtu’nun benzerlikleri  günümüz kültür tarihinin en önemli konusudur!

 

Çin dili ve kültüründe  dünya kadar  Türk ögesi bulunduğu gibi  Uzak Asya  kavimleri Mançurya, Kore, Vietnam hattâ Japonları bile  Türk ırkî çizgisinin dışına çıkaramıyorsunuz! İşte dünya milleti olmak Türkler ve Türk sosyolojisinin  bu özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Her gün yeni arkeolojik bulgular düne kadar iddia sanılan, fakat bugün doğrulanmış olan  gerçekleri ortaya koymaktadır. İşte ırkımızın bu yönü ile gurur duyacak ve özelliklerimizi mutlaka  devâm ettirmeye çalışacağız.

 

İyi pazarlar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.