DOLAR
8,7540
EURO
10,3892
ALTIN
496,61
BIST
1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Pazar Gök Gürültülü
25°C
Pazartesi Gök Gürültülü
26°C
Salı Gök Gürültülü
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
27°C
Bosnalı Bir Kahraman          İ S M E T  H O C A Ahmet  B.KARABACAK         Kısa bir süre önce Bosna Kasabı denen bir cani Avrupa mahkemesi tarafından ömür boyu hapse mahkûm edildi. Bu hüküm yüzlerce masum kişiyi  ne geri getirir, ne de acıları  yok eder. Binlerce Bosnalı kadının ve kızın tecavüze...
KUŞ VE İNSAN SEVGİSİ Kadir KESKİN Zamanın en büyük alimlerinden olan Zembilli Ali Efendi ,herkes tarafından sevilir ve sayılırdı. Sık sık tertip ettiği sohbet toplantıları çok samimi bir hava içinde geçerdi..Bir yaz günü hava oldukça sıcaktı..Zembilli Ali efendinin arkasındaki bahçede güller ve yeşillikler arasında sohbet ederken ağaçların tepesinden de cıvıl...
ŞARAP VAKTİ  (Hikâye) Kemal ÇOPUROĞLU     Evvel zamanlardan bir Kasım ayıydı; bir akşam üzeri öğretmen emeklisi karı koca Trabzon’a gitmek üzere   birlikte Ankara Esenboğa Havalimanı’ndaydılar.       Ekonomik tarife uçaklarının seferine daha üç saat vardı ve oturmaktan sıkılan bu öğretmen emeklisi karı- koca  bir çay içmeye karar verdi. Havaalanlarında  kafeterya- kafe  denilen ve...
Kurallar çiğnenmek için değil uyulmak içindir Toplumlar huzur içinde yaşadıkları zaman mutlu olurlar. Mutlu olunması toplumdaki olumsuz söz, davranış ve eylemlerin hiç olmaması veya az olması sonucunu getirir. İnsan bireydir ama toplumda yaşamaya elverişli sosyal bir varlıktır. Birey yalnız yaşadığı zaman değil insanlar arasında yaşadığı sürece mutlu olan canlıdır. Yaratan...

SURİYE’DE TÜRK’ÜN GÖZYAŞLARI

SURİYE’DE  TÜRK’ÜN GÖZYAŞLARI
15.02.2017
0
A+
A-

         Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

 

Türkiye Fırat Kalkanı Harekâtı’nda  öne çıkmışken  en azından  Bayır-Bucak’da Türkmenler’in yurtlarına dönmeleri sağlanmalıdır, ki şehidlerimize  hesap verelim!  Suriye’de 5000 km.karelik yer temizledik, “Çekileceğiz” diyoruz da  gitmemizin faydalarını görmeyelim mi? 400’e yakın Halep köyleri de âciliyet arzediyor; gerisini de  masada tartışalım! Acaba Türkiye  Suriye Türkleri’nin gözyaşlarını dindirebileçek mi?

 

 

SURİYE’DE  TÜRK’ÜN GÖZYAŞLARI

 

Türkiye 20 Ağustos 2016’dan beri Suriye bataklığında kan veriyor; Fırat Kalkanı Harekatı birkaç gün sonra altı ayını dolduruyor; şehid gelmeye devam ediyor ve gözyaşları arasında toprağa veriliyor. Biz Türkler  sağ olanımızın da,  bize ebedi olarak veda edenlerimizin de hesabını çok iyi yapmayız,  askerlik tarihimizde  ancak ölüm vukuattan sayılır; yaralanmak, sakat kalmak katiyyen hadise değildir! Devlet adamlarımız  yeni Amerika’ya güvenerek  harekâtın yeni hedefinin Rakka ve Mümbiç olduğunu açıklaya dursun el-Bab’da sokak çarpışmaları sürüyor; işin en kötü sahneleri de burada! Bayır-Bucak  ve geniş Halep Ovası bir yıldan beri bomboş; Carablus’a dönenlerin sayısı devede kulak; üç milyon Suriyeli  Türkiye’de  sanki hayatından memnun!

 

Hadi savaş sahasından biraz uzaklaşalım da  yoğun Türkmen yerleşmi Bayır-Bucak’dan ne haber  var? Türkiye’nin temizlik için hedeflediği  alanın yarısı kadar bomboş bir saha;  Türkmenler  sıkı bir mücadele verdiler ama av tüfehleri ile rejim karşısında tutunamadılar, hemhudut Türkiye Bayırı’na  göçtüler! Şu anda  sıfır sınırda   birçok köyde mücadele devam etmiyor değil! İnsanlar ellerinden geleni yapıyor ama herhangi bir canlılık alâmeti yok! Türkiye Ruslar, dolayısiyle rejimle anlaşmış; nasıl bir anlaşma ki Bayır Bucak’da  tehcir sürüyor ve  Bayır’ın dahil olduğu Lazkiye Vilâyeti  Şamn’a kadar  rejimin  sıkı kontrolü altında! Dolayısiyle ovada herhangi bir canlılık sezilmiyor!!

 

Suriye’de daha baştan beri ülkenin bölünmesini ve parçalanmasını istemeyen tek unsur Türkmenler’dir; Baas devrinde  mezhep hadiseleri dışında ne Araplar ne de Kürtler’le herhangi bir gerilim de görüşmüş olaylardan değildir! Halep ve Bayır Bucak’ın dışında Türkler bir zamanlar ülkenin sahibi olarak  dağınık durumdadır; lâkin  Türk’ün  olmadığı ve ağırlığının hissedilmediği bir avuç toprak parçası bile bulamazsınız! Herşeyden evvel  bu dağınık tablo içinde Türkler ve Türkmenler kendilerini tanımaktan aciz; Türkiye’de ise milliyetçiler yetersiz! O zaman Türkçe konuşanları Türk saymak gibi bir gaflet  dâvâ sahiplerinde bile hakim kanaat! Böyle olunca atı alan Üsküdar’ı geçiyor’

 

Anlaşılabilmiş değildir ki  bugünkü kanaatlere göre  bir avuç küsürat olarak görülen Suriye Türklüğü  nasıl olmuş da  1000 yıl  bu ülkeyi idare etmiş; demek oluyor ki  Türkler  bu coğrafyada gerçekten emperyal bir güçmüş! O Suriye Türküleri, kültür ve  gelenek gibi yaşayan  sosyolojik öğretiler de  hikâye imiş! Elbette insanlar  kendilerini tanımazsa tarih bir masaldan ibaret kalır, insanlar için hiçbir anlam ifâde etmez! Bugün kan ve can verdiğimiz  Suriye’yi böyle tanıyınca devletin de sağlam hedefleri olmaz! Maalesef devletin  akıl hocaları da  bu bilgisiz insanlar tarafından oluşturulmuştur! Dünyanın hiçbir yerinde  bir azınlık ilelebet  diktatörlüğünü sürdüremez; azınlıkların daima  etki sahaları da az olur!  Bir devletin toprakları üzerinde  başka emellerin ortaya çıkması ve”Azınlık” mefhumu siyasileştirir! Azınlığın etnisitizme dönüşmesi bu sebeble   asrımızın en önemli rahatsızlığıdır! Demokrasilerde bir köyde bile  azınlığın  çoğunluğunu engelleyemezsiniz! Fakat Suriye’de  “Emevi” ve   “Baas” diktatörlüğünde  böyle bir  jenosidin yaşandığını  kimse inkâr edemez!

 

Görünen o ki  Suriye bölünüp parçalara ayrılacak ve dağınık durumda yaşayan Türkler’in göz yaşları  devam edecek!  Kürtler Suriye içlerinden Türkiye’nin  Güneydoğu sınırlarına  yığıldılar; Araplar iç bölgelere çekildiler;  fakat herşeye rağmen  asırların ortaya koyduğu “Türk Arablığı-Arap Türklüğü”  büyük şehirlerde  olduğu yerde durmaktadır. Bunlara ne ad vereceğiz; anket yapmıyoruz ki “Çekimserler” deyip geçelim! İşte bu sebeble  en fazla göç Türkiye’ye oldu! Suriye jeopolitiği “Köktendinci” olmaz, Kürtler gibi  “Irkçılık”a da müsait değildir! O sebeble  kana doymayan Suriye bataklığını sağduyulu  Türk-Arap aklı çözecektir! Suriye’nin mezhep başkenti Lazkiye içinde   Nusayri kadar Sünni, taşrasında da yine Sünni Türkmenler yaşarken  hangi mezhepten bahsedebilirsiniz? Başkend Şam da öyledir ve  “Nusayrilik”den ziyade “Sünnilik”in borusu öter!

 

Türkiye Fırat Kalkanı Harekâtı’nda  öne çıkmışken  en azından  Bayır-Bucak’da Türkmenler’in yurtlarına dönmeleri sağlanmalıdır, ki şehidlerimize  hesap verelim!  Suriye’de 5000 km.karelik yer temizledik, “Çekileceğiz” diyoruz da  gitmemizin faydalarını görmeyelim mi? 400’e yakın Halep köyleri de âciliyet arzediyor; gerisini de  masada tartışalım! Acaba Türkiye  Suriye TürKleri’nin gözyaşlarını dindirebileCek mi?

 

Hoşçakalın.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.