BÂB-AFRİN-İDLİP II

Bu haber 20 Eylül 2018 - 3:09 'de eklendi ve 1.025 kez görüntülendi.

   Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

Bundan sonraki iki belki de üç yazıda konumuz Afrin olacak.  Bâb ve Membiç üzerine gerek kitaplarımızda gerekse  bu sutünlarde  birçok yazı yazdık. Elbette artık Afrin zamanı, çünkü bu bölge Türkiye yönünden belki de Membiç’den daha önemli, özel bir yapısı var, tam şer gücü olarak teşkilâtlandırılmış bir bölge! Ayrılıkçı Kürtler buraya Kanton diyor! Hatırlanacağı üzere Gaziantep-Kilis-Hatay hudutlarımızı oluşturan Haleb’in Kürt yoğunluklu bu ilçesi topraklarımıza basit silâhlarla bir atış mesafesinde. Ayrıca sarp olan sınırlarımızdan her zaman giriş çıkış mümkündür. ABD burayı ayrılıkçı Kürtler için Akdeniz’e çıkış koridoru olarak plânlamıştı, proje hâlâ yürürlükte ve yıllardan beri PKK Amanoslar’a buradan çıkıyor, Suriye istihbaratı Reyhanlı olayları gibi hadiseleri kolay yapıyordu. Birkaç sefer gidip görme imkânımız oldu, bu fırsatı bahşedenlere şimdiden teşekkürler. Evet şimdi Afrin zamanı!

.

 

BÂB-AFRİN-İDLİP II

 

Bâb’ın IŞID ve PKK-PYD’den temizlenmesi için  Fırat Kalkanı Harekâtı 24 Ağustos 2016 günü başlamış ve 7 Ay gibi kısa sayılmayacak bir süre sonunda 24 Şubat 2017 tarihinde tamamlanmıştı.. Elbette kolay bir harekât değildi ve dünya ittifakı bile IŞİD’in üstesinden gelemiyordu; Türkiye’nin de bilhassa ayrılıkçılarla mücadelesi özellikle sınır kentlerinde devamlı huzursuzluk yaratıyor, bu durum zaman zaman ülkenin her yanında tezahür ediyordu. Fırat Kalkanı Harekâtı’nın şanssızlığı TSK’nın şöyle veya böyle bulaştırıldığı 15 Temmuz  ihânet  hareketinden hemen sonra başlatılmış olmasıdır. Elde edilen başarıyı düşünürken bilhassa bu hususu belirtmemiz ve TSK’nın hakkını vermemiz gerekiyor.

Osmanlı kayıtlarında “Yeni İl” diye geçen Bâb’da  Türkmen yoğunluğu bilhassa dikkat çekiyordu. Şimdi bu bölgede hayat normal, mahalli otoriteler  devlet görevi yapıyor; bir yandan ÖSO bir yandan da TSK  güvenlik ve huzuru sağlıyor. Bâb’ın sınırlarımıza kavuşan bölgesinde 400’e yakın Türkmen köy ve mezrası bulunmaktadır. Bu köyler elbette Fırat’ın doğusu Menbiç  bölgesinden  Kobani-Kamışlı’ya kadar devam ediyor; aslında  Kürt yerleşimi Irak istikametinde devam ediyor, dolayısıyla buradan sonra  başlıyor ve  Barzani  ile birleşiyor. Elbette Türkmen köyler de var;  işin ilginç yanı buralara serpiştirilmiş Kürt varlığı Baas devrinde Suriye’nin çeşitli bölgelerinden kasıtlı olarak tehcir edilmiş topluluklardır. Bab’da Türkmen nüfusu rahat bir nefes almıştır.

Membiç için Türkiye ABD ile “Şeytan Oyunu” oynuyor, kimin eli kimin cebinde belli değil! Müşterek hareket etme ve PYD/PKK’yı daha doğuya gönderme işi de çok anlaşılmış değil. Türkiye baştan beri Membiç’in Arap kenti olduğunu savunuyor; halbuki şunun şurasında 125 yıl evvel buraya iskan edilen Kafkas göçmenlerinin âile âile hatta fert fert arşiv kayıtları elimizdedir. Türkmenler’ın zayıfladığından mı nedir, Türkiye Membiç veya genel olarak  Suriye coğrafyasında dış siyasette  Irak’da olduğu gibi Türkmen kartına oynamıyor. Halbuki en azından Bâb’da yeterli Türkmen demografi bulunmaktadır.

Carablus adı verilen Bâb taşrasında bugün sağlam bir huzur ortamı gerçekleştirilmiştir. Elektrik ve su su gibi temel ihtiyaçlar Türkiye’nin de yardımları ile yanan Suriye’nin cazibe merkezleri hâline gelmiştir. IŞİD ve PYD/PKK tahakkümü yok, halk kendini kendi idareleri ile  sağlama almıştır. O sebeble Türkiye’de göçmen olarak bulunan birçok âile ve topluluk vatanlarına dönmüşlerdir. Piyasada aradığınız her şeyi bulmak ve ihtiyaçları karşılamak mümkün. Fevkâlede serbest bir ticaret ortamı sağlamıştır, çarşı ve pazar oldukça canlı, eksik olan her şey Türkiye’den sağlanmaktadır. Artık Türkmenler üvey evlât değildir ve Arap halk ile tam bir kaynaşma ve mutabakat içinde yaşamaktadır; bir yandan ÖSO bir yandan da TSK güvenliği sağlamaktadır. Bâb artık herhangi bir güvenli ülke bölgesinden daha güvenli.

Afrin-Kilis 95 km., en küçük füze ve top menzilinde. Kuzey doğusu Azez Kilis sınır bölgesi, az batısında Solaklı, Solaklı’nın güneyi Halil Uşağı Ovası. Güney ve güney doğu Dâbık, hani şu Mercidâbık’ın orta şehri. Aslında Türkler Afrin’in tamamına Mercidâbık derler. Afrin kervan geçmez kuş konmaz kabilinden taşlar üzerine kurulu çok eski sayılmayan bir belde. Esasında Kürtler buraların gerçek sahipleri olsalardı Afrin ovanın merkezinde olması gerekliydi, tıpkı Dâbık gibi! İlginçtir ki güneye doğru eskiden eşkıya yatağı olan ve güney folklorumuzda Suriye Dağları denen  leçelikler hep Kürtlerle kaplıdır  ve bugünkü münbit zeytinliklere  sonradan inmişlerdir, tıpkı Diyarbakır ve Güney Doğu Anadolu’da olduğu gibi!

Bundan sonraki iki, belki de üç yazıda konumuz Afrin  olacak.  Bâb ve Membiç üzerine gerek kitaplarımızda gerekse bu sütunlarda birçok yazı yazdık. Elbette artık Afrin zamanı, çünkü bu bölge Türkiye yönünden belki de  Membiç’den daha önemli, özel bir yapısı var, tam şer gücü olarak teşkilâtlandırılmış bir bölge! Ayrılıkçı Kürtler buraya Kanton diyor! Hatırlanacağı üzere Gaziantep-Kilis-Hatay hudutlarımızı oluşturan Haleb’in Kürt yoğunluklu bu ilçesi topraklarımıza basit silâhlarla bir atış mesafesinde. Ayrıca sarp olan sınırlarımızdan her zaman giriş çıkış mümkündür. ABD burayı ayrılıkçı Kürtler için Akdeniz’e çıkış koridoru olarak plânlamıştı, proje hâlâ yürürlükte ve yıllardan beri PKK Amanoslar’a buradan çıkıyor, Suriye istihbaratı Reyhanlı olayları gibi hadiselere kolay yapıyordu. Birkaç sefer gidip görme imkânımız oldu, bu fırsatı bahşedenlere şimdiden teşekkürler. Evet şimdi  Afrin zamanı!

Hadi kolay gelsin.

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments