YALAN SÖYLEMEDEN İNSANLARI KANDIRMAK

Bu biyografi 30 Mayıs 2018 - 2:25 'de eklendi ve 1.302 kez görüntülendi.

Bülent Vedat Aydemir

 

Yalan söylemeden insanları kandırıyorlar!

Nasıl mı?

Doğrulardan işine geleni söylersen, işine gelmeyeni söylemezsen, hem yalan söylememiş olursun, hem de doğruların tamamını söylemediğin için insanları kandırmış olursun!

24 Haziran’da yapılacak seçimlerde ülke ekonomisinin mevcut hali ve gelecekte nasıl olacağı diğer seçimlere oranla daha öncelikli olarak yer almış görünüyor.

Diğer toplumsal sorunlarımızın daha az dile getirildiğini hep birlikte görüyoruz!

Seçim öncesi vaatlerin bolluğu bizlerin hayal dünyasına bomba gibi düşüyor.

İçimizden meğerse ülkemiz ne kadar zenginmiş de haberimiz yokmuş diyoruz!

İnsanın sorası geliyor: Mademki bu kadar zengin kaynaklara sahip bir ülkeyiz de, niye işsizlik oranımız çok yüksek, niye yoksulluk sınırında yaşayanların sayısı sürekli artıyor; niye tasarruflarımız çok düşük, niye sürekli borçlanan ülkeyiz…?

Sor sorabildiğin kadar!

Her şeyden önce bir gerçeği belirtmekte fayda var!

Ülkeyi yönetmeye talip olan her siyasi yapı ben daha iyisini yapacağım iddiasındadır. Kaldı ki bu güne kadar ben kötü olanı uygulayacağım diyen de çıkmamıştır: Bundan sonra da çıkacağını zannetmeyelim!

Asıl mesele, ortaya konan programların ne kadar rasyonel olduğudur.

24 Haziran’da yapılacak seçimler öncesinde iktidar bloğunu oluşturan siyasi parti temsilcileri ülke ekonomisinin iyi olduğunu, seçilirlerse daha da iyi hale getireceklerini dile getiriyorlar!

Muhalefet kanadı ise, ülke ekonomisinin iyi olmadığını, (kötü değil), bu anlayışla da daha iyiyi yakalamanın, aksaklıkları gidermenin çok zor olacağını ifade ediyorlar, hatta daha da ileriye giderek aynı yanlışlarda ısrar etmenin ekonomiyi iflas noktasına (Kötü olan budur) götüreceğini söylüyorlar.

Ve kendi daha iyilerini anlatıyorlar.

Siyasi partilerin ekonomistlerince münferit olarak yapılan açıklamalar toplumu yeterince bilgilendirmekte yetersiz kalmaktadır.

Toplumumuz, en tabii hakkı olarak, ekonomik vaziyetimizin ne durumda olduğunu kendi anlayacakları dille öğrenmek istemektedir.

Gerçekten ülkemizin şu anki durumu iyimi yoksa iyi değil mi?

Bunu öğrenmenin tek yolu var.

En çok izlenen TV haber kanallarında, ( ortak yayın daha mükemmel olur) uzun süreli, siyasi partilerin temsilcilerinin tamamının katılacağı bir program düzenlenmeli ve toplum tam bilgilendirilmelidir.

Böylece, nelerin ülke gerçeklerine uygun ve rasyonel olduğunu, nelerin gerçek dışı ve abartı olduğunu çok net görebiliriz.

Her şey, tabir-i caizse “kabak gibi ortaya dökülecektir!”

Böylece öz kaynaklarımızın ne kadar olduğunu, kendi imkânlarımızla neleri yapabileceğimizi, neleri yapamayacağımızı az çok öğrenmiş oluruz!

Devletin (Tüm Kamunun) ve özel sektörün ne kadar iç ve dış borcunun olduğunu, bu borçların ülke ekonomisine hangi riskleri yüklediğini; cari açıklarımızın ve sıcak para ihtiyacımızın ne kadar olduğunu; ülke olarak neyi yaparsak borçlarımız ve açıkları azaltabileceğimizi; daha rahat ve az riskli sıcak parayı nasıl bulabileceğimizi çok daha iyi öğrenebiliriz.

İnsanlarımızın, esnaf ve sanatkârlarımızın kredi borçlarının ne kadar olduğunu, ne kadar borcun takipte olduğunu; bu borçlardan kurtulabilmeleri için ne gibi tedbirlerin alınabileceğini ve ekonomiyle ilintili diğer sorunlarımızın da nasıl giderileceğini en yetkili ağızlardan duymuş oluruz.

Fena mı olur?

Çok iyi olur ama bu biraz da cesaret ister!

Miting meydanlarında “sen yalan söylüyorsun” açıklamaları “yalancı” suçlamaları ve beraberinde yakışıksız ithamlar, efelik taslamalar almış başını gidiyor!

Bunun yerine “doğruları, gerçekleri tam olarak söylemiyorsun, işine geleni söylüyorsun, işine gelmeyeni söylemiyorsun; ülke olarak tüm doğruları bilmek istiyoruz” deseniz ne kaybedersiniz ki?

Güzel Türkçemizdeki “şeffaf olun”, “berrak olun”, “net olun” gibi daha kibar ve centilmence söylenecek güzelim deyimler varken; kabalık içeren ve kabadayılık taslayan çirkin, yakışıksız ve edep dışı söylemlere başvurulması hiç de hoş görülmüyor!

Bu söylemlerin insanlarımızı çok gerdiğini ve toplumumuzun da bundan hiç hoşlanmadığını çok iyi biliyorum!

Türk milleti buna layık değildir!

Son olarak nerede okuduğumu veya kimin söylediğini hatırlamadığım tespiti sizlerle paylaşmak istiyorum!

Yalan söylemeden insanları kandırıyorlar!

Nasıl mı?

Doğrulardan işine geleni söylersen, işine gelmeyeni söylemezsen, hem yalan söylememiş olursun, hem de doğruların tamamını söylemediğin için insanları kandırmış olursun!

Misal verelim:

2002 yılında iktidara gelen AKP’nin İMF’ye olan borcumuzu kapattığı doğrudur.

Ama bunun yanında, bu İMF kredisinin kullanılmayan kısımlarını kendilerinin kullandığı da doğrudur.

Bir başka doğru da; o tarihte Türkiye’nin toplam dış borcu 130 milyar dolar, şimdi ise 453 milyar dolar olduğudur.

Sadece ilk cümledeki doğruyu anlatırsan elbette ki yalan söylememiş olursun. Ama diğer doğruları da birlikte anlatmadığın için “yalan söylemeden insanları kandırmış” olursun!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

19 MAYIS ANISINA

  Bülent Vedat AYDEMİR Sayın Fethi Tevetoğlu’nun anlatımıyla “Mustafa Kemâl’in en yakın ve sevdiği gençlik, askerlik ve mücadele arkadaşlarından biri, onun büyüklüğünü ilk keşfeden sınıf arkadaşı: Şâir ve hatip; Milli mücadelemizde Türklüğe büyük hizmetlerde bunan kahramanlarımızdan Ömer Naci” beyin 1906 yılında Selanik’te, Vatan ve Hürriyet gizli cemiyet toplantısında yaptığı Konuşmasından; “Mustafa Kemal! Arkandayız, seni takip edeceğiz! Ölümler, cellâdlar, işkenceler bile bizi bu azmimizden çeviremeyecektir. Hürriyet verilmez, o ancak alınır. Zulüm ve istibdad altında inleyen bu ma’sum ve biçare milleti kurtaracağız! Yaşasın Hürriyet!” Atalarımız bizlere yaşanacak bir ülke bırakabilmek için 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktıla…

TÜRKİYE’NİN SOSYAL GÜNDEMİ YORUMSUZ…

TÜRKİYENİN SOSYAL GÜNDEMİ YORUMSUZ… Bülent Vedat AYDEMİR Uyuşturucu kullanımı raporlarına göre Türkiye’de  1990 yılında yaklaşık 381.200 kişi uyuşturucu madde kullanıyorken,  bu sayı 2016 yılında bu sayı 664.906 kişiye yükselmiş! Türkiye’de en fazla uyuşturucu madde kullanımı 25-29 yaş arasındaki kişilerde görülmüş! Bunu 30-34 yaş arasındaki kişiler takip ederken, en az 5-14 yaş arasındaki çocuklar olmuş; ancak yıllar içerisinde az da olsa çocuklarda kullanım oranında da artış olduğu gözlemlenmiş! Uyuşturucu madde kullananların yüzde 52,2. sini bekâr, yüzde 39,9’unu evli, yüzde 4’ünü ise boşanmış kişiler oluşturmuş! Uyuşturucu madde kullanımı ile ilişkili tedavi merkezlerine ayakta başvuruda yüzde 674, yatan h…

“ÇIRPINIRDIN KARADENİZ” VE ÜÇ TÜRKÇÜ – TURANCI AHMET CAVAD – ÜZEYİR HACIBEYLİ ve AZERİN…

“ÇIRPINIRDIN KARADENİZ” VE ÜÇ TÜRKÇÜ – TURANCI AHMET CAVAD – ÜZEYİR HACIBEYLİ ve AZERİN…   Bülent Vedat AYDEMİR  Sözleri Azerbaycan’ın millî şairi Ahmet Cavad Ohundzade’ye (1892-1937) Bestesi Ünlü Azerbaycanlı besteci ve fikir adamı Üzeyir Hacıbeyli’ye ( 1885- 1948) ait olan “Çırpınırdın Karadeniz” marşını her dinleyişimde bütün Türkçü-Turancılar gibi benim de gözlerim yaşarmış, çoğu zaman ağlamışımdır. Farklı coğrafyalarda yaşamalarına rağmen, bütün Türk dünyasının ortak sevinçlerinin, keder ve hüzünlerinin dile getirildiği en güzel eserlerden biri de, “Çırpınırdın Karadeniz” Marşı’dır. Dünyadaki bütün Türkçü-Turancıların vazgeçilmez marşı olarak da bilinen bu eseri seslendiren…

3 MAYIS YAKLAŞIRKEN… TÜRK TÜRKLÜĞÜNÜ, YÜCE YARADAN DA TÜRK’Ü KORUSUN!

3 MAYIS YAKLAŞIRKEN… TÜRK TÜRKLÜĞÜNÜ, YÜCE YARADAN DA TÜRK’Ü KORUSUN!   Bülent Vedat AYDEMİR  Türk, her zaman ve her yerde “güçlü olmak” mecburiyetindedir. Güçlü olabilmek için Türklük şuuruyla hareket etmek gerekir! Bu şuur yok ise güç de yok demektir! Türk ya güçlü olur, ya da yok olur! Çünkü Türk demek güçlü demektir! Güçlü olabilmek içinde liyakat sahibi, ülkede birlik ve beraberliği sağlayacak; En önemlisi de EVELEYE-GEVELEYE değil; Osmanlı’nın devşirdiği “Türkümsü Türkler” gibi değil, Makam ve servetin elden gitme tehlikesi oluştuğu zaman Türklüğünü hatırlayanlar gibi değil, Her zaman her hal ve şartlar altında göğsünü gere gere “BEN TÜRK’ÜM” diyen “TÜRKOĞLU TÜRKLERİN”…

Ons altın, 16 haftanın en düşük seviyesini gördü

Küresel piyasalarda azalan risk algısıyla gerileyen altının ons fiyatı, 18 Nisan'da 1.271,3 dolar ile 16 haftanın en düşük seviyesini gördü.ABD 10 yıllık tahvillerinin sakin seyri, azalan jeopolitik riskler ve küresel piyasalarda artan risk iştahının etkisiyle değer kaybeden ons altın, 18 Nisan'da 16 haftanın en düşük seviyesi olan 1.271,3 dolara geriledi. Değer kaybını üst üste 4. haftaya taşıyan altının ons fiyatı, geçen haftayı yüzde 1,15 azalışla 1.275,8 dolardan tamamladı."GÜÇLÜ DOLAR VE ABD FAİZLERİNDEKİ TOPARLANMA ONS ALTIN İÇİN NEGATİF HAVA YARATTI"GCM Yatırım Ekonomisti Enver Erkan, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, pek çok büyük merkez bankasının, küresel ekonomideki sorunlar yüzünden uyguladığı gevşek para politikaları…

ADALET sudur; akarsa, nimet yetişir: ZULÜM yanar ateştir, yaklaşanı yakar

ADALET sudur; akarsa, nimet yetişir: ZULÜM yanar ateştir, yaklaşanı yakar Bülent Vedat AYDEMİR  Zulüm kelimesi Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğünde“Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıygı, eziyet, cefa” olarak tanımlanır. Bazı dil bilimcileri de zulüm kelimesini haksızlık, eziyet, işkence, bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak, bir kişiye ısrarlı olarak kötü davranmak, baskı kullanmak, adaletsizlik yapmak, haddi aşmak, söz ve fiilde aşırı gitmek olarak tanımlamışlardır. İslâm Ansiklopedisine göre; İslâm ahlâk literatüründe zulüm konusu genellikle adaletle birlikte biri ahlâkî erdemler ve erdemsizlikler, diğeri siyaset ve hukuk bağlamında olmak üzer…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ